Özgün Metin

Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fe’ûlün

Kızıl meyle şehâ altun sâgar
Nigînî la’l gûyâ hâtem-i zer

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey şah, kırmızı şarapla (dolu) altın kadeh, sanki kaşı lal taşından bir altın yüzüktür.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

On altıncı müfred "mefâ'îlün mefâ'îlün fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. İki mısra "sâgar" ve "zer" kelimeleriyle biter. Bu kelimeler son ünsüzde, "r" sesinde buluşur; önlerindeki ünlüler (a ve e) farklıdır. Arap harfli yazıda kısa ünlüler çoğunlukla gösterilmediği için böyle bir kafiye kabul görebilir, ama zayıftır; bu değerlendirme bizimdir. Neşirde varak imi yoktur. Kılıç'ın dizgisinde ikinci mısradaki "la'l" kelimesi "la'1" biçiminde, "l" harfi yerine "1" rakamıyla basılmıştır; verinin hazırlanması sırasında bu dizgi hatası düzeltilmiş, metin "la'l" olarak alınmıştır.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyit, bir meclis sahnesini tek bir görüntüde toplar. Altın kadehin içinde kırmızı şarap vardır. Şair bu görüntüyü bir yüzüğe benzetir: kadehin altın kenarı yüzüğün halkası, içindeki kırmızı şarap ise yüzüğün lal taşından kaşıdır. "Nigîn" yüzük taşı, "hâtem" yüzük, özellikle de mühür yüzüğü demektir. Benzetme "gûyâ" (sanki) edatıyla kurulduğu için açık bir teşbihtir. Altın, lal, kızıl ve kadeh kelimeleri renk ve değer bakımından bir tenasüp örgüsü oluşturur. Beyitte yukarıdan bakılan bir kadehin yuvarlak ağzı ile yüzüğün yuvarlak halkası arasındaki biçim benzerliği esas alınmıştır; görmeye dayalı bu ayrıntı, beyti meclis şiirlerinin sıradan kadeh övgülerinden ayırır. "Şehâ" hitabı, beytin bir hükümdar ya da bir şah meclisinde söylendiği izlenimini verir. "Hâtem" kelimesi de hükümdarlık mührünü çağrıştırır; altın kadeh, sanki meclisin sahibinin mühür yüzüğüdür. Bu çağrışım bizim okumamızdır. Divanda "şehâ" hitabı çoğu zaman Kanuni'ye yöneltilmiş şiirlerde görülür; Kılıç, babasına hitap eden şiirlerde şehzadenin onu "şâh", "pâdişâh" diye çağırdığını gösterir. Ancak "şehâ" klasik şiirde sevgiliye de söylenen yaygın bir hitaptır ve bu müfredin Kanuni'ye yazıldığını gösteren bir dayanak yoktur. Beyit, bir meclis anında söylenmiş, kadehi övmek için doğaçlanmış bir beyit izlenimi verir; bu da tahminimizdir.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 149, müfred no. 16 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); ayrıca s. 32-36 (babaya hitap eden şiirler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar