Özgün Metin
Vezin: Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün
Kâkülin barmagına her kaçan ol yâr tolar
Bûy-ı misk ile mu’attar olup âfâk tolar
Günümüz Türkçesiyle
1. O sevgili kâkülünü ne zaman parmağına dolasa, ufuklar misk kokusuyla kokulanıp dolar.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
On dördüncü müfred "fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilün" kalıbıyla yazılmıştır; Kılıç'ın dökümünde bu kalıpta yazılmış iki Türkçe müfredden biridir, ötekisi beşinci müfreddir. Neşirde [64b] varak imi ikinci mısraın sonunda durur. Beytin redifi "tolar" kelimesidir. Redif önündeki kafiye kelimeleri "yâr" ile "âfâk" ise yalnız uzun "â" sesinde buluşur, son ünsüzleri (r ve k) farklıdır; bu bakımdan kafiye zayıftır. Bu gözlem bizimdir. Beytin ses değeri asıl redifte toplanır: iki "tolar" kelimesi yazılışça aynı, anlamca farklıdır.
Anlam ve Söz Sanatları
Birinci mısradaki "tolar", eski Türkçedeki "tolamak" (dolamak) fiilinden gelir: sevgili kâkülünü parmağına dolar. İkinci mısradaki "tolar" ise "tolmak" (dolmak) fiilindendir: ufuklar misk kokusuyla dolar. Redifin iki ayrı fiilden gelen iki ayrı anlamla kullanılması tam cinastır ve beyit bütünüyle bu cinas üzerine kurulmuştur. Divan şiirinde sevgilinin saçı ya da kâkülü siyah rengi ve güzel kokusu yüzünden miske benzetilir. Misk, Orta Asya'daki misk ceylanından elde edilen değerli bir koku maddesidir ve klasik şiirde hem siyahlığın hem de güzel kokunun simgesidir. Şair küçük bir hareketten, sevgilinin parmağıyla kâkülünü dolamasından, dünya ölçüsünde bir sonuç çıkarır: bütün ufuklar kokuyla dolar. Bu abartma mübalağa sanatının tipik bir örneğidir; daha doğrusu, aklen mümkün ama âdeten imkânsız olduğu için tebliğin ötesine geçen bir iğraktır. "Kâkül", "misk", "bûy" ve "mu'attar" kelimeleri arasında bir tenasüp vardır. "Her kaçan" (her ne zaman) ifadesi olayı tekrarlanan bir alışkanlık olarak sunar; sevgili kâkülüyle oynadıkça dünya yeniden kokulanır. Beytin hafif ve neşeli tonu, aynı yaprakta yer alan öteki müfredlerin hüzünlü sesinden ayrılır. Kâkül Şâhî'nin müfredlerinde başka yerlerde de geçer: ikinci müfredde dağılan kâkülün her teli âşığın gözüne yılan gibi görünür, altıncı müfredde ise yanağı örten bir gece perdesidir. Bu müfredde kâkül, korkutucu ya da örtücü değil, dünyayı güzelleştiren bir güçtür. Beytin kime yazıldığına dair bir işaret yoktur.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 149, müfred no. 14 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, [64b] imi ikinci mısraın sonunda); ayrıca s. 29 (vezin dökümü), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






