Özgün Metin

Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fe’ûlün

Lebüne benzedürdüm la’l-i nâbı
Eger bir zerre denlü olsa cânı

Günümüz Türkçesiyle

1. Eğer bir zerre kadar canı olsaydı, saf lal taşını senin dudağına benzetirdim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Onuncu müfred "mefâ'îlün mefâ'îlün fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. İki mısra "nâbı" ve "cânı" kelimeleriyle biter; ikisinde de uzun "â" ve sondaki "-ı" ortaktır, ama kafiyenin dayandığı ünsüzler (b ve n) farklıdır. Bu yüzden beyit tam kafiyeli sayılmaz; ses benzerliği ancak yarım bir kafiye duygusu verir. Bu tespit bizimdir. Neşirde varak imi yoktur. Sonraki müfredin numarasının yanında [64a] imi bulunur.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyit, divan şiirinde dudak için en sık kullanılan benzetmelerden birini, kırmızı lal taşını ele alır ve onu yetersiz bulur. "La'l-i nâb", saf, katışıksız lal demektir; rengi ve parlaklığı bakımından sevgilinin dudağına en çok yaklaşan nesnedir. Şair, lali dudağa benzetebilmek için tek bir şartın eksik olduğunu söyler: lalde can yoktur. Klasik şiirde sevgilinin dudağı "cân-bahş"tır, yani can bağışlar; konuştuğunda ya da güldüğünde âşığa hayat verir. Taş ise cansızdır. Böylece benzetme, bir şart cümlesi içinde hem kurulur hem bozulur ve sevgilinin dudağı lalden üstün tutulur. Bu söyleyiş teşbih-i tafdil örneğidir. "Bir zerre denlü" (bir zerre kadar) ifadesi, aradaki farkın ne kadar küçük göründüğünü ama aşılamaz olduğunu vurgular: lalin dudak olması için bir zerre can yeterdi, o da yoktur. Dudak ile lal arasındaki bağ divanda o kadar yerleşiktir ki ikinci mesnevide "la'l" kelimesi doğrudan dudak yerine kullanılır: "Ciger hûn oldı la'lün hasretinden". Orada benzetme istiareye dönüşmüştür; bu müfred ise aynı benzetmeyi sorgulayarak geri çevirir. Dördüncü müfredde dudağın şaraba benzetilmesiyle birlikte düşünüldüğünde, Şâhî'nin tek beyitlerinde dudak imgesinin farklı yönlerden yeniden ele alındığı görülür. Lal ile can arasında, klasik şiirde lalin taş içinde güneşin etkisiyle olgunlaştığına dair inanış yüzünden ayrı bir bağ da kurulabilir; beyit bu inanışa açıkça değinmez. Beyitte tarihî bir işaret yoktur.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 148, müfred no. 10 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar