Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Rûhı râhat itmedür hüsnün temaşâdan garaz
Kalbi sâfî eylemekdür rûy-ı zîbâdan garaz
‘Âşıka dîdârdur mahbûb-ı ra’nâdan garaz
Seyr-i dil-berdür ser-i kûy-ı dil-ârâdan garaz
Zevk u ‘işretdür şehâ firdevs-i a’lâdan garaz
Hâr-ı gamda bülbül-i cânı helâk itmek neden
Yire urup gönlümi pâ-mâl ü hâk itmek neden
Gonce agzun hasretiyle derd-nâk itmek neden
Yakamı gül gibi her dem çâk çâk itmek neden
Def’-i gamdur sâkiyâ hod câm-ı sahbâdan garaz
Ey ki ‘ışkından garaz vasl ise maksûdun senün
Bâda virdün nakd-i ‘ömri yok durur sûdun senün
Kalma şehvânîde varsa tab’-ı mahmûrun senün
Dünye vü ‘ukbâ ise makbûl ü merdûdun senün
‘Âşıka dîdârdur dünyâ vü ‘ukbâdan garaz
Gonce-veş kan yut dehân açma sakın ey ‘andelîb
Kim kafada dikilüp gözler ki râz ile rakîb
Gayradur meyli gülün yok yire ötme ey garîb
Minber-i şâh üzre gülşende dikilsen ger hatîb
Yârdan şekvâ mı kılmakdur bu gavgâdan garaz
Her kaçan reftâre gelse Şâhî serv-i kadd-i yâr
Şevk ile tahsîn idüp el yirde kor şâh-ı çenâr
Serv bil haddüni öykünme katline zinhâr
Servde olmaz Celâlî sâye ile berg ü bâr
Zeyn-i gülzâr olmadur serv-i dil-ârâdan garaz
Günümüz Türkçesiyle
1. Güzelliği seyretmekten amaç ruhu dinlendirmektir; güzel yüzden amaç kalbi arındırmaktır. Âşık için endamlı sevgiliden amaç onun yüzünü görmektir. (Celâlî'nin beyti:) Gönül süsleyen sevgilinin mahallesinin başından amaç o dilberi seyretmektir; ey şah, en yüce cennetten amaç zevk ve neşedir.
2. Gam dikeninde can bülbülünü helâk etmek neden, gönlümü yere vurup ayak altında çiğnemek ve toprak etmek neden, gonca ağzının hasretiyle beni dertli etmek neden? (Celâlî'nin beyti:) Yakamı gül gibi her an parça parça yırtmak neden? Ey saki, kızıl şarap kadehinden amaç zaten gamı gidermektir.
3. Ey aşkından amacı kavuşmak olan kişi, ömür sermayeni rüzgâra verdin, hiçbir kazancın yok. Mahmur bir yaratılışın varsa nefsin heveslerinde kalma. (Celâlî'nin beyti:) Senin kabul ettiğin ve reddettiğin şey dünya ile ahiret ise bil ki âşık için dünyadan da ahiretten de amaç sevgilinin yüzünü görmektir.
4. Ey bülbül, gonca gibi kan yut, sakın ağzını açma; çünkü rakip arkada dikilmiş, sırrı kollar. Gülün meyli başkasınadır; ey garip, boş yere ötme. (Celâlî'nin beyti:) Gül bahçesinde dal minberinin üstüne hatip gibi dikilsen, bu kavgadan amacın sevgiliden şikâyet etmek midir?
5. Ey Şâhî, sevgilinin servi boyu ne zaman salınarak yürüse çınar dalı şevkle onu alkışlayıp elini yere koyar. Ey servi, haddini bil, sakın onun boyuna özenme. (Celâlî'nin beyti:) Ey Celâlî, serviden ne gölge ne yaprak ne yemiş beklenir; gönül süsleyen serviden amaç gül bahçesinin süsü olmaktır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş bentlik bir tahmistir. Tahmis, başka bir şairin gazelinin her beytinin önüne aynı vezinde üç mısra eklenerek kurulan musammattır; her bent beş mısradan oluşur ve son iki mısra esas alınan gazelin beytidir. Burada esas alınan gazel Celâlî mahlaslı bir şaire aittir. Son bendin ilk mısraında Şâhî, dördüncü mısraında Celâlî mahlası geçer; tahmiste son bentte iki şairin mahlasının birlikte bulunması türün bilinen kuralıdır. Vezin remel bahrinin "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıdır. Gazelin redifi "garaz"dır. İlk bentte beş mısranın hepsi "-âdan garaz" ile biter; öteki bentlerde Şâhî'nin üç mısraı Celâlî beytinin ilk mısraıyla kafiyelenir ("neden", "senün", "-îb", "-âr"), beşinci mısra ise gazelin redifine döner.
Kılıç'ın tanıtımına göre divanın tek nüshasında bu tahmis müfredlerden sonra, murabbalardan önce yer alır (vr. 65a-65b). Neşirdeki başlık "Tahmîs-i Şâhî rahmetu'llâhi te'âlâ"dır. Şairin "Allah'ın rahmeti üzerine olsun" duasıyla anılması, başlığın Bayezid'in ölümünden sonra yazıldığını düşündürür; bu bizim okumamızdır. Celâlî'nin kim olduğu neşirde belirtilmez ve bu mahlası kullanan şairlerden hangisinin kastedildiğini doğrulayamadık.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin ana fikri "garaz", yani amaç kelimesi üzerine kurulur: her beyit bir şeyin asıl amacını söyler. Güzeli seyretmenin amacı ruhu dinlendirmek, şarabın amacı gamı gidermek, dünya ile ahiretin amacı ise âşık için sevgilinin yüzünü görmektir. Şâhî'nin eklediği mısralar bu hükümlere bir gerekçe hazırlar. İkinci bentte "neden" redifli üç soru, Celâlî'nin "yakamı gül gibi çâk çâk itmek neden" mısraına zemin olur; açılan gülün dağılan yaprakları yırtılmış bir yakaya benzetilir.
Dördüncü bentte bülbül, gonca gibi kanını yutup susmaya çağrılır, çünkü rakip arkada kollamaktadır ve gülün meyli başkasınadır. Celâlî'nin beytinde bülbül, gülşende dalın üstünde hutbe okuyan bir hatibe benzetilir; "şâh" kelimesi hem dal hem şah anlamına gelir ve "minber-i şâh" tamlaması iki anlamı birlikte taşır. Son bentte çınar dalının "elini yere koyması", el biçimindeki çınar yaprağının sarkışını sevgilinin boyunu alkışlayan bir el gibi gösterir; bu tespit bizimdir. Üçüncü mısradaki "katline" kelimesi bağlamda "kaddine" (boyuna) okunmayı ister gibidir; metne dokunmadan bunu not ediyoruz. Celâlî'nin son beytinde servinin gölgesi ve yemişi olmadığı, onun yalnız bahçeye süs olduğu söylenir. Şâhî, sevgilinin boyunu bu serviden üstün tutarak bendi gazelin hükmüne bağlar.
Kaynakça
- Filiz Kılıç (hzl.), Şâhî Dîvânı (Şehzâde Bâyezîd), Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2018, e-kitap s. 128-129, tahmis no. 1 (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Manzum Eserler 225, vr. 65a, 65b); ayrıca s. 27 (divanın düzeni), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59394,sahi-divanipdf.pdf.
- İskender Pala - Filiz Kılıç, "Musammat", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 31, Ankara 2020, s. 233-235, https://islamansiklopedisi.org.tr/musammat.
Çevrimiçi kaynaklar






