Bazı krallıklar babadan oğula geçen bir mirasın devamı olarak doğar, bazıları ise bir insanın yıllara yayılan sabrı ve talihi iyi okuyan hamleleriyle neredeyse yoktan kurulur. Pontus Krallığı ikinci türdendir ve onun ilk taşını koyan el, sonradan Yunanca Ktistes, yani Kurucu lakabıyla anılacak olan I. Mithridates'e aittir. Pers soylularından gelen, gençliğini Büyük İskender'in ardılları arasındaki kanlı iktidar kavgasının ortasında geçiren bu adam, bir gece apar topar kaçmak zorunda kaldığı bir saraydan Paphlagonia dağlarına, oradan da Amaseia'yı merkez edinecek bir krallığın tahtına uzanan uzun bir yol yürüdü. Kurduğu hanedan, iki yüzyılı aşkın bir süre Anadolu'nun kuzeyinde hüküm sürecek, Roma'ya kafa tutan VI. Mithridates Eupator da soyunu ona bağlayacaktı.
Hayatı hakkında bildiklerimiz ne yazık ki dağınıktır. Ondan kalan bir kitabe, adına basılmış kesin bir sikke ya da kendi döneminde yazılmış bir biyografi yoktur. Hikâyesi, aradan iki ya da üç yüzyıl geçtikten sonra kalem oynatan yazarların kısa kayıtlarından, Diodoros'un birkaç satırından, Plutarkhos'un bir anekdotundan, Appianos'un özet anlatısından, Amasyalı Strabon'un tek bir cümlesinden ve Herakleialı Memnon'un kentinin tarihini anlatırken düştüğü notlardan derlenir. Bu yüzden onun portresi çizilirken kesin olanla rivayet olanı ayırmak, en az olayların kendisi kadar önem taşır.
Kios'un Pers Hanedanı
Mithridates'in ailesi, Ahameniş İmparatorluğu'nun Anadolu'daki yönetici tabakasına mensuptu. Soyun bilinen ilk büyüklerinden Ariobarzanes, Hellespontos Phrygiası'nın satrapıydı ve Marmara kıyısındaki Yunan kenti Kios, bugünkü Gemlik yakınlarındaki bu liman şehri, ailenin elindeki topraklar arasında yer alıyordu. Ariobarzanes'in Atina ile yakın ilişkiler kurduğu, kendisine ve üç oğluna Atina vatandaşlığı verildiği bilinir. MÖ 360'lı yıllarda Pers kralı II. Artakserkses'e karşı patlak veren büyük satraplar isyanına katılan Ariobarzanes, kendi oğlu Mithridates tarafından ihanete uğradı ve MÖ 362 dolaylarında çarmıha gerilerek öldürüldü. Ksenophon ve Aristoteles'in de değindiği bu ihanet, ailenin bundan sonraki hikâyesine sert bir gölge düşürür.
Babasını ele veren bu Mithridates, kaynaklarda Kioslu II. Mithridates olarak anılır ve MÖ 337'de Kios'un yönetimini üstlenir. Diodoros onun Kios ile Myrleia'yı otuz beş yıl yönettiğini yazar, ancak bu sürenin kesintisiz olmadığı, arada bir dönem yönetimden uzaklaştırıldığı düşünülür. İskender'in fetihleri Pers egemenliğini Anadolu'dan sildiğinde bu aile ortadan kalkmadı, yeni efendilere uyum sağlayarak varlığını sürdürdü. Lukianos'un aktardığına göre II. Mithridates öldüğünde en az seksen dört yaşındaydı. MÖ 302'de, Asya'nın büyük bölümüne hükmeden Antigonos Monophthalmos onu, rakibi Kassandros'un safına geçmeye hazırlandığı şüphesiyle Kios'ta öldürttü.
Ailenin kökeni konusunda antik yazarlar daha da iddialıdır. Diodoros, Pontus hanedanının atası olan genç Mithridates'i, MÖ 522'de tahtı gasbeden sahte Smerdis'i öldüren yedi Pers soylusundan birinin torunu olarak tanıtır. Appianos ise Pontus krallarının Büyük Dareios döneminde atanan ilk Pontus satrapından geldiğini ve Kurucu'nun bu satraptan itibaren sekizinci kuşak olduğunu söyler. Hanedanın kendisini Pers kraliyet soyuna bağlama isteği sonraki kuşaklarda da güçlü biçimde sürdüğü için bu soy kütüklerinin ne kadarının tarihî gerçeğe, ne kadarının sonradan inşa edilmiş bir meşruiyet anlatısına dayandığını kestirmek güçtür. Yine de ailenin Pers aristokrasisinin üst katlarından geldiği konusunda kaynaklar hemfikirdir.
Baba mı, Amca mı
Kurucu Mithridates ile Kioslu II. Mithridates arasındaki akrabalık, araştırmacıları bugün de bölen sorulardandır. Yaygın görüş, onu öldürülen II. Mithridates'in oğlu ve Kios yönetimindeki halefi sayar. Bu yüzden kimi eserlerde Kurucu, Kios hanedanının sayımına göre "Kioslu III. Mithridates" adıyla geçer ve aynı adı taşıyan Pontus kralları arasında zaman zaman ciddi karışıklıklar doğar. Ne var ki Plutarkhos da Diodoros da genç Mithridates'i "Ariobarzanes'in oğlu" diye anar. Diodoros'un çevirmeni Russel Geer ile antik tarih yazarı Jona Lendering bu kayda dayanarak onun, II. Mithridates'in kardeşi olduğu anlaşılan bir Ariobarzanes'in oğlu, yani öldürülen hükümdarın yeğeni olduğunu düşünür. Bu durumda Kios'taki ailenin topraklarını amcadan devralan bir yeğen söz konusu olur. Brian McGing gibi Pontus tarihini ayrıntılı inceleyen araştırmacılar ise onu oğul olarak kabul eder. Elimizdeki kaynaklar bu tartışmayı kesin biçimde çözmeye yetmez.
İskender'in Ardılları Arasında Geçen Gençlik
Mithridates'in doğum yılı kesin olarak bilinmez. Plutarkhos onun Antigonos'un oğlu Demetrios Poliorketes ile yaşıt olduğunu yazar. Demetrios MÖ 330'ların ortasında doğduğuna göre Mithridates'in doğumu da aşağı yukarı bu yıllara düşer. Bazı kaynaklar daha yuvarlak bir ifadeyle onu MÖ 340 dolaylarına yerleştirir. Her iki durumda da çocukluğu, Büyük İskender'in Pers İmparatorluğu'nu yıktığı yıllara, gençliği ise İskender'in MÖ 323'teki ölümünün ardından komutanları arasında başlayan ve Diadokhlar savaşları diye anılan uzun çatışmalar dönemine rastlar.
Diodoros, MÖ 317-316 kışında İran'daki Gabiene'de yapılan büyük meydan savaşını anlatırken Eumenes'in ordusunda yer alan seçkin süvarilerin arasında "Ariobarzanes oğlu Mithridates" adlı birini sayar ve onun hakkında şunu söyler: cesaretiyle dikkat çeken ve çocukluğundan beri asker olarak yetiştirilmiş bir adamdı. Bu Mithridates, Pontus'un kurucusuyla aynı kişiyse, genç Pers soylusu ilk savaş tecrübesini Antigonos'a karşı savaşan tarafta kazanmış demektir. Eumenes bu savaşın ardından askerleri tarafından teslim edilip öldürülünce onun yanındaki pek çok komutan ve soylu Antigonos'un hizmetine geçti. Mithridates'in de bu yolla Antigonos'un çevresine katılmış olması akla yatkındır, ancak bu geçişi doğrudan anlatan bir kaynak yoktur. Kimliğin örtüştüğü varsayımı, Lendering gibi araştırmacıların paylaştığı ama kesin olarak kanıtlanamayan bir yorumdur.
Plutarkhos, Mithridates'i Antigonos'un saray erkânından biri ve Demetrios'un yakın dostu olarak tanıtır. İki genç aynı yaştaydı, birlikte vakit geçirir, eğlencelere katılırlardı. Plutarkhos, Mithridates'in "ne kötü bir adam olduğunu ne de öyle bilindiğini" özellikle belirtir. Ona göre Antigonos'un sonradan bu gence karşı duyduğu şüphenin kaynağı, kralın gördüğü bir rüyaydı ve genç adamın herhangi bir davranışı buna yol açmamıştı.
Antigonos'un Rüyası ve Kaçış
Plutarkhos'un anlattığına göre Antigonos bir gece rüyasında geniş ve güzel bir tarlada yürüyüp toprağa altın tozu serptiğini gördü. Ektiği altından önce altın bir ekin bitti, fakat kısa bir süre sonra geri döndüğünde tarlada anızdan başka bir şey kalmamıştı. Üzüntü ve öfke içinde kıvranırken birtakım sesler ona, Mithridates'in altın ekini kendisi için biçip Karadeniz'e doğru gittiğini söyledi. Antigonos bu rüyadan derinden etkilendi. Oğlu Demetrios'a sır tutacağına dair yemin ettirdikten sonra gördüklerini ona anlattı ve Mithridates'i ortadan kaldırmaya kesin olarak karar verdiğini ekledi.
Demetrios bu haberden büyük bir sıkıntıya düştü. Dostunu ağızdan uyarmak yeminini çiğnemek olacaktı. Bir gün Mithridates her zamanki gibi onunla vakit geçirmeye geldiğinde Demetrios onu yavaş yavaş arkadaşlarından uzaklaştırdı. Baş başa kaldıklarında mızrağının sivri dibiyle yere, Mithridates'in görebileceği biçimde "Kaç, Mithridates" diye yazdı. Genç adam durumu hemen kavradı ve aynı gece kaçtı. Plutarkhos bu anekdotu Demetrios'un dostlarına bağlılığını ve yaradılışındaki insaniyeti göstermek için aktarır ve sözü, Antigonos'un rüyasının kısa süre sonra gerçekleştiğini, Mithridates'in geniş ve verimli bir ülkenin efendisi olup Pontus krallarının soyunu kurduğunu söyleyerek bağlar.
Appianos aynı hikâyeyi biraz farklı ayrıntılarla verir. Onun anlatısında Antigonos Mithridates'i tutuklatır ve öldürtmeye hazırlanır, ancak Mithridates yalnızca altı atlıyla kaçmayı başarır. Appianos'a göre kaçak, Kapadokya'daki bir kaleye kapanmış, Makedon gücünün dağılması yüzünden çevresine pek çok kişi toplanmış ve zamanla Kapadokya'yı ve Karadeniz kıyısındaki komşu toprakları ele geçirmişti. Plutarkhos da onun gece vakti "Kapadokya'ya" kaçtığını söyler. Antik yazarların Kapadokya adını bu dönem için geniş anlamda, Pontus'un iç bölgelerini de kapsayacak biçimde kullandığı unutulmamalıdır.
Tarih Sorunu
Kaçışın tarihi konusunda kaynaklar uyuşmaz. Diodoros, Kioslu II. Mithridates'in öldürülmesini MÖ 302 olayları arasında anlatır ve onun hemen ardından yerine geçen Mithridates'in otuz altı yıl hüküm sürdüğünü ekler. Modern araştırmaların çoğu da Kurucu'nun kaçışını, babasının ya da amcasının öldürülmesinin hemen ardına, MÖ 302 ya da 301 yılına yerleştirir. Buna karşılık Plutarkhos hikâyeyi Demetrios'un gençlik erdemlerini anlattığı bölümde, MÖ 312'deki Gazze savaşından önceki olayların arasına koyar. Appianos ise kaçışı, Antigonos'un Suriye'deki egemenliği ele aldığı daha erken yıllara bağlar. Lendering, rüya ile yere yazılan uyarı hikâyesinin İncil'deki Davud ile Yonatan anlatısına çok benzediğine dikkat çeker ve bu yüzden ayrıntıların edebî bir kalıba göre işlenmiş olabileceğini düşünür. Yine de farklı yazarların hep birlikte Antigonos'un bu aileden şüphelendiğini kaydetmesi, olayın özünün gerçek olduğunu gösterir.
Kimiata Kalesi
Kaçağın sığındığı yer konusunda en açık bilgiyi, hanedanın son dönemlerine tanıklık etmiş Amasyalı Strabon verir. Coğrafyacı, Paphlagonia'nın iç bölgelerini anlatırken Kimiatene adlı bir yöreden ve bu yörede, Olgassys dağlık bölgesinin eteğinde bulunan Kimiata adlı güçlü bir kaleden söz eder. Strabon'a göre Ktistes lakaplı Mithridates, Pontus'un efendisi olmaya giriştiği sırada bu kaleyi harekât üssü olarak kullanmış, soyundan gelenler de hükümdarlığı Eupator'a kadar sürdürmüşlerdi. Pontus soylularıyla akrabalık bağı bulunan Strabon'un bu kaydı, hanedanın kendi geçmişini nasıl hatırladığını da yansıtır.
Kimiata'nın yeri uzun süre tartışma konusu oldu. Eski haritalarda ve atlaslarda kale, Kurmalar köyü dolaylarında gösterilir. Paphlagonia'da yürütülen yüzey araştırmaları ve epigrafik incelemeler ise kalenin büyük olasılıkla Karabük'ün Eskipazar ilçesine bağlı Deresamail köyü yakınlarındaki Asar Tepe'de bulunduğunu düşündürür. Roger Matthews ve Claudia Glatz'ın yürüttüğü Paphlagonia Projesi'nin yayınlarında ele alınan bu yeni tespit, Kurucu'nun ilk dayanağının Pontus'un çekirdek topraklarından oldukça batıda, dağlık ve korunaklı bir arazide yer aldığını gösterir. Antigonos'un ordularının kolay ulaşamayacağı bu sarp bölge, bir sürgünün yeniden güç toplaması için elverişli bir sığınaktı.
Ipsos'tan Korupedion'a: Güç Toplama Yılları
Mithridates'in Kimiata'ya yerleşmesinden kral unvanını almasına kadar geçen yaklaşık yirmi yıl, kaynakların en çok sustuğu dönemdir. Bu sessizliği kuşatan büyük olaylar ise iyi bilinir. MÖ 301'de Frigya'daki Ipsos'ta Antigonos, Lysimakhos, Seleukos ve Kassandros'un birleşik kuvvetleri karşısında yenildi ve savaş alanında öldü. Kaçağın en büyük düşmanı böylece tarih sahnesinden çekilmiş oldu. Anadolu'nun büyük kısmı bundan sonra Lysimakhos'un, doğu toprakları ise Seleukos'un denetimine girdi. Ancak bu büyük krallıklar, Paphlagonia ve Pontus'un dağlık iç kesimlerinde sıkı bir egemenlik kurmakta zorlandılar. Ipsos'un ardından gelen kargaşa, Doğancı ve Altın'ın da vurguladığı gibi, yerel kabileleri kendi egemenliği altında toplayan Pers soylusuna geniş bir hareket alanı açtı.
Appianos'un deyişiyle Makedon gücünün çözülmesi pek çok kişinin Mithridates'in yanına gelmesine yol açtı. Değişik bölgelerden gelen asker toplulukları onun çevresinde birleşti ve egemenlik alanı adım adım genişledi. Diodoros, onun yönetimine pek çok yeni tebaa kattığını ve Kapadokya ile Paphlagonia'nın kralı olarak otuz altı yıl hüküm sürdüğünü yazar. Bu otuz altı yıl, kaçıştan ölümüne kadar geçen süreyi, yani MÖ 302-266 aralığını kapsar. Kurucu'nun Seleukos'un kuvvetleriyle de çatıştığı bilinir. Daniela Dueck, Strabon üzerine yazdığı eserde onun Paphlagonia'ya yerleşmeden önce bazı Seleukos birliklerini yendiğini kaydeder. Topraklarının batıda Sangarios (Sakarya) ırmağına kadar uzandığı da ileri sürülür.
Bu yıllarda Mithridates'in Amaseia'yı ne zaman eline geçirdiğini gösteren bir belge yoktur. Kimi özetler onun önce Kimiata'ya, ardından Amaseia'ya geçtiğini söylemekle yetinir. Doğancı ve Altın'ın derlediği araştırmalar ise kentin Helenistik dönemde I. Mithridates tarafından kurulup krallığın başkenti yapıldığını gösterir. Yeşilırmak'ın derin vadisine kurulmuş, iki kayalık zirve arasında doğal bir kale olan Amaseia, dağlardan gelecek saldırılara karşı korunaklı, verimli ovalara ve doğu ile batıyı bağlayan yollara hâkim bir merkezdi. Bu konumu, kentin yeni hanedanın iç bölgedeki kalbi olmasını kolaylaştırdı.
Kral Unvanı
MÖ 281 yılı, İskender'in ardıllarından hayatta kalan son iki büyük komutanın ortadan kalktığı yıl oldu. Lysimakhos Lidya'daki Korupedion'da Seleukos'a karşı savaşırken Herakleialı bir askerin attığı mızrakla can verdi. Zaferin ardından Makedonya'ya geçmeye hazırlanan Seleukos ise kısa süre sonra yanında taşıdığı Ptolemaios Keraunos tarafından öldürüldü. Anadolu'yu elinde tutan iki büyük gücün aynı yıl çökmesi, bölgedeki yerel hanedanlara bağımsızlıklarını ilan etmek için eşi bulunmaz bir fırsat sundu.
Mithridates bu fırsatı değerlendirdi ve MÖ 281'de, kimi hesaplara göre 280'de, basileus, yani kral unvanını aldı. Bu tarih, Pontus Krallığı'nın kuruluş yılı olarak kabul edilir. Unvan, yeni devletin artık bir satraplık ya da bir sürgün beyliği olmadığını, Helenistik dünyanın öteki krallıklarıyla aynı düzlemde durduğunu ilan ediyordu. Saltanatının hangi yıldan başlatılacağı konusunda kaynakların ve modern yazarların farklı tarihler vermesi de bundandır. Bir kısmı onun hükümdarlığını kaçıştan itibaren MÖ 302-266, bir kısmı ise kral unvanını aldığı tarihten itibaren MÖ 281-266 olarak gösterir. Doğancı ve Altın'ın makalesinde ise MÖ 301-265 aralığı da geçer.
Ktistes lakabının ne zaman kullanılmaya başlandığı da açık değildir. Lendering bu sıfatın ona sonraki kuşaklar tarafından verildiğini düşünür. Strabon da onu "Ktistes lakaplı Mithridates" diye anar. Lakap, "kuran" ya da "inşa eden" anlamındadır ve kişinin bir devletin ya da bir kentin kurucusu olarak hatırlandığını gösterir. Pontus hanedanının sonraki kralları Euergetes, Eupator, Philopator gibi başka sıfatlar taşıdıkları için Kurucu'nun lakabı, onu aynı adı paylaşan öteki Mithridateslerden ayırmanın da en kolay yoludur.
Herakleia Pontike ile İlişkiler
Yeni kralın batıdaki en önemli komşusu, Karadeniz kıyısındaki zengin ve güçlü Yunan kenti Herakleia Pontike, bugünkü Karadeniz Ereğli'siydi. Kentin yerli tarihçisi Memnon'un eserinden kalan parçalar, Kurucu'nun dış siyasetine dair elimizdeki en somut bilgiyi sunar. Lysimakhos'un ölümünün ardından Herakleialılar uzun süredir yitirdikleri bağımsızlıklarına yeniden kavuştular ve Seleukos'a elçiler gönderdiler. Seleukos'un Frigya ve Pontus'un iç kesimlerini düzenlemekle görevlendirdiği Aphrodisios kente düşmanca bir rapor verince kral elçileri tehditlerle karşıladı. Bunun üzerine Herakleialılar savunma hazırlıklarına giriştiler ve müttefik aramak için Pontus kralı Mithridates'e, Byzantion'a ve Khalkedon'a elçiler yolladılar.
Memnon'un bu kaydı, Mithridates'in MÖ 281'de artık "Pontus kralı" olarak tanındığını ve kıyıdaki Yunan kentlerinin onu ciddi bir müttefik olarak gördüğünü gösterir. Seleukos'a karşı kurulan bu dayanışma, Kurucu'ya hem batı sınırını güvenceye alma hem de Yunan dünyasıyla doğrudan ilişki kurma imkânı verdi. Hanedanın sonraki iki yüzyıl boyunca Pers kökenini korurken Yunan kentleriyle yakın bağlar kurma geleneği, bu ilk diplomatik adımlarda kendini göstermeye başlar.
Herakleia ile ilişkiler her zaman dostane kalmadı. Memnon'un anlattığına göre kentin bir zamanlar elinden alınmış olan Amastris'i, bugünkü Amasra'yı, yönetmekte olan Eumenes, Herakleialıların para teklifini öfkeyle geri çevirdi ve kenti karşılıksız olarak Mithridates'in oğlu Ariobarzanes'e teslim etmeyi yeğledi. Böylece Pontus, MÖ 279 dolaylarında Karadeniz kıyısında ilk önemli limanını edinmiş oldu. Herakleialıların kendi hak iddia ettikleri bir kentin Pontus'a geçmesi iki taraf arasındaki ilişkileri gerdi. Bazı modern araştırmalar, birkaç yıl sonra Ptolemaios hanedanının Anadolu'da Pontus'a karşı harekete geçtiği sırada Herakleia'nın Mısır'ın müttefiki olarak Mithridates'in karşısında yer aldığını kabul eder.
Galatlar ve Ptolemaios Ordusu
MÖ 278'de Anadolu'ya yeni bir güç girdi. Bitinya kralı Nikomedes'in davetiyle Boğaz'ı geçen Kelt kökenli Galatlar, önce paralı asker olarak savaştılar, sonra Anadolu'nun ortasında, bugünkü Ankara çevresinde yurt tuttular. Memnon onların Trokmi, Tolistobogii ve Tektosag adlı üç kabileye ayrıldığını, Tektosagların Ankyra'yı merkez edindiğini kaydeder. Bu savaşçı topluluklar, Anadolu'daki bütün krallıkların hesaplarını değiştiren bir etken haline geldi.
Kurucu'nun saltanatından aktarılan ikinci önemli olay, bu yeni gelenlerle ilgilidir. Mısır'ın Ptolemaios hanedanı, I. Antiokhos'a karşı yürüttüğü Birinci Suriye Savaşı sırasında 270'li yıllarda Anadolu'daki etkisini genişletmeye çalışıyordu. Pontus üzerine de bir kuvvet gönderildi. Mithridates ve oğlu Ariobarzanes, Galatların yardımını sağlayarak bu Mısır kuvvetlerini geri püskürttüler. Olay, Bizanslı Stephanos'un coğrafya sözlüğündeki Ankyra maddesinde yer alan kısa bir kayda dayanır. Kimi modern özetler buradaki Mısır kralını I. Ptolemaios olarak gösterir, ancak I. Ptolemaios MÖ 282'de ölmüştü. Galatların Anadolu'ya Mithridates'in ölümünden on iki yıl önce geldiği hesaba katıldığında karşı tarafın II. Ptolemaios Philadelphos olması gerekir ve ayrıntılı kaynakların çoğu da bu adı verir.
Bu zafer, Kurucu'nun saltanatından bize kalan son kayıtlı olaydır. Kısa da olsa önemlidir, çünkü Pontus'un Helenistik dünyanın en zengin krallıklarından birinin gönderdiği bir ordu karşısında ayakta kalabildiğini ve yeni devletin kendi bağımsızlığını savunacak güçte olduğunu gösterir. Galatlarla kurulan bu ilişki ise sonraki kuşaklar için çift yönlü bir miras oldu. Ariobarzanes ölümüne yakın günlerde Galatlarla bir anlaşmazlığın içindeydi ve onun ölümünden sonra Galatlar, henüz çocuk yaştaki II. Mithridates'in ülkesini yağmaladılar.
Ölümü ve Amaseia'daki Kral Mezarları
I. Mithridates, Diodoros'un verdiği otuz altı yıllık hükümdarlığın sonunda, MÖ 266 dolaylarında öldü. Kaynaklar ölümünün koşulları hakkında bir şey söylemez. Yerine oğlu Ariobarzanes geçti ve hanedanın babadan oğula aktarılan çizgisi bu ilk geçişle sağlamlaşmış oldu. Kurucu'nun bıraktığı devlet, kuzeyde Karadeniz'e açılan, Kapadokya'nın kuzeyi ile Paphlagonia'nın doğusunu kapsayan, Pers ve Helen kimliğini bir arada taşıyan bir krallıktı.
Mithridates'in Amaseia yakınındaki bir kraliyet mezarına gömüldüğü kabul edilir. Strabon, doğduğu kenti anlatırken iki zirvesi doğal olarak birbirine bağlanan ve görkemli kulelerle donatılmış kayalığın sur içinde hem sarayların hem de kral anıtlarının bulunduğunu söyler. Bugün Harşena Dağı'nın Yeşilırmak'a bakan yamacına oyulmuş anıtsal kaya mezarları, bu kral anıtlarının en görünür kalıntılarıdır. Doğancı ve Altın'a göre Amaseia, I. Mithridates'ten I. Pharnakes'e kadar Pontus Krallığı'nın başkentiydi ve bu süre içinde ölen I. Mithridates, Ariobarzanes, II. Mithridates, III. Mithridates ve I. Pharnakes akropolisin eteklerindeki kayalara oyulmuş anıtsal mezarlara gömüldüler. Bu mezarların en büyüğü yaklaşık on beş metre yüksekliğinde, sekiz metre genişliğinde ve altı metre derinliğindedir.
Kurucu'nun, kraliyet mezarlarını başlatan ilk hükümdar olarak bu kayalıklara gömüldüğü yaygın bir kabuldür ve yerel anlatıda Harşena'nın mezarları onunla birlikte anılır. Ancak kaya mezarlarından hangisinin ona ait olduğunu gösteren bir yazıt bulunmamıştır, dolayısıyla belirli bir mezarı Kurucu'ya bağlamak bugünkü bilgilerle mümkün değildir. Kral mezarları geleneği, I. Pharnakes'in MÖ 183'te Sinope'yi ele geçirip başkenti oraya taşımasıyla Amaseia'da sona erdi. Kent bundan sonra da krallığın önemli merkezlerinden biri olarak kaldı ve Strabon gibi soyu Pontus sarayına dayanan aileler yetiştirdi.
Kurucunun Mirası ve Hanedanın Sürekliliği
I. Mithridates'in asıl büyüklüğü fethettiği toprakların genişliğinden çok, kurduğu yapının sürekliliğinde yatar. Bir mülteci prens olarak başladığı yolu, oğluna ve torunlarına devredebileceği sağlam bir tahta dönüştürdü. Ondan sonra gelen Ariobarzanes, II. ve III. Mithridates, I. Pharnakes, IV. Mithridates, V. Mithridates Euergetes ve VI. Mithridates Eupator, hep onun attığı temelin üzerinde yükseldiler. Plutarkhos hanedanın sekizinci kuşakta Romalılar tarafından sona erdirildiğini söyler. Appianos ise Kurucu'dan sonraki altıncı Mithridates'in Roma ile savaşa tutuştuğunu kaydeder ve hanedanın kollarından bazılarının Kapadokya'da, bazılarının Pontus'ta hüküm sürmüş olabileceği yorumunu ekler. Pontus Krallığı, MÖ 63'te Pompeius'un VI. Mithridates'i yenip ülkesini parçalamasıyla Roma egemenliğine girdi.
Kurucu'nun bıraktığı en kalıcı miras, hanedanın kimliği oldu. Pontus kralları Pers adlarını, Pers soyuna dayanan meşruiyet iddialarını ve Ahameniş geleneğinden gelen kraliyet tasavvurunu korurken Yunan dilini, Yunan kentleriyle ittifakları ve Helenistik krallık üslubunu da benimsediler. Bu çift kimliğin izleri, Kios'tan kaçan ve Herakleia'nın elçilerini kabul eden ilk kralda açıkça görülür. Antigonos'un rüyasında altın ekini biçip Karadeniz'e götüren adam, hiç değilse sonraki kuşakların hafızasında, bir imparatorluğun dağılmasından kendi krallığını çıkarmayı başaran bir kurucu olarak yer etti. Amaseia'nın iki yüzyıla yakın bir süre kral şehri olması ve bugün Harşena'nın yamacındaki kral mezarlarının kentin simgesi haline gelmesi, bu kurucunun açtığı yolun sonucudur.
Kronoloji
MÖ 362 dolayı: Ailenin büyüğü, Hellespontos Phrygiası satrapı Ariobarzanes, satraplar isyanının ardından oğlu Mithridates'in ihanetine uğrayarak öldürülür.
MÖ 337: Kioslu II. Mithridates, Kios'un yönetimini üstlenir.
MÖ 330'ların ortası (kimi kaynaklarda MÖ 340 dolayı): Mithridates'in doğumu; Demetrios Poliorketes ile yaşıt olduğu aktarılır.
MÖ 317-316 kışı: Gabiene savaşı; Diodoros, Eumenes'in ordusunda seçkin süvariler arasında "Ariobarzanes oğlu Mithridates" adlı birini sayar (Kurucu ile aynı kişi olduğu kesin değildir).
MÖ 302: Kioslu II. Mithridates, Antigonos tarafından Kios'ta öldürtülür.
MÖ 302 ya da 301: Demetrios'un uyarısı üzerine genç Mithridates kaçar ve Paphlagonia'daki Kimiata kalesine sığınır (Plutarkhos ve Appianos olayı daha erken yıllara bağlar).
MÖ 301: Ipsos savaşı; Antigonos ölür.
MÖ 281: Korupedion savaşında Lysimakhos ölür, ardından Seleukos öldürülür; Mithridates basileus unvanını alır (kimi hesaplarda MÖ 280). Herakleia Pontike, Seleukos'a karşı Mithridates'ten yardım ister.
MÖ 279 dolayı: Amastris, oğlu Ariobarzanes'e teslim edilir.
MÖ 278: Galatlar Anadolu'ya geçer.
MÖ 270'ler: Mithridates ve Ariobarzanes, Galatların yardımıyla II. Ptolemaios'un gönderdiği kuvvetleri püskürtür (tarih kesin değildir).
MÖ 266 dolayı: I. Mithridates ölür; yerine oğlu Ariobarzanes geçer.
MÖ 183: I. Pharnakes Sinope'yi alır; başkent Amaseia'dan Sinope'ye taşınır ve Amaseia'daki kral mezarları geleneği sona erer.
MÖ 63: Pompeius'un VI. Mithridates'i yenmesiyle Pontus Krallığı Roma egemenliğine girer.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Strabon, Coğrafya, XII. kitap, 12.3.39 (Amaseia) ve 12.3.41 (Kimiata): https://penelope.uchicago.edu/Thayer/E/Roman/Texts/Strabo/12C*.html
- Doğancı, Kamil ve Altın, Recep, "Strabon'a Göre Antikçağda Amaseia ve Çevresi", Karadeniz Araştırmaları XV/58 (2018), s. 1-25.
- Dueck, Daniela, Strabo of Amasia: A Greek Man of Letters in Augustan Rome, Routledge, 2002.
Kitaplar
- Diodoros Sikeliotes, Tarih Kitaplığı, 19.40.2 ve 20.111.4 (Russel M. Geer çevirisi): https://penelope.uchicago.edu/Thayer/E/Roman/Texts/Diodorus_Siculus/20E*.html
Diğer kaynaklar
- Appianos, Mithridates Savaşları, 9 ve 112 (Horace White çevirisi): https://www.livius.org/sources/content/appian/appian-the-mithridatic-wars/appian-the-mithridatic-wars-2/
- Plutarkhos, Paralel Hayatlar, "Demetrios", 4: https://penelope.uchicago.edu/Thayer/E/Roman/Texts/Plutarch/Lives/Demetrius*.html
- Memnon, Herakleia Tarihi, 7 ve 9-11 (Andrew Smith çevirisi, 2004): https://www.attalus.org/translate/memnon1.html
- Bizanslı Stephanos, Ethnika, "Ankyra" maddesi (ikincil kaynaklar aracılığıyla).
- McGing, B. C., The Foreign Policy of Mithridates VI Eupator, King of Pontus, Brill, 1986.
- Matthews, Roger ve Glatz, Claudia, At Empire's Edge: Project Paphlagonia, 2009.
- Lendering, Jona, "Mithridates I of Pontus", Livius.org: https://www.livius.org/articles/person/mithridates-i-of-pontus/
- "Mithridates I of Pontus", Wikipedia: https://en.wikipedia.org/wiki/Mithridates_I_of_Pontus
- "Mithridates II of Cius", "Ariobarzanes of Phrygia", "Cimiata" ve "Ariobarzanes of Pontus", Wikipedia. en.wikipedia.org
- "Kingdom of Pontus", Wikipedia: https://en.wikipedia.org/wiki/Kingdom_of_Pontus
- "I. Mithridatis (Pontus kralı)", Vikipedi.
- Smith, William (ed.), Dictionary of Greek and Roman Biography and Mythology, "Mithridates" maddesi, 1870.
Çevrimiçi kaynaklar
- https://www.livius.org/articles/person/mithridates-i-of-pontus/
- https://penelope.uchicago.edu/Thayer/E/Roman/Texts/Plutarch/Lives/Demetrius*.html
- https://penelope.uchicago.edu/Thayer/E/Roman/Texts/Strabo/12C*.html
- https://www.attalus.org/translate/memnon1.html
- https://web.archive.org/web/20200718002649/http://www.karam.org.tr/Makaleler/1173144151_1. Kamil Doğancı.pdf







