Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Çarh-ı hüsnün mihr-i ‘âlem-tâbıdur yârum benüm
Bir Hümâdur evc-i istignâda dil-dârum benüm
Deldi bagrum gamzesi tîriyle yâ kıldı kadüm
Ol harâmi gözli ol kattâl-i hûn-hârum benüm
Men’ kılmazsan eger ey dost bâd-ı lutf ile
Seyle virür ‘âlemi bu çeşm-i hûn-bârum benüm
Döndi benzüm bâd-ı hecr ile hazân yapragına
Yüzüme bak rahm kıl ey lâle-ruhsârum benüm
Her kaçan giryân görse Şâhîyi şâdân olur
Ol vefâsuz cevri çok yâr-ı cefâ-kârum benüm
Günümüz Türkçesiyle
1. Benim sevgilim güzellik göğünün dünyayı aydınlatan güneşidir; gönlümü alan sevgilim, ilgisizlik ve nazın doruğunda bir Hüma kuşudur.
2. O harami gözlü, o kan dökücü, kan içici sevgilim kirpik bakışının okuyla bağrımı deldi ya da boyumu yay etti.
3. Ey dost, eğer lütuf rüzgârıyla engel olmazsan, bu kan yağdıran gözüm dünyayı sele verir.
4. Ayrılık rüzgârıyla rengim güz yaprağına döndü; ey lale yanaklım, yüzüme bak, acı.
5. O vefasız, eziyeti çok, cefakâr sevgilim Şâhî'yi ne zaman ağlarken görse sevinir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-um benüm", kafiye "yâr, dil-dâr, hûn-hâr, hûn-bâr, ruhsâr, cefâ-kâr" kelimelerindeki "-âr" sesidir. Kılıç "benüm" redifini divandaki redifler arasında sayar. Gazel neşirde 33a varakına düşer. Kılıç'ın dipnotuna göre divanda on gazel "benüm" redifiyle yazılmıştır ve bunlar art arda sıralanmamış, araya başka kafiyeli gazeller girmiştir. Dipnotta verilen numaralar (88, 89, 90, 92 …) bu bölgede metindeki numaraların bir eksiğidir; bu gazel orada 88 numarayla anılır. Hemen ardından gelen 90. ve 91. gazeller de aynı redifi taşır.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla sevgiliyi iki yüksek imgeyle tanıtır: güzellik göğünün güneşi ve "evc-i istignâ"da, yani nazın ve kimseye ihtiyaç duymayışın doruğunda uçan Hüma kuşu. Hüma, divan şiirinde gölgesi düştüğü kişiye talih getiren kuştur; onun yüksekte uçması sevgilinin ulaşılmazlığını anlatır. İkinci beyitte "yâ" kelimesi iki türlü okunabilir: "ya da" bağlacı ve "yay". Mısra hem "bağrımı deldi ya da boyumu büktü" hem de "bağrımı deldi, boyumu yay etti" anlamına gelir; ok ile yay arasındaki tenasüp ikinci okumayı güçlendirir. Bu tevriye okuması bizimdir. "Harâmî gözli" sıfatı gözü yol kesen bir eşkıyaya benzetir; "kattâl" ve "hûn-hâr" sözleri de bu dizinin devamıdır.
Üçüncü beyitte gözyaşı sel olur ve dünyayı basmakla tehdit eder; buna ancak sevgilinin "lütuf rüzgârı" engel olabilir. Kan yağdıran göz ile sel arasındaki abartı, divan şiirinin bilinen mübalağalarındandır. Dördüncü beyitte ayrılık rüzgârı âşığın yüzünü güz yaprağı gibi sarartır ve buna karşı sevgilinin "lâle-ruhsâr", yani kırmızı yanaklı oluşu konur. Sarı ile kırmızı arasındaki bu renk karşıtlığı beytin bütününe yayılır. Son beyit, âşığın gözyaşına sevinen sevgilinin acımasızlığıyla biter; "giryân" (ağlayan) ile "şâdân" (sevinen) kelimeleri tezat oluşturur.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 89-90, gazel no. 89 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 33a); ayrıca s. 29 (redifler ve dipnot 73: "benüm" redifli gazeller), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






