Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Hûb sevmen diyü vâ’iz halka dün pend eyledi
Çekdi mahbûbı nezâketle ‘aceb bend eyledi

Günümüz Türkçesiyle

1. Vaiz dün halka "güzelleri sevmeyin" diye öğüt verdi; (sonra) sevgiliyi incelikle çekti, ne tuhaf bir tuzak kurdu. (Beyit iki türlü okunabilir: ikinci mısra "vaiz sözü güzele getirip dinleyenleri ona tuhaf biçimde bağladı" diye de anlaşılabilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

On üçüncü müfred "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır ve PDF'in 149. sayfasındaki ilk müfreddir. Beyit musarra'dır: "pend" ile "bend" kafiye, "eyledi" rediftir. Kafiye kelimeleri yalnız ilk harfleriyle ayrılır; "p" ile "b" arasındaki bu küçük fark, iki kelime arasında cinas-ı lâhik denilen eksik bir cinas kurar. Öğüt (pend) ile bağ ya da tuzak (bend) arasındaki ses yakınlığı, beytin bütün anlamını taşıyan bir karşıtlığa dönüşür. Neşirde varak imi yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyit, divan şiirinin en sevilen tiplerinden biri olan vaizi ya da zahidi konu alır. Klasik şiirde vaiz, halka güzellerden ve şaraptan uzak durmayı öğütleyen, ama sözüyle işi birbirini tutmayan bir kişi olarak alaya alınır. Birinci mısrada vaiz kürsüden "güzel sevmeyin" diye öğüt verir. İkinci mısra iki türlü okunabilir. Birinci okumada vaiz, öğüdünün hemen ardından kendisi bir güzeli "nezaketle" yanına çekmiş, ona tuzak kurmuştur; böylece beyit, ikiyüzlü zahit mazmununun kısa ve keskin bir örneği olur. İkinci okumada "mahbûb" sözü vaizin konuşmasının konusu sayılır: vaiz, güzellerden söz ederken onları öyle incelikle anlatmıştır ki dinleyenleri onlara bağlamıştır; yasakladığı şeyi istenir hâle getirmiştir. "Bend" kelimesinin hem bağ, hem tuzak, hem de hile anlamı taşıması bu iki okumayı mümkün kılar. Biz birinci okumayı esas aldık; ikincisi de metne uygun düşer. "'Aceb" kelimesi, şairin olaya tanıklık eden birinin şaşkınlığıyla konuştuğunu gösterir. "Dün" zarfı da beyte bir hikâye havası verir; şiir genel bir hükümle değil, dün yaşanmış bir sahneyle başlar. Pend ile bend arasındaki cinas, öğüdün kendisinin bir tuzak olduğunu ses düzeyinde de hissettirir. Vaizle alay etmek divan şiirinde bir gelenektir ve bu beytin belli bir kişiyi hedef aldığına dair bir işaret yoktur. Kılıç, divanda güzellerden ve aşktan söz eden şiirlerin az olduğunu ve bunların divan şiirinin genel çerçevesi içinde kalıp ifadelerle örüldüğünü belirtir; bu müfred de o küçük grubun alaycı bir örneğidir.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 149, müfred no. 13 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); ayrıca s. 40 (güzellik ve aşk konulu şiirler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar