Her hanedanın kuşaklar boyu peşinden koştuğu bir hedef vardır; Pontus krallarınınki ise tek bir kentin adında toplanıyordu: Sinope. Karadeniz'in güney kıyısının en iyi doğal limanına sahip olan bu zengin Yunan kentini ele geçirmek, Amaseia'da oturan hükümdarların uzun süredir taşıdığı bir tutkuydu. Krallığın kurucusu I. Mithridates Ktistes'ten bu yana Pontus, Yeşilırmak'ın sarp vadisine sığınmış bir iç ülke devleti olarak yaşamış, denize ancak dolaylı yollarla ulaşabilmişti. Bu durumu kökünden değiştiren hükümdar, hanedanın beşinci kralı I. Pharnakes oldu. Onun saltanatında Sinope Pontus'un eline geçti, krallığın yüzü iç yaylalardan Karadeniz'e döndü ve Pontus ilk kez Anadolu'nun büyük güçleriyle, onların arkasında duran Roma'yla açık bir hesaplaşmaya girdi.
Soyu ve Tahta Çıkışı
Pharnakes, Pontus kralı III. Mithridates ile eşi Laodike'nin oğluydu. Hanedan, kökünü Pers soylularına bağlayan, fakat Seleukos sarayıyla kurulan evliliklerle Yunan dünyasına da sıkıca eklenmiş bir aileydi; Pharnakes'in damarlarında da bu iki mirasın kanı akıyordu. Annesi Laodike'nin Seleukos hanedanından geldiği kabul edilir, fakat onun hakkında bilinenler pek azdır. Pharnakes'in iki kardeşi vardı: ileride onun yerine tahta geçecek olan IV. Mithridates ve aynı adı taşıyan kız kardeşi Laodike. Kaynaklar onun Pontus'ta doğup büyüdüğünü bildirir, ancak doğum tarihi bilinmez.
Babası III. Mithridates'in saltanatı Pontus tarihinin en karanlık dönemlerinden biridir. MÖ 220 ile 183 arasında bir yerde hüküm sürdüğü tahmin edilen bu kral hakkında kaynaklar neredeyse hiçbir şey söylemez; bazı tarihçiler varlığını bile sorgulamış, fakat Appianos'un VI. Mithridates'i hanedanın sekizinci kralı olarak sayması onun da hesaba katılmasını gerektirmiştir. Bu sessizlik, Pharnakes'in tahta çıkış tarihini de belirsiz bırakır. Kesin olan, onun MÖ 183'ten önce tahtta bulunduğudur. Tahta çıkışı kimi kaynaklarda yaklaşık MÖ 190, kimilerinde ise MÖ 185 dolayı olarak verilir.
Sinope'nin Fethi
Sinope, Miletoslu göçmenlerin kurduğu, Karadeniz'in güney kıyısında bir yarımadanın boynuna yaslanmış eski bir Yunan kentiydi. Kendisi de Amaseialı olan coğrafyacı Strabon, kenti o kıyıların en dikkate değer şehri olarak anlatır: kıstağın iki yanında limanları ve demir yerleri, ünlü palamut avlakları, çevresini saran sarp ve oyuk kayalıklar, kentin üstünde verimli bahçeler, güzel surlar, gimnazyum, agora ve revaklar. Strabon'a göre Sinope uzun süre bağımsız kalmış, kendi deniz üssünü kurarak Karadeniz'in içlerinde söz sahibi olmuş, Yunanların birçok mücadelesine katılmıştı. Bu konumuyla kent, hem ticaret yollarının hem de deniz gücünün anahtarıydı.
Pontus krallarının Sinope'ye uzanan eli Pharnakes'ten önce de görülmüştü. Dedesi II. Mithridates MÖ 220'de kente saldırmış, fakat Sinopelilerin Rodos'tan aldığı yardım sayesinde geri püskürtülmüştü. Pharnakes bu başarısız denemeden ders çıkarmış görünür. Strabon'un deyişiyle Sinope'yi "beklenmedik biçimde, birdenbire saldırarak" aldı. Fetih çoğu kaynakta MÖ 183'e tarihlenir; bir kısım çağdaş derlemede ise MÖ 182 yılı geçer. Strabon kentin önce Pharnakes, ardından onun soyundan gelen krallar tarafından, en sonunda da Eupator'u deviren Romalılar tarafından "köleleştirildiğini" yazar ki bu ifade, bağımsızlığını yitiren bir Yunan kentinin acısını yansıtır.
Sinope'nin düşüşü Ege'de de yankı buldu. Karadeniz ticaretinde büyük çıkarları olan ve otuz yılı aşkın bir süre önce Sinope'yi korumuş olan Rodoslular, Roma'ya bir elçi heyeti göndererek bu saldırganlığı şikâyet ettiler. Polybios'un aktardığına göre MÖ 183'te Roma senatosu Eumenes'in, Pharnakes'in ve Makedonya kralı Philippos'un elçileriyle birlikte "Sinope'nin başına gelen felaket" için gelen Rodoslu elçileri de dinledi. Senato, Sinope meselesini ve iki kral arasındaki anlaşmazlıkları yerinde incelemek üzere elçiler göndereceğini bildirmekle yetindi. Bu girişim bir sonuç vermedi ve Sinope Pontus'un elinde kaldı.
Doğu Kıyısında Pharnakeia
Pharnakes'in deniz kıyısındaki etkinliği Sinope ile sınırlı kalmadı. Doğuda Kotyora, Kerasous ve Trapezus gibi kıyı kentleri de onun döneminde Pontus'un denetimine girdi; böylece Anadolu'nun kuzey kıyısının büyük bölümü krallığın eline geçmiş oldu. Strabon, Kotyora'dan getirilen halkla iskân edilen Pharnakeia adlı müstahkem bir kentten söz eder. Pek çok kaynak bu kenti bugünkü Giresun'un yerindeki Kerasous ile özdeşleştirir ve Pharnakes'in kenti ele geçirdikten sonra kendi adıyla yeniden adlandırdığını, Pharnakeia adının MS 2. yüzyıla kadar kullanıldığını belirtir. Strabon ise Kerasous'u aynı kıyıda ayrı bir yerleşim olarak saydığından bu özdeşlik tartışmalıdır. Strabon, buranın denizde palamudun ilk tutulduğu yer olduğunu, karada ise demir madenleri bulunduğunu, eskiden gümüş de çıkarıldığını not eder.
Amaseia'dan Sinope'ye Kayan Ağırlık Merkezi
Sinope'nin fethi, Pontus'un kimliğini kökten değiştirdi. O güne dek krallığın merkezi, Yeşilırmak'ın açtığı dar boğazdaki iç başkent Amaseia'ydı. Strabon kendi memleketini, hem kent hem kale işlevi gören, ırmağa dik inen yüksek bir kaya olarak tarif eder; kayanın sur çevirdiği alanın içinde kralların sarayları ve anıt mezarları bulunuyordu. Kayanın içine oyulmuş su depoları ve biri ırmağa, öteki boyun kısmına inen tünel biçimli iki kanal, kentin susuz bırakılamayacağını güvence altına alıyordu. Bu sağlam iç kale, kuşaklar boyu hanedanın güvenli yuvası olmuştu.
Sinope ile birlikte krallık gerçek bir deniz gücüne kavuştu. Liman kenti zamanla yeni başkent hâline geldi ve hanedanın ağırlık merkezi denize kaydı. Bu değişim yalnızca coğrafi bir yer değiştirme olarak kalmadı; Pontus, Yunan kıyı kentlerinin zenginliğini, donanmasını ve ticaret ağlarını kendi gücüne ekledi. Pharnakes'in torunu VI. Mithridates Eupator Sinope'de doğup büyüyecek, Strabon'un anlatımıyla kente özel bir saygı gösterip onu krallığının merkezi sayacaktı. Pharnakes böylece Pontus'u bir yayla krallığından Karadeniz'e hükmetmeye aday bir deniz devletine dönüştüren hükümdar olarak tarihe geçti.
Pergamon ve Kappadokia ile Savaş
Pharnakes hırslı bir kraldı ve Sinope ile yetinmedi. Yaklaşık aynı dönemde güçlü komşusu Pergamon kralı II. Eumenes ile anlaşmazlığa düştü. MÖ 188'deki Apameia Barışı'ndan sonra Roma'nın Anadolu'daki en yakın müttefiki olan Eumenes, Bithynia kralı Prusias'la yaptığı savaşı daha yeni bitirmişti. İki hükümdar davalarını birbiri ardına Roma'ya taşıdı; elçiler gidip geldi, bu arada yer yer çatışmalar da yaşandı. Polybios, senatonun incelemeye gönderdiği heyetin dönüşünde Eumenes'in her konuda ölçülü davrandığını, Pharnakes'in ise açgözlü ve kibirli tavırlar sergilediğini rapor ettiğini yazar. Senato yine de ayrıntılı bir tartışmaya girmeden, iki kral arasındaki anlaşmazlığı daha dikkatle incelemek üzere yeni elçiler göndereceğini söylemekle yetindi.
Pharnakes, Roma'nın kararını beklemedi. Polybios'a göre Roma'nın verdiği hükmü yeniden çiğneyerek kış aylarında komutanı Leokritos'u on bin askerle Galatia'yı yağmalamaya gönderdi, kendisi de ilkbahar gelince Kappadokia'yı istila etmek üzere ordusunu topladı. Kaynaklarda bu hareket, MÖ 181 ilkbaharında, elçilerinin Roma'dan dönüşünü bile beklemeden hem Eumenes'e hem de Kappadokia kralı IV. Ariarathes'e yönelik ani bir saldırı ve büyük bir orduyla Galatia'nın istilası olarak anılır. Galat beylerinden Kassignatos ve Gaizatoriks bir yıl önce Pharnakes'in tarafını tutmuştu. Leokritos'un savaş sırasındaki bir başka eylemini Diodoros aktarır: Pontus komutanı Tios kentindeki paralı askerleri uzun süren saldırılarla teslim olmaya zorlamış, onlara güvenli çıkış sözü vermiş, fakat Pharnakes'in emriyle yolda üzerlerine saldırarak hepsini oklarla öldürmüştü. Bu askerlerin daha önce Pharnakes'e karşı bir suç işlemiş oldukları belirtilir.
Eumenes'in Seferi ve Roma'nın Arabuluculuğu
Eumenes ordusunun başında Pharnakes'e karşı harekete geçti. Savaşın daha önceki bir evresinde kral hastalandığı için işleri kardeşi Attalos yürütmüş, Pharnakes'le geçici bir barış da yapılmıştı. İyileşen Eumenes bütün kardeşlerini Roma'ya göndermiş, onlar da senatoda Pharnakes'i suçlayıp hak ettiği cezayı görmesini istemişlerdi. Polybios'un aktarımına göre Attalos ve kardeşleri Roma'dan döndükten sonra Eumenes'le birlikte ordunun başında Galatia'ya girdiler ve Leokritos'un artık orada olmadığını gördüler. Daha önce Pharnakes'e katılmış olan Kassignatos ile Gaizatoriks koruma isteyip her emre uyacaklarını bildirdilerse de, önceki sadakatsizlikleri yüzünden bu teklif reddedildi. Ordu dört günde Halys'e, yani Kızılırmak'a ulaştı, ertesi gün Parnassos'a ilerledi; burada Kappadokia kralı Ariarathes kendi kuvvetleriyle onlara katıldı ve birleşik ordu Mokissos topraklarına yürüdü. Tam orada ordugâh kurdukları sırada Roma'dan barış sağlamak üzere elçilerin geldiği haberi ulaştı.
Roma elçileri iki kraldan savaşı bırakmalarını istediler. Eumenes ve Ariarathes buna hazır olduklarını, fakat mümkünse Pharnakes'le yüz yüze getirilmek istediklerini söylediler; böylece onun sadakatsizliği ve zalimliği Romalıların gözü önünde ortaya çıkacaktı. Elçiler barış görüşmesi sürerken ordunun bölgede kalmasını uygun bulmadıklarından, Eumenes ve Ariarathes ertesi gün ordugâhı kaldırıp Galatia'ya doğru çekildiler. Romalılar Pharnakes'le görüşüp ondan Eumenes'le buluşmasını istedilerse de Pharnakes buna yanaşmadı. Uzun ısrarlardan sonra, elçilerin belirleyeceği şartlarla barış yapmaya yetkili temsilcilerini deniz yoluyla Pergamon'a göndermeyi kabul etti. Fakat Pergamon'daki görüşmelerde Pontus temsilcileri her noktada itiraz ettiler, verdikleri sözlerden döndüler ve sürekli yeni talepler ileri sürdüler. Romalılar Pharnakes'in barışa hiç niyetli olmadığı kanısına vardılar; istekleri makul bulunmayıp reddedildi, elçiler Pergamon'dan ayrıldı ve savaş yeniden alevlendi.
Savaşın Genişleyen Cephesi
Bu savaş, Anadolu'nun hemen bütün güçlerini içine çeken geniş bir çatışmaya dönüştü. Pontus'un karşısındaki koalisyonda Pergamon kralı II. Eumenes'in yanı sıra Bithynia kralı Prusias, Kappadokia kralı IV. Ariarathes, Büyük Armenia'nın hâkimi Artaksias, Akusilokhos adlı bir hükümdar, Sarmat beyi Gatalos ve Herakleia, Mesembria, Khersonesos ile Kyzikos gibi Yunan kentleri yer alıyordu. Pharnakes'in tek müttefiki, Küçük Armenia satrabı olarak anılan Mithridates adlı bir hükümdardı. Roma ise yalnızca diplomatik yollarla araya girdi. Diodoros, Seleukos kralı IV. Seleukos'un büyük bir orduyla Toros'u aşıp Pharnakes'e yardıma gidecekmiş gibi ilerlediğini, fakat babasının Romalılarla yaptığı antlaşmanın şartlarını hatırlayınca geri durduğunu anlatır. Eumenes'in, Karadeniz'e giden gemilerin geçişini önlemek için donanmasını Çanakkale Boğazı'nın ağzına yerleştirmesi ise Rodosluların tepkisini çekti; Polybios'a göre Rodoslular kralın bu girişimini engellemişlerdi ve bu olay iki taraf arasında uzun süre sürecek bir kırgınlığın başlangıcı oldu.
MÖ 179 Barışı
Savaş, aralıklarla MÖ 179 yazına kadar sürdü. Sonunda Pharnakes, Eumenes ile Ariarathes'in birleşik güçleri karşısında tutunamayacağını anladı. Polybios, beklenmedik biçimde büyük bir kuvvetle saldırıya uğrayan Pharnakes'in her öneriye açık olduğunu gösterdiğini ve Eumenes ile Ariarathes'e elçiler gönderdiğini yazar. Karşılıklı elçilik trafiği birkaç kez tekrarlandıktan sonra barış sağlandı. Pharnakes barışı ağır bir bedelle satın almak zorunda kaldı: Galatia ve Paphlagonia'da ele geçirdiği bütün toprakları geri vermeyi kabul etti. Fakat en değerli kazanımını korumayı başardı; Sinope onun elinde kaldı.
Polybios, barış antlaşmasının metnini ayrıntılı biçimde aktarır. Antlaşmaya göre bir yanda Eumenes, Prusias ve Ariarathes, öbür yanda Pharnakes ve Mithridates arasında ebedî barış olacaktı. Pharnakes hiçbir gerekçeyle Galatia'ya girmeyecek, Galatlarla daha önce yaptığı bütün antlaşmalar geçersiz sayılacaktı. Paphlagonia'dan çekilecek, oradan sürdüğü halkı yurtlarına geri gönderecek, silahları, mermileri ve savaş malzemesini iade edecekti. Ariarathes'ten aldığı bütün yerleri buldukları hâliyle geri verecek, rehineleri iade edecekti. Kıyıdaki Tios kentini de bırakacaktı; Eumenes bu kenti kısa süre sonra, kendisinden isteyen Prusias'a memnuniyetle hediye etti. Bütün savaş esirleri fidyesiz, kaçaklar da teslim edilecekti.
Antlaşmanın mali şartları da ağırdı. Pharnakes, Morzios ile Ariarathes'ten alıp götürdüğü para ve hazineler karşılığında adı geçen krallara dokuz yüz talent ödeyecek, ayrıca savaş giderleri için Eumenes'e üç yüz talent verecekti. Eumenes'le yaptığı antlaşmayı bozarak Ariarathes'e savaş açmış olan Armenia satrabı Mithridates'e de üç yüz talent ceza kesildi. Anadolu hükümdarlarından Artaksias ve Akusilokhos, Avrupa'dan Sarmat Gatalos ve Herakleia, Mesembria, Khersonesos ve Kyzikos kentleri antlaşmaya dahil edildi. Son madde, Pharnakes'in vereceği rehinelerin sayısıyla ilgiliydi. Rehineler gelince ordular dağıldı. Antlaşmada Pharnakes'in yanında anılan Mithridates'in, kardeşi ve sonraki kral IV. Mithridates olduğu düşünülür; bu ifade onun o tarihte iktidara bir ölçüde ortak olduğuna işaret eder.
Polybios'un Gözünden Pharnakes
Pharnakes'i anlatan antik kaynakların başında Polybios gelir ve onun portresi hiç de iyi niyetli değildir. Yunan tarihçi, Pharnakes'i kibirli ve saldırgan bir hükümdar olarak tasvir eder; bir parçada ise onun "kanunları hiçe saymakta kendinden önceki bütün kralları geride bıraktığını" söyler. Bu sert yargıda Polybios'un, Pergamon kralı Eumenes'in ve Romalıların bakış açısını benimsediği açıktır. Polybios Roma'nın yakın çevresinde yaşamış bir tarihçiydi ve Pergamon'un Roma'nın Anadolu'daki baş müttefiki olduğu bir dönemi anlatıyordu. Bu yüzden Pharnakes hakkındaki olumsuz nitelemeleri karşı tarafın bakışından ayırmak kolay değildir. Öte yandan Tios'taki katliam gibi olaylar, onun savaşta acımasız yöntemlere başvurmaktan çekinmediğini de gösterir.
Kuzey Karadeniz ve Yunan Dünyasıyla İlişkiler
MÖ 179 barışı Pharnakes'in Anadolu'daki genişleme hevesine bir sınır çizdi, fakat kral etkisini başka yönlere taşımayı denedi. Kuzeye doğru nüfuzunu genişletmek isteyen Pharnakes, Kırım'daki Khersonesos kentiyle ve bugünkü Bulgaristan kıyısındaki Odessos gibi başka Karadeniz kentleriyle ittifak ilişkileri kurdu. Böylece Sinope'nin limanından bakan Pontus, Karadeniz'in karşı kıyılarıyla da bağ kurmaya başladı. Bu yönelim, bir yüzyıl sonra torunu VI. Mithridates'in Kırım ve Boğaz Krallığı üzerinde kuracağı hâkimiyetin ilk izleri arasında sayılabilir.
Pharnakes, Yunan dünyasının kültür merkezleriyle de iyi ilişkiler kurmaya özen gösterdi. Atina halkına bir bağışta bulundu; bu bağışın niteliği bilinmemekle birlikte, MÖ 183'ten kısa süre sonra yapılmış gönüllü bir para yardımı olabileceği düşünülür. Atinalıların Delos adasında Pharnakes ve eşi Nysa onuruna diktikleri uzun bir onurlandırma yazıtı günümüze ulaşmıştır. Bu yazıta göre kral ve kraliçeye altın bir taç sunulmuş, Delos'ta ikisinin tunç heykelleri dikilmişti. Yazıt, Atinalı arkhon Tykhandros'un görev yılına tarihlenir; bu yıl bugün genellikle MÖ 160 ya da 159 olarak kabul edilir. Pharnakes adına yapılmış tunç bir kalkan da Los Angeles'taki Getty Villa koleksiyonunda bulunmaktadır.
Pharnakes'in sikkeleri de bu Yunan yüzünü yansıtır. Onun adına basılmış gümüş tetradrahmilerde Yunanca "ΒΑΣΙΛΕΩΣ ΦΑΡΝΑΚΟΥ", yani "Kral Pharnakes'in" yazısı yer alır. Pontus hanedanı, Yunan kentlerine Yunan bir yüz, iç Anadolu'nun yerli ve İranî unsurlarına ise Pers kökenli bir yüz göstermeyi bilen bir aileydi. Strabon'un Ameria'daki Pharnakes Men'i tapınağına ilişkin anlatımı da hanedanın dinî dünyasına ışık tutar. Kralların bu tapınağa öylesine saygı gösterdiğini, "kral yemini"nin "Kralın Tykhe'si ve Pharnakes Men'i adına" diye edildiğini yazar. Tapınağın adındaki Pharnakes'in hangi kişi olduğu kesin değildir; kimi yorumcular adı tapınağı kuran bir Pharnakes'e bağlar, fakat bunun hanedanın I. Pharnakes'i olduğunu gösteren bir belge yoktur.
Evliliği ve Ailesi
Pharnakes, Seleukos kralı IV. Antiokhos Epiphanes ile kraliçe IV. Laodike'nin kızı olan Seleukos prensesi Nysa ile evlendi. Nysa'nın anne ve babası Pharnakes'in birinci dereceden kuzenleriydi; bu evlilik Pontus'un Seleukos yanlısı dış politikasının sürdürülmesi ve güçlendirilmesi anlamına geliyordu. Evlilik, Nysa'nın anne tarafından üvey kardeşi olan Seleukos kralı I. Demetrios Soter'in diplomatik girişimiyle gerçekleşti. Evliliğin tarihi kaynaklarda farklı verilir: kimi derlemeler MÖ 172 ya da 171'i, kimileri MÖ 160 ya da 159'u gösterir. I. Demetrios'un MÖ 161'de tahta çıktığı düşünülürse, onun aracılığıyla yapılan bir evliliğin daha geç tarihe uyduğu söylenebilir.
Nysa, Pharnakes'e iki çocuk doğurdu. Oğulları, ileride Pontus tahtına çıkacak olan V. Mithridates Euergetes'tir. Kızları Nysa ise Laodike adıyla da bilinir ve Kappadokia hanedanıyla evlilik bağı kurmuştur. Kraliçe Nysa'nın ölüm tarihi bilinmez; MÖ 2. yüzyılın bir döneminde, büyük olasılıkla doğum sırasında hayatını kaybettiği sanılır. Nysa'nın kraliçe olarak nasıl bir rol oynadığına dair pek az şey bilinmektedir. V. Mithridates'in oğlu ise Roma'ya karşı uzun savaşlarıyla tanınan VI. Mithridates Eupator'dur; yani Pharnakes, Pontus'un en ünlü kralının dedesidir.
Saltanatının Sonu ve Halefleri
MÖ 179 barışından sonra Pharnakes'in ne kadar daha hüküm sürdüğü bilinmemektedir. Polybios'taki rastlantısal bir değinme, onun MÖ 170'te hâlâ tahtta olduğunu gösterir. MÖ 154'te ise kesinlikle ölmüştü, çünkü o yıl kardeşi IV. Mithridates'in kral olarak anıldığı görülür. Saltanatının bitiş tarihi bu yüzden kaynaklarda farklı biçimlerde verilir; kimi derlemeler MÖ 170 civarını, kimileri MÖ 160'ı, kimileri de MÖ 155 dolayını önerir. Delos yazıtının MÖ 160 ya da 159'a tarihlenmesi, onun en azından bu yıllara kadar yaşadığını düşündürür.
Tahta Pharnakes'in oğlu yerine kardeşi Mithridates geçti. Philopator Philadelphos unvanını taşıyan IV. Mithridates, kız kardeşi Laodike ile evlenerek onunla birlikte hüküm sürdü ve Pharnakes'in saldırgan siyasetinden tamamen farklı, barışçı ve Roma yanlısı bir yol izledi. MÖ 154'te Bithynia kralı II. Prusias'a karşı Roma'nın müttefiki Pergamon kralı II. Attalos'a yardımcı kuvvet göndermesi, Pontus ile Roma ve müttefikleri arasında VI. Mithridates'e kadar sürecek dostluk döneminin başlangıcı sayılır. Sinope surlarının onarılıp genişletilmesi de bu kralın dönemine bağlanır. IV. Mithridates'ten sonra tahta Pharnakes'in oğlu V. Mithridates Euergetes çıktı.
Harşena'daki Kral Mezarları
Pharnakes'in adı bugün Amasya'da en çok Harşena Dağı'nın güney yamacındaki kral kaya mezarlarıyla birlikte anılır. Amaseia'nın Pontus Krallığı'nın başkenti olmasıyla birlikte dağın eteğine, kalker kayalara oyulmuş anıtsal mezarlar yapılmaya başlandı. Harşena Kalesi'nin Kızlar Sarayı denilen kesiminde, kurucu kral I. Mithridates Ktistes'ten I. Pharnakes'e kadar hüküm süren beş krala ait kaya mezarları bulunur. Bu mezarlar ana kayadan galerilerle ayrılarak U biçiminde oyulmuştur ve Anadolu'nun en anıtsal kaya mezarları arasında gösterilir. Yeşilırmak vadisi boyunca irili ufaklı yirmi bir mezar olduğu bilinmekle birlikte bunların ancak birkaçı günümüze sağlam ulaşabilmiştir. Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınmıştır.
Kral kaya mezarlarının en büyüğü, galeri ve merdivenlerle çıkılan, batı yönündeki en son mezardır. Yaklaşık 15 metre yüksekliğinde, 8 metre genişliğinde ve 6 metre derinliğindedir; mezar odasının girişi öteki mezarlardaki kapılardan daha yüksekte açılmıştır. "Büyük Kral Mezarı" olarak da adlandırılan bu anıtın cephesi zamanla ağır tahribata uğramıştır. Geleneğe göre bu en büyük mezar I. Pharnakes'e aittir ve âdeta bir tapınak görkemi taşır. Ne var ki bu atıf kesin bir belgeye dayanmaz, mezarların sırası ve büyüklüğü üzerinden yapılmış bir yorumdur; hangi mezarın hangi krala ait olduğu kesin olarak bilinmemektedir.
Pharnakes, aynı zamanda bir geleneğin de sonunu temsil eder. Sinope'nin fethiyle krallığın merkezi denize kaydığından, Amaseia'daki kral kaya mezarı geleneği de onunla birlikte son bulmuş sayılır; Kızlar Sarayı'ndaki anıt mezarların sırası ondan sonra devam etmez. Sonraki krallar Harşena'nın yamacı yerine deniz kentine gömülmeyi yeğlediler. Bu konuda kaynaklar tümüyle açık değildir: Pompeius'un VI. Mithridates'in naaşını atalarının yanına gömdürdüğü bilinir, fakat bu mezarların Sinope'de mi yoksa Amaseia'da mı olduğu kaynaklarda farklı aktarılır. Yine de Pharnakes'in adı, hem bir çağı açan hem de bir çağı kapatan kral olarak, Amaseia'nın kayalarına işlenmiş hanedan tarihinin son büyük anıtıyla birlikte anılmaya devam eder.
Mezarların sonraki tarihi de dikkat çekicidir. Kaya mezarları bazı dönemlerde hapishane ve cezalandırma yeri olarak kullanılmıştır; yerel anlatıya göre VI. Mithridates, barış görüşmelerinde zorluk çıkaran Romalı elçileri demiryolu geçidinin hemen üzerindeki mezara hapsetmiştir. 1075'te Amasya'yı alan Danişmendli Melik Ahmed Gazi'nin mezarlardaki Pontus dönemi gömülerini kaldırttığı, aynı dönemlerde Hristiyan keşişlerin bu mağaralarda inzivaya çekildiği de aktarılır. Pharnakes'in kayaya oyulmuş mezarı, böylece yüzyıllar boyunca farklı halkların ve inançların izini taşıyan bir yapıya dönüşmüştür.
Kronoloji
MÖ 220: Pharnakes'in dedesi II. Mithridates Sinope'ye saldırır, Rodos'un yardımıyla geri püskürtülür.
MÖ 190–185 dolayı: Pharnakes, babası III. Mithridates'in yerine Pontus tahtına çıkar; tarih kesin değildir.
MÖ 183: Pharnakes Sinope'yi ani bir saldırıyla ele geçirir (bazı derlemelerde MÖ 182). Rodoslular Roma'ya şikâyette bulunur; senato elçi göndereceğini bildirir.
MÖ 183 sonrası: Atina'ya bağış; Kerasous'un Pharnakeia adını alması ve Kotyora halkıyla iskânı.
MÖ 182–181 kışı: Leokritos on bin askerle Galatia'yı yağmalar.
MÖ 181 ilkbaharı: Pharnakes, elçilerinin dönüşünü beklemeden II. Eumenes ve IV. Ariarathes'e saldırır, Galatia'yı istila eder. Roma elçilerinin aracılığıyla Pergamon'da açılan görüşmeler sonuçsuz kalır.
MÖ 179 yazı: Barış antlaşması. Pharnakes Galatia ve Paphlagonia'daki kazanımlarını ve Tios'u bırakır, savaş tazminatı öder; Sinope'yi elinde tutar.
MÖ 172–171 ya da 160–159: Seleukos prensesi Nysa ile evlilik (kaynaklarda iki farklı tarih).
MÖ 170: Pharnakes'in hâlâ tahtta olduğu anlaşılır.
MÖ 160–159: Atinalıların Delos'ta Pharnakes ve Nysa'yı onurlandıran yazıtı.
MÖ 154: Kardeşi IV. Mithridates kral olarak anılır; Pharnakes bu tarihten önce ölmüştür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Strabon, Geographika, XII.3.11, 17, 31, 39 (H. L. Jones çevirisi, LacusCurtius): https://penelope.uchicago.edu/Thayer/E/Roman/Texts/Strabo/12C*.html
Resmî kaynaklar
- Amasya Belediyesi, "Kral Kaya Mezarlıkları": https://www.amasya.bel.tr/muzeler/kral-kaya-mezarliklari
- Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, "Kral Kaya Mezarları" (Türkiye Kültür Portalı). amasya.bel.tr
Kitaplar
- Polybios, Historiai, XXIII.9; XXIV.1, 5, 14–15; XXV.2; XXVII.7, 17 (W. R. Paton çevirisi, LacusCurtius): https://penelope.uchicago.edu/Thayer/E/Roman/Texts/Polybius/24*.html ve https://penelope.uchicago.edu/Thayer/E/Roman/Texts/Polybius/25*.html
- Diodoros, Bibliotheke, XXIX.22–24 (LacusCurtius).
- Livius, Ab Urbe Condita, XL.2, 20. livius.org
- B. C. McGing, The Foreign Policy of Mithridates VI Eupator, King of Pontus, Leiden: Brill, 1986.
- J. D. Grainger, A Seleukid Prosopography and Gazetteer, Leiden: Brill, 1997.
- S. Golcheshmeh, "Harşena Kalesi / Kızlar Sarayı", Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi, 2020.
Diğer kaynaklar
- "Pharnaces I of Pontus", Wikipedia: https://en.wikipedia.org/wiki/Pharnaces_I_of_Pontus
- Jona Lendering, "Pharnaces I of Pontus", Livius.org: https://www.livius.org/articles/person/pharnaces-i-of-pontus/
- "Kingdom of Pontus", "Mithridates IV of Pontus", "Nysa (wife of Pharnaces I of Pontus)", "Giresun", Wikipedia. en.wikipedia.org
Çevrimiçi kaynaklar









