Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, XIV. yüzyılın ortasında yaşamış Sa'dî Çelebi için iki iddiada bulunur: Amasya'da Fars edebiyatını en çok yayan kişi oydu ve şehrin ilk Halvetî zaviyesini o açtı. Ziyâreli âlimler ailesinden Mevlânâ Nûreddîn Hasan'ın oğluydu; "Mevlânâ Şemseddîn" lakabıyla anılır. Arapça, Farsça ve Türkçe şiir söylediği, Selçuklu soyundan Amasya hükümdarı Tâceddîn Altunbaş'ın şeyhi ve Hacı Kutluşah'ın gözde âlimi olduğu, kendisine "ikinci Sa'dî" dendiği de aynı kaydın bilgileridir. 759 (1357-58) dolaylarında ölmüştür. İskendernâme şairi Ahmedî'nin onun yetiştirmesi olduğu da Hüsameddin'in sözüdür. Elde bir şiiri yoktur; maddenin birkaç ayrıntısı da öteki kaynaklarla uyuşmaz.
Amasya Tarihi'ndeki Maddesi
Kayıt onuncu ciltte, "Sa'dî Çelebi-Mevlânâ Şemseddîn" başlığı altındadır:
Amasyalıdır. Kibâr-ı ulemâdan Mevlânâ Nûreddîn Hasan bin Ali ez-Ziyârî mahdûmudur. Pederinden mukaddimât-ı ulûmu okudu. Ba'dehû Mevlânâ Musliheddîn Mûsâ et-Tebrîzî'den ikmâl-i tahsîl edib tasavvufa meyl etdi. Bir müddet Amasya'ya gelip ikâmet eden eş-Şeyh Cemâleddîn İbrâhim Zâhid Geylânî sohbet-i şerîfesinde tekmîl-i sülûk edib Amasya'da ilk def'a zâviye-i Halvetiyye küşâd ederek şeyhi oldu. Hacı Kutlu Şâh devrinde fevka'l-âde iştihâr edib 759 hudûdunda vefât etdi. Amasya hükümdârı olan Sultân Altunbaş Gâzi şeyhi olup âlim, fâzıl, elsine-i selâsede şâir, Kutlu Şâh'ın mergûbu idi. Buna "Şeyh Sa'dî-i sânî" denirdi. Amasya'da Farsiyyâtı en ziyâde bu neşr etdi. Şâ'ir-i meşhûr Ahmedî bunun yetişdirmesidir.
Günümüz Türkçesiyle: Amasyalıdır. Büyük âlimlerden Mevlânâ Nûreddîn Hasan bin Ali ez-Ziyârî'nin oğludur. İlimlerin başlangıç derslerini babasından okudu. Sonra öğrenimini Mevlânâ Muslihuddîn Mûsâ et-Tebrîzî'nin yanında tamamladı ve tasavvufa yöneldi. Bir süre Amasya'ya gelip burada kalan Şeyh Cemâleddîn İbrâhim Zâhid-i Geylânî'nin sohbetinde tarikat yolunu tamamladı, Amasya'da ilk kez bir Halvetî zaviyesi açarak onun şeyhi oldu. Hacı Kutluşah döneminde büyük ün kazandı ve 759 dolaylarında öldü. Amasya hükümdarı Sultan Altunbaş Gâzi'nin şeyhiydi; âlim, erdemli, üç dilde şiir söyleyen bir zattı ve Kutluşah onu çok severdi. Kendisine "ikinci Şeyh Sa'dî" denirdi. Amasya'da Farsça edebiyatı en çok o yaydı. Ünlü şair Ahmedî onun yetiştirdiği kişidir.
Ailesi
Ziyârî nisbesi, aileyi bugünkü Ziyaret beldesine, Hüsameddin'in diliyle "Amasya'nın Ziyâre Mahallesi"ne bağlar. Babası Nûreddîn Hasan Çelebi, Ziyâreli Ali'nin oğluydu; Halfet Gâzi Medresesi'nde müderrislik etmiş, 713'te (1313-14) "sadrü'l-ulemâ" ve tanınmış bir müftü olarak görülmüştü. Amcası Mevdûd bin Ali ez-Ziyârî'dir; ailenin başka bir maddesinde "Muhibbüddîn Mevdûd" diye anılır ve bu ad, Ziyâre'de cami ile hamam yaptırdığı anlatılan Hoca Muhibbeddin Mevdûd ez-Ziyârî'nin adıyla aynıdır. Ailenin bu koldan gelen torunları da Amasya'nın kadılık ve fetva makamlarını uzun süre ellerinde tuttular: Şemseddîn Ebû Saîd Ahmed Çelebi Kutluşah ile oğlu Hacı Şâdgeldi zamanında Amasya kadılar kadısı olmuş ve 767'de (1365-66) ölmüş, onun oğlu Saîdeddîn Mevhûb Çelebi ise Hacı Şâdgeldi'nin oğlu Ahmed Paşa'nın şeyhülislamı olarak 788'in son ayında (1386-87) ölmüştü. Sa'dî Çelebi bu kadı ve müftü ailesi içinde ilimden tasavvufa geçmiş bir dal olarak görünür.
Hayatı
Doğum yılı kaydedilmemiştir. İlk derslerini babasından aldıktan sonra Muslihuddîn Mûsâ et-Tebrîzî'ye devam etmiş, ardından tasavvufa yönelmiştir. Maddenin ağırlığı, şeyhlik yıllarının siyasi çevresindedir. Tâceddîn Altunbaş, Selçuklu sultanı II. Gıyâseddîn Mesud'un oğluydu ve Hüsameddin'e göre üç kez Simre, yani Amasya hükümdarı ilan edilmişti; üçüncüsü 755'te (1354) torunu Hacı Kutluşah'ın eliyle oldu. Sa'dî Çelebi'nin "Altunbaş Gâzi şeyhi" sayılması bu yıllara, Altunbaş'ın Amasya'daki son hükümdarlığına denk gelir. Şehrin gerçek gücü ise Eretna emiri olarak buraya yerleşen Hacı Kutluşah'tadır ve Hüsameddin, Sa'dî Çelebi'nin ününü de onun dönemine bağlar.
"Şeyh Sa'dî-i sânî" lakabı, Gülistan ve Bostan'ın şairi Şirazlı Sa'dî'ye bir göndermedir. Amasya'da Farsça şiiri ve nesri yayan, adı da Sa'dî olan bir şeyhe bu benzetmenin yakıştırılması anlaşılır bir şeydir. Lakabın ne zaman ve kim tarafından verildiğini madde söylemez. Ölüm tarihi "759 hudûdunda", yani 1357-58 dolaylarında gösterilir; mezarının yeri kaydedilmemiştir.
Kaynakların Durumu
Maddenin üç ayrıntısı öteki kayıtlarla karşılaştırıldığında güçlük çıkarır. Birincisi şeyhi meselesidir. Hüsameddin'in "Cemâleddîn İbrâhim Zâhid Geylânî" dediği kişi, tasavvuf tarihinde Tâcüddîn İbrâhim Zâhid-i Geylânî olarak bilinir. Mustafa Bahadıroğlu'nun TDV İslâm Ansiklopedisi maddesine göre bu şeyh 615 (1218) dolaylarında Gîlân'da doğmuş, ömrünü Hazar kıyılarında geçirmiş ve 700'de (1301) yine orada ölmüştür; Anadolu'ya gelişinden söz edilmez, yalnız halifelerinden Ahî Yûsuf'un Niğde'de bir zaviye kurduğu bilinir. 1357-58'de ölen bir şeyhin, 1301'de ölen bir mürşidin sohbetine yetişmesi imkânsız değildir, ama Zâhid-i Geylânî'nin Amasya'da kaldığına dair başka bir kayıt bulunamamıştır.
İkincisi "zâviye-i Halvetiyye" sözüdür. Aynı ansiklopedi maddesine göre Halvetiyye, Zâhid-i Geylânî'nin halifesi Ahî Muhammed Halvetî'nin yeğeni ve müridi Ömer el-Halvetî'ye nispet edilen, XIV. yüzyılın sonunda şekillenen bir tarikattır. Amasya'da Halvetî yolunun, Şirvan'da Sadreddîn-i Hıyâvî'nin yanında halvete giren Pir İlyas ile XV. yüzyılın başında yerleştiği kabul edilir. Hüsameddin'in 759'dan önce açılmış bir zaviyeyi "Halvetî" diye adlandırması, Zâhid-i Geylânî'nin sonradan Halvetî silsilesinde yer almasından kaynaklanan geriye dönük bir adlandırma olabilir. Bu bir çıkarımdır; zaviyenin yeri ve vakfı hakkında hiçbir bilgi verilmez.
Üçüncüsü Ahmedî ile ilişkisidir. Hüsameddin, altıncı ciltteki Ahmedî maddesinde şairin 735 (1334-35) dolaylarında Amasya'da doğduğunu ve Aksarayîzâde Fahreddîn İlyas, Şemseddîn Ahmed bin Osmân ez-Ziyârî ve Muslihuddîn Mûsâ bin Mahmûd es-Sivâsî'den okuduğunu yazar; hocaları arasında Sa'dî Çelebi'nin adı geçmez. Buna karşılık listedeki iki ad dikkati çeker: biri Sa'dî Çelebi gibi "Şemseddîn" lakaplı ve Ziyârî nisbeli bir âlimdir, öteki Sa'dî Çelebi'nin hocası gibi Muslihuddîn Mûsâ adını taşır. Yazarın iki ayrı maddede aynı kişileri farklı baba adları ve nisbelerle kaydetmiş olması ihtimal dahilindedir, fakat bu yalnızca bir okuma önerisidir. Ahmedî'nin yetişmesi üzerine bilinenler bu yüzden Sa'dî Çelebi'ye kesin olarak bağlanamaz.
Şiiri
"Elsine-i selâsede şâir": Hüsameddin'in bu iki kelimesi, Sa'dî Çelebi'nin Arapça, Farsça ve Türkçe şiir söylediğini bildirir. Üç dilin hiçbirinden tek bir dize bugüne gelmemiştir; Sa'dî Çelebi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır ve madde bir eser adına ya da bir mecmua kaydına da yer vermez. Farsçanın XIV. yüzyıl Amasya'sında şeyh ve medrese çevrelerinde taşıdığı ağırlık hesaba katılırsa, kaybolan şiirlerin çoğunun Farsça olduğu düşünülebilir. Bunu destekleyen somut bir belge yoktur.
Kronoloji
713 (1313-14): Babası Nûreddîn Hasan Çelebi sadrü'l-ulemâ ve müftü olarak görülür.
755 (1354): Tâceddîn Altunbaş, Hacı Kutluşah'ın eliyle üçüncü kez Amasya hükümdarı ilan edilir.
759 (1357-58) dolayları: Sa'dî Çelebi ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 246 (Sa'dî Çelebi-Mevlânâ Şemseddîn maddesi; e-kitap s. 264). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page264.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, s. 342 (Hasan Çelebi-Mevlânâ Nûreddîn ez-Ziyârî maddesi; e-kitap s. 582). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page582.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 258-259 (Sa'îdeddîn Mevhûb Çelebi-Ziyârîzâde maddesi; e-kitap s. 268-269). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page268.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 778-779 (Ahmedî İbrâhim Çelebi-Mevlânâ Tâceddîn maddesi; e-kitap s. 241-242). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page242.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 41-43 (Altunbaş Gâzi-Sultân Tâceddîn maddesi; e-kitap s. 24-25). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page24.html
Akademik çalışmalar
- Mustafa Bahadıroğlu, "İbrâhim Zâhid-i Geylânî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 21, İstanbul 2000, s. 359-360. https://islamansiklopedisi.org.tr/ibrahim-zahid-i-geylani
Çevrimiçi kaynaklar
