Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Tutalum taglarca yâ Rabb günâhum var imiş
Yâ oransuz rahmetün deryâları kanı senün
Günümüz Türkçesiyle
1. Ya Rab, diyelim ki dağlar kadar günahım varmış; ya senin ölçüsüz rahmetinin denizleri nerede?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
On sekizinci müfred "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Neşirde numaranın yanında [97b] varak imi bulunur. Önceki müfredler yazmanın 63a-64b yapraklarında toplanırken bu beyit ve ondan sonraki son Türkçe müfred, yazmanın sonlarına yakın bir yaprakta yer alır. Kılıç'ın tarifine göre divan "gazeller, müfredler ve nazımlarla biter"; bu iki beyit o son müfred grubundandır. "Var imiş" ile "senün" arasında kafiye yoktur; beyit kafiyesiz müfreddir.
Anlam ve Söz Sanatları
Beyit bir münacattır, yani doğrudan Allah'a yöneltilmiş bir yakarıştır. Birinci mısra "tutalum" (diyelim ki, farz edelim) sözüyle bir kabul cümlesi kurar: şair günahlarının dağlar kadar olduğunu inkâr etmez. İkinci mısra bu kabulü bir soruyla karşılar: ölçüsüz rahmet denizleri nerede? Soru gerçek bir soru değildir; rahmetin günahtan büyük olduğunu hatırlatan bir istifhamdır. Dağ ile deniz arasındaki tezat beytin bütün yapısını taşır: günah yüksektir ve ağırdır, rahmet ise derin ve sınırsızdır; dağ ne kadar büyük olursa olsun denize gömülebilir. "Oransuz" kelimesi, eski Türkçedeki "oran" (ölçü, miktar) kelimesinden yapılmıştır ve "ölçüsüz, sınırsız" demektir. "Kanı" ise "hani, nerede" anlamındadır. "İmiş" eki, günahın şairin kendi gözünde de bir sonradan öğrenme, bir yüzleşme olarak dile geldiğini hissettirir. Günahı dağa, rahmeti denize benzetmek İslâmî edebiyatta yaygın bir söyleyiştir; beytin gücü bu benzetmenin sade, gündelik bir "tutalum" ile açılmasındadır.
Tarihî Bağlam
Kılıç, Şâhî'nin şiirlerinin ana temaları arasına "afv" kelimesini ekler ve şehzadenin divanın sonunda yer alan "afv" redifli bir gazelle babasından af dilediğini belirtir. Girişte aktardığı, divanda bulunmayan ve babasına yazılmış manzum afnamede şehzade aynı kalıpla konuşur: "Tutalum iki elüm başdan başa kan ola / Bu meseldür söylenür kim 'kul günâh itse n'ola'". Kanuni'nin cevabında da aynı söz döner: "Tutalum iki elün başdan başa kan da ola / Çünki istigfâr idersün biz de 'afv itsek n'ola". Kılıç afnamenin İran'dan af dilemek için yazıldığı kanaatindedir. Bu müfred Allah'a seslenir ve babadan söz etmez; afnameyle arasındaki "tutalum" ortaklığı ve yazmanın sonundaki yeri, beytin şehzadenin son yıllarının af dileyen diliyle akraba olduğunu düşündürür. Bu bağlantı bizim okumamızdır; beytin yazılış zamanı neşirde belirtilmez.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 149, müfred no. 18 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 97b); ayrıca s. 27 (divanın tertibi), s. 31 ("afv" teması), s. 34 ("afv" redifli gazel), s. 37-39 (afname ve Kanuni'nin cevabı), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






