Amasya'nın ekonomik hayatı, Yeşilırmak vadisinin dar ama bereketli tabanı ile bu vadiyi çevreleyen ovaların üzerine kuruludur. Nehrin ve kollarının biriktirdiği alüvyonlu topraklar, yüzyıllardır şehri Orta Karadeniz'in başlıca tarım merkezlerinden biri yapmıştır. Bugün il yüzölçümünün yaklaşık yüzde 45'inde tarım yapıldığı, Amasya Ticaret ve Sanayi Odası yöneticilerince sık sık hatırlatılır. Ancak şehrin ekonomik geçmişi yalnızca bahçe ve tarlayla anlatılamaz. Osmanlı döneminde ipek dokumacılığı, boyahâne ve darphâne gibi kurumlar, Anadolu'yu İran'a ve Karadeniz'e bağlayan yolların üzerindeki konum, Amasya'ya tarımın ötesinde bir ticaret ve zanaat kimliği kazandırmıştır.

Yollar Üzerinde Bir Pazar

Amasya, ilkçağdan beri Tarsus, Kayseri, Zile ve Samsun arasında uzanan ticaret yolunun üzerinde yer almıştır. Osmanlı döneminde şehir bu yol ağında daha da önemli bir düğüm noktası oldu. Azerbaycan ile Bursa arasındaki güzergâh da Amasya'dan geçiyordu ve İran'dan gelen ipekliler için şehir önemli bir pazar sayılıyordu. On altıncı yüzyılın başlarında şehirde bir boyahâne, bir şem'hâne (mum atölyesi) ve bir darphâne faaliyet gösteriyordu. Aynı dönemde Amasya sancağı, Rum eyaletinin önde gelen birimlerinden biriydi ve ilk yıllarda eyaletin merkezi durumundaydı. Bu idarî ağırlık, çarşının ve zanaatın canlı kalmasında etkili olmuştur.

Seyyah ve kayıt kaynakları on yedinci yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıl sonuna uzanan bir süreklilik gösterir. Evliya Çelebi, Amasya'da bin altmış kadar dükkân bulunduğunu ve çarşıların işlek ve zengin olduğunu yazar. On dokuzuncu yüzyılın sonunda Vital Cuinet ise şehirde 2500'e yakın dokumacı bulunduğunu kaydeder. Bu iki tanıklık arasında iki yüzyıldan fazla zaman vardır; yine de her ikisi de Amasya'nın sınaî ve ticarî bakımdan canlı bir yer olduğunu gösterir. 1863'te Mısır'dan getirilen pamuk tohumunun denendiği pilot bölgeler arasında Amasya da yer aldı ve pamuk üretimi için girişimlerde bulunuldu. Şehrin ticarî hareketliliği ve denize yakınlığı göz önüne alınarak 1864'te her yıl 15 Aralık'ta başlayıp ayın sonuna kadar süren bir panayır kuruldu. Bu dönemde tahıl ve meyvecilik şehrin iktisadî hayatında önemli yer tutuyordu.

Yakın çevredeki Gümüşhacıköy de aynı ticaret ağının bir parçasıydı. İlçenin adı bölgedeki gümüş yataklarından gelir. Gümüş yataklarına nazır olarak atanan ve burada uzun süre kalan Sadreddin Artık'ın torunu Hacı Ahmed Çelebi'den dolayı yerleşime Hacı Nazır adı verilmiş, zamanla bu ad Hacıköy'e dönüşmüştür. Madenin bir dönem Köprülü Mehmed Paşa'ya has arpalık olarak verilmesi nedeniyle yöre bir süre Has Arpalık olarak da anılmıştır. İlçedeki bedesten ise Anadolu ile Rumeli'yi bağlayan yol üzerinde güvenli ve büyük hacimli ticaret yapılabilmesi için kurulmuştur. Halil İnalcık'ın "kural olarak bedestenli şehir uluslararası bir ticaret merkezidir" tespiti, bu yapının önemini açıklamak için sıkça anılır.

İpekçilik

Amasya'nın Osmanlı dönemindeki ekonomik kimliği en çok ipekle ilişkilidir. On altıncı yüzyılda kentte yaygın biçimde ipek dokunuyor, tezgâhlarda saraya sunulabilecek nitelikte ipekli kumaşlar üretiliyordu. Kimi seyyah notlarında on sekizinci yüzyılda Amasya ile komşu Tokat'ın birlikte ülkenin geri kalanı kadar kumaş ürettiği belirtilir. Bu anlatım ayrıntılı bir üretim istatistiğine dayanmaz, ama şehrin tezgâh sayısının ve dokuma hacminin görece büyük olduğunu düşündüren bir izlenimdir.

Elimizdeki en somut rakam Osmanlı kayıtlarından gelir. 1554 ve 1555 yıllarında on ay içinde resmî yollarla şehre giren ve tartılan ipekli miktarı 10.632 lodraya, yani yaklaşık 15 tona ulaşmıştır. Bu miktarın önemli bölümü, İran'dan Bursa yönüne giden ipeklilerin Amasya'dan geçmesiyle ilgilidir. Dolayısıyla Amasya üretimin yanı sıra ipek ticaretinin tartı ve vergi noktalarından biriydi. İpek böceği yetiştiriciliği, ham ipek eldesi, iplik eğirme ve dokuma, şehrin uzun süre ayakta kalan sanayi zincirini oluşturmuştur.

Bu zincir yirminci yüzyılda zayıfladı. Sanayi üretimi karşısında el tezgâhlarının payı azaldı ve ipekçilik önemini yitirdi. Buna rağmen el sanatları bütünüyle kaybolmadı. Bugün hâlâ küçük ölçekte ipek böcekçiliği sürdürülmektedir. Amasya Olgunlaşma Enstitüsü gibi kurumlarda çuha dokuma, kilim dokuma ve ipek halı dokuma gibi geleneksel zanaatlar öğretilmekte ve yaşatılmaktadır. İlde dokuma tezgâhlarının yanında tarım ürünlerini işleyen un, yağ, yem ve meyve suyu fabrikaları da bulunur.

Misket Elması

Amasya adı anıldığında akla ilk gelen ürün elmadır. Halk arasında misket elması denen Amasya elması, kışın yenen bir çeşittir. Meyvesi orta irilikte, kabuğu ince, yeşil zemin üzerine açık kırmızıdır; eti tatlı, sulu, hoş kokulu ve gevrektir. Ortalama ağırlığı 90 gram kadardır ve ortadan kesildiğinde içinde yıldız biçimli bir iz görülür. Yetkililer, çeşidin bu özelliklerini Amasya vadisinin coğrafyasına ve iklimine bağlar. Aynı çeşit başka bir ilde aynı niteliği göstermediği gibi, ilin içinde bile farklı mikro bölgelerde farklı sonuç verebilmektedir. Yeşilırmak vadisi boyunca uzanan mikro havza, çeşidin en iyi geliştiği yerdir. Hasat genellikle eylül ortalarında başlar. Elmanın iki bin yılı aşkın süredir yetiştirildiği, arkeolojik buluntulara dayanılarak söylenmektedir.

Misket elmasının çiftçi açısından en büyük sorunu, bir yıl ürün verip ertesi yıl vermemesidir. Bu özellik 1990'lı yıllardan itibaren üreticileri yeni bahçe kurmaktan uzaklaştırdı. Gerilemeye ilişkin rakamlar kaynağa göre değişir: bir açıklamada 1990'ların sonunda 30 bin ton olan Amasya elması üretiminin 6-8 bin tona indiği, bir başkasında ise 10 bin tondan 6-8 bin tona düştüğü söylenir. İki anlatımda da gidişat aynıdır. Bu gerilemeye karşı Amasya Valiliği, TÜBİTAK ve Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü iş birliğiyle 1997'den itibaren "Amasya Elmasının Islahı Projesi" yürütüldü. Olumlu sonuçlar 2009'dan itibaren alınmaya başlandı; bir yıl atlama eğilimini en aza indiren seçilim tescil edilerek fidan üretimine geçildi. 2011'den itibaren fidan bedelinin yarısı İl Özel İdaresi tarafından karşılandı. Dağıtılan fidan sayısı 2011'de 600, 2012'de 7100, 2013'te 10.000 ve 2014'te yine 10.000 olmuştur. Kapama yarı bodur bahçe tesisi projesi de aynı çerçevede uygulanmıştır.

Üretim yıldan yıla değişir ve bunda don gibi mevsimsel etkenler belirleyicidir. 2010'da Amasya'da elma üretimi 13.226 dekar alanda 20.055 ton olarak gerçekleşmiş, bu miktarla il Türkiye üretiminin yaklaşık yüzde 1'ini karşılayarak yirminci sırada yer almıştır. Ertesi yıl için toplam üretimin 24.970 ton, misket elmasının ise 3796 dekarlık alanda 7154 ton olacağı tahmin edilmiştir. Yetkililer son on yıl için toplam elma üretiminde yıllık 20-30 bin ton, misket elmasında ise 5-8 bin ton aralığını verir. 2014 tarihli bir değerlendirmede toplam üretim 27.970 ton, bunun içinde misket elması 10.840 ton olarak gösterilir. Yakın yıllardaki açıklamalarda coğrafi işaretli misket elmasında 6500 ton civarında rekolte beklendiği, tüm çeşitlerle il üretiminin 35 bin tona ulaşabileceği belirtilmektedir. Misket elması coğrafi işaret tescili almış bir üründür; Avrupa Birliği coğrafi işaret başvurusu ise 2025 yılının mart ayında yapılmıştır.

Çiçek Bamyası

Amasya'nın ikinci simge ürünü çiçek bamyasıdır. Halk arasında kara bamya ya da kızıl bacak adlarıyla da bilinir; sultani ve kınalı gibi çeşitlerden ayrılır. Meyvesi küçüktür, yaklaşık bir santimetre uzunluğundadır, açık yeşil ile sarı arası bir renk taşır ve kurutulmuş olarak tüketime sunulur. Ürünün ayırt edici yanı, çiçek açar açmaz toplanma zorunluluğudur. Sultani bamya iki üç günde bir hasat edilebilirken çiçek bamyası her gün toplanmalıdır; çünkü ertesi güne kalan meyvede çiçek kapanır, hatta dökülür ve hasat zorlaşır. Toplanan bamyalar aynı gün pamuk ipliğe iğneyle dizilir. Dizinler (bir ipe dizilmiş bamya sırasına dizin denir) ince bir bezle örtülerek bir gece bekletilir, sabah çiçekler elle ayrılır. Ardından doğrudan güneş ışığı almayan, sıcak ama nemsiz bir yerde, çoğunlukla tavan arasında kurutulur. Doğru kuruyan bamya sarıya yakın bir yeşil renk alır ve satışa kadar nemden uzak saklanır. Bu zahmetli süreç nedeniyle yörede çeyrek altın, Taşova'da ise gram altın gibi adlarla anılır. Tüyleri ellere batan bu bitkiyi eskiden çıplak elle toplayan üreticilerin parmaklarını bezle sardığı, bugün ise eldiven kullanıldığı anlatılır. Çiçek bamyası 2018'de coğrafi işaret tescili aldı; Amasya etli çiçek bamyası yemeği 2021'de ayrıca tescillendi.

Bamyanın bu yörede yetişmesini iklim ve toprak kadar insan emeği de açıklar. Hasat haziran ayının ikinci yarısında başlar ve ilk donlara kadar, yani ekim sonu ile kasım başı arasına dek günlük olarak sürer. Toplam vejetasyon süresi 180-200 gün, hasat süresi ise 125-135 gün kadardır. Amasya'da hasat dönemi (haziran-ekim) boyunca düşen toplam yağış 112,7 milimetre iken Samsun'da aynı dönemde 244,8 milimetre yağış düşer. Yağmurla ıslanan tomurcuklar kayganlaştığı ve toplamayı zorlaştırdığı için görece kuru hava kaliteyi artırır. Bitki derine kök saldığından derin, geçirgen, kumlu ve tınlı topraklar uygundur. Ekim alanları da Yeşilırmak ve kollarının (Çekerek, Tozanlı ve Destek Çayı) kıyısındaki alüvyal alanlarda, özellikle Taşova ile Göynücek çevresinde toplanır. Haftada bir, hava çok ısındığında 5-6 günde bir sulama gerekir; Yedikır ve Uluköy barajları ile sulama kanalları bu açıdan önemlidir. Tohum nisan sonu ya da mayıs başında ekilir; mayıs yağmurları çimlenmeye yetmezse sulama yapılır, fide üç yapraklı olunca çapalanır.

Bamya üretimi emeğin yoğun olduğu bir iştir; bu yüzden küçük parsellerde ve kalabalık ailelerde sürdürülür. Çiçeklerin toplanması, dizilmesi ve çiçeklerin meyveden ayrılması farklı mekânlarda yapılır, işi yevmiyeli işçiyle görmek ise pratik değildir. Dört beş kişilik bir ailenin bir iki dönümlük arazide bile bu işi yürütebilmesi, bamyanın parçalı tarım arazilerinde tercih edilen bir ürün olmasını açıklar. Ekim ayında, sıcaklık düşüp bulutlu gün sayısı artarken toplanan bamyanın kalitesi düşer ve bu ürün "güzlek bamya" adıyla daha ucuza satılır.

Üretimin tarihine bakıldığında Cuinet'nin 1893 tarihli eseri Amasya'da 975 okka (yaklaşık 1250 kilogram) bamya üretildiğini kaydeder. 1901 yılına ait belgeler ise İstanbul'a, Osmanlı sarayına 60 ve 172 kıyyelik (yaklaşık 77 ve 221 kilogram) iki sevkiyat yapıldığını gösterir. Yirminci yüzyılın sonlarında üretim bin tonun üzerine çıkmıştır. Karadeniz Bölgesi'nde 1996-2008 arasında Amasya'nın yıllık bamya üretimi 1130 ile 1572 ton arasında değişmiş, 1996'da 1530, 2000'de 1572, 2007'de 1165, 2008'de 1249 ton olmuştur. Aynı çalışmaya göre Amasya, 18 yılın 16'sında bölgenin en çok bamya üreten ili olmuş, 18 yıllık ortalaması 1208 ton olarak hesaplanmıştır. İkinci sırada Tokat gelir. Yıllar arasındaki dalgalanmada bir önceki yılın fiyatı belirleyici olmuştur, çünkü çiftçiler iyi fiyatla satılan yılın ardından bamyaya yönelmektedir. Yakın dönemde yapılan bir açıklamada çiçek bamyasının yaklaşık 2500 ton üretimle yıllık 367 milyon liralık ekonomik katkı sağladığı belirtilmiştir. Üretimin ilçelere dağılımı da değişmiştir: 1990'ların başında üretimin yaklaşık yarısı Taşova'dan, yüzde 40 kadarı merkez ilçeden gelirken, 1996'dan itibaren Göynücek'in payı belirgin biçimde artmıştır.

Ürün değerini korusa da toplanması ve kurutulması zahmetli olduğu için zamanla daha kolay yetiştirilen çeşitlere yerini bırakmaya başlamıştır. Bu nedenle çiçek bamyası, misket elmasıyla birlikte 2025 martında Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili için başvuru kapsamına alınmış, tescilin 2026 içinde beklendiği açıklanmıştır.

Diğer Tarım Ürünleri ve Hayvancılık

Elma ve bamya, ilin tarım yelpazesinin yalnızca görünen kısmıdır. Kiraz, şeftali, armut, ayva, erik, kayısı ve üzüm meyveciliği çeşitlendirir; Amasya kirazı da coğrafi işaretli ürünler arasındadır. Ovalarda şeker pancarı, ayçiçeği, mısır, buğday ve patates geniş alanlar kaplar. Sulak vadi tabanında soğan ve türlü sebze yetişir. Ticaret ve Sanayi Odası yöneticisinin açıklamasına göre Amasya, Türkiye genelinde ilk on içinde yer aldığı 16 üründe üretim gücüne sahiptir; kenevir tohumu, hünnap, elit şeker pancarı tohumu, kuru soğan, bamya, kiraz, Amasya elması, ayva ve haşhaş bunlar arasında sayılır. Aynı açıklamaya göre ilde 25 coğrafi işaretli ürün vardır ve bunların 20'si gıda ve tarım ürünüdür. Seracılık da gelişmiştir; domates, biber ve patlıcan üretimi ekonomiye katkı sağlar. İlin örtü altı üretim alanı yaklaşık 4537 dekardır ve bu miktarla Türkiye'de on ikinci sıradadır. Amasya ayrıca Türkiye'de kenevir ekimine izin verilen 19 ilden biridir.

Tarım bu ilde uzun süredir ovalara dayanır. Ziraat, akarsu boylarındaki Suluova, Gümüşova ve Taşova gibi verimli ovalarda yoğunlaşır ve ilin başlıca ekonomik faaliyetini oluşturur. 1954'te Amasya Şeker Fabrikası'nın kurulması ve Et ve Balık Kurumu tesislerinin yapılması, şeker pancarı üretimini ve hayvancılığı teşvik etti. Hayvancılık bugün de ilin güçlü yanlarındandır. Arıcılıkta kovan başına 13,6 kilogram bal üretimiyle Türkiye'de altıncı sıradadır ve kırmızı et üretiminin yaklaşık yüzde 3'ünü karşılar. Türkiye'nin ilk Besi Organize Sanayi Bölgelerinden biri de Amasya'dadır. Kanatlı hayvan ve yumurta üretiminde de ilde faaliyet gösteren önemli bir firma bulunur.

Tarım ekonomisinin kırılganlığı son yıllarda belirgin biçimde görülmüştür. Ticaret ve Sanayi Odası başkanı, 2025'te yaşanan don olayının Amasya tarımını ciddi şekilde etkilediğini, üreticilerin kayıplarını telafi edemeden artan akaryakıt ve girdi maliyetleriyle karşılaştığını belirtmiştir. İhracat da bundan etkilenmiştir: 2024'te yaklaşık 180 milyon dolar olan ihracat 2025'te 160 milyon dolara gerilemiş, bunda tarımsal ürünlerin payı büyük olmuştur.

İlçelerin Ekonomik Özellikleri

İl, merkez ilçenin yanında Göynücek, Gümüşhacıköy, Hamamözü, Merzifon, Suluova ve Taşova ilçelerinden oluşur. Her ilçenin ekonomik karakteri farklıdır. Taşova çiçek bamyasının ana üretim merkezlerinden biridir. Suluova ovası hayvancılık ve besicilik bakımından öne çıkar; ilçe köylerinin üçte ikisi ova köyü, üçte biri orman ve dağ köyüdür. Merzifon ovası, yaklaşık yedi bin yıl önce bile insanlara yurt olmuş verimli bir tarım alanıdır. Karadeniz sahiline ve Orta Anadolu'ya giden yollar burada kesiştiğinden antik çağdan beri ticaret ve savunma bakımından önemli olmuş, Strabon bu bölgeyi "bin köy" bölgesi olarak tanımlamıştır. Merzifon'un sanayi alanındaki girişimleri de il ekonomisinin kollarından birini oluşturur.

Gümüşhacıköy ekonomik bakımdan ilin görece az gelişmiş ilçelerindendir, fakat üretim çeşitlidir. En önemli tarla ürünleri şeker pancarı, buğday, arpa, baklagiller, tütün, soğan, ayçiçeği ve kendirdir. Akarsu boylarında başta elma olmak üzere çeşitli meyveler ve yerel tüketime yönelik sebzeler yetişir. İlçenin basma tütünü, tütün harmanlarında tat ve koku vermek için kullanılır. Yaylalarda koyun, ovalarda sığır beslenir; tavukçuluk ve arıcılık da yapılır. Kendir işleyen büyük bir ip fabrikası, iki un fabrikası ve geleneksel bir uğraş olan leblebicilik ilçenin sanayi ve zanaat yanını oluşturur. Üretilen sicim ve ipler il dışında satılır. İlçe topraklarında manganez yatakları da vardır. 2003 sonu itibarıyla ilçede 14.122 büyükbaş ve yaklaşık 18.000 küçükbaş hayvan sayılmıştır.

Sanayi ve Dış Ticaret

Amasya bugün yalnızca bir tarım şehri olarak tanımlanmak istenmemektedir. İlde biri besi, dördü karma olmak üzere beş organize sanayi bölgesi bulunur ve bu bölgelerde yaklaşık 8000 kişi istihdam edilir. Ticaret ve Sanayi Odası başkanının verdiği bilgilere göre Amasya doğal taş ve mermer bakımından önemli bir merkezdir; dünya mermer rezervinin yaklaşık yüzde 10'u, Türkiye rezervinin ise yaklaşık yüzde 20'si il sınırları içindedir. Blok halinde mermer 45 ülkeye ihraç edilir ve Amasya beji mermeri coğrafi işaretlidir. Aynı açıklamada Türkiye'den ihraç edilen ankastre ürünlerin yaklaşık yarısının Amasya'da üretildiği ve 80 ülkeye gönderildiği belirtilir. Dünyanın en büyük maya üreticisinin Orta Doğu ve Balkanlar'daki en büyük tesisi ile Türkiye'nin ilk yerli LED ekran üreticisi de ilde bulunur. Mobilya sektörü son yıllarda hem ofis hem ev grubunda ihracata katkı verecek düzeye gelmiştir. Bu rakamlar ilin sanayi odasının açıklamalarıdır ve sektör temsilcisinin bakış açısını yansıtır.

Kentin ticareti bugün de büyük ölçüde tarım ürünlerinin alım satımına dayanır. İstanbul, Ankara, Antalya, Mersin ve Samsun ile yürütülen ticaret aracılığıyla elma, bamya ve tarla ürünleri Türkiye'nin dört bir yanına dağılır. Ulaşım bağlantıları bu ticaretin yönünü belirlemiştir. 1930'da inşa edilen demiryolu, şehri doğal limanı olan Samsun'a bağlayarak ulaşımı kolaylaştırmıştır. 2025'in sonunda açıklanan Samsun-Mersin sanayi koridoru ile planlanan Ankara-Samsun hızlı tren hattının Amasya'nın erişilebilirliğini artırması beklenmektedir. Turizm de ekonominin bir kolu olarak görülür ve yetkililer ilin ziyaretçi hedefini üç milyon olarak açıklamıştır.

Kronoloji

1554-1555: On ay içinde Amasya'ya resmî yollarla giren ve tartılan ipekli miktarı yaklaşık 15 tona ulaşır.

XVII. yüzyıl: Evliya Çelebi şehirde bin altmış kadar dükkân bulunduğunu yazar.

1863: Amasya, Mısır'dan getirilen pamuk tohumunun üretimi için seçilen pilot bölgeler arasında yer alır.

1864: Her yıl 15 Aralık'ta başlayan bir panayır kurulur.

1893: Cuinet, Amasya'da 975 okka bamya üretildiğini kaydeder.

1901: Osmanlı sarayına Amasya bamyası sevk edilir.

1930: Amasya demiryoluyla Samsun'a bağlanır.

1954: Amasya Şeker Fabrikası kurulur, Et ve Balık Kurumu tesisleri yapılır.

1997: Amasya Elmasının Islahı Projesi başlar.

2018: Amasya çiçek bamyası coğrafi işaret tescili alır.

2021: Amasya etli çiçek bamyası yemeği coğrafi işaret tescili alır.

2025: Misket elması ve çiçek bamyası için Avrupa Birliği coğrafi işaret başvurusu yapılır.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar