Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Çok zemândur görmedüm n’eyler ki cânânum benüm
Gönlümün eglencesi ol şâh-ı hûbânum benüm
Gözlerüm nergis gibi yollardadur lutf it yetiş
Bâg-ı ‘ömrüm hâsılı serv-i hırâmânum benüm
Cümle nazm ehli gulâmundur bu şîrîn nutk ile
Mülk-i nazmun Hüsrevisin ey güzel hânum benüm
‘Asker-i hicrân tâlân itmesün dil mülkini
Rahm kıl ben bendene ey şâh-ı devrânum benüm
Şâhînün budur du’âsı devlet ile haşre dek
Müstedâm ol dünyede devletlü sultânum benüm

Günümüz Türkçesiyle

1. Sevgilimi çoktandır görmedim, ne yapıyor acaba; gönlümün eğlencesi olan o güzeller şahım benim.

2. Gözlerim nergis gibi yollarda kaldı, lütfet, yetiş; ömür bahçemin ürünü, salınarak yürüyen servim benim.

3. Bütün şiir ehli bu tatlı sözünle senin kölendir; ey benim güzel hanım, sen şiir ülkesinin Hüsrev'isin.

4. Ayrılık askeri gönül ülkesini yağmalamasın; ey devrin şahı, ben kuluna acı.

5. Şâhî'nin duası şudur: ey benim devletli sultanım, dünyada mahşere dek devletle sürekli ol.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "benüm", kafiye "cânân, hûbân, hırâmân, hân, devrân, sultân" kelimelerindeki "-ân" sesi ve onu izleyen "-um" ekidir. Kılıç gazeli "benüm" redifli on gazel arasında sayar; dipnot 73'te "96" numarasıyla geçer, çünkü bu bölgede girişteki numaralar metindekinin bir eksiğidir. Neşirde 36b varak imi üçüncü beytin sonundadır.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla bir hal hatır sorusuyla açılır: "çoktandır görmedim, ne yapıyor". Bu sade, neredeyse konuşma diline yakın giriş, gazelin geri kalanındaki saray hitaplarıyla karşıtlık kurar. İkinci beyitte gözler nergise benzetilir. Divan şiirinde nergis, ortasındaki sarı göbeğiyle açık duran bir göz gibi düşünülür; "yollarda kalmak" da birini beklerken gözü yoldan ayırmamak demektir. Beklemenin süresi, nergisin yol kenarında hep açık duruşuyla anlatılmış olur.

Üçüncü beyitte sevgili "mülk-i nazm"ın, yani şiir ülkesinin Hüsrev'idir ve bütün şairler onun kölesidir. "Hüsrev" ile "şîrîn nutk" (tatlı söz) yan yana gelince Hüsrev ile Şîrîn hikâyesi akla gelir; "şîrîn" kelimesi hem "tatlı" anlamında, hem de hikâyenin kahramanı Şîrîn'i hatırlatacak biçimde kullanılmıştır. Bu, tevriyeye yakın bir söyleyiştir. Dördüncü beyitte "'asker-i hicrân" (ayrılık askeri) ve "dil mülki" (gönül ülkesi) istiareleri, ayrılığı bir ülkenin yağmalanmasına benzetir. Son beyit gazeli bir dua ile kapatır.

Tarihî Bağlam

Kılıç bu gazeli anmaz. Bununla birlikte, şiirdeki üç işaret bir hükümdara, büyük ihtimalle Kanuni'ye yönelmiş olabileceğini düşündürür. Sevgili şiir ülkesinin hükümdarı olarak övülür; Kanuni Muhibbî mahlasıyla şiir yazan bir padişahtı. Makta beyti, bir sultana mahşere dek devlet dileyen açık bir duadır; Kılıç da divanın ikinci gazelini Kanuni'ye ithaf edilmiş sayarken, onun gölgesinin haşre dek eksik olmaması duasına dikkat çeker. Matladaki "çoktandır görmedim" sözü ise Kılıç'ın babasını görme arzusunu dile getirdiğini düşündüğü "göresim geldi seni" redifli gazelin (girişte "G157") havasına yakındır. Bu bağlantılar bizim okumamızdır; şiirde ad ya da tarih yoktur.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 94, gazel no. 97 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 36b); ayrıca s. 29 (dipnot 73: "benüm" redifli gazeller), s. 33 (babasını görme arzusu, "G157") ve s. 36 (ikinci gazelin Kanuni'ye ithafı), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
  • "Muhibbî", TDV İslâm Ansiklopedisi (atıf maddesi: Kanûnî Sultan Süleyman'ın şiirlerinde kullandığı mahlas; bk. Süleyman I), https://islamansiklopedisi.org.tr/muhibbi.

Çevrimiçi kaynaklar