Özgün Metin

Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün

Şehâ sanma ki vaslundan recâ rif’atde olmakdur
Yanunda hoş geçüp bir iki gün hürmetde olmakdur
Varup ‘izz-i huzûrunda yâhûd ‘izzetde olmakdur
Murâdum hâk-i pâyünde hemân hizmetde olmakdur
Gamundan yıkılan dil mülkinün şâhum harâbın an
Kıyâmetde su’âli hod mukarrerdür cevâbın an
Esîr-i bend-i hicrânı halâs itmek sevâbın an
Murâdum hâk-i pâyünde hemân hizmetde olmakdur
Cemâlünden cüdâ cânâ cihânda n’eylerem cânı
Tapunsuz gözüme zindân görinür mülk-i Yunanî
Varup sâyende hoş geçsem n’ola ey zıll-ı Yezdânî
Murâdum hâk-i pâyünde hemân hizmetde olmakdur
Anup dil bülbüli bâl açdı vuslat gülsitânına
Terahhum eyle hâr-ı fürkatün kâr itdi cânına
Tabîbâ çâre kıl bu derdmendün girme kanına
Murâdum hâk-i pâyünde hemân hizmetde olmakdur
Bu Şâhî nâ-murâdı pâdişâhum ber-murâd eyle
Beşâret-nâme ile vaktidür lutf eyle yâd eyle
İrişdür derd ü hecr öldürmeden dermâna şâd eyle
Murâdum hâk-i pâyünde hemân hizmetde olmakdur

Günümüz Türkçesiyle

1. Şahım, sanma ki kavuşmandan dileğim yükselmek, yanında bir iki gün hoşça geçirip itibar görmek, varıp yüce huzurunda bulunmak ya da şeref içinde olmaktır. Muradım ancak ayağının tozunda hizmette bulunmaktır.

2. Şahım, gamından yıkılan gönül ülkesinin viranlığını hatırla; kıyamet günü bunun sorgusu zaten kesindir, cevabını düşün. Ayrılık bağının esirini kurtarmanın sevabını hatırla. Muradım ancak ayağının tozunda hizmette bulunmaktır.

3. Ey can, cemalinden ayrı düşünce dünyada canı ne yapayım; sensiz Yunan ülkesi (Anadolu) gözüme zindan görünür. Ey Allah'ın gölgesi, varıp gölgende hoşça vakit geçirsem ne olur. Muradım ancak ayağının tozunda hizmette bulunmaktır.

4. Gönül bülbülü seni anıp kavuşma gül bahçesine kanat açtı; merhamet et, ayrılığının dikeni canına işledi. Ey tabip, bu dertliye bir çare bul, kanına girme. Muradım ancak ayağının tozunda hizmette bulunmaktır.

5. Padişahım, muradına erememiş bu Şâhî'yi muradına erdir; lütfedip bir müjde mektubuyla onu anmanın vaktidir. Dert ve ayrılık öldürmeden onu dermana eriştir, sevindir. Muradım ancak ayağının tozunda hizmette bulunmaktır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş bentlik, nakaratlı bir murabbadır ve hezec bahrinin "mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün mefâ'îlün" kalıbıyla yazılmıştır. İlk bentte dört mısra "olmakdur" redifiyle biter; kafiye "rif'atde, hürmetde, 'izzetde, hizmetde" kelimelerindeki "-etde" sesidir. Öteki bentlerde "-âbın an", "-ânî", "-ânına" ve "-âd eyle" kafiyeleri kullanılır. Nakarat "Murâdum hâk-i pâyünde hemân hizmetde olmakdur" mısraıdır. Mahlas son bentte geçer (vr. 67b).

Anlam ve Söz Sanatları

Şiir baştan sona bir yakarıştır. İlk bentte şair kavuşmadan yükselmek, itibar ya da şeref beklemediğini, tek isteğinin hizmet olduğunu söyler. İkinci bentte muhatabına kıyamet gününü hatırlatır: yıkılan gönül ülkesinin hesabı orada sorulacaktır, esiri kurtarmak ise sevaptır. Üçüncü bentte muhatap "zıll-ı Yezdânî", yani Allah'ın yeryüzündeki gölgesi diye anılır; bu unvan hükümdarlar için kullanılır ve "sâye" (gölge) kelimesiyle aynı mısrada bir tenasüp kurar. "Mülk-i Yunanî" ifadesi Rum diyarını, Anadolu'yu anlatır; Kılıç divandaki bir gazelde geçen "Yunan illeri" sözünü Karaman çevresiyle ilişkilendirir. Dördüncü bentte gönül bülbülü, kavuşma gülistanı ve ayrılık dikeni bir tenasüp oluşturur; muhatap bu kez dert gideren bir tabiptir. Son bentte "nâ-murâd" ve "ber-murâd" kelimeleri nakarattaki "murâdum" ile aynı kökten gelir ve şiir bu kelime oyunuyla kapanır.

Tarihî Bağlam

Kılıç bu murabbaı tam metniyle aktarır ve Bayezid'in babasını görme arzusunun divanın sonlarındaki şiirlerde yalvarma derecesine yükseldiğini söyler. Ona göre son bentteki "beşâret-nâme", Kanuni'nin oğlunu affettiğini bildirecek müjde mektubudur ve şair burada bu mektubu açıkça beklemektedir. Bayezid, 1559'daki Konya yenilgisinden sonra babasına Müftü Muhyiddin Cürcânî'yi gönderip af dilemiş, af gelmeyince İran'a sığınmış ve orada da af için mektuplar yazmıştır. Şiirin bu af dileklerinden hangisiyle ilgili olduğu metinden anlaşılmaz. "Kıyâmetde su'âl" ve "kanına girme" sözlerinin, oğlunun hayatı babasının kararına bağlı olan bir şehzadenin ağzından söylendiği düşünülürse ayrı bir ağırlık kazandığı söylenebilir; bu bizim okumamızdır.

Kaynakça

  • Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 131, murabba no. 3 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 67b); ayrıca s. 34 (babaya hitap eden şiirler), s. 41 ("Yunan illeri"), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
  • Şerafettin Turan, "Bayezid, Şehzade", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, s. 230-231, https://islamansiklopedisi.org.tr/bayezid-sehzade.

Çevrimiçi kaynaklar