Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Dil-pezîrüm dil-pesendüm dil-sitânumsın benüm
Rûh-perver cân-fezâ rûh-ı revânumsın benüm
Tende cân içinde cânsın ol sebebdendür dirüm
Sana rûhum mahrem-i râz-ı nihânumsın benüm
Gülşen-i kûyunda ben bir bülbül-i nâlânunam
Ey yüzi gül lâle-had serv-i revânumsın benüm
Bende-i nâ-çîzünem rahm eyle düşdüm pâyuna
Pâdişâh-ı kâm-bahş u kâmrânumsın benüm
Böyle inler miydi Şâhî derdmendün olmasa
Tanrı hakkı bâ’is-i âh u figânumsın benüm

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönlümün kabul ettiği, gönlümün beğendiği, gönlümü alan sevgilimsin; ruhu besleyen, canı artıran, akıp giden diri ruhumsun benim.

2. Bedende can, canın içinde de cansın; bu yüzden sana "ruhum, gizli sırrımın mahremisin" derim.

3. Senin mahallenin gül bahçesinde inleyen bir bülbülüm; ey yüzü gül, yanağı lale, salınarak yürüyen servim benim.

4. Senin değersiz kulunum, acı bana, ayağına düştüm; sen dilek bağışlayan, muradına ermiş padişahımsın.

5. Senin dertlin olmasaydı Şâhî böyle inler miydi; Allah hakkı için ahımın ve feryadımın sebebi sensin.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-umsın benüm", kafiye "dil-sitân, revân, nihân, revân, kâmrân, figân" kelimelerindeki "-ân" sesidir. Matladaki "revân" kafiyesi üçüncü beyitte yeniden kullanılır, fakat anlam değişir: ilkinde "rûh-ı revân" akıp giden, diri ruhtur, ikincisinde "serv-i revân" salınarak yürüyen servidir. Kılıç bu şiiri divandaki "benüm" redifli on gazel arasında sayar; dipnot 73'te gazel "90" numarasıyla geçer, çünkü girişteki numaralar bu bölgede metindekinin bir eksiğidir. Neşirde 34a varak imi dördüncü beytin sonundadır. Kime yazıldığı neşirde belirtilmez.

Gazel, neşirde kendisinden önce gelen 90. gazelle aynı vezni, redifi ve kafiyeyi paylaşır. Bu gazelin ilk mısraı, 90. gazelin ikinci beytinin ikinci mısraıyla harfi harfine aynıdır; üçüncü beyitteki "yüzi gül lâle-had serv-i revân" söyleyişi de 90. gazelin dördüncü beytinde geçer. İki şiirin aynı zeminde art arda kurulmuş denemeler olması muhtemeldir; neşirde bu konuda not yoktur ve tespit bizimdir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla "dil" (gönül) ile kurulmuş üç Farsça birleşik sıfatla açılır: dil-pezîr, dil-pesend, dil-sitân. İkinci mısrada dizi "rûh-perver" ve "cân-fezâ" ile sürer. Sıfatların bu şekilde art arda dizilmesi sevgiliyi gönlün ve ruhun bütün karşılıklarıyla adlandırır ve mısraya belirgin bir ahenk verir. İkinci beyitteki "tende cân, cân içinde cân" söyleyişi, sevgilinin canın da özü olduğu düşüncesine dayanır; "mahrem-i râz-ı nihân" ise gizli sırrı bilen tek yakındır.

Üçüncü beyit gül ile bülbül mazmununu kurar: sevgilinin mahallesi gül bahçesi, âşık ise orada inleyen bülbüldür. Gül, lale ve servi bir arada anılarak beyitte bir tenasüp oluşur. Dördüncü beyitte dil saray diline döner: âşık "bende-i nâ-çîz" (değersiz kul), sevgili "pâdişâh-ı kâm-bahş u kâmrân"dır. "Kâm" kelimesinin "kâm-bahş" (murat veren) ve "kâmrân" (muradına eren) içinde iki kez yer alması bir ses oyunu kurar. Padişah hitabı divan şiirinde sevgili için de kullanıldığından, bu beyitten belirli bir muhatap çıkarmak mümkün değildir. Son beyitte mahlas üçüncü kişiden anılır ve "Tanrı hakkı" yeminiyle gazel konuşma diline yaklaşan sade bir söyleyişle kapanır.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 90-91, gazel no. 91 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 34a); ayrıca s. 29 (redifler ve dipnot 73: "benüm" redifli gazeller) ve s. 90 (90. gazel), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar