Özgün Metin

Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Fe’ûlün

Gözüm giryân u dil biryân ciger hûn
Terahhum kıl bana hâlüm diger-gûn

Günümüz Türkçesiyle

1. Gözüm ağlayan, gönlüm kebap olmuş, ciğerim kan; bana acı, hâlim perişan (bambaşka) oldu.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

On yedinci müfred "mefâ'îlün mefâ'îlün fe'ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Beyit musarra'dır: "hûn" ile "diger-gûn" kafiyelidir. Birinci mısrada ayrıca bir iç kafiye vardır: "giryân" ile "biryân" aynı sesle biter ve mısraı iki eşit parçaya böler. Nesirdeki secie benzeyen bu iç ses denkliği, beyte bir ağıt ritmi kazandırır. Neşirde varak imi yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Birinci mısra fiilsiz üç kısa isim cümlesinden oluşur: göz ağlar, gönül kebap olmuştur, ciğer kandır. Bu üç organ, klasik şiirde aşk acısının yerleştiği üç merkezdir. Göz gözyaşı döker, gönül aşk ateşinde yanar, ciğer de kanla dolar. Yüklemlerin düşürülmesi, sözün hızlanmasını ve bir hastanın kesik kesik dökülen şikâyeti gibi okunmasını sağlar. İkinci mısra bu tabloyu bir yakarışa bağlar: "Terahhum kıl" (merhamet et, acı) ve "hâlüm diger-gûn" (hâlim değişti, bozuldu). "Diger-gûn" Farsça "başka renkli" demektir ve kötü yönde değişmiş, perişan hâl için kullanılır. "Giryân", "biryân" ve "hûn" kelimeleri arasında su, ateş ve kan üzerinden kurulan bir tenasüp vardır; ağlamak ile yanmak ise bir tezat oluşturur. Beyit, kim olduğunu söylemeden bir muhataba seslenir.

Tarihî Bağlam

Bu müfredin kafiye düzeni ve sözcükleri Şâhî'nin başka iki beytiyle dikkat çekici biçimde örtüşür. Kılıç'ın Hasan Çelebi tezkiresinden aktardığı ve divanda bulunmayan matla şöyledir: "Derd-i hecrünle şehâ hâl diger-gûn olıyor / Dil perîşân u gözüm kâsesi pür-hûn olıyor". Orada da "diger-gûn" ile "hûn" kafiyelenir, "dil" ve "göz" birlikte anılır. Şâhî'nin on üçüncü Farsça gazeli de "Derd ü belâ vü gam şod hâsıl merâ zi-gerdûn / Yâ Rab çi çâre sâzem şod hâl-i men diger-gûn" matlaıyla başlar ve üçüncü beytinde "ciger-hûn" kafiyesini kullanır; Kılıç bu gazelin Çeşmî tarafından tahmis edildiğini kaydeder. Üç metnin aynı kafiye zemininde yazılması, bu müfredin bu zeminde yapılmış denemelerden biri olabileceğini düşündürür; bu bizim tahminimizdir. Tezkiredeki matlada "şehâ" hitabının bulunması, aynı yakarışın bir hükümdara yöneltilmiş olabileceğini akla getirir; ama müfredin kendisinde muhatabı gösteren bir işaret yoktur.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 149, müfred no. 17 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225); ayrıca s. 26 (Hasan Çelebi tezkiresindeki matla), s. 42-43 (Çeşmî'nin Farsça gazel no. 13'e tahmisi), s. 161 (Farsça gazel no. 13), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar