Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilātün Fe‘ilātün Fe‘ilātün Fe‘ilün

Sevin ey dil ḳoşılur saña çü cānān büyüdi
Yeñemez babası şimden gerü oġlan büyüdi
N’ola oġul idinüp yāri geçürsem yaḳadan
Pīrehen pārelenüp çāk-i girībān büyüdi

Günümüz Türkçesiyle

1. Sevin ey gönül, sevgili büyüdüğüne göre artık sana kavuşur; bundan sonra babası onun hakkından gelemez, oğlan büyüdü. (Sevgili artık babasının sözünden çıkabilecek yaştadır; âşık bunu kendi lehine bir müjde sayar.)

2. Sevgiliyi oğul edinip yakamdan geçirsem şaşılır mı; gömleğim paramparça oldu, yakamın yırtığı büyüdü. (Eski bir evlat edinme âdetinde çocuk, gömleğin yakasından geçirilirdi. Aşk acısından yırtılan yaka o kadar genişlemiştir ki sevgili oradan rahatça geçebilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bugüne ulaşan biçimiyle şiir iki beyittir ve aruzun remel bahrinden "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Vezin tezkirede belirtilmez; beyitlerin ölçüsünden çıkarılmıştır. Redif "büyüdi" kelimesidir; kafiye cānān, oġlan ve girībān kelimelerindeki "-ān" sesiyle kurulur. Birinci beyit iki mısraı kafiyeli bir matla‘dır; ikinci beyit aynı gazelin bir iç beytidir. Beyitler yalnız Âşık Çelebi'nin tezkiresinde, Sürûrî'nin şiirlerine örnek olarak verilen beyitler arasında yer alır. Gazelin geri kalanı bilinmiyor; kime ve ne zaman yazıldığı da bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyitler, divan şiirinde sık görülen ağırbaşlı aşk dilinden ayrılır ve şakacı bir tonla yazılmıştır. Redif "büyüdi", her beyitte başka bir şeyin büyüdüğünü söyler. Birinci beyitte büyüyen sevgilidir: o artık çocuk değildir ve babası onu eskisi gibi denetleyemez. Âşık bunu kendi gönlüne bir müjde olarak sunar; sevgili büyüdüğüne göre ona kavuşmanın yolu açılmıştır. "Cânân" ile "oğlan" kelimelerinin aynı kafiyede buluşması, sevgilinin kim olduğunu açıkça söyler; divan şiirinde sevgilinin genç bir erkek olarak anılması yaygın bir gelenektir.

İkinci beyit şiirin nüktesini taşır. Şair, sevgiliyi "oğul edinip yakasından geçirmek" ister. Bu söz, çocuğun gömleğin yakasından geçirilmesiyle yapılan eski bir evlat edinme âdetine telmihtir. Beytin ikinci mısraı bu isteğe şaşırtıcı bir gerekçe getirir: âşığın gömleği aşk acısından paramparça olmuş, yakasının yırtığı büyümüştür. Divan şiirinde yakasını yırtmak, aşkın çılgınlığa vardığının işaretidir. Böylece birinci beyitte büyüyen sevgili ile ikinci beyitte büyüyen yaka yırtığı birbirine bağlanır; büyüyen sevgili, büyüyen yırtıktan geçebilecektir. Yaka, gömlek ve yırtık kelimeleri arasında tenasüp vardır; redifin her beyitte farklı bir şeye bağlanması da beytin ustalığını gösterir.

Beyitlerin şakacı havası, Sürûrî'nin tezkirelerde anlatılan ağırbaşlı âlim ve derviş kimliğiyle ilginç bir karşıtlık oluşturur. Ancak Sürûrî kendisi, gençliğinde aşk ve şevk ile beş yüz gazel söylediğini ve bunları kaybolmasın diye bir divanda topladığını Bahrü'l-maârif'te yazar; bu beyitler o gençlik şiirinin havasını yansıtıyor olabilir.

Kaynakça

  • Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 419 (Sürūrī Çelebi maddesi, s. 417-423), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf.
  • İsmail Güleç, "Gelibolulu Musluhiddin Sürûrî, Hayatı, Kişiliği, Eserleri ve Bahrü'l-Ma'ârif İsimli Eseri", Osmanlı Araştırmaları 21 (2001), s. 211-236 (Bahrü'l-maârif'ten gençlik divanına dair alıntı).

Çevrimiçi kaynaklar