Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Bendesine kılmış ol şâhum selâm
Hak Te’âlâ ‘ömrin itsün müstedâm
Müjde virdüm bu selâma cânumı
İrdi haste cânuma dermân-ı tâm
Şem’-veş yandum firâkun nârına
‘Âşıkun çün kârı yanmakdur müdâm
Giceler bülbül gibi âh eylerem
Bâg-ı hüsnünden ırag ey gonce-fâm
Sensüz ey ârâm-ı cânum Şâhîye
Dünyede dirlik harâm oldı harâm

Günümüz Türkçesiyle

1. O şahım kuluna selam göndermiş; Yüce Allah onun ömrünü daim etsin.

2. Bu selama müjdelik olarak canımı verdim; hasta canıma tam bir derman erişti.

3. Ayrılığının ateşinde mum gibi yandım; çünkü âşığın işi her zaman yanmaktır.

4. Ey gonca renkli sevgili, güzelliğinin bahçesinden uzakta geceler boyu bülbül gibi ah ederim.

5. Ey canımın huzuru, sensiz Şâhî'ye dünyada dirlik haram oldu, haram.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kılıç bu kısa remel kalıbıyla divanda on bir Türkçe gazel yazıldığını belirtir. Gazelin redifi yoktur; kafiye "selâm, müstedâm, tâm, müdâm, fâm, harâm" kelimelerindeki "-âm" sesidir. Kısa vezin ve redifsiz yapı, şiire bir mektup ya da kısa bir cevap havası verir. Neşirde 37a varak imi gazelin başındadır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, şahın kuluna gönderdiği bir selamla açılır. Şair ilk tepki olarak şahın ömrü için dua eder, ikinci beyitte de bu selama "müjdelik" olarak canını verdiğini söyler. Müjdeli haber getirene armağan vermek eski bir âdettir; burada armağan canın kendisidir ve karşılığında hasta cana tam bir derman gelmiştir. Üçüncü ve dördüncü beyitler klasik mazmunlara döner: âşık ayrılık ateşinde eriyen mumdur, gül bahçesinden uzak düşmüş bülbüldür. Mum ile ateş ve yanmak, bülbül ile bahçe ve gonca arasında tenasüp vardır.

Son beyitteki "dirlik" kelimesi iki anlamlı okunabilir. Gündelik anlamıyla huzur içinde yaşamak demektir; Osmanlı idaresinde ise devlete ait toprakların askerî ve idarî amaçlarla tahsisine dayanan sistemin, yani timarın bir adıdır. Sancak beyi olan bir şehzadenin kaleminden çıkan "dünyada dirlik harâm oldı" mısraı, bu ikinci anlamı da çağrıştırabilir; bu tevriye ihtimali bizim okumamızdır. Mısra sonundaki "harâm oldı harâm" tekrarı vurguyu artıran bir tekrirdir.

Tarihî Bağlam

Kılıç bu gazeli anmaz. Ancak Kılıç'ın babasından mektup bekleyen bir oğlun sesini taşıdığını söylediği şiirler arasında 42. gazelin "Nâme-i cân-bahşun ile yâd idersen tîz tîz / Pâdişâhum Şâhîye gâyet büyük ihsândur" beyti (girişte "G43/5") vardır. Bu gazel aynı beklentinin karşılık bulduğu bir anı anlatıyor gibidir: şah kuluna selam göndermiş, kul da buna canını müjdelik vermiştir. İlk beyitteki ömür duası da bir hükümdara yöneltilen söyleyişlerdendir. Gazelin babaya yazılmış olabileceği yalnız bizim okumamızdır; şiirde ad ya da tarih yoktur.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 95, gazel no. 99 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 37a); ayrıca s. 29 (vezinler) ve s. 32 (babadan mektup bekleyen oğul, "G43/5"), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
  • "Dirlik", TDV İslâm Ansiklopedisi (atıf maddesi; bk. Timar), https://islamansiklopedisi.org.tr/dirlik.

Çevrimiçi kaynaklar