Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Bulmadum ‘âlemde dermân gitdi derd ü hasrete
Hey ne müşkil kâr imiş sabr u tahammül fürkate

Günümüz Türkçesiyle

1. Dünyada derman bulamadım, (ömrüm) dert ve hasrete gitti; ayrılığa sabretmek ve katlanmak, hey, ne zor işmiş. (İlk mısra "dert ve hasrete gidecek bir derman bulamadım" diye de anlaşılabilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

On beşinci müfred "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. İki mısra "hasrete" ve "fürkate" kelimeleriyle biter. Bugünkü yazımda "-ete" ile "-ate" farklı görünür; ama Arap harfli yazıda iki kelime de aynı "t" harfi ve yönelme ekiyle biter, kalın ve ince ünlü farkı yazıda gösterilmez. Bu yüzden beyit musarra' sayılabilir; kafiye "-t" sesine ve ortak eke dayanır. Neşirde varak imi yoktur; bir önceki müfreddeki [64b] iminden sonra gelir.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyit, ayrılık acısını bir hekimlik dili içinde anlatır. "Dermân" (ilaç, çare), "derd" (hastalık, acı) ve "sabr u tahammül" (sabır ve katlanma) kelimeleri, klasik şiirde aşkın bir hastalık, sevgilinin de tek hekim olarak düşünülmesinden doğan bir tenasüp kurar. Birinci mısraın "dermân gitdi derd ü hasrete" bölümü iki türlü anlaşılabilir. Birinci okumada "gitdi" fiilinin öznesi söylenmemiş bir "ömrüm" ya da "ben"dir: âşık dünyada çare bulamamış, ömrü dert ve hasret içinde geçip gitmiştir. İkinci okumada "dermân" ile "gitdi" bir sıfat cümlesi gibi birleşir: "derde ve hasrete gidecek (onları giderecek) bir çare bulamadım." Biz birinci okumayı esas aldık; ikinci okuma eski Türkçenin söz dizimi bakımından daha zorlamalıdır, ama anlam bakımından mümkündür. İkinci mısra "Hey" ünlemiyle başlar ve bir hayıflanmaya döner: "sabr u tahammül" kulağa kolay gelen bir öğüttür, ama ayrılık karşısında ne kadar zor olduğu ancak yaşanınca anlaşılır. "İmiş" eki bu sonradan anlamanın, yaşayarak öğrenmenin işaretidir. Beyitte "derd" ile "dermân" arasında hem ses yakınlığı hem de anlam karşıtlığı vardır; bu da bir tezat ve cinas iç içeliği yaratır. "'Âlemde" (dünyada) kelimesi arayışın genişliğini gösterir: âşık her yerde çare aramış, hiçbir yerde bulamamıştır. Kılıç, Şâhî'nin şiirlerinin ana temasını "ayrılık, fürkat, firâk, hicrân, hasret, hecr" gibi kelimelerle özetler ve bunlardan özellikle "hecr" ile "fürkat"in sıklığına dikkat çeker. Örnek olarak verdiği on ikinci gazelin matlaı bu müfredle neredeyse aynı sözü söyler: "Akıtdı gözlerüm yaşım dûd-ı âteş-i hasret / Eritdi yüregüm yagın ne müşkil derd imiş fürkat". Gazeldeki "ne müşkil derd imiş fürkat" ile müfreddeki "ne müşkil kâr imiş … fürkate" arasındaki yakınlık bizim tespitimizdir; iki beytin aynı dönemde yazılıp yazılmadığı bilinmez. Bu müfredin kime yazıldığı, bir sevgiliye mi yoksa uzak düşülen bir kişiye mi seslendiği metinden çıkmaz.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 149, müfred no. 15 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); ayrıca s. 31 (ana temalar, gazel no. 12'nin matlaı), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar