Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Gül yüzünden ayru cânâ sîne biryân oldı gel
Bülbül-i cân gice gündüz zâr u giryân oldı gel
Mû-miyânun hayret ile kılca kaldı cân meded
Ârzû-yı zülfün ile dil perîşân oldı gel
Görmeyelden sünbülünle gabgabun ey serv-kad
Gülşen-i ‘âlem bana bend ile zindân oldı gel
Hastedür gönlüm hevâ-yı zülfüne eyler heves
Derd-i bî-dermânuma vaslun çü dermân oldı gel
İntizâr-ı vaslun ile geçdi ‘ömri Şâhînün
Pâdişâhum lutf irüp nâz ise oran oldı gel
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevgilim, gül yüzünden ayrı göğüs kebap oldu, gel; can bülbülü gece gündüz inleyen ve ağlayan oldu, gel.
2. İmdat, kıl gibi ince belinin hayretiyle can kıl kadar kaldı; saçının arzusuyla gönül perişan oldu, gel.
3. Ey servi boylu, sümbül saçını ve gerdanını görmeyeli dünyanın gül bahçesi bana bağlı bir zindan oldu, gel.
4. Gönlüm hastadır, saçının havasını arzular; dermansız derdime vuslatın derman olduğundan, gel.
5. Şâhî'nin ömrü vuslatını beklemekle geçti; padişahım, lütfet, naz ise ölçüsünü buldu, gel.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır ve neşirde 32a varak imi dördüncü beytin sonunda yer alır. Redif "oldı gel", kafiye "biryân, giryân, perîşân, zindân, dermân, oran" kelimelerindeki "-ân" sesidir; son beyitteki "oran" kısa ünlüsüyle bu sese tam uymaz. "Oldı gel" Kılıç'ın redif listesinde yer alır. Mahlas son beyitte geçer.
Anlam ve Söz Sanatları
Her beytin "gel" diye bitmesi, gazeli baştan sona bir davete ve yakarışa dönüştürür. Her beyitte âşık, sevgilinin yokluğunda başına gelen bir şeyi sayar ve ardından onu çağırır. Matlada gül ile bülbül mazmunu kullanılır: gül yüzden ayrı kalan göğüs kebap olmuş, can bülbülü gece gündüz inler olmuştur. İkinci beyitte "mû-miyân" (kıl bel) ile "kılca kalmak" arasında yine bir söz oyunu vardır; can, kıl kadar ince bele duyulan hayretle kıl kadar kalmıştır.
Üçüncü beyit dikkat çekici bir tablo kurar. Sümbüle benzeyen saç ile "gabgab" (gerdan, çene altı) görülmeyince dünyanın gül bahçesi âşığa bağlı bir zindan olmuştur. Divan şiirinde saç zincire, çene çukuru kuyuya benzetilir. Bu beyitteki "bend" (bağ) ve "zindân" kelimelerinin saç ve çene ile karşılık kurduğu düşünülebilir; bu okuma bizimdir. Dördüncü beyit hastalık ve ilaç dilini kullanır: gönül hastadır, derdin dermanı ise vuslattır. "Hevâ" kelimesi hem arzu hem de hava anlamına gelir ve saçın havası ile gönlün arzusu arasında bir tevriye oluşturur.
Makta beytinde şair "pâdişâhum" diye seslenir ve ömrünün vuslatı beklemekle geçtiğini söyler. "Nâz ise oran oldı" sözü kapalıdır. Eski Türkçede "oran" ölçü demektir; söz, "naz ölçüsünü buldu, artık yeter" biçiminde anlaşılabilir. Aynı kelime 1, 10 ve 14. murabbalarda "oranı yok" (ölçüsü yok) biçiminde geçer; 155. gazelde ise "Oran oldı ol âfetden yeter cevr ü cefâ geldi" mısraında aynı söz "yeter" ile birlikte kullanılır. Bu açıklama bizimdir. Padişah hitabı, intizar ve lütuf isteği gazelin babaya yönelik okunabileceğini düşündürebilir; ancak ilk dört beyit tamamen sevgiliye yazılmış bir aşk şiiri dilindedir ve divan şiirinde padişah hitabı sevgili için de kullanılır. Gazelde tarih ya da olay işareti yoktur.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 87-88, gazel no. 85 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 32a); ayrıca s. 29 (redif listesi), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






