Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Fe‘ūlün
Ḳucarken düşde dildārı n’olaydı
Uyana kişi ḳoynında bulaydı
Günümüz Türkçesiyle
1. İnsan düşünde sevgiliyi kucaklarken uyansa ve onu koynunda bulsa, ne olurdu.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Bu, iki mısraı birbiriyle kafiyeli tek beyitlik bir matla‘dır ve aruzun hezec bahrinden "mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün" kalıbıyla yazılmıştır. Vezin tezkirede belirtilmez; beytin ölçüsünden çıkarılmıştır. Kafiye "n’olaydı" ile "bulaydı" kelimelerindeki "-laydı" sesiyle kurulur; "-aydı" eki iki mısraa dilek ve hayıflanma anlamı verir. Beyit yalnız Âşık Çelebi'nin tezkiresinde, Sürûrî'nin şiirlerinden verilen örnekler arasında yer alır. Filiz Kılıç'ın gösterdiği nüsha farkına göre, bu beyitten başlayarak Âşık Çelebi'nin verdiği birkaç örnek tezkirenin F nüshasında yoktur. Beytin bir gazelin matla‘ı mı, yoksa kendi başına söylenmiş bir beyit mi olduğu bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Beyit, divan şiirinin çok işlediği bir duruma, sevgiliyle ancak düşte buluşabilmeye dayanır. Ayrılık içindeki âşık sevgiliyi gerçek hayatta göremez, ama düşünde onu kucaklar. Uyanış ise bu kavuşmayı bitirir. Sürûrî bu bilinen sahneyi bir dilek cümlesine çevirir: düşte kucaklanan sevgili, uyanınca da koyunda bulunsaydı ne olurdu. Düş ile uyanıklık arasında açık bir tezat vardır; "kucaklamak" ile "koyun" kelimeleri arasında da tenasüp kurulur.
Beytin gücü sadeliğindedir. Mısralarda neredeyse hiç Arapça ya da Farsça tamlama yoktur; dil, gündelik konuşmaya yakın bir Türkçedir. "N’olaydı" sözü, hem "ne olurdu" diye bir soru hem de "keşke olsaydı" diye bir hayıflanma taşır. İkinci mısraın kişisiz söyleyişi ("uyana kişi"), dileği aynı hâli yaşayan her âşığın dileği hâline getirir. Bu yüzden beyit, sevgiliye seslenen bir gazel beytinden çok, herkesin tanıdığı bir duyguyu söyleyen bir vecize gibi okunur.
Tarihî Bağlam
Beytin kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor. Sürûrî Bahrü'l-maârif'te gençliğinde aşk ve şevkle beş yüz kadar gazel söylediğini ve bunları kaybolmasın diye bir divanda topladığını yazar; Âşık Çelebi de hocasının üç Türkçe divanı olduğunu kaydeder. Âşık Çelebi'nin bu divanlardan seçtiği birkaç beyit arasında böyle sade bir dilek beytinin bulunması, onun hocasının şiirinde bu yalın söyleyişi beğendiğini düşündürür.
Kaynakça
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 419-420 (nüsha farkı dp. 4542), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf.
- İsmail Güleç, "Gelibolulu Musluhiddin Sürûrî, Hayatı, Kişiliği, Eserleri ve Bahrü'l-Ma'ârif İsimli Eseri", Osmanlı Araştırmaları 21 (2001), s. 211-236.
Çevrimiçi kaynaklar






