Taşova'nın köyleri, ilçe merkezinin gölgesinde kalmış sıradan yerleşimler değildir. Yeşilırmak vadisinin bu kesiminde, ilçenin kendisi 1944'te kurulmadan çok önce Sonusa, Taşabad ve Zuday gibi adlarla anılan yerleşimler vardı; kimi Selçuklu döneminde vakfiyelere, kimi Osmanlı tahrir defterlerine girmiş, kimi on dokuzuncu yüzyılda bir ayan çiftliğinin yanında kurulmuştu. Bugün Akınoğlu, Alpaslan, Ballıdere, Belevi, Boraboy, Çaydibi, Destek, Esençay, Özbaraklı ve Uluköy gibi adlarla bilinen bu köylerin çoğu, yüz yıl içinde birkaç kez ad değiştirmiş, nahiye ya da belde olmuş, sonra yeniden köy statüsüne dönmüştür. Aşağıdaki sayfalarda bu yerleşimlerin geçmişi, adlarının serüveni ve idari yapıdaki değişim anlatılır. Boraboy Gölü ayrı bir yazının konusudur; burada yalnızca Boraboy yerleşiminin tarihine yer verilir. İlçenin genel tarihi için Taşova yazısına bakılabilir.
Sonusa ve Taşabad Çevresinde İlk Yerleşimler
Yerel tarih araştırmaları ilçedeki yerleşim izlerini M.Ö. 5000'lere kadar götürür; bölgede Hitit, Frig, Pers, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait izler bulunduğu belirtilir. Roma ve Pontus çağında Sonisa ve Taşabad çevresinin gelişmiş bir bölge olduğu ileri sürülür. Özbaraklı yöresindeki Roma dönemi kale ve yerleşim kalıntıları ile Ballıdere'ye bağlı Darma ve Dereli köylerinin arazi yapısı da bu eski geçmişe işaret eder. Boraboy çevresinde de bir Roma kalesinden söz edilmiş, kasabanın yaşlıları kuzeydoğudaki Kızıltaşdibi mevkiinde eski yerleşim izlerinin, güneydoğudaki Güvere mevkiinde ise kilise kalıntılarının bulunduğunu aktarmıştır. Bu veriler, bölgenin ilk sakinlerinin Türk ve Müslüman olmadığını gösterir. Türklerin buralarda görülmeye başlaması Malazgirt Zaferi'ni izleyen dönemde olmuştur.
Danişmentlilerin Amasya ve Niksar'ı almasından sonra Horasan ve Harezm yönünden gelen Türkmen toplulukları vadiye yerleşti. Yerel anlatılara göre Sonisa Yörükleri adıyla anılan boylar da bu sırada bölgeye ulaşmıştır. Köy ve oba adlarının çoğunun sonradan gelip yerleşen bir oymağın ya da boyun adını taşıması Sivas ve Tokat çevresinin bütününde görülen bir olgudur ve Taşova köyleri için de geçerlidir. Türk yerleşiminin ilk yazılı belgesi ise Selçuklu çağından, 1257 tarihli bir vakfiyeden gelir.
1257 Vakfiyesi ve Eski Yer Adları
Taşova yöresi hakkında on üçüncü yüzyıldan elde bulunan en eski ayrıntılı kayıt, Seyyid Nureddin Alpaslan'ın Ramazan 655 (Eylül 1257) tarihli vakfiyesidir. Rufai şeyhi olan Seyyid Nureddin, Horasan'dan gelerek Zeytuva ya da Zitay denilen köyde bir zaviye kurmuş ve vakıf tesis etmişti. Arapça yazılan vakfiyede bu köyün Sonisa kazasına bağlı olduğu belirtilir. Belge uzun süre Zuday köyünün eski sakinlerinden birinin torunu olan Remzi Saçlı'nın elinde kaldı ve 1992'de sembolik bir bedelle Alpaslan Müzesi'ne verildi. Vakfın kuruluşundan 1901 yılına kadar faaliyet gösterdiği aktarılır.
Vakfiye, bir sınır tarifi nedeniyle yer adları bakımından da değerlidir. Sepetlü köyünün hududu Felanbil arazisine, Boraboy köyü arazisine, Haddadi köyü arazisine ve Gökdere'de sona erer diye tarif edilir. Böylece Sepetlü, Felanbil, Boraboy, Haddadi ve Gökdere adları 1257'de kayda geçmiş olur. Tarif Sepetlü'nün batısında Gudere ve Halamaz köylerinden söz etmediği için yerel araştırmacılar bu iki köyün o tarihte henüz kurulmamış olabileceği sonucuna varır. Gökdere'nin Boraboy Gölü'nün ayağından çıkıp Haddadi arazisinden geçen ve Yeşilırmak'a karışan dere mi, yoksa aynı adlı köy mü olduğu ise tartışmalıdır. Aynı yerel yoruma göre Boraboy arazisi o çağda batı ve güneybatı yönünün tamamını kapsıyordu.
Aynı dönemin yer adları arasında çağdaş karşılıkları bilinenler şöyledir. Zedvi, Zeytuva, Zitay, Zuday ve Yolbaşı adlarıyla anılan yer bugünkü Alpaslan'dır; Haddadi, Gadadu ve Çaydibi aynı köyün adlarıdır; Suna, Sonihsa, Sonusa ve Sonisa bugünkü Uluköy'dür ve Sonusa'nın antik adının Annesi olduğu söylenir. Tekaloza'nın İkizce ve Gürsu'ya, Mermun Nehri'nin Destek Çayı'na, Felanbil Kalesi'nin Çalkaya'ya denk geldiği, Başubaraklu'nun ise Özbaraklı çevresindeki Baraklı köylerini karşıladığı kabul edilir. Yer adları her devirde değiştiği için bu eşleştirmeler araştırmacılar arasında zaman zaman farklı yorumlanmıştır. Adların resmen değiştirilmesi 1949'da 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ile yasal dayanak kazanmış, 1957'de de bir Ad Değiştirme İhtisas Kurulu oluşturulmuştur.
Uluköy: Sonusa'dan Sonisa Kazasına
Taşova köyleri arasında tarihî ağırlığı en fazla olan yerleşim Uluköy'dür. Osmanlı kayıtlarında Sonusa, Sonisa ya da Suna diye geçen yerleşim, uzun süre bir kazanın merkezi olmuştur. Yerel anlatılarda Pontus ve Roma dönemlerinde de önemli bir kent olduğu söylenir ve Selçuklu devrinden kalan, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce onarılan bir hamamı bulunduğu belirtilir. Aynı anlatıda İbn Battuta'nın 1333'te Sonisa'ya uğrayıp Rufai tekkesinde kaldığı yazılır; bu bilgi yerel kaynaklara dayandığından kesinlik taşımaz. Taceddinoğulları Beyliği'nin Niksar ve Sonisa merkezli kurulduğu, kurucularının Zuday'daki Taceddin Rifai'nin torunları olduğu da yine yerel anlatıda yer alır. Evliya Çelebi'nin Sonusa'yı bahçeli, camili ve hamamlı güzel bir kasaba diye andığı, Halis Cinlioğlu'nun aktarımıyla bilinen bir ifadedir.
Osmanlı döneminde Sonisa, Amasya ile Niksar arasındaki Erbaa topraklarının önde gelen yerleşimlerinden biriydi; Taşabad (Taşova), Frenkhisar, Ziğdi (Karayaka), Erek, Bidevi (Esençay) ve Eksel (Koçak) çevredeki diğer iskân yerleriydi. Tahrir defterlerine göre Sonisa nahiyesine yirmi kadar köy bağlıydı. 1455'te Sonisa subaşısının Seydi Vakkas olduğu, merkez camide dokuz görevli bulunduğu, bu sayının 1520'de yirmiye, 1574'te kırk beşe çıktığı aktarılır. 1520 tarihli defterde altı, 1574'te yedi mahalle kayıtlıdır. Kaza merkezinin önemi, Tebriz'den Bursa'ya giden yolun bir kolu üzerinde bulunmasından gelirdi. Fatih'in Trabzon dönüşünde Sonisa'da konakladığı ve Kızıl Ahmed'e Mora sancağını burada verdiği rivayeti de bu yola dayanır. On dokuzuncu yüzyılın ortasında Sonisa, Taşabad, Erek ve Karayaka ile birlikte Erbaa kazasını oluşturdu ve resmî kayıtlarda bu dört nahiye Nevahi-i Erbaa diye anıldı.
Cumhuriyet'te yerleşimin idari serüveni şöyle gelişti: 1944'te nahiye statüsü kaldırıldı, 1958'de belediye teşkilatı kuruldu ve 1962'de adı Uluköy oldu. 2013'te nüfusu iki binin altında kaldığı için belediye kapandı ve yerleşim köye dönüştü. Bir zamanlar bölgenin kazası olan yer, böylece idari bakımdan sıradan bir köy konumuna gelmiştir.
Alpaslan: Zuday'dan Müzeli Köye
Alpaslan'ın bugünkü adı Seyyid Nureddin Alpaslan'dan gelir. Antik çağdaki adının Zito olduğu kaydedilmiş, Osmanlı belgelerinde Zedvi ve Zuday olarak geçmiştir. 1926'da Zuday, 1968'de ise Yolbaşı adı kayıtlarda görünür; yerel tarih çalışmaları 1960'ların başında köyün Alpaslan adını aldığını belirtir. 1831 tarihli nüfus defteri, Zuday adının on dokuzuncu yüzyılda da kullanıldığını gösterir.
Köyün yakın tarihi iki ağır olayla işaretlidir. 1914 seferberliğinde Zuday'dan 332 kişi askere alınmış ve bunlardan 193'ünün akıbeti bilinmemiştir; bu bilgi Erbaa Askerlik Şubesi kayıtlarından derlenmiş ve müze bahçesindeki kitabelere işlenmiştir. 1939 ile 1942 arasındaki büyük depremlerde yıkım ve heyelan yaşanmış, köy bu yüzden yaklaşık bir kilometre güneye, daha yüksek ve eğimi az bir alana taşınmıştır. Belediye teşkilatı 1964'te kuruldu ve 2014'te nüfus şartı nedeniyle kapandı.
Alpaslan Müzesi'nin ilk koleksiyonu 1964'te yöreden toplanan arkeolojik ve etnografik eserlerle oluşturuldu. Osmanlı'dan kalma tarihî hamam 1991'de müze olarak düzenlendi ve 1994'te Alpaslan Belediye Müzesi adıyla hizmete girdi. Seyyid Nureddin'e ait denilen vakfiye ile secere, Selçuklu dönemine tarihlenen ahşap sanduka ve türbe kapısı koleksiyonun başlıca parçalarıdır. Ayınyakası (Çayırbaşı) mevkiindeki bir höyük ve nekropol alanı 2014'te birinci derece arkeolojik sit olarak tescil edilmiştir. Köyün eski adları ve 1257 bilgileri ağırlıklı olarak yerel tarih çalışmalarına dayanır; müzenin kuruluşu ve sit kararı ise resmî kayıtlarla desteklenir.
Esençay, Destek, Akınoğlu ve Çaydibi
Osmanlı'nın son döneminde ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında ilçenin merkez dışındaki üç nahiyesi Destek, Bidevi ve Tekke idi. Destek 1911'de nahiye merkezi oldu; adı 1530 tarihli 387 numaralı tahrir defterinde de Destek olarak geçer. 1971'de belediye teşkilatı kuruldu. 2007'de Yayladibi (eski adıyla Halamaz) ve Kozluca köyleri mahalle olarak ona bağlandı, 2014'te nahiye ve belediye statüsünün kalkmasıyla her ikisi yeniden köy oldu.
Esençay'ın eski adı Bidevi'dir ve 1574 kaydında bu adla geçer. 1927'de nahiye statüsü verildi; bu tarihten önce nahiye merkezi Karaağaç köyüydü. 1960'ta Esençay adını aldı, 1967'de belediye kuruldu. Tekke ise 1911'de nahiye oldu; kayıtlarda Pelitlitekke ve Tekkeköy adlarıyla da görülür. Tekke ile Yerkozlu (eski kayıtlarda Yerkızdı, Yerkızlı) birleştirilerek 1972'de Akınoğlu adıyla belde belediyesi kuruldu; Akınoğlu adı 1960'ta kayıtlarda zaten görülür. 2014'te nahiye ve belediye vasfı kalkınca Akınoğlu köy oldu.
Çaydibi'nin eski adı Haddadi'dir ve yerel söyleyişle Gadadu denir. Anlatıya göre II. Bayezid köyü Rum Eyaleti Beylerbeyi Yakup Paşa'ya mülk olarak vermiştir. On dokuzuncu yüzyılın başında Canik ayanı ve Trabzon valisi Süleyman Paşa Haddadi'yi çiftlik olarak kendi adına vakfetti. Tanzimat'ın ilanıyla bu türden uygulamalar yavaş yavaş köylünün lehine çözüldü. 1950'den sonra köy Çaydibi adını aldı, 1971'de belediye kuruldu. 2009'da yapılan oylamayla Taşova'ya mahalle olarak bağlanan yerleşim 2013'te yeniden köy oldu.
Belevi, Özbaraklı ve Ballıdere
Belevi 1926'da Belevi, 1946'da Dargıca adını taşımış, ondan önce on altıncı yüzyıl kayıtlarında Beleni diye geçmiştir. 1975'te kurulan belediye 2013'te nüfus düşüklüğü nedeniyle sona ermiştir.
Özbaraklı, Gaziantep'in Barak bölgesinden göç edip Taşabad bölgesine iskân edilen Yukarı Baraklı ve Aşağı Baraklı köylerinin 1995'te birleşmesiyle doğdu ve belde teşkilatı kurdu. Belediye 2014'te kapandı, iki mahalle eski köy kimliğine döndü. Yöredeki Roma dönemi kale ve yerleşim kalıntıları ile Alacakilise harabeleri eski geçmişin izidir; 1574 kaydında yerleşim Başu Baraklu adıyla geçer.
Ballıdere, Darma ile Dereli köylerinin 1999'da birleşmesiyle oluştu. Darma 1926'da Darma, 1963'te Ballıca adını almış, Dereli ise 1928'den beri Dereli olarak kayıtlıdır. Doğal afetler ve kıtlık yüzünden bölge halkının 1777'de yöreyi terk ettiği aktarılır. Birleşme sonrası kurulan belediye 2014'te kapanınca iki köy ayrı ayrı köy statüsüne döndü.
Boraboy Yerleşiminin Tarihi
Boraboy'un adı konusunda üç varsayım öne sürülür. Birincisi, Roma çağından kalma bir kalenin bulunması ve kasabanın rüzgârdan korunaklı konumu nedeniyle adın Yunan rüzgâr tanrısı Borais'ten gelebileceğidir. İkincisi, göçebe topluluğun başındaki Bora Bey'in adının yaşatılmış olmasıdır. Üçüncüsü, Bağdat'tan geldiği bilinen ilk ailelerin mensup olduğu boyun adının Bora olabileceğidir. Yerel anlatıya göre ilk yerleşenler bugünkü kasabanın iki kilometre güneyindeki Bostan Deresi mevkiinde çadırlarda kışlıyordu; boralı bir günde hayvanları kaçıp rüzgârdan korunaklı vadiye sığınınca aileler yeri beğenmiş, vadi tabanı bataklık olduğu için kuzey yamaçtaki Keltepe (Gültepe) mahallesine yerleşmişlerdir. Bugünkü yerleşime ilk gelenler Deli Mehmetler, Mustafa Beyler ve İmamoğulları aileleridir; sonra Gölgeciler, Kışlacıklar, Demirciler, Musuloğulları ve Karacalar katılmıştır.
Boraboy Cumhuriyet'in ilk yıllarında Tokat'ın Erbaa ilçesine bağlıydı; Yemişenbükü köyü Taşova adıyla ilçe olunca Taşova'nın köyleri arasına girdi. Taşova'yı Amasya'ya bağlayan 5996 sayılı kanun 24 Aralık 1952 tarihlidir. Köyün adı Türkçeleştirme çalışmaları sırasında Gölbeyli yapıldı; tarih kimi kaynaklarda 1961, kimilerinde 1964 olarak geçer. Adın seçilmesinde göl kadar, kasaba erkeklerinin bey gibi yaşamayı sevdiği yönündeki yerel espri de etkili olmuştur. 1970 sayımında nüfus 2583'e ulaşınca belediye kuruldu; belediyenin kuruluş yılı da kaynaklarda 1971 ve 1975 olarak ayrışır. 1990'da kasaba Boraboy deresiyle ikiye bölünerek kuzeyi Bahçelievler, güneyi Yakakent mahallesi yapıldı. Kasaba 1994'te adını yeniden Boraboy yapmak için girişimde bulundu, karar 30 Mart 1995'te alındı ve 3 Mayıs 1995 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı. Belediye 2013'te kapandı ve yerleşim yeniden köy oldu.
On Dokuzuncu Yüzyılda Kurulan Köyler
Son iki yüzyıl içinde bölgede yeni köyler de doğdu. Süleyman Paşa'nın Haddadi Çiftliği vakfiyesinde Çılgıdır'ın adı geçer ve köyün adı eski Çalkadir Çiftliği'ne dayanır. Mercimek, Gemibükü, Yemişenbükü, Sepetlioba, Arpaderesi ve Meğellibükü köylerinin on dokuzuncu yüzyılın başında kurulduğu tahmin edilir. Arpaderesi'nin eski Balaklı köyüne dayandığı belirtilir. Sepetlioba 1820'lerde kuruldu ve adı son otuz yıl içinde köylünün oyuyla Yeşilyurt oldu.
Haddadi mezrası arazisinde yerleşen Mercimek'in adının kaynağı belirsizdir. Eski bir kayıtta "Mercimek Depesi" adı geçer ve Saykal hanesi bu kaydın ardından tahrire girer. Kurucu sülaleler Daracılar ve Çolakoğulları'dır; ilk önce Aşağı Oba mevkiine gelmişler, sonra bugünkü köy yerine taşınmışlardır. Sonraki gelenler arasında İran, Bağdat, Haymana, Erzurum, Gümüşhane, Ankara ve Samsun yöresinden gelen ailelerin adı anılır. Köyün sülale listesi, bölgenin yerleşme tarihinin ne kadar karışık kökenli olduğunu gösterir.
Nahiyeden Köye: İdari Değişimin Özeti
Osmanlı'dan beri süren nahiye düzeni 2014'te tamamen kalktı; Taşova için bu, Destek, Esençay ve Tekke'nin bucak vasfını yitirmesi demekti. Belde belediyeleri ise 2013'te nüfusu 2000'in altındaki yerleşimlerde kaldırıldı ve bu yerler köy oldu. Uluköy, Alpaslan, Esençay, Çaydibi, Destek, Akınoğlu, Boraboy, Belevi, Özbaraklı ve Ballıdere bu sürecin içinden geçti. Bugün Taşova'da belediye teşkilatı yalnızca ilçe merkezindedir. Köylerin tarihi adlarındaki değişikliklerde, vakfiyelerde, tahrir kayıtlarında ve müzelerde yaşamaya devam eder.
Kronoloji
1257: Seyyid Nureddin Alpaslan, Zeytuva (Zitay) köyünde zaviye ve vakıf kurar; vakfiyede Sepetlü, Boraboy ve Haddadi adları geçer.
1455: Sonisa'da subaşı Seydi Vakkas ve merkez cami kayıtlıdır.
1520: Sonisa tahririnde altı mahalle yazılıdır.
1530: 387 numaralı defterde Destek adı geçer.
1574: Bidevi, Başu Baraklu ve Sepetli kayıtlıdır; Sonisa'da yedi mahalle vardır.
1777: Darma ve Dereli çevresinde halk yöreyi terk eder.
1914: Zuday'dan 332 kişi askere alınır.
1939-1942: Depremlerin ardından Zuday yaklaşık bir kilometre güneye taşınır.
1944: Taşova ilçe olur; Sonusa'nın nahiye statüsü kalkar.
1952: 5996 sayılı kanunla Taşova Amasya'ya bağlanır.
1964: Alpaslan'da belediye kurulur; Alpaslan Müzesi'nin ilk koleksiyonu oluşturulur.
1995: Gölbeyli'nin adı Boraboy olarak geri verilir.
2013-2014: Nüfusu 2000'in altındaki belde belediyeleri ve nahiye düzeni kaldırılır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Sadi Bayram'ın Seyyid Nureddin Alpaslan vakfiyesi ve yer adları üzerine makalesi (Enver Seyhan'ın aktarımıyla).
Diğer kaynaklar
- Enver Seyhan, "Taşova, Nahiye ve Kasabalar ile Köylerin Tarihçesi", Tasova.net, 2023. tasova.net
- Boraboy Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği, "Boraboy Kasabası Tarihçesi", boraboy.org.tr. boraboy.org.tr
- Erhan Gündüz, "İlk Çağlardan Günümüze Uzanan Bir Tarih (Alpaslan Köyü)", Tasova.net. tasova.net
- "Uluköy Köyü (Sonusa) Tarihi", ulukoy.net. m.ulukoy.net









