Bâkî Ahmed Çelebi'nin şiirinden bize kalan tek haber, kaybını bildiren bir cümledir: Abdî Efendi'nin Amasya şairleri tezkiresinde biyografisinin altında bir gazeli vardı, ama tezkire yanmıştır. Sipahi Kâsım Ağa'nın oğlu olan bu kâtip ve şair, XVII. yüzyılın ilk yarısında Amasya'da kalemle geçimini sağladı. Önce şehir kethüdalığında kâtiplik yaptı, sonra uzun yıllar cizye tahsil memuru olarak çalıştı; "Cizyedâr" ya da "Cizyeci" lakabı buradan gelir. 1058 (1648) yılında öldü. Hakkında bilinenler, Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'ndeki kısa bir maddeden ibarettir; gazelin kaybını da maddenin son cümlesi kaydeder.
Hüsameddin'in Kaydı
Amasyalıdır. Sipâhî Kâsım Ağa'nın mahdûmudur. Tahsîl-i kitâbet ve inşâ ederek Şehir kethüdâlığı kâtibi oldu. Ba'dehû Cizye tahsîl me'mûru olup yıllarca bu hizmetinde kaldı. Bunun için Cizyedâr, Cizyeci dendi. 1058 senesinde vefât etdi. Şâ'ir, kâtib, me'ârif-âşinâ idi. Abdî Efendi'nin tezkiresinde bu tercemesi zeylinde bir gazeli var idi. Hayfâ ki yandı.
Bugünkü dille: Amasyalıdır, Sipahi Kâsım Ağa'nın oğludur. Yazı ve resmî yazışma (inşâ) sanatını öğrenerek şehir kethüdalığının kâtibi oldu. Sonra cizye tahsil memuru oldu ve yıllarca bu görevde kaldı. Bu yüzden kendisine Cizyedâr, Cizyeci dendi. 1058 (1648) yılında öldü. Şair, kâtip ve bilgili bir kişiydi. Abdî Efendi'nin tezkiresinde bu biyografisinin altında bir gazeli vardı. Yazık ki yandı.
Kâtiplikten Cizyedarlığa
Hüsameddin'in kullandığı "tahsîl-i kitâbet ve inşâ" deyimi, Bâkî Ahmed Çelebi'nin medrese yolundan değil kalem yolundan yetiştiğini gösterir: kâtipliğin yazı, hesap ve resmî mektup kalıplarını öğrenmiştir. Hüsameddin'in kayıtlarında Amasya'nın şehir kethüdaları çoğunlukla şehrin âyanı arasından çıkar; Bâkî Ahmed Çelebi bu makamın kâtipliğiyle işe başlamıştır.
Cizye, gayrimüslim tebaadan alınan baş vergisiydi. Hüsameddin'in olaylar kısmı, Amasya ile Tokat'ın cizyesinin her yıl bir muhassıla, yani vergiyi toplamakla görevli bir ağaya verildiğini sık sık kaydeder. Bu kayıtlardan biri, Bâkî Ahmed Çelebi'nin çevresi hakkında bir ipucu taşır: 1041 yılının zilhicce ayında (Haziran-Temmuz 1632) "Kâsımzâde Mustafa Ağa" Amasya ve Tokat cizye muhassılı olmuştur. Aynı yıllarda yaşamış, Amasya cizyedarı Mustafa Ağa'nın oğlu bir şair daha vardır: Abdî Efendi tezkiresinden bilgi aktarılan İlhâmî Hasan Çelebi-Cizyedârzâde, babasının yanında cizye kâtibi olarak çalışmış, 1078'de (1668) ölmüştür. Kâsım Ağa'nın oğlu Bâkî Ahmed'in de cizye işinde yıllarca çalışması, bu üç adı aynı ailede birleştirmeye davet eder: Kâsımzâde Mustafa Ağa, İlhâmî'nin babası cizyedar Mustafa Ağa olabilir, Bâkî Ahmed Çelebi de onun kardeşi. Hüsameddin böyle bir akrabalık kurmaz; Mustafa ve Kâsım dönemin en yaygın adları arasındadır ve bu eşleştirme yalnızca ad ve görev benzerliğine dayanan bir ihtimal olarak kalmalıdır.
Kayıp Gazel ve Abdî Efendi Tezkiresi
Maddenin "Hayfâ ki yandı" diye biten son iki cümlesi, Hüsameddin'in elindeki en değerli kaynaklardan birine işaret eder. Abdullah Paşa Medresesi müderrisi Abdî Efendi, 1000 ile 1081 yılları arasında Amasya'da yetişen şairlerin kısa biyografilerini ve şiirlerini bir tezkirede toplamıştı. Hüsameddin bu eserin bir nüshasını görüp şair maddelerinde kullanmış, ancak nüsha daha sonra yanmıştır. Tezkireden şiir aktardığı şairler de vardır; Bâkî Ahmed Çelebi için ise yalnızca gazelin varlığını not edip metnini vermemiştir. Tezkirenin içeriği ve Hüsameddin'in kurtarabildiği şiirler, sitede Abdî Efendi: Amasya Şairlerinin Kayıp Tezkiresi ve Şiirleri yazısında topluca anlatılmıştır; Bâkî Ahmed Çelebi orada tezkirede adı geçen şairler arasında sayılır.
Aynı Mahlaslı Büyük Şair
Bâkî Ahmed Çelebi'nin adı, şiir mecmualarında sık rastlanan bir mahlasla aynıdır. Metin Hakverdioğlu'nun tanıttığı Merzifon Cönkü'nde "Bâkî" mahlaslı üç gazel bulunur ve bunların Amasyalı Cizyedâr Bâkî'ye ait olup olmadığı sorulabilir. Üç gazelin üçü de İstanbullu büyük şair Bâkî'nin divanında yer alır; bu ayrım Bâkî: Merzifon Cönkü'ndeki Üç Gazel ve Amasya ile Bağı sayfasında ayrıntısıyla anlatılmıştır. Amasyalı kâtibin mahlas olarak gerçekten "Bâkî"yi kullanıp kullanmadığı da kesin değildir; Hüsameddin'in başlığında ad ile lakap yan yanadır ve ayrı bir mahlas belirtilmez.
Şiiri
Şiirlerine ulaşılamamıştır. Varlığından haberdar olduğumuz tek gazel, Abdî Efendi tezkiresinin yanan nüshasıyla birlikte gitmiştir. Hüsameddin'in maddesi, Osmanlıca aslı ve sözcük açıklamalarıyla Bâkî Ahmed Çelebi-Cizyedâr başlıklı sayfada yer alır.
Kronoloji
Zilhicce 1041 (1632): Kâsımzâde Mustafa Ağa, Amasya ve Tokat cizye muhassılı olur.
1058 (1648): Bâkî Ahmed Çelebi ölür.
Zilkade 1078 (1668): Cizyedar Mustafa Ağa'nın oğlu, şair İlhâmî Hasan Çelebi ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 391-392 (e-kitap s. 392-393), "Bâkî Ahmed Çelebi-Cizyedâr" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page392.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 340 (e-kitap s. 341), "İlhâmî Hasan Çelebi-Cizyedârzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page341.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 4, s. 558 (e-kitap s. 559), 1041 yılı olayları ("Bayram Paşa" bölümü). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page559.html
Çevrimiçi kaynaklar
