Yeşilırmak, Amasya'nın hem coğrafyasını hem tarihini belirleyen akarsudur. Şehir, kuzeyde Harşena Dağı'nın dik kayalıklarıyla güneyde nehre doğru yayılan eski mahalleler arasında, ırmağın açtığı dar bir vadide kurulmuştur. Bu vadide bugün düzenlenen kısa tekne gezileri, halk arasında "saltanat kayığı" diye anılan teknelerle yapılır ve Yalıboyu evlerini, köprüleri ve kaya mezarlarını su seviyesinden görmeye imkân verir. Aileler, çiftler ve fotoğrafçılar için Amasya'nın en zahmetsiz etkinliklerinden biridir; üstelik manzaranın arkasında, antik bir coğrafyacının tarif ettiği vadiden yüzyıllarca bağ ve bahçe sulamış su dolaplarına, on dokuzuncu yüzyıl konaklarından yalnızca birkaç yıl önce kurulmuş bir şişirme bende kadar birbirine eklenen katmanlar vardır.
Kayık turları Amasya'nın köklü bir geleneği sayılmaz. Eski kaynaklarda şehir içindeki Yeşilırmak bahçe sulayan, değirmen döndüren ve vadinin yaşamını düzenleyen bir ırmak olarak anlatılır; bu kaynaklarda yolcu taşıyan bir kayık işletmesine rastlanmaz. Şehir içinde kayıkla tur yapılması, ancak 2010'lu yıllarda ırmağın bu bölümünde su seviyesi yapay olarak sabitlenince mümkün olmuştur. Harşena Dağı, kaya mezarları ve Yalıboyu evlerinin gece aydınlatılması ise nehir kıyısına akşam saatlerinde ayrı bir görünüm kazandırır.
Yeşilırmak ve Amasya Vadisi
Yeşilırmak, Sivas'ın Suşehri ilçesi sınırlarındaki Köse Dağları'ndan doğar ve 519 kilometrelik yolculuğunu Samsun'un Çarşamba ilçesinde Karadeniz'e dökülerek tamamlar. Antik çağda adı İris'ti; Hitit metinlerinde ise Kumeşmaha adıyla anıldığı kabul edilir. Amasya il sınırları içinde kalan bölümü 129 kilometredir. Nehir şehre ulaşmadan önce Tokat topraklarından gelen ana koluyla Çekerek Çayı'nı alır, Amasya merkezinden geçtikten sonra Ladik Gölü'nün fazla suyunu taşıyan Tersakan Çayı'yla birleşir, Taşova ile Erbaa arasında da en büyük kolu olan Kelkit Çayı'nı kendine katar. Ölçülen ortalama debisi saniyede 121 metreküptür; kaydedilen en yüksek debi ise 1.914 metreküpe çıkmıştır. Taşkınlar çoğunlukla mart, nisan ve mayıs aylarında yaşanır.
Şehrin içinde ırmak yaklaşık dört kilometre uzunluğunda, iki yanı yüksek kayalıklarla çevrili bir vadide akar. Vadi tabanı deniz seviyesinden yaklaşık 400 metre yüksekliktedir. Nehrin sol yakasında, yani kuzeyde, kayalara oyulmuş mağara ve kral mezarları ile bunların hemen üstündeki kale yükselir; kayalıkla ırmak arasındaki alan çok dar olduğundan bu yakadaki yerleşim ince bir şerit hâlinde uzanır. Meyili daha az olan güney yakası ise şehrin asıl büyüdüğü yerdir. Bu yapı yüzyıllardır değişmemiş, Amasya'nın doğu-batı doğrultusunda uzanan, ırmak boyunca dizilmiş bir şehir olmasının nedenini oluşturmuştur.
Vadiyi ilk ayrıntılı tarif eden kişi, Amaseia'da doğan coğrafyacı Strabon'dur. Strabon memleketini "büyük ve derin bir vadide" kurulmuş, hem şehir hem kale görevi görecek biçimde yerleşmiş bir yer olarak anlatır. Ona göre şehir, nehre doğru dik inen bir kayanın üzerindedir; bir yanda ırmak kenarındaki surla, öbür yanda iki tepeye kadar tırmanan surlarla çevrilidir ve bu iki tepe doğal olarak birbirine bağlı, kule gibi yükselen zirvelerdir. Surun içinde kralların sarayları ve anıtları bulunur. Kayanın içinde su depoları bulunur; ırmağa doğru ve iki zirveyi birbirine bağlayan boyna doğru açılmış, tüp biçimli iki kanal sayesinde şehir susuz kalmaz. Strabon ayrıca ırmağın üzerinde iki köprü bulunduğunu yazar: biri şehirden banliyöye, öbürü banliyödeki yerleşimden dış topraklara geçişi sağlar.
Amaseia, Büyük İskender'den önce de var olan bir yerleşimdi ve şehrin tarihinin Hititler dönemine kadar uzandığı sanılır. Pontus krallarının çeşitli dönemlerde başkenti olan şehir, MÖ 63'te Roma sınırlarına katıldı. Kral Kaya Mezarları bu krallık döneminden kalmadır: kaynaklara göre Pontus Krallığı'nı kuran I. Mithridates'in (MÖ 281-266) Amaseia'yı başkent yapmasının ardından Harşena'nın kalkerli yamacına anıtsal mezarlar oyuldu. Çevrede toplam 21 kaya mezarı bulunur; bunlardan beşi Kızlar Sarayı denilen alandadır, dokuzu da kalenin içindeki yamaçta yer alır. Kızlar Sarayı grubundaki mezarlar 8 ile 15 metre arasında yüksekliğe sahiptir, üçüne iki ayrı merdivenle, ikisine tünelle ulaşılır; bunların I. Mithridates, Ariobarzanes, II. Mithridates, III. Mithridates ve I. Pharnakes'e ait olduğu kabul edilir, ancak bu atıflar kesin değildir. En büyük mezar olan I. Pharnakes'inkinin üstünde, kale komutanı Metrodoros'un kral için bir sunak ve çiçeklik adadığını bildiren Grekçe bir yazıt bulunur. Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları 2015'ten beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer almaktadır.
Köprüler ve Nehir Kıyısındaki Yapılar
Strabon'un iki köprüsü, Amasya'da ırmağın aşılması sorununun ne kadar eski olduğunu gösterir. On altıncı yüzyıl ortasında şehre gelen Avusturya elçilik heyetinin üyesi Hans Dernschwam, Yeşilırmak üzerinde bir ahşap ve üç taş köprü saydı. Hüseyin Hüsameddin Yasar'ın 1914'te tamamladığı Amasya Tarihi'nde ise vadideki köprülerin sayısı altıdır; dördü kagir, ikisi ahşaptır. Aynı eserde ırmağın mart başından itibaren kabardığı, şehri ve bağları su bastığı, yine de nehrin "kentin ve kentlinin hayatı" sayıldığı anlatılır.
Bugün şehrin en tanınmış köprüsü Alçak Köprü'dür. Roma döneminde kalenin bulunduğu eski şehir merkezini karşı kıyıya bağlamak için yapıldığı kabul edilen köprünün dört yüksek kemeri, ırmağın yatağı zamanla yükseldikçe suya gömülmüş, yalnızca kemerlerin üst kısımları görünür kalmıştır. Kemerlerin üstündeki yol da su yüzeyine yaklaşınca halk köprüye Alçak Köprü adını vermiştir. 1865'te dönemin Amasya yöneticisi Ziya Paşa, kemerler üzerine ayaklar yaptırarak köprüyü yeniden kullanılır hâle getirmiştir. Aynı yıl Ziya Paşa Nergis Köprüsü üzerinde bir saat kulesi de inşa ettirmiştir. Kule, yapımından yaklaşık yetmiş beş yıl sonra büyük bir depremi atlatmış, ancak 1940'ta Hükümet Köprüsü'nün yapımına engel oluyor gerekçesiyle yıkılmış, 2002'de yeniden inşa edilmiştir.
Su Dolapları ve Değirmenler
Yeşilırmak'ın bugün tekne gezisine uygun, durgun bir yüzeyi var; geçmişte ise aynı nehir, kıyısındaki yapılara ve verimli arazilere suyunu veren bir enerji ve sulama kaynağıydı. Ahşap çarklı su dolapları, ırmağın akışıyla döner, kovalarla aldığı suyu üstteki bir oluğa boşaltır, oradan ikinci bir oluk aracılığıyla bahçelere ulaştırırdı. Amasya Üniversitesi'nden Duygu Kalkan Açıkkapı'nın arşiv belgelerine, seyyah notlarına ve yerel tarihçilerin eserlerine dayanan çalışması, bu yapıların bağ ve bahçeleri sulamanın yanında konakların su ihtiyacını karşıladığını, cami ve hamamlara su taşıdığını, su değirmenlerini, ipek fabrikalarını ve tabakhaneleri çalıştırdığını ortaya koyar.
Dolapların şöhreti eskidir. On dördüncü yüzyılda Amasya'ya uğrayan İbn Battûta, şehrin büyük bir ırmak kıyısında, bağ ve bostanlarla çevrili bir yer olduğunu, ırmak üzerine kurulan dolaplarla çekilen suyla evlerin ve bostanların sulandığını yazar. Evliya Çelebi on yedinci yüzyılda Yeşilırmak'ın şehre güneyden girip nice bin bağ ve bahçeyi suladığını, nice yüz su dolabını döndürerek kuzeye aktığını anlatır ve dolap şöhretiyle Hama ve Adana'nın yanında Amasya'yı anar. Dolaplar yalnızca yazılı kaynaklarda yer almaz: 1811 tarihli bir İran sefaretnamesinin Amasya minyatüründe ırmak üzerinde iki dolap resmedilmiştir, II. Bayezid Camii şadırvanının kubbe eteğindeki 1872 tarihli duvar resminde de dolap benzeri bir figürle bir değirmen görülür.
Dolapların işletilmesi, şehrin hukuk hayatında da iz bırakmıştır. Kara Müftizade Mustafa Vazıh Efendi'nin verdiği fetvalar, dolap sahiplerinin bakım ve tamir masraflarını birlikte üstlendiğini, ortak dolapların nöbetleşe kullanıldığını, dolabın bendinin onarımında kimin ne kadar pay ödeyeceğinin tartışıldığını gösterir. Dolap, mevsim sonunda onarım için söküldüğünden parçaları güvenli bir yere taşınmalıydı; zamanında kaldırılmayan dolaplar ırmak kabarınca suya kapılıp gidebiliyordu. Osman Fevzi Olcay, 1937'de yazdığı Amasya Şehri'nde dolapların kışın sökülüp ertesi bahara kurulmak üzere saklandığını aktarır. Aynı yazar, şehirde Çalak, Kızılca, Gölönü, Büyük Fabrika, Yağlayan ve diğer adlarla anılan on un fabrikasının çalıştığını, öğütülen buğdayın unu hâlinde Samsun'a ve İstanbul'a gönderildiğini bildirir.
Su yapıları yirminci yüzyılın ortasına kadar izlenebilir. Sonra bağ ve bahçelerin yerini konutlar ve başka kentsel işlevler aldı, suyu kaldırmak için daha gelişmiş araçlar kullanılmaya başlandı, taşkınlar can ve mal kaybına yol açınca ırmak üzerindeki dolap ve bentler kaldırıldı. Yalıboyu evlerinde oturanlar da bir zamanlar bu dolaplarla bahçelerini sulardı; sonradan altyapı hatları kurulunca dolaplar kaderine terk edildi. Bugün bazıları onarılmış ve şehrin nostaljik simgelerinden biri olarak nehir kıyısında yeniden yerini almıştır.
Yalıboyu Evleri
Tekneyle ilerlerken kuzey kıyıda sıralanan cephe, Amasya Yalıboyu Evleri'dir. Evlerin büyük bölümü on dokuzuncu yüzyıldan kalmadır, bir kısmı yirminci yüzyıla aittir; 1992'de tescil edilerek koruma altına alınmışlardır. Hımış ve bağdadi tekniğiyle yapılmışlardır: ahşap bir çatkı, aralarına kerpiç dolgu, üstte kırma ya da beşik çatı ve oluklu kiremit. Zemin katları genellikle taş temel üzerinde yükselir, üst katlar ahşaptır. Birçok evde ikinci kat sokağa ya da nehre doğru çıkıntı yapan cumbalı bir plana sahiptir; bu cumbalar hem odaya genişlik kazandırır hem de içeridekilerin ırmağı rahatça izlemesine imkân tanır. Pencereler çoğunlukla sürme biçimindedir ve dışarıdan içerinin görülmesini engelleyen ahşap kafeslerle donatılmıştır.
Evler genellikle avlulu ve bahçelidir; avluda su kuyusu ve ocak bulunur, kimi evlerde ekmek için fırın da yapılmıştır. Haremlik ve selamlık düzeninde kurulan konutlar dışarıya kapalı bir görünüm sunar, yaşam bahçeye ve avluya dönüktür. İç mekânda sofa evin merkezini oluşturur, odalarda ocak, şerbetlik, gömme dolap, yüklük ve sedir gibi donatılar yer alır. Evlerin bir bölümü tarihî sur duvarlarının üzerine oturur; bu yüzden ırmaktan bakıldığında konakların taş temelleri, nehre yaslanan payandaları ve cumbaların suya düşen gölgesi bir arada görülür.
Evlerin bir bölümü bugün müze, otel, restoran ya da kafe olarak kullanılmaktadır. Bir kaynak bölgede kültür varlığı olarak tescilli 67 konak sayar. Bunların en bilineni Hazeranlar Konağı'dır: 1865'te yaptırılan konak, uzun yıllar orada yaşayan Hazeran Hanım'ın adını taşır ve 2001'de müze ev olarak ziyarete açılmıştır. Yakınındaki Hatuniye Camii, II. Bayezid'in eşi ve Şehzade Ahmed'in annesi Bülbül Hatun tarafından 1510'da yaptırılmış, hamamı ve sübyan mektebiyle bir külliye oluşturmuştur. Şehzadeler Müzesi ise 2008'den beri Alçak Köprü'nün yanındaki binada, Amasya'da sancak beyliği yapmış on iki şehzadenin balmumu heykellerini ve kişisel eşyalarını sergiler; bu şehzadelerden yedisi tahta çıkmıştır.
Şişirme Bent ve Kayık Turlarının Başlangıcı
Şehir içinde ırmağın kayıkla gezilebilecek hâle gelmesi, Amasya Belediyesi'nin hazırladığı bir projeye dayanır. Kasım 2015'te belediye başkanı Cafer Özdemir, "Yeşilırmak Şişirme Projesi" çalışmalarının başladığını duyurdu. Plana göre eski adliye önüne yerleştirilecek şişirilebilir kauçuk bent, İstasyon Köprüsü'ne kadar olan kesimde ırmak seviyesini aynı düzeyde tutacak ve suyu durgunlaştıracaktı. Debisi denetim altına alınan su üzerinde turistik amaçlı kayıklar tur düzenleyebilecek, kıyıda 150 metrelik bir bölümde karşılıklı seyir terasları, tarihî dokuya uygun seyir kuleleri, dinlenme yerleri ve gezi yolları yapılacaktı.
Proje Temmuz 2018'de ilk test aşamasını geçti. Temmuzun ikinci yarısında belediye başkanı ve yerel yöneticiler "saltanat kayığı" ile ırmakta tur attı; bent ve şelale çalışmasıyla su seviyesi yükseldikten sonra kayıkla turlar başlamıştı. Proje 2019 mart ayında resmen açıldı. Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı'nın da desteklediği "Yeşilırmak Kauçuk Bendi, Rekreasyon Alanlarının Oluşturulması, Yenilenebilir Enerji Eksenli Gelişim Projesi", Yeşilırmak'ın şehir merkezinden geçen yaklaşık 300 metrelik bölümünde kurulan kauçuk bentlerle su seviyesini yükseltti. Yaklaşık 20 milyon liraya mal olan projeye Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı aracılığıyla 7 milyon lira destek verdi; Amasya Belediyesi ile İl Özel İdaresi de paydaşlar arasındaydı. Açılışı yapan bakan Mustafa Varank, bentlerin nehir seviyesini iki ila iki buçuk metre yükselttiğini, bundan hem sandalların gezebileceği bir rekreasyon alanı hem de elektrik üretimi için gerekli düşü elde edildiğini söyledi.
Aynı yapıya bağlı bir elektrik üretim tesisi de kuruldu. Kasım 2018'de devreye alınan tesisin kurulu gücü saatte 200 kilovat, yıllık üretim kapasitesi 1 milyon 728 bin kilovatsaat olarak açıklandı; burgu yöntemiyle çalıştığı için nehir üzerinde görüntü kirliliği yaratmadığı vurgulandı. Üretilen elektrik belediye hizmet binasında ve bölgedeki rekreasyon alanlarının aydınlatmasında kullanılıyor. Bakan Varank, bentten önce debi düştüğünde nehrin su seviyesinin tabana yaklaştığını, bunun yaz aylarında koku sorununa yol açtığını belirtti; proje sayesinde ırmaktan yılın on iki ayı yararlanılabileceğini söyledi. Nehrin kıyılarına fıskiyeler, iskeleler ve bir amfitiyatro yapıldı; şehrin ortasından geçen ırmakta artık sandal ve botlarla tur yapılabiliyor.
Su Üzerinden Görünen Şehir
Karadan bakıldığında Yalıboyu evleri renkli bir cephe dizisi gibi görünür; tekneye binildiğinde bakış açısı değişir. Konakların taş temelleri, nehre yaslanan payandalar ve cumbaların suya düşen gölgeleri tek tek seçilir hâle gelir. Başın üstünde Harşena Dağı yükselir; dik yamacına oyulmuş kral mezarları, teknenin yavaş hızıyla birbiri ardına geçer. Köprülerin taş kemerleri de aşağıdan bakıldığında başka bir ölçekte görünür. Her kemerin altından geçerken, Strabon'un iki köprüsünden Dernschwam'ın dört köprüsüne, oradan Alçak Köprü'nün suya gömülü ayaklarına kadar uzanan uzun bir köprü tarihi hatırlanır.
Bentin tuttuğu durgun su, bu manzarayı bir başka açıdan da değiştirmiştir. Su seviyesi sabit olduğundan kıyıdaki evlerin ve kayalıkların yansımaları nehir yüzeyinde bozulmadan görünür; akşam saatlerinde bu yansımalar ışıklandırmayla birlikte iki katına çıkar. Kayık turları kısa sürer ve nehrin yalnızca şehir içindeki, bentin tuttuğu kesiminde yapılır; Strabon'un tarif ettiği vadi, bu kısa güzergâhta baştan sona görülebilir.
Gece Aydınlatması
Amasya'nın gece görünümü, Yalıboyu evlerinin, kale surlarının ve kaya mezarlarının aydınlatılmasıyla biçimlenmiştir. Harşena Dağı, kaya mezarları ve Yalıboyu için 2012'de bir aydınlatma sistemi kuruldu. Aradan geçen yıllarda sistem ekonomik ömrünü doldurdu; yıldırım ve tahribat gibi etkenler de bazı bölümlerini kullanılamaz hâle getirdi. Amasya Valisi Önder Bakan, ahşap Yalıboyu evlerinin yangına karşı korunması gerektiğini, on üç yıldır kullanılan sistemin eskimesinin güvenlik sorunlarına yol açtığını belirterek teknolojinin yenilenmesini gerekli gördüklerini söyledi. 2019'da bölgeyi gezen bir fotoğrafçı, o günkü sistemin gün batarken Yalıboyu, kral mezarları ve kaleyi dönüşümlü olarak aydınlattığını, ışıkların gece 23.00 civarında kapatıldığını kaydetmiştir.
Yeni proje Aralık 2025'te Büyük Amasya Oteli'nde yapılan bir toplantıyla duyuruldu. Amasya Valiliği'nin koordinasyonunda, İl Özel İdaresi'nin kendi kaynaklarıyla yürütülen ve yaklaşık 142 milyon liraya mal olacağı bildirilen çalışma, 29 bin metrekarelik bir alanı kapsıyor: Kral Kaya Mezarları, Kızlar Sarayı, Amasya Kalesi, sur duvarları ve bunların üzerine kurulu Yalıboyu evleri ile Yeşilırmak üzerindeki tarihî köprüler. İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Erdin Acar, bunun dünyada gerçekleştirilen en büyük aydınlatma projelerinden biri olduğunu söyledi. Uygulamadan önce bölge fotogrametri ve jeodezik yöntemlerle üç boyutlu olarak taranmış, koordinatlı bir nokta bulutu oluşturulmuş, yapıların iki ve üç boyutlu planları çıkarılmış, ışık şiddeti özel yazılımlarla nokta nokta hesaplanmıştır. Tasarımlar, Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve Samsun Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu tarafından onaylanmıştır.
Takvime göre ihale 10 Eylül 2025'te yapıldı, yer teslimi 14 Ekim 2025'te, fiziki işlerin başlangıcı 11 Kasım 2025'te gerçekleşti; hedeflenen bitiş 12 Haziran 2026, planlanan bitiş ise 10 Ağustos 2026 olarak açıklanmıştı. Temmuz sonunda milletvekili Haluk İpek, çalışmaların kalenin zirvesindeki bayrak direğinden başlayarak aşamalı biçimde sürdüğünü, ilk bölümün on beş gün içinde aydınlatılacağını söyledi. Projeyle birlikte Yalıboyu evlerindeki tabelaların sökülmesi, dış cephelerde gerekli onarımların yapılması ve görsel kirliliğin azaltılması da planlanmıştı. Eylül 2026 ortasında fiziki gerçekleşme yüzde 95'e ulaşmış, deneme aydınlatmalarına başlanmış, resmî açılışın ay sonunda yapılması öngörülmüştür. Sistemin yalnızca sabit bir aydınlatma sunmadığı, farklı temalarda ve milli ya da kültürel günlere uygun ışık gösterilerine imkân veren bir altyapıyla kurulduğu belirtilmektedir.
Işık, Saat ve Fotoğraf
Tekne turu için en uygun zaman, ikindinin serinlemeye başladığı saatlerle gün batımı arasıdır. Böylece Yalıboyu evlerinin renkleri gündüz ışığında, dönüş yolunda ise ilk lambaların yandığı alacakaranlıkta görülebilir. Fotoğraf açısından Yalıboyu'na bakan bir kişi için sabah güneşi arkada kalır; Yalıboyu cephelerinin gündüz çekimlerinin gün doğumuyla yaklaşık 10.30 arasında tamamlanması önerilir. Akşamları güneş Harşena'nın arkasına geçtiği için aynı kısıtlama yoktur, kıyıdan Yalıboyu, kral mezarları ve kale birlikte kadraja alınabilir. Köprülerden biri ya da karşı kıyıdaki teraslar hem tekneleri hem de aydınlanmış cepheleri aynı karede toplamaya elverişlidir; Alçak Köprü bölgenin en çok tercih edilen çekim noktasıdır.
Yeni aydınlatma sisteminin işletme saatleri kaynaklarda belirtilmemiştir. Eski sistemde ışıklar gece geç saatte kapatıldığına göre, aydınlatılmış cepheleri görmek için akşam saatleri tercih edilmelidir. Geç saatte nehrin yüzeyi durulur ve yansımalar en belirgin hâlini alır.
Kronoloji
MÖ 281-266: I. Mithridates döneminde Amaseia Pontus Krallığı'nın başkenti olur; Harşena'nın yamacına kral mezarları oyulur.
MÖ 63: Amaseia Roma sınırlarına katılır.
1510: Hatuniye Camii yaptırılır.
1555: Dernschwam, Yeşilırmak üzerinde bir ahşap ve üç taş köprü sayar.
1811: Bozoklu Osman Şakir Efendi'nin sefaretnamesindeki Amasya minyatüründe su dolapları resmedilir.
1865: Ziya Paşa, Alçak Köprü'nün kemerleri üzerine ayaklar yaptırır, Nergis Köprüsü'nde saat kulesi inşa ettirir; Hazeranlar Konağı yaptırılır.
1872: II. Bayezid Camii şadırvanının kubbe eteğindeki duvar resminde su dolabı benzeri figür ve değirmen yer alır.
1914: Hüseyin Hüsameddin Yasar'ın Amasya Tarihi tamamlanır; vadide altı köprü sayılır.
1937: Osman Fevzi Olcay, Amasya Şehri adlı eserinde on un fabrikasını ve dolapların kışın sökülüp baharda kurulduğunu anlatır.
1940: Saat kulesi yıkılır.
1992: Yalıboyu evleri tescil edilerek koruma altına alınır.
2001: Hazeranlar Konağı müze ev olarak ziyarete açılır.
2002: Saat kulesi yeniden inşa edilir.
2008: Şehzadeler Müzesi ziyarete açılır.
2012: Harşena, kaya mezarları ve Yalıboyu için aydınlatma sistemi kurulur.
Kasım 2015: Yeşilırmak Şişirme Projesi çalışmaları başlar.
Temmuz 2018: Saltanat kayığıyla ilk turlar yapılır.
Kasım 2018: Bent yanındaki elektrik üretim tesisi devreye alınır.
Mart 2019: Kauçuk bent ve rekreasyon projesi resmen açılır.
Eylül 2025: Yeni aydınlatma projesinin ihalesi yapılır.
Eylül 2026: Aydınlatmada fiziki gerçekleşme yüzde 95'e ulaşır, deneme aydınlatmaları başlar.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Strabon, Geographika XII.3.39: https://penelope.uchicago.edu/Thayer/E/Roman/Texts/Strabo/12C*.html
Akademik çalışmalar
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Amasya" maddesi: https://islamansiklopedisi.org.tr/amasya
- Duygu Kalkan Açıkkapı, "19. Yüzyılda ve 20. Yüzyıl Başlarında Amasya Kent Merkezinde Yeşilırmak Üzerinde Bulunan ve Günümüze Ulaşamayan Su Yapıları", Amasya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Amasya Özel Sayısı, 2022: https://dergipark.org.tr/en/pub/asobid/article/1152001
Resmî kaynaklar
- Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, "Akarsular": https://amasya.ktb.gov.tr/TR-59468/akarsular.html
- Amasya Belediyesi, "Amasya'nın Tarihi": https://amasya.bel.tr/sayfalar/amasyanin-tarihi
Diğer kaynaklar
- DHA, "Amasya'nın çılgın projesi", 19 Mart 2019: https://www.dha.com.tr/gundem/amasyanin-cilgin-projesi-1632899
- İHA, "Yeşilırmak Şişirme Projesi testi geçti", 5 Temmuz 2018: https://www.haberturk.com/amasya-haberleri/61990564-yesilirmak-sisirme-projesi-testi-gecti-amasya-belediye-baskani-cafer-ozdemir-hayal-olarak
- İHA, "Yeşilırmak'ta Kayıklar Yüzecek", 10 Kasım 2015: https://www.sondakika.com/yerel/haber-yesilirmak-ta-kayiklar-yuzecek-7861201/
- "Yeşilırmak'ta 'Saltanat' Keyfi", 23 Temmuz 2018: https://www.milliyet.com.tr/yerel-haberler/amasya/yesilirmakta-saltanat-keyfi-12939083
- Amasya Harşena Dağı ve Yalıboyu aydınlatma projesi haberleri, Aralık 2025: https://www.objektifamasya.com/haber/26976525/dunyanin-en-buyuk-aydinlatma-projelerinden-biri-amasyada-hayata-geciyor
- Amasya aydınlatma projesinin Eylül 2026 durumu: https://www.objektifamasya.com/haber/28841729/amasyanin-gece-silueti-yeniden-aydinlandi
- Tombs of the kings of Pontus: https://en.wikipedia.org/wiki/Tombs_of_the_kings_of_Pontus
- Serhat Çelebioğlu, "Yalıboyu Evleri ve Yeşilırmak": https://www.gezerdoner.com/2019/03/15/yaliboyu-evleri-ve-yesilirmak/
Çevrimiçi kaynaklar
- https://www.dha.com.tr/gundem/amasyanin-cilgin-projesi-1632899
- https://www.milliyet.com.tr/yerel-haberler/amasya/yesilirmakta-saltanat-keyfi-12939083
- https://www.objektifamasya.com/haber/28841729/amasyanin-gece-silueti-yeniden-aydinlandi
- https://islamansiklopedisi.org.tr/amasya
- https://dergipark.org.tr/en/pub/asobid/article/1152001
- https://penelope.uchicago.edu/Thayer/E/Roman/Texts/Strabo/12C*.html






