Fatih Sultan Mehmed'in emriyle Osmanlı tarihini Şehnâme vezninde manzum olarak yazmakla görevlendirilen Şehîdî Ali Çelebi, bu işe Amasya'dan gelmişti: Şehzade Bayezid'in Amasya valiliği yıllarında onun nedimleri arasına girmiş, sonra İstanbul'a götürülmüştü. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'a göre bu tarihi II. Bayezid devrinde dört bin beyit olarak tamamlamış ve 898'den (1492-93) sonra ölmüştür. Eser bugüne ulaşmamıştır; Hüsameddin de "yazdığı târihi bulamadım" der. Şairi Şermî Osman Çelebi'nin kardeşi sayan kayıt da kaynakların birbirini tam tutmadığı yerlerden biridir.

Hüsameddin'in Kaydı

Amasya Tarihi'nin on birinci cildindeki maddenin başlığı, akrabalık iddiasını daha baştan koyar: "Şehîdî Ali Çelebi-Şermî Birâderi". Metin sitede aynı başlıkla ayrıca yayımlanmıştır:

Amasyalıdır. Şuarâdan ve Amasya vâlisi Sultân Ahmed meddâhlarından Şermî Osmân Çelebi bin Mehmed Çelebi birâderidir. Sultân Bâyezîd-i Sânî'ye Amasya'da vâlî iken intisâb edib nüdemâsından ve musâhiblerinden olmuştu. 883 vak'asında İstanbul'a kaldırılıp Ebû Eyyüb-i Ensârî Türbesi civârında oturdu. Şiir ve fazîletiyle Sultân Fatih Mehmed'in teveccühlerini kazandı. Osmanlı târihini "Şehnâme" bahrında nazmen yazmağa me'mûr oldu. Kendisine vazîfe verildi. 886'da Sultân Bâyezîd-i Sânî tahta cülûs edince divân-ı hümâyûn kâtibi olarak vazîfesine devam etdi. Sultân Osmân'dan Sultân Bâyezîd-i Sânî devrine kadar dört bin beyit ile târihini ikmâl etdi. 898 senesinden sonra vefât eyledi. Âlim, edîb, şâir idi. Ancak yazdığı târihi bulamadım.

Günümüz Türkçesiyle: Amasyalıdır. Şairlerden ve Amasya valisi Sultan Ahmed'i övenlerden Şermî Osman Çelebi bin Mehmed Çelebi'nin kardeşidir. II. Bayezid Amasya'da valiyken ona bağlanmış, nedimlerinden ve sohbet arkadaşlarından olmuştu. 883 olayında İstanbul'a götürülüp Eyüp Sultan Türbesi civarına yerleşti. Şiiri ve erdemiyle Fatih Sultan Mehmed'in ilgisini kazandı. Osmanlı tarihini Şehnâme vezninde manzum olarak yazmakla görevlendirildi ve kendisine maaş bağlandı. 886'da II. Bayezid tahta çıkınca Divan-ı Hümayun kâtibi olarak görevini sürdürdü. Tarihini Osman Gazi'den II. Bayezid devrine kadar dört bin beyitle tamamladı. 898 yılından sonra öldü. Bilgin, edip ve şairdi. Ancak yazdığı tarihi bulamadım.

Hüsameddin maddeyi iki ek bilgiyle bitirir. Mehmed Süreyya'nın Sicill-i Osmânî'sinden (c. 3, s. 181) şu satırları aktarır: "Şehidî Çelebi, Şermî. Asr-ı Fatih Sultân Mehmed ricâlindendir. Şâirdir. 'Şehnâme' bahrında dört bin beyt târih-i Osmanî yazdı." Hemen ardından bu "Şermî" sözünü "Şermî birâderi demekdir", yani Şermî'nin kardeşi anlamına gelir diye yorumlar. Son olarak Halîmî Efendi'nin, Amasya'da Sultan Bayezid'in adamları aleyhine yazıp kendisi şerh ederek Fatih'e sunduğu kasidede Şehîdî'nin de adının geçtiğini ve kardeşi Şermî'nin Amasya'da torunları bulunduğunu yazar.

Hayatı

Şehîdî'nin hayatından bilinenler bu tek maddeye dayanır. Bayezid, sonraki II. Bayezid, babası Fatih'in sağlığında uzun yıllar Amasya'da valilik etmiştir. Şehîdî bu yıllarda onun meclisine girmiş, nedim ve musahip olmuştur. Hüsameddin "883 vak'ası" dediği olayı açıklamaz; maddenin sonunda andığı Halîmî kasidesi ise onu şehzadenin çevresine karşı açılan soruşturmaya bağlar. Bu soruşturmanın arkasında Amasyalı âlim ve şair Halîmî Lutfullah Çelebi vardır. TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddeye göre Halîmî, Bayezid'i kötü yola teşvik edenlere engel olmak istediği için iftiraya uğrayıp Tokat'ta hapsedilmiş, kurtulduktan sonra Arapça bir "kasîde-i tâiyye" yazmış ve 880'de (1475-76) İstanbul'a giderek bu kasideyi beyit beyit şerh edip Fatih'e sunmuştur. Fatih bunun üzerine Amasya'ya bir soruşturma heyeti göndermiş, şehzadenin çevresinden bazılarının idamını, ötekilerin azlini emretmiştir.

Hüsameddin'in verdiği 883 (1478-79) yılı ile ansiklopedideki 880 (1475-76) yılı arasında üç yıllık bir fark vardır. Kasidenin sunulması ile çevrenin dağıtılması aynı yıl olmayabilir, ama kaynaklar bu iki tarihi birbirine bağlamaz; fark açık kalmaktadır. Hüsameddin'in anlatısında Şehîdî bu dağıtılmadan ceza görmemiş, aksine İstanbul'da Fatih'in ilgisini kazanmıştır. Halîmî'nin kasidesinde adının geçmesinin onun aleyhine mi yoksa yalnız bir isim sayımı olarak mı olduğu belirtilmez.

Fatih'in verdiği görev, Osmanlı tarihinin Firdevsî'nin Şâhnâme'sinin vezniyle, yani mütekârib bahriyle manzum olarak yazılmasıdır. Hüsameddin'e göre Şehîdî 886'da (1481) II. Bayezid tahta çıkınca Divan-ı Hümayun kâtipliğine devam etmiş, eseri Osman Gazi'den II. Bayezid'in devrine kadar getirerek dört bin beyitte tamamlamıştır. Ölümü için yalnız "898'den sonra" denir; bu sınırın neye dayandığı maddede yazılı değildir.

Şermî ile Akrabalığı

Hüsameddin Şehîdî'yi Şermî Osman Çelebi'nin kardeşi sayar ve başlığa "Şermî Birâderi" sözünü koyar. Aynı Mehmed Çelebi'nin bir başka oğlu olarak Zekâî Ahmed Çelebi'yi de anar. Bu kayıtlara göre üç kardeş de şairdir. Ancak Hüsameddin'in kendi verdiği tarihler bu akrabalığı zorlar: Şehîdî 883'te zaten Bayezid'in nedimidir ve 898'den sonra ölmüştür; Zekâî 925 (1519) dolaylarında, Şermî ise 941 (1534-35) dolaylarında ölmüştür. Şehîdî ile Şermî'nin ölümleri arasında kırk yılı aşan bir aralık bulunması kardeşliği imkânsız kılmaz, ama olağan da değildir.

Akrabalığın tek dayanağı Sicill-i Osmânî'deki "Şehidî Çelebi, Şermî" ibaresi gibi görünmektedir. Hüsameddin bu iki adın yan yana yazılmasını "Şermî'nin kardeşi" diye açıklar. İbare, iki ayrı şairin adının kaynaklarda birbirine karışmasından da doğmuş olabilir; bu ihtimali Hüsameddin tartışmaz. Hüsameddin'in "Şehîdî Ali Çelebi" adını nereden aldığı da belirsizdir, çünkü aktardığı Sicill-i Osmânî satırı yalnız "Şehidî Çelebi" der.

Şiiri

Dört bin beyitlik manzum tarihin bir nüshası Hüsameddin'in döneminde bilinmiyordu; bugün de esere dair bir kayda rastlanmadı ve Şehîdî'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin ondan tek beyit aktarmaz. Kardeşi sayılan Şermî'de de durum aynıdır: Şehzade Ahmed'in Amasya meclisinin şairleri üzerine yazıda onun da bir şiir örneğinin bulunmadığı belirtilmiştir.

Kronoloji

880 (1475-76): TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Halîmî, kasidesini şerhiyle Fatih'e sunar; Amasya'da soruşturma başlar.

883 (1478-79): Hüsameddin'e göre Şehîdî, "883 vak'ası"nda İstanbul'a götürülür.

886 (1481): II. Bayezid tahta çıkar; Şehîdî Divan-ı Hümayun kâtibi olarak kalır.

898 (1492-93) sonrası: Ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar