Osmanlı şehir hayatının vazgeçilmez kurumlarından biri olan hamam, Amasya'da yalnızca temizlenilen bir yer olarak kalmamış, insanların bir araya geldiği, sohbetin ve törenin buğuyla karıştığı bir buluşma mekânı olmuştur. Evlerde gusülhaneden başka yıkanacak yerin bulunmadığı asırlarda mahalle ve çarşı hamamları her yaştan insanın düzenli olarak uğradığı yerlerdi. Yeşilırmak kıyısındaki şehir, Selçuklu ve Osmanlı devirlerinden kalan hamamlarıyla bu kültürün Anadolu'daki köklü örneklerini bugün de barındırır. Hamamın asıl renkli yüzü ise kadınların hamam günlerinde ve düğün öncesinde gelin için düzenlenen törende görülürdü; bir genç kızın baba evinden ayrılışının ilk adımı çoğu zaman göbek taşının başında atılırdı.
Amasya'da Hamamın Tarihî Arka Planı
Amasya'da yıkanma geleneğinin izleri Türk devrinden çok daha eskiye uzanır. Göynücek ilçesine bağlı Ilısu köyünde, kaynak suyunun üzerine kurulmuş ve milattan sonra 3. yüzyıla tarihlenen bir Roma hamamının kalıntısı hâlâ ayaktadır. Yıl boyu ılık akan bu suyun bulunduğu yer, köylülerin anlattığına göre yakın zamanlara kadar hem gelin hamamı hem damat hamamı olarak kullanılmış, sonraları kadınların çamaşır yıkadığı, çocukların suya girdiği bir yer hâline gelmiştir. Şehrin kalesi eteğindeki Kızlar Sarayı'ndan günümüze kalan iki hamamın temellerinin, kaleden inen eski su kanallarının izleri dikkate alınarak Helenistik çağa kadar uzanabileceği de araştırmacılar tarafından ihtimal olarak ileri sürülmüştür.
Türk hâkimiyetiyle birlikte hamam, cami, medrese ve imaretle aynı vakıf sisteminin bir parçası hâline geldi. Hamamlar çoğu zaman bir külliyeye gelir sağlamak üzere yapılır, kazancı caminin, medresenin ya da imaretin giderlerine harcanırdı. XVI. yüzyılın başlarında Amasya'da dokuz cami, on medrese, dört zâviye ve altı imaretin yanında on beş hamam bulunduğu bilinmektedir. Bu sayı, şehrin nüfusuna oranla hamamın gündelik hayatta ne kadar geniş bir yer tuttuğunu gösterir. Amasya'nın bir şehzade sancağı olarak geliştiği XV ve XVI. yüzyıllar, şehrin bugün hâlâ ayakta duran hamamlarının büyük kısmının inşa edildiği dönemdir.
Şehrin Tarihî Hamamları
Mustafa Bey Hamamı
Mehmet Paşa Mahallesi'nde, Bimarhane'nin kuzeyinde bulunan Mustafa Bey Hamamı, 1436 yılında II. Murad'ın lalası Yörgüç Paşa'nın oğlu Mustafa Bey tarafından yaptırılmıştır. Klasik Osmanlı hamam düzenine uygun olarak soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden oluşur; sıcaklığın çevresinde halvet denilen küçük yıkanma odaları yer alır. Kare planlı soyunmalığın duvarlarında büyük nişler görülür. Soğukluk bölümünün nişleri mukarnaslı olup üzeri kubbeyle örtülüdür. Sıcaklık, dört yönden dört büyük nişle çevrilmiş kubbeli bir mekândır. Beden duvarlarında moloz taş ile tuğla birlikte kullanılmış, hamama mermer bir çerçeve içindeki yay kemerli bir kapıdan girilir.
Semavi Eyice, erken Osmanlı devrinde çok büyük kubbeli soyunmalıklar yapıldığını anlatırken kubbe çapı 10 ile 15 metre arasında değişen örnekler arasında Gelibolu, Bursa ve Edirne'deki hamamlarla birlikte Amasya'daki Yörgüç Paşa oğlu Mustafa Bey Hamamı'nı da sayar. Bu ölçü, hamamın yapıldığı dönemde şehrin önde gelen yapılarından biri olduğunu gösterir. Mustafa Bey Hamamı bugün de çalışan hamamlar arasındadır.
Kumacık Hamamı
Bayezidpaşa Mahallesi'nde, Künç Köprü hizasında bulunan Kumacık Hamamı, 1495 yılında Kapıağası Ayas Ağa tarafından yaptırılmıştır. Ayas Ağa külliyesine ait vakıf defterinden, hamamın külliyeye gelir getirmesi amacıyla ayrıca satın alınan bir arsa üzerinde inşa edildiği anlaşılır. Moloz taştan yapılan hamamın kare planlı soyunmalığı, Türk üçgenleriyle geçilen büyük bir kubbeyle örtülüdür ve kubbeler dıştan alaturka kiremitle kaplanmıştır. Bugünkü durumuyla dar bir koridor biçiminde düz tavanlı bir ılıklığa ve dört eyvanlı, köşelerinde halvet hücreleri bulunan bir sıcaklığa sahiptir. Halvetlerin sayısı kimi kaynaklarda iki, kimilerinde üç olarak verilir. Yapı, ilk inşasından sonra her üç bölümünde değişikliklere uğramış, planı ve görünüşüyle ilk hâlinden farklı bir şekilde günümüze ulaşmıştır. Kumacık Hamamı da şehrin hâlen hizmet veren hamamlarındandır; müşterilere verilen havluların soyunmalıkta sıra sıra dizilişi eski hamam düzeninin süregelen ayrıntılarındandır.
Yıldız Hamamı
Çukur Hamam ya da Hatuniye Hamamı adlarıyla da anılan Yıldız Hamamı, II. Bayezid'in eşi Bülbül Hatun'un yaptırdığı ve 1510 yılında tamamlanan Hatuniye Külliyesi'nin bir parçasıdır. Hamamın bulunduğu yerde Selçuklu devrinde de bir hamam bulunduğu bilinmekte, bugünkü yapının bu eski hamamın üzerine yeniden inşa edildiği kuvvetle muhtemel görülmektedir. Bulunduğu alçak kot yüzünden halk arasında Çukur Hamam dendiği rivayet edilir. Kare planlı hamam fenerli bir kubbeyle örtülüdür; kubbeli bir soyunmalık, onun güneyinde soğukluk, doğusunda tuvaletler ve batısında sıcaklık ile suyun ısıtıldığı külhan bölümlerinden oluşur.
Altuntaş Hamamı ve Kızlar Sarayı Hamamları
Hatuniye Mahallesi'nde, Madenüs Köprüsü yakınında bulunan Altuntaş Hamamı, Yukarı Hamam adıyla da bilinir. Düzgün kesme taş, moloz taş ve harçla yapılan hamam soğukluk, ılıklık, sıcaklık ve külhan bölümlerinden oluşur, üstü kubbe ve tonozlarla örtülüdür. İnşa kitabesi bulunmadığından kesin tarihi bilinmemekle birlikte XVII. yüzyıl Osmanlı hamamı olduğu düşünülmektedir.
Kral Sarayı, Enderun Sarayı, Aşağı Saray ve İsfendiyar Sarayı gibi adlarla da anılan Kızlar Sarayı'ndan günümüze yalnızca iki hamam ulaşmıştır. Kitabeleri olmadığından ikisinin de yapım tarihi ve banisi belli değildir. Küçük Hamam, mimari özelliklerine bakılarak XV. yüzyıla tarihlenir; malakârî teknikte yapılmış renkli sıva silmeleri ilk döneminde gösterişli bir yapı olduğunu gösterir. Bu hamamda alttan ısıtma yerine sıcak su buharının beden duvarları içinden dolaştırıldığı bir sistem kullanılmıştır ki bu da onu saray, kale ve köşklerde görülen özel hamamlar arasına koyar. Son iki buçuk asırdır kullanılmayan Küçük Hamam'ın yanında, özgün yapısını daha iyi korumuş olan Büyük Hamam da soğukluk, ılıklık, sıcaklık, külhan ve su deposu bölümleriyle durmaktadır. Araştırmacılar, kaya mezarlarını görmeye gelen kalabalık düşünülerek bu yapının bir hamam müzesine dönüştürülebileceğini önermiştir.
İlçelerdeki Hamamlar
Hamam yalnız il merkezine özgü bir kurum olmamış, ilçe ve kasabalarda da yaygınlaşmıştır. Merzifon'da 1473-74 tarihli bir çifte hamam bulunduğu bilinmektedir. Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın 1666-1679 yılları arasında yaptırdığı külliyede iki hamam yer alır. Bunlardan Paşa Hamamı 1678 yılına tarihlenir ve kubbeli soyunmalığı, uzun dikdörtgen soğukluğu ve sekizgen kasnak üzerine oturan kubbeli sıcaklığıyla Osmanlı hamam mimarisinin güzel örneklerinden sayılır. Merzifon'daki Tuzpazarı Hamamı ise 1676 tarihlidir. Taşova'ya bağlı Uluköy'de, eski adıyla Sonisa'da, Lala Sinan Paşa'nın yaptırdığı tek hamam sağlam olarak ayaktadır; üzerinde kitabe bulunmamakla birlikte paşanın 1526 tarihli vakfiyesinden, bu tarihten kısa bir süre önce inşa edildiği anlaşılır. 1530 tarihli bir defter Sonisa kazasında altı mahalle, iki cami ve bir hamam bulunduğunu kaydeder. Gümüşhacıköy'de ise 1820 civarında yapıldığı tahmin edilen Millet Hamamı, halk arasında Ermeni Hamamı adıyla bilinir. Yüksek kubbeleri 1965'li yıllarda yıkılarak yerine betonarme kubbeler yapılmış olsa da serin, ılık ve sıcak bölümleri, göbek taşı ve dört odasıyla eski düzenini korumaktadır. Aynı yıllarda yapılan Gümüş Maden Hamamı da ilçede özgün hâliyle ayaktadır.
Hamamın İşleyişi ve Hizmetlileri
Hamam kelimesinin Türkçedeki en eski karşılığı munça ya da munçak olup Anadolu'nun bazı yörelerinde hamama bugün de ısıcak sözünden gelen "sıcak" denir. Osmanlı şehirlerinde iki tür hamam vardı. Erkeklere ve kadınlara ayrı ayrı hizmet veren iki bölümlü yapılara çifte hamam denir, kadınlar kısmının kapısı çoğunlukla yan sokağa açılırdı. Tek hamamlar ise gündüz kadınlara, gece erkeklere ayrılırdı. Mahallelerde yalnız kadınlara hizmet eden hamamlara "avret hamamı", çarşıda erkeklere ait olanlara "rical hamamı" dendiği de olurdu. Gümüşhacıköy'de anlatıldığına göre hamamın dış kapısına asılan havlunun renginden o gün hamamın kadınlara mı erkeklere mi ayrıldığı anlaşılırdı.
Erkekler hamamında yıkayıcıya tellâk, kadınlar hamamında nâtır denirdi. Belli müşterilere bakan "ana"lar ve özel beceri isteyen işleri gören "usta"lar da nâtırlar arasındaydı. Külhanı yakan külhancı, peştamalları dağıtan peştamalcı, kahveci ve havluları yıkayıp mangal üzerindeki kafeslerde kurutan çamaşırcılar hamamın öteki hizmetlileriydi. Evliya Çelebi hamamcıların, tellâkların ve nâtırların her birinin ayrı birer pîri bulunduğunu yazar. Hamamların işleyişi kadılıkların denetimindeydi; çalışanlar birbirine kefil tutulur, ücretler ve uyulacak kurallar nizamnamelerle belirlenirdi. Yıkanmanın da bir sırası vardı. Önce sıcaklıkta terlenir, nâtırın ya da tellâkın keselemesiyle "kir akıtılır", sonra yıkanılır, ardından soğuklukta dinlenilir, kahve içilir ve bahşiş verilirdi.
Kadınların Hamam Günü
Hamam, özellikle kadınlar için evin dışına çıkabildikleri, dertleşip hasret giderdikleri değerli bir mekândı. Orta hâlli aile hanımlarının en önemli eğlence yerinin hamam olduğu, bu yüzden kadın hamamları etrafında kendine özgü bir hamam kültürünün oluştuğu söylenir. Hamama gidileceği günler önceden konu komşuya, akrabaya haber verilir; dolmalar, börekler, çörekler hazırlanır, kalabalık gruplar hâlinde yola çıkılırdı. Sabahtan hazırlanan yemek sepetleri, temiz çamaşırlar ve gümüş ya da bakır hamam taslarıyla gidilen hamamda çoğu zaman bütün gün geçirilirdi. Getirilen yemekler öğle vakti göbek taşının üzerinde yenir, bir yandan da eğlenilirdi.
Göbek taşında ter atılır, keselenip yıkanılırken mahallenin haberleri konuşulur, kahkahalar buğuya karışırdı. Kalabalık günlerde kurna başında sıra beklemek kolay olmazdı; Gümüşhacıköy'de eskilerin hatırladığına göre göbek taşında ve kurnalarda sıra, yani "keşik" yüzünden kadınlar arasında sık sık atışmalar yaşanırdı. Hamam aynı zamanda görücü usulünün sürdüğü dönemlerde anneler için bir gözlem yeriydi. Evlilik çağına gelmiş oğulları için gelin arayan kadınlar, hamamdaki genç kızları göz ucuyla süzer, tavırlarını, temizliğe ve büyüklere gösterdikleri özeni tartarlardı. Gelin olacak kızlar da bunun farkında olarak kendilerini kaynana adaylarına beğendirmeye çalışırdı. Pek çok tanışıklık ve sonraki dünürcülük böylece hamam meclislerinde başlardı.
Bazı hamamların, özellikle âlim ve şeyhlerin vakfı olan ya da yakınında bir yatır bulunan semtlerdekilerin suyunun şifalı olduğuna inanılırdı. Ilısu'daki Roma hamamının suyunun cilt hastalıklarına iyi geldiği inancı da köyde bugün sürmektedir. Erkekler için ise hamama gitmenin belli vakitleri vardı; perşembe akşamları, cuma sabahları, ramazan ve bayram arifelerinde hamama gidilirdi. Gümüşhacıköy'de pazar günleri babaların çocuklarını yanlarına alarak ailece hamama gitmesi her hafta tekrarlanan bir alışkanlıktı.
Hamam Bohçası ve Eşyaları
Kadınların hamam eşyası "hamam bohçası" denilen işlemeli bir örtünün içinde taşınırdı. Peştamal, havlu takımı, hamam tası ve nalınlar bohçanın vazgeçilmezleriydi. Yanlarına sabun, kese, lif, fildişi ya da kemik tarak, sabunluk ve kil taşınan kildan eklenirdi. Havlular bel, sırt ve baş için üç parça hâlinde kullanılır, varlıklı ailelerde tel sırma işi ve oyayla süslenirdi. Ceviz, şimşir, abanoz ya da sandal ağacından yapılan nalınlar sedef ve kaplumbağa kabuğuyla bezenir, hamam tasları kabartma ve kazıma motiflerle işlenirdi. Bohçanın ve içindekilerin zenginliği, bir kadının ailesinin durumunu da hamamdaki öteki kadınlara gösterirdi.
Gelin bohçası bunların en süslüsüydü. Amasya Üniversitesi'nden Ahmet Başkan'ın aktardığına göre gelin hamamının bohçasında hamam tası, sabun, süslemeli nalın, gelin için ipek peştamal, "hamam beyazı" denilen pul oyalı tülbent, kese, temiz ve kirli çamaşır için iki küçük bohça, hamam yaygısı ve baş, gövde, bacaklar için ayrı havlular bulunurdu. Bunlara yalnız gelinin omzuna atılan ve onu öteki kızlardan ayıran, "keyfiye" adlı kare biçimli bir dokuma da eklenirdi. Gelin bohçası pamuklu ya da ipekli kumaştan, altın ve gümüş sim ve pullarla ağır biçimde işlenerek hazırlanır, çoğu zaman çeyizin en özenli parçaları arasında yer alırdı. Kadınlar hamamında kurnalardan biri de ötekilerden daha süslü ve özenli işlenirdi; bu kurnaya "gelin kurnası" denirdi.
Gelin Hamamı Töreni
Hazırlık ve Davet
Hamam kültürünün en neşeli hâli, düğün öncesinde yapılan gelin hamamıydı. Osmanlı şehirlerindeki yaygın uygulamaya göre evlenecek kız düğünden iki gün önce, genellikle salı günü gelin hamamına götürülür; kız ve oğlan tarafının kadınları, yakın akrabalar ve eş dost hamama davet edilirdi. Hamam kız evi tarafından bütünüyle kiralanır ya da davetlilerin ücretleri kız evince ödenirdi. Anadolu'nun pek çok yerinde kına gecesiyle birlikte düşünüldüğü için gelin hamamına "kına hamamı" da denirdi. Hazırlıklar günler öncesinden başlar; yaprak sarması, börek, baklava gibi yemekler yapılır, meyve, kuruyemiş ve şerbet hazırlanırdı. Davetler kapı kapı dolaşan "okuyucu" kadınlar aracılığıyla yapılır, kimi yerlerde davet edilenlere kokulu bir sabun verilirdi.
Amasya ve çevresinde düğün takvimi, gelin hamamının da yerini belirlerdi. Yörede kına gecesi cumartesi akşamı kız evinde yapılır, gelin pazar günü baba evinden alınırdı. Bazı yerel anlatımlarda gelin hamamının düğün haftasının cumartesi sabahı gelinin arkadaşları ve akrabalarıyla yapıldığı, aynı günün akşamı damat ve arkadaşları için damat hamamı düzenlendiği; bazılarında ise gelin hamamının nişan töreninden önce yapıldığı aktarılır. Merzifon'un Akören köyünde nişandan bir gün önce gelinin eline bitkisel desenli şablonlarla "çufa kınası" yakılması da düğün sürecindeki kına âdetlerinin yörede ne kadar çeşitli olduğunu gösterir.
Hamamdaki Tören
Tören günü davetlilerden önce hamama giren gelin, misafirleri kapıda karşılardı. Soğuklukta toplanılır, kızın başına bir çarşaf tutulur ve kendisine hamamın avlusu tavaf ettirilirdi. Ardından şerbetler içilir, def ve çalgılar çalınır, maniler ve türküler söylenirdi. Daha sonra nâtırlar gelini halvete götürür, yıkadıktan sonra getirip göbek taşına oturturlardı. Türküler eşliğinde gelinin saçları yıkanır, kınası hazırlanırdı. Mâniler söylenerek geline ve öteki davetlilere kına yakılır, gelinin başına bozuk para serpilir, genç kızlar kısmetleri açılsın diye bu paraları kapışırdı.
Getirilen bohçalar açılır, kurna başlarında tatlılar, börekler ve meyveler paylaşılır; bir yandan da yaşlı kadınlar geline evlilik üzerine nasihat ederdi. Komşu Sivas'ta yapılan alan araştırmalarında gelinin, kendisine verilen değerin işareti olarak ters çevrilmiş bakır bir hamam kazanının üzerine oturtulduğu ve davetlilerin her birinin gelinin başına birer tas su döktüğü tespit edilmiştir. Tören sonunda gelin soğuklukta büyüklerin ellerini öper, hamamdan en son arkadaşlarıyla birlikte çıkardı. Eski dönemde bu tören, gelinle kaynananın kaynaşması ve gelinin gideceği aileyle yakınlık kurması bakımından da önem taşırdı. Kız evinden gelin evine geçişi kutlayan bu toplantı, hem bir arınma hem de genç kıza kadınlar arasında verilen sıcak bir vedaydı.
Amasya ve Çevresinden Kayıtlar
Göynücek'in Ilısu köyünde Roma hamamının suyu, köyün yaşlılarının hatırasında gelin hamamıyla birlikte yaşar. Yetmiş beş yaşındaki Sakine Çoban bunu kendi ağzıyla şöyle anlatır: "Gelin hamamıydı, burada gelinler çimiyordu, burada da erkekler çimiyordu, caminin avlusunda da elbisesini giydiriyordular." Bu kısa tanıklık, kasaba ve köylerde çarşı hamamı bulunmayan yerlerde gelin hamamının ılıcalarda ve kaynak sularında da yapıldığını, yıkanan gelinin ardından cami avlusunda giydirilip süslendiğini gösterir. Gümüşhacıköy'de de evlenecek kızlar için gelin hamamı, erkekler için damat hamamı, lohusalar için kırk hamamı ve askere gidecek gençler için asker hamamı yapılması yakın zamana kadar süren âdetler arasında anılır.
Güvey Hamamı ve On Beş Hamamı
Gelin hamamının bir benzeri erkekler arasında da vardı. Damat ve arkadaşları düğünden önce "güvey hamamı" ya da damat hamamı için bir araya gelir, yıkanıp eğlenir, damada evlilik hayatına dair öğütler verilirdi. Bazı yörelerde gerdekten on beş gün sonra gelin ve yakınları için "on beş hamamı" yapılırdı. Sivas çevresinde düğünden birkaç gün ya da on beş gün sonra damat tarafının masrafıyla düzenlenen bu ikinci hamamda gelin, kayınvalidesinin yıkanmasına yardım eder, saçlarını tarar, karşılığında onun duasını alırdı. Böylece hamam, gelinin yeni ailesine kabul edilişinin de sahnesi olurdu.
Hayatın Öteki Eşiklerinde Hamam
Hamam, düğünün dışında hayatın başka dönüm noktalarında da törenlerin mekânıydı. Lohusa kadınlar doğumun kırkıncı günü hamama götürülür, ebe hanım başta olmak üzere akraba ve komşuların davet edildiği "kırk hamamı" yapılırdı. Bu toplantılar davet sahibinin durumuna göre gösterişli olur, âdeta bir düğünü andırırdı. Bebek "kırklama" denilen bir uygulamayla dualar okunarak kırk tas suyla yıkanır, nazara karşı çörek otu tütsülenirdi. Askere gidecek gençler için asker hamamı, sünnet düğünlerinden önce sünnet hamamı ve cenazenin ardından yas hamamı yapılması da bu geleneğin parçasıydı. Her biri, önemli bir olaydan önce ya da sonra törensel bir arınma anlamı taşırdı.
Hamamın gündelik hayattaki bu yeri dile de yansımıştır. "Hamam kubbesi gibi her sesi aksettirir", "Hamam suyu ile misafir ağırlanmaz", "Hamama gider kurna beğenmez, düğüne gider zurna beğenmez", "Hamamda kurnası, düğünde sediri belli" ve "eski hamam eski tas" gibi sözler hamamla düğünü çoğu zaman yan yana anar. Divan şairleri hamamı konu alan "hammâmiyye" adlı şiirler yazmış, halk türkü ve manilerinde hamam daha çok yârin gittiği bir yer olarak işlenmiştir.
Günümüzde Amasya Hamamları
Evlere banyo girmesi ve suyun her eve ulaşmasıyla hamamların gündelik işlevi büyük ölçüde azalmıştır. Bununla birlikte Amasya'nın tarihî hamamlarının bir kısmı hâlâ çalışmaktadır. Mustafa Bey, Kumacık, Altuntaş ve Yıldız hamamları il merkezinde, Paşa Hamamı Merzifon'da hizmet veren yapılar arasında sayılır. Gümüşhacıköy'deki Millet Hamamı beş aylık bir onarımın ardından yeniden açıldığında kadınlara sabun dağıtılmış ve hamam üç gün boyunca gündüzleri ücretsiz hizmet vermiştir. Kızlar Sarayı hamamları ise uzun süredir kullanılmamakta, korunmaları ve yeni bir işlevle değerlendirilmeleri için öneriler geliştirilmektedir.
Gelin hamamı da bütünüyle ortadan kalkmamış, son yıllarda yeniden rağbet görmeye başlamıştır. Pek çok hamam bugün gelin hamamı için özel düzenlemeler sunmakta, katılanlara peştamal, havlu, kese ve kına malzemesinden oluşan hazır bohçalar vermektedir. Eskiden gelinle kaynananın kaynaşması ve gelinin yeni ailesiyle dayanışma kurması bakımından önem taşıyan bu tören, günümüzde daha çok bir eğlence olarak yaşanmaktadır. Biçimi değişse de kurna başında söylenen türküler, yakılan kına ve gelinin başına dökülen su, Amasya'nın asırlık hamamlarında süregelen bir geleneğin izlerini taşımaya devam eder.
Kronoloji
MS 3. yüzyıl: Göynücek Ilısu'daki kaynak suyu üzerine kurulu Roma hamamının yapıldığı dönem.
1436: Yörgüç Paşa'nın oğlu Mustafa Bey, Mustafa Bey Hamamı'nı yaptırdı.
1473-74: Merzifon'daki çifte hamamın tarihi.
1495: Kapıağası Ayas Ağa, külliyesine gelir sağlamak üzere Kumacık Hamamı'nı yaptırdı.
1510: Bülbül Hatun'un Hatuniye Külliyesi ve ona bağlı Yıldız Hamamı tamamlandı.
XVI. yüzyıl başı: Amasya şehrinde on beş hamam bulunuyordu.
1526: Lala Sinan Paşa'nın, Sonisa'daki (Uluköy) hamamı da kapsayan vakfiyesi düzenlendi.
1530: Bir muhasebe defteri Sonisa kazasında bir hamam bulunduğunu kaydetti.
1676: Merzifon'da Tuzpazarı Hamamı yapıldı.
1678: Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın Paşa Hamamı yapıldı.
XVII. yüzyıl (tahmini): Altuntaş (Yukarı) Hamamı inşa edildi.
1820 (tahmini): Gümüşhacıköy'deki Millet (Ermeni) Hamamı yapıldı.
1965'li yıllar: Millet Hamamı'nın yüksek kubbeleri yıkılarak betonarme kubbeler yapıldı.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Semavi Eyice, Mustafa İsmet Uzun, Nurettin Albayrak, M. Kâmil Yaşaroğlu, "Hamam", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hamam
- "Amasya", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/amasya
- "Merzifon", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/merzifon
- Ahmet Başkan, "Türk Hamam Kültüründe Yer Alan Objelerin Zamansal Dönüşümü Üzerine Bir Araştırma", TOBİDER International Journal of Social Sciences, 9/3 (2025), s. 293-315, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5181097
- "Amasya Kumacık Hamamının İlk İnşasındaki Planına Dair Bir Değerlendirme", Vakıflar Dergisi, https://dergipark.org.tr/tr/pub/vakiflar/issue/57986/687583
- "Amasya Kızlar Sarayı Küçük Hamamı ve Korumaya Yönelik Öneriler", Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi, https://dergipark.org.tr/tr/pub/gopsbad/article/1519781
- "Amasya Kızlar Sarayı Büyük Hamamı ve Korumaya Yönelik Öneriler", Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi SBE Dergisi, https://dergipark.org.tr/tr/pub/nevsosbilen/article/1469055
- Sultan Murat Topçu, "Amasya Uluköy (Sonisa) Sinan Paşa Hamamı", Palmet Dergisi, 1 (2022), https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2586130
Resmî kaynaklar
- T.C. Amasya Valiliği, "Hamamlar", http://www.amasya.gov.tr/hamamlar
- Türkiye Kültür Portalı, "Mustafa Bey Hamamı", https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/amasya/gezilecekyer/mustafa-bey-hamami
- Türkiye Kültür Portalı, "Yıldız Hamamı", https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/amasya/gezilecekyer/yildiz-hamami
- Türkiye Kültür Portalı, "Kumacık Hamamı", https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/amasya/gezilecekyer/kumacik-hamami
- Türkiye Kültür Portalı, "Amasya Evlilik Gelenekleri" ve "Amasya Düğün Öncesi Hazırlıkları ve Düğün", https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/amasya/kulturatlasi/dugun-oncesi-hazirliklar-ve-dugun
- "Sivas Düğünlerinde 'Gelin Hamamı'na 'Gelin Bohçası' Hazırlama Geleneği", https://aris.gov.tr/tam-metin/866/tur
Diğer kaynaklar
- "Amasya'da Roma Hamamında Çamaşır Yıkama Geleneği", Objektif Amasya, https://www.objektifamasya.com/haber/21798634/amasyada-roma-hamaminda-camasir-yikama-gelenegi
- "Tarihi Ermeni Hamamı Açıldı", Objektif Amasya, https://www.objektifamasya.com/haber/16141850/tarihi-ermeni-hamami-acildi
Çevrimiçi kaynaklar
- https://islamansiklopedisi.org.tr/hamam
- http://www.amasya.gov.tr/hamamlar
- https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/amasya/gezilecekyer/mustafa-bey-hamami
- https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5181097
- https://www.objektifamasya.com/haber/21798634/amasyada-roma-hamaminda-camasir-yikama-gelenegi
- https://www.objektifamasya.com/haber/16141850/tarihi-ermeni-hamami-acildi









