Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün

Derd-i hecr-i yâr ile derdâ dilüm bîmârdur
Gice gündüz hem-demüm âh u enîsüm zârdur
Mihnet ü derd ü belâdan gözlerüm hûn-bârdur
Kankı birin eydeyin bin dürlü derdüm vardur
Bir perîden dûr düşdüm görmenün imkânı yok
Derd ü hecri bir onulmaz derd imiş dermânı yok
Cevrinün pâyân u haddi zulminün oranı yok
Kankı birin eydeyin bin dürlü derdüm vardur
Ayırup çarh-ı felek yârümden itdi bî-karâr
Aglaram ben hasret ile gice gündüz zâr u zâr
Bir yana yârân gamı vü bir yana hecr-i nigâr
Kankı birin eydeyin bin dürlü derdüm vardur
Nesne yok hâlümde sensüz hây hânum bilmiş ol
Kâlıb-ı tenden uçayor murg-ı cânum bilmiş ol
Ölürem bir gün kalur boynunda kanum bilmiş ol
Kankı birin eydeyin bin dürlü derdüm vardur
Hasret-i câm-ı lebünle bagrumı hûn eyledün
Fürkat-i bezm-i safâ-bahşunla mahzûn eyledün
N’oldı andan Şâhînün hâlin diger-gûn eyledün
Kankı birin eydeyin bin dürlü derdüm vardur

Günümüz Türkçesiyle

1. Ah, sevgilinin ayrılık derdiyle gönlüm hastadır; gece gündüz yoldaşım ah, dostum inleyiştir. Sıkıntıdan, dertten ve belâdan gözlerim kan yağdırır. Hangi birini söyleyeyim, bin türlü derdim var.

2. Bir periden uzak düştüm, onu görmenin imkânı yok; ayrılık onulmaz bir dert imiş, dermanı yok. Eziyetinin sonu ve sınırı, zulmünün ölçüsü yok. Hangi birini söyleyeyim, bin türlü derdim var.

3. Dönen felek beni yârimden ayırıp huzursuz etti; hasretle gece gündüz inleye inleye ağlıyorum. Bir yanda dostların gamı, bir yanda güzelin ayrılığı. Hangi birini söyleyeyim, bin türlü derdim var.

4. Ey hükümdarım, bilmiş ol ki sensiz hâlimde hiçbir şey kalmadı; can kuşum beden kalıbından uçuyor, bilmiş ol. Bir gün ölürüm de kanım senin boynunda kalır, bilmiş ol. Hangi birini söyleyeyim, bin türlü derdim var.

5. Dudağının kadehine hasretle bağrımı kan ettin; sefa veren meclisinden ayırarak beni mahzun ettin. Ne oldu da ondan sonra Şâhî'nin hâlini böyle değiştirdin? Hangi birini söyleyeyim, bin türlü derdim var.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş bentlik bir murabbadır ve neşirde murabbalar bölümünü açar (vr. 66a). Her bendin dördüncü mısraı, "Kankı birin eydeyin bin dürlü derdüm vardur", nakarat olarak tekrarlanır; bu tür nakaratlı murabbalara mütekerrir murabba denir. İlk bentte dört mısranın hepsi "-ârdur" sesiyle kafiyelenir: bîmârdur, zârdur, hûn-bârdur, vardur. Öteki bentlerin ilk üç mısraı kendi aralarında kafiyelidir: ikinci bentte "-ânı yok" (imkânı, dermânı, oranı), üçüncüde "-âr" (bî-karâr, zâr, nigâr), dördüncüde "bilmiş ol" redifiyle "-ânum" (hânum, cânum, kanum), beşincide "-ûn eyledün". Vezin remel bahrinin "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıdır; Kılıç'ın vezin dökümüne göre divandaki yirmi iki murabbadan on dokuzu bu kalıpla yazılmıştır. Mahlas son bentte geçer. Kime yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Nakarat, şiirin bütün düzenini verir: âşığın derdi o kadar çoktur ki hangisini anlatacağını bilemez, her bent de bu sayısız dertten birini sayar. İlk bentte ayrılığın hastalığı, ikincide görülmesi imkânsız bir periden uzak düşmek, üçüncüde feleğin ayırması anlatılır. Üçüncü bentteki "bir yana yârân gamı, bir yana hecr-i nigâr" söyleyişi iki ayrı acıyı yan yana koyar; dostların gamı ile sevgilinin ayrılığı aynı anda yaşanır. Bu "bir yana ... bir yana" kuruluşu divanın başka murabbalarında da geçer.

Dördüncü bentte hitap değişir ve şair sevgiliye "hây hânum", yani ey hükümdarım diye seslenir. "Bilmiş ol" redifi her mısrada bir uyarı gibi tekrarlanır. "Murg-ı cân" ile "kâlıb-ı ten" tamlamaları canı bir kuşa, bedeni de onun kalıbına benzetir; can kuşunun uçması ölümün bilinen mazmunudur. "Kanum boynunda kalur" deyimi, ölümün vebalinin sevgiliye kalacağını söyler. Son bentte "câm-ı leb" (dudak kadehi) ve "bezm-i safâ" (sefa meclisi) içki meclisine ait bir tenasüp kurar. "Diger-gûn eyledün" sözü, Şâhî'nin dilinde sık geçen ve hâlin altüst olmasını anlatan bir ifadedir.

Kılıç, Şâhî'nin murabbalarında lirizmin öteki şiirlerinden biraz daha yoğun olduğunu, bend sonlarında aynı mısraın tekrarının akıcı bir ahenk sağladığını belirtir. Bu ilk murabba söz konusu özelliği açıkça gösterir: nakarat her bendin sonunda okuru aynı yakınmaya döndürür ve şiirin sade dili bu tekrarla güç kazanır.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 129-130, murabba no. 1 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 66a); ayrıca s. 29-30 (vezinler ve murabbalar üzerine), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar