Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Ey şeh-i mülk-i melâhat server-i sâhib-cemâl
Derd ü hasretle terahhum it diger-gûn oldı bâl
Turmışam Ferhâd-veş yolunda ey şîrîn-makâl
Cân bedenden ayrılur ben senden ayrılmak muhâl
Dostum cevr ü cefâ vü zulmi efzûn eyledün
Bezm-i gamda gözlerüm yaşını mey-gûn eyledün
Mihnet ü hecr ile bagrum lâle-veş hûn eyledün
Cân bedenden ayrılur ben senden ayrılmak muhâl
Ey semen-ber lâle-had serv-i ser-efrâzum benüm
Başdan ayaga ser-â-ser şîve vü nâzum benüm
Hûblar içinde sensin yâr-ı mümtâzum benüm
Cân bedenden ayrılur ben senden ayrılmak muhâl
Ey şeh-i ‘âlî-cenâb u kâm-bîn ü kâm-yâb
Niçe bir bu bende-i üftâdeye hışm ü ‘itâb
Ko cefâyı rahm kıl hâlüm harâb oldı harâb
Cân bedenden ayrılur ben senden ayrılmak muhâl
Pâdişâhum bendeni mahrûm u nâ-kâm eyleme
Pây-mâl idüp hacîl ü hor ü bed-nâm eyleme
Gönlümi yap hâtırum yıkmaga ikdâm eyleme
Cân bedenden ayrılur ben senden ayrılmak muhâl
Almaduk dil komadun ‘âlemde gunc u nâz ile
Fitneler saldun cihâna gamze-i gammâz ile
Halkı Mecnûn eyledün zülf-i kemend-endâz ile
Cân bedenden ayrılur ben senden ayrılmak muhâl
Bir yana devrân gamı bir yana yârün hasreti
Başuma tar eyledi Şâhî diyâr-ı fürkati
Dirlügüm dirlük degül hâlüm diger-gûndur katı
Cân bedenden ayrılur ber senden ayrılmak muhâl
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey güzellik ülkesinin şahı, güzel yüzlü önder, merhamet et; dert ve hasretle hâlim değişti. Ey tatlı sözlü (Şirin sözlü), Ferhat gibi yolunda durmuşum. Can bedenden ayrılır, benim senden ayrılmam imkânsızdır.
2. Dostum, eziyeti, cefayı ve zulmü artırdın; gam meclisinde gözlerimin yaşını şarap renkli ettin. Sıkıntı ve ayrılıkla bağrımı lale gibi kana boyadın. Can bedenden ayrılır, benim senden ayrılmam imkânsızdır.
3. Ey yasemin göğüslü, lale yanaklı, başı yüce servim benim; baştan ayağa edam ve nazım benim. Güzeller içinde seçkin sevgilim sensin. Can bedenden ayrılır, benim senden ayrılmam imkânsızdır.
4. Ey yüce tabiatlı, muradını gören, muradına eren, muradı elinde şah; bu düşkün kula ne zamana dek öfke ve azar. Cefayı bırak, merhamet et; hâlim harap oldu, harap. Can bedenden ayrılır, benim senden ayrılmam imkânsızdır.
5. Padişahım, bu kulunu mahrum ve muradına ermemiş bırakma; ayak altına alıp utandırma, hor ve kötü adlı etme. Gönlümü yap, hatırımı yıkmaya kalkışma. Can bedenden ayrılır, benim senden ayrılmam imkânsızdır.
6. Naz ve cilveyle dünyada almadığın gönül bırakmadın; koğuculuk eden gamzeyle cihana fitneler saldın; kement atan zülfünle halkı Mecnun ettin. Can bedenden ayrılır, benim senden ayrılmam imkânsızdır.
7. Bir yanda zamanın gamı, bir yanda sevgilinin hasreti; ey Şâhî, ayrılık diyarı dünyayı başıma dar etti. Dirliğim dirlik değil; hâlim pek değişti. Can bedenden ayrılır, benim senden ayrılmam imkânsızdır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi bentlik, nakaratlı bir murabbadır. Vezin remel bahrinin "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıdır. İlk bentte dört mısra "-âl" sesiyle kafiyelenir: cemâl, bâl, makâl, muhâl. Öteki bentlerde sırasıyla "-ûn eyledün", "-âzum benüm", "-âb", "-âm eyleme", "-âz ile" ve "-eti/-atı" kafiyeleri kullanılır. Nakarat "Cân bedenden ayrılur ben senden ayrılmak muhâl" mısraıdır. Son bentte nakarat neşirde "ber senden" diye dizilmiştir; öteki altı bente göre bunun "ben senden" olması beklenir, metne dokunmadan not ediyoruz. Mahlas son bentte geçer (vr. 68a-68b). Kime yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Nakarat bir karşılaştırmaya dayanır: ölümde can bile bedenden ayrılır, âşığın sevgiliden ayrılması ise imkânsızdır. İlk bentte şair kendini yolda bekleyen Ferhat'a benzetir; "şîrîn-makâl" (tatlı sözlü) sıfatındaki "şîrîn" kelimesi Ferhat'ın sevgilisi Şirin'i de hatırlatır ve bir tevriye kurar. İkinci bentte gözyaşının şarap rengine dönmesi ve bağrın lale gibi kana boyanması, divan şiirinde kanlı gözyaşının bilinen ifadeleridir. Üçüncü bent sevgilinin güzelliğini semen (yasemin), lale ve servi ile anlatır.
Dördüncü ve beşinci bentlerde dil değişir: sevgili "şeh-i 'âlî-cenâb", "pâdişâhum" diye anılır, âşık da kendisini öfkeye ve azara uğramış bir kul olarak gösterir. "Kâm-bîn ü kâm-yâb" sıfatları, Kılıç'ın aktardığı Emre'nin Pend-nâme çevirisinde Bayezid'i övmek için kullanılan "kâm-bîn ü kâm-yâb u kâm-kâr" söyleyişinde de geçer; bu benzerlik tespitimizdir. Bu bentlerdeki hitapların, Kılıç'ın babaya yazıldığını düşündüğü şiirlerle ortak bir dil taşıdığı söylenebilir, ancak Kılıç bu murabbaı o şiirler arasında anmaz. Altıncı bentte gamze, zülf ve Mecnun ile tanıdık mazmunlara dönülür.
Son bentteki "dirlik" kelimesi hem huzurlu yaşayış hem de Osmanlı'da bir görevlinin geçimini sağlayan gelir anlamına gelir. "Dirlügüm dirlük degül" sözünde bu iki anlamın birlikte düşünülebileceği bizim okumamızdır. "Bir yana devrân gamı, bir yana yârün hasreti" mısraı, birinci murabbadaki "bir yana ... bir yana" kuruluşunu tekrarlar.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 131-132, murabba no. 4 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 68a, 68b); ayrıca s. 23 (Emre'nin Pend-nâme çevirisi), s. 30-32 (murabbalar ve babaya hitap eden şiirler), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






