Yeniçerizâde Âhî İbrâhim Efendi'nin şiirleri, aynı mahlası kullanan en az iki çağdaşının şiirleriyle bir derlemede birbirine karışmış ve ayıklanamamıştır; Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar ondan örnek vermeyişinin nedenini böyle açıklar. Yeniçerilerden Hasan Ağa'nın oğlu olan bu kalem adamı, XVII. yüzyılın ilk çeyreğinde Amasya'da hazine ve vergi kalemlerinde yükselip divan kâtipliğine kadar gelmiş, 1026 (1617) dolaylarında ölmüştür. Hüsameddin onu kâtip, şair ve sözü güçlü biri olarak tanıtır; şehrin Kelâmî, Âzerî ve Turâbî gibi şair ve bilginleriyle sohbet edip şiirle atıştığını da kaydeder. Maddeyi kelime açıklamalarıyla birlikte bugünkü Türkçeye aktaran sayfa Âhi İbrâhim Efendi-Yeniçerizâde adını taşır.
Amasya Tarihi'ndeki Madde
Kayıt altıncı ciltte, adı "elif" harfiyle başlayan Amasyalılar arasında, tek paragraflık bir maddedir:
Amasyalıdır. Yeniçerilerden Hasan Ağa'nın oğludur. İlm ü kitâbet tahsîl ederek iştihâr etdi. Sonra Amasya'da beytül-mâl kâtibi, cizye tahsîldârı olup ibrâz-ı istikâmet eylediğinden Amasya beytül-mâl-i âmme ve hâssa emîni, ba'dehû dîvân kâtibi olduğu halde 1026 hudûdunda vefât etdi. Kâtib, şâir, natûk bir zât idi. Kelâmî, Âzerî, Turâbî gibi şu'arâ ve fuzalâ ile müsâhabât ve müşâ'arâtı vardır. Hattât olup hatt-ı nesihde mâhirdi. Riyâzî Efendi Tezkiresi'nde 1008'de vefâtı kaydedilen Kapıcızâde Âhî Ahmed Efendi ve bin hudûdunda vefât eden Edirneli Âhî Çelebi de şu'arâdandır. Eşbâh ü Nezâ'ir-i Edebiyye'de Âhî'ye nisbet edilen hayli eş'âre tesâdüf edilse de hangisine âid olduğu kestirilemediğinden nakledemedim.
Bugünkü Türkçeyle: Amasyalıdır, yeniçerilerden Hasan Ağa'nın oğludur. İlim ve kâtiplik öğrenerek tanındı. Sonra Amasya'da beytülmal kâtibi ve cizye tahsildarı oldu; dürüstlüğünü gösterdiği için Amasya'nın genel ve özel beytülmal emini, ardından divan kâtibi oldu ve 1026 dolaylarında öldü. Kâtip, şair, sözü güçlü biriydi. Kelâmî, Âzerî, Turâbî gibi şair ve âlimlerle sohbetleri ve şiir atışmaları vardır. Hattattı, nesih yazıda ustaydı. Riyâzî Efendi'nin tezkiresinde 1008'de öldüğü kaydedilen Kapıcızâde Âhî Ahmed Efendi ile bin yılı dolaylarında ölen Edirneli Âhî Çelebi de şairlerdendir. Eşbâh ü Nezâ'ir-i Edebiyye'de Âhî'ye bağlanan pek çok şiire rastlanırsa da hangisine ait olduğu kestirilemediği için aktaramadım.
Hayatı
Kaydın asıl anlattığı, bir kâtibin basamak basamak yükselişidir; doğum tarihi, nerede okuduğu ve hocaları ise bilinmez. Beytülmal, sahipsiz kalan mallarla mirasçısız ölenlerin terekesinin toplandığı hazineydi; cizye ise gayrimüslim tebaadan alınan baş vergisiydi. İbrâhim Efendi önce bu iki işin yazı ve tahsil tarafında çalışmış, Hüsameddin'in "ibrâz-ı istikâmet" diye andığı temiz sicili sayesinde beytülmalin başına emin olarak getirilmiştir. Bilinen son görevi divan kâtipliğidir. Babası hakkında yeniçeri olmasından başka bir şey yazılı değildir. Ölüm yılı için kullanılan "1026 hudûdunda" sözü yaklaşık bir tarihtir ve 1617 sularına düşer.
Şair Arkadaşları
Maddenin en canlı cümlesi, Âhî'yi bir dost çevresinin içine yerleştirir. Hüsameddin'in andığı Âzerî, Amasya mahkemesinde başkâtiplik etmiş ve 1025'te ölmüş Âzerî İbrâhim Efendi olmalıdır; aynı mahlası taşıyan İstanbullu Muallimzâde İbrâhim Çelebi 993'te (1585) öldüğü için bu çevreye uymaz. Turâbî de büyük ihtimalle 1040'ta ölen müderris ve kadı Turâbî Mustafa Efendi'dir. Hüsameddin, Abdî Efendi'nin tezkiresinden aktardığı bir başka maddede beytülmal kâtibi Âbî Mehmed Çelebi'nin Âzerî, Türâbî ve Hevâyî ile sohbet ve şakalaşmalarını anlatır; bu dörde "edebin dört unsuru" denirmiş ve "Kelâmî Mustafa Efendi bunlarla dem-güzâr olurdu", yani Kelâmî Mustafa Efendi de onlarla vakit geçirirmiş. Âhî'nin maddesindeki üç ad bu meclisle örtüşür. Âbî'nin beytülmal kâtibi, Âhî'nin beytülmal emini olması, ikisinin aynı dairede çalıştığını gösterir; buna karşılık kaynak iki adı hiçbir yerde yan yana anmaz.
Şiiri
Yeniçerizâde'ye ait olduğu kesin tek bir dize bugün elde değildir. Hüsameddin Eşbâh ü Nezâ'ir-i Edebiyye adlı derlemede "Âhî" mahlaslı pek çok şiir görmüştü, ama aynı mahlası kullanan en az iki çağdaş şair bulunduğundan hiçbirini ona mal etmedi. Bu iki şair, Riyâzî'nin tezkiresine göre 1008'de (1599-1600) ölen Kapıcızâde Âhî Ahmed Efendi ile bin yılı (1591-92) dolaylarında ölen Edirneli Âhî Çelebi'dir. Hüsameddin'in gördüğü derlemenin bugün nerede bulunduğu tespit edilemedi.
Kitabın üçüncü cildinde, Amasya'nın Celâlî karışıklıklarıyla kapanan "ikinci devre"sini anlatan bölümde, şehrin şöhret bulmuş şairleri sayılırken listenin son adı da bir Âhî'dir: "Çeşmî, Mihrî, Kâmî, Celîlî, Mu'îdî, Fikrî, Hızrî, Remzî, Ânî, Hayâtî, Siyâbî, Âhî pek ma'rûf idiler." Listedeki Âhî'nin Yeniçerizâde İbrâhim Efendi mi, adaşlarından biri mi olduğu konusunda yazar bir açıklama yapmaz.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 47-48 (e-kitap s. 26), "Âhi İbrâhim Efendi-Yeniçerizâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page26.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 8 (e-kitap s. 14), "Âbî Mehmed Çelebi-Çekemzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page14.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 3, s. 355 (e-kitap s. 524). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page524.html
Çevrimiçi kaynaklar
