Amasya'ya kuşaklar boyunca âlim ve kâtip veren İbrîzâdeler ailesi adını, zamanın nüktedanlarının İbrâhim Çelebi'ye taktığı "İbrî" lakabından alır. Kendisi, II. Murad devrinin sadrazamı Koca Mehmed Paşa'nın divan kâtipliğini yapmış, paşanın 841'de (1437-38) azliyle birlikte Amasya'ya dönmüş bir XV. yüzyıl kâtibidir. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın kaydında güzel yazılı, şair, edip ve bilgili biri olarak geçer; ne var ki kendi şiirlerinden bugüne tek satır kalmamıştır. Koca Mehmed Paşa ve aile üzerine bir araştırma notu, maddenin aktarımıyla birlikte İbrî İbrâhim Çelebi-Kâtib başlığı altında okunabilir.
Kaynaktaki Madde
Amasya Tarihi'nin altıncı cildindeki madde üç kısa paragraftan oluşur; sonuncusu lakabın oğullara nasıl geçtiğini anlatır:
Amasyalı Hasan oğludur. Tahsîl-i ilm ü kitâbet edib sadr-ı esbak Hızır Dânişmend oğlu Koca Mehmed Paşa'nın kâtib-i divânı oldu. Amasya'da Sultân Murâd-ı Sânî vâlî iken hizmet-i kitâbetinde bulundu. Paşa'nın sadâretinde divân-ı hümâyûn ricâlinden ve hâcegândan olup 841'de müşârün-ileyhin azl ü i'zâmında Amasya'ya geldi. Ba'dehû vefât etdi.
Koca Mehmed Paşa vakfiyesi şühûdundan olup hattı güzel, şâir, edîb, sâhib-i ma'ârif bir kâtib idi.
Mahdûmları Tâhir, Muhyiddîn Mehmed Çelebilere "İbrîzâde" dendi. Zurefâ-yı zamânî tarafından kendisine İbrî denildiğinden dolayı da İbrîzâdelikle iştihâr etdi. Tâhir Çelebizâde Muhyiddîn Mehmed Çelebi, Muhyiddîn Çelebizâde Abdurrahman Çelebi meşâhîr-i ulemâdandır.
Günümüz Türkçesiyle: Amasyalı Hasan'ın oğludur. İlim ve kâtiplik öğrenerek eski sadrazam, Hızır Dânişmend oğlu Koca Mehmed Paşa'nın divan kâtibi oldu. Sultan II. Murad Amasya'da vali iken (paşanın) kâtiplik hizmetinde bulundu. Paşanın sadrazamlığında divan-ı hümayun erkânından ve hâcegândan, yani kıdemli kâtiplerden oldu; 841'de paşanın azledilip uzaklaştırılması üzerine Amasya'ya geldi. Sonra öldü. Koca Mehmed Paşa vakfiyesinin şahitlerindendi; hattı güzel, şair, edip, bilgili bir kâtipti. Oğulları Tâhir ve Muhyiddîn Mehmed çelebilere "İbrîzâde" dendi. Zamanın nüktedanları kendisine İbrî dedikleri için (aile) İbrîzâdelik adıyla tanındı. Tâhir Çelebi'nin oğlu Muhyiddîn Mehmed Çelebi ile Muhyiddîn Çelebi'nin oğlu Abdurrahman Çelebi tanınmış âlimlerdendir.
Hayatı ve Efendisi
İbrâhim Çelebi'nin hayatı, efendisinin talihine bağlı olarak iki yerde geçmiştir. Gençliğinde Amasya'da, şehzade Murad'ın sancakta bulunduğu yıllarda, Koca Mehmed Nizâmüddin Paşa'nın yazı işlerini yürütmüştür. Paşa sadrazam olunca onunla birlikte devlet merkezine gitmiş, divan-ı hümayunun kıdemli kâtipleri arasına girmiştir. Paşanın 841'deki azli bu kariyeri bitirmiş, İbrâhim Çelebi Amasya'ya dönmüştür. Hüsameddin'in ölüm tarihi vermediği bu son yıllar hakkında bilinen tek şey, oğlu Tâhir Çelebi'nin maddesinde yazılıdır: Tâhir de babası zamanında divan-ı hümayun kâtiplerindendi ve 841'de "pederiyle Amasya'ya gönderildi". Buradaki "gönderildi" sözü, dönüşün gönüllü olmadığına, azledilen paşanın adamlarının merkezden uzaklaştırıldığına işaret ediyor olabilir.
Paşanın vakfiyesinde şahit olarak bulunması, İbrâhim Çelebi'nin onun en yakın adamlarından sayıldığını gösterir. Hüsameddin vakfiyenin tarihini ve hangi vakfa ait olduğunu bu maddede belirtmez.
Ailesi ve "İbrî" Lakabı
İbrâhim Çelebi bir kâtip ailesinden gelir. Hüsameddin'in yedinci ciltteki İsrâil Çelebi-Hacı Kâtib maddesine göre dedesi İsrâil Çelebi, Amasya emîri Ya'kub Şâh'ın ve Hacı Şadgeldi Paşa'nın divan kâtibi olmuş, 767 (1365-66) dolaylarında ölmüş bir hattattır. İsrâil Çelebi'nin Halil, İbrâhim ve Hasan adlı üç oğlundan Hasan Çelebi'nin oğlu "İbrâhim Ebrî Çelebi"dir ve bu soyun bütün dallarına "Benî İsrâil", yani İsrâiloğulları denmiştir. Hüsameddin lakabın anlamını açıklamaz, yalnız zamanın zariflerinin taktığı bir ad olduğunu söyler. Oğlunun maddesinde aile adı Arap harfleriyle "عبريزاده" diye de yazılmıştır; "ʿibrî" Arapçada İbranî demektir. "İsrâiloğulları" diye anılan bir ailenin bir ferdine "İbranî" denmesi, nüktenin bu iki ad arasındaki ilişkiye dayandığını düşündürür; ancak bu bizim yorumumuzdur, kaynak söylemez.
Hüsameddin'in kayıtları torunlar konusunda birbirini tutmaz. İbrâhim Çelebi'nin maddesinde ve on birinci ciltteki Tâhir Çelebi-İbrîzâde maddesinde Tâhir, İbrî'nin oğludur ve Muhyiddîn Mehmed Çelebi de Tâhir'in oğlu olarak geçer. İsrâil Çelebi maddesinde ise Tâhir Çelebi, İbrâhim'in amcazadesi Dursun Çelebi'nin oğludur ve "kibâr-ı fuzalâdan" Muhyiddîn Mehmed Çelebi doğrudan "Ebrî Çelebizâde" diye anılır. Kitap bu çelişkiyi çözmez. Tâhir Çelebi'nin maddesine göre o da kâtip ve şairdi; Amasya valisi Şehzade Alâeddîn'in divan kâtibi olmuş, şehzadenin 846'daki ölümünden sonra gözden düşmüş ve 857'den sonra ölmüştür. Ailenin XVI. yüzyıldaki şair kâtiplerinden Refîkî Ali Çelebi'nin babası da İbrîzâde ailesinden bir Mevlânâ Muhyiddîn Mehmed Çelebi'dir.
Şiiri
Kitap onu şair diye anar ama tek beyit aktarmaz; bu hükmün hangi kaynağa dayandığı da belirtilmez. Bugün ona ait bir şiir bilinmiyor; İbrâhim Çelebi'den kalan iz, şahidi olduğu bir vakfiye ile lakabından türeyen aile adıdır.
Kronoloji
767 (1365-66) dolayı: Dedesi İsrâil Çelebi-Hacı Kâtib ölür.
841 (1437-38): Koca Mehmed Paşa azledilir; İbrâhim Çelebi oğlu Tâhir ile Amasya'ya döner.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 228 (e-kitap s. 79), "İbrî İbrâhim Çelebi-Kâtib" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page79.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 77-78 (e-kitap s. 288), "İsrâil Çelebi-Hacı Kâtib" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page288.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 313-314 (e-kitap s. 456), "Tâhir Çelebi-İbrîzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page456.html
Çevrimiçi kaynaklar
