Câbî Ahmed Çelebi'nin mahlası bir meslek adıdır. Hüseyin Ağa ve Fîrûz Ağa vakıflarının gelirlerini toplayan tahsildar, yani câbî olan bu Amasyalı, işinin adını şiirlerinde de kullandı; 1064 (1653-54) yılında öldü. Hakkında bilinenlerin hepsi Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'ndeki kırk altı kelimelik bir maddeye sığar. Hüsameddin de şairliğine dair bilgiyi bugün nüshası bilinmeyen Abdî Efendi tezkiresinden aktarır. Şiirlerinden bir örnek günümüze ulaşmamıştır.

Hayatı

Kitabın sekizinci cildinde, adı "cim" harfiyle başlayanların toplandığı altıncı fasıl Câbî'nin maddesiyle açılır:

Amasyalıdır. Tokatî Resûl Efendi’nin mahdûmudur. Biraz tahsîl-i ma’âriften sonra Hüseyin Ağa ve Fîrûz Ağa evkâfı câbîsi olduğu münâsebetle “Câbî” mahlasını kabûl etdi. Cibâyette istikâmet gösterdiğinden hayli müddet câbî oldu. 1064 sâlinde vefât etdi. Şâ’ir, latîfe-gû, hoş-sohbet olduğunu Müderris Abdî Efendi Tezkiresinde yazıyor. Birâderi Mehmed Efendi ulemâdandır.

Bugünkü dille şöyle okunur: Amasyalıdır, Tokatlı Resûl Efendi'nin oğludur. Bir miktar öğrenim gördükten sonra Hüseyin Ağa ve Fîrûz Ağa vakıflarının tahsildarı olduğu için "Câbî" mahlasını aldı. Tahsilatta dürüst davrandığından bu görevde uzun süre kaldı. 1064 yılında öldü. Müderris Abdî Efendi, tezkiresinde onun şair, nükteci ve sohbeti tatlı biri olduğunu yazar. Kardeşi Mehmed Efendi ulemadandır.

Hüsameddin'in birkaç satırında en çok yer tutan, Câbî'nin para işlerindeki dürüstlüğüdür. Câbî, vakfın kiralarını ve diğer gelirlerini toplayıp mütevelliye hesap veren görevliydi; Hüsameddin'in "cibâyette istikâmet" sözü, onun bu parayla ilgili hiçbir şaibeye karışmadığını, görevini bu yüzden uzun yıllar koruyabildiğini anlatır. Doğum yılı, hocaları ve câbîlikten önce ya da sonra başka bir iş yapıp yapmadığı maddede yoktur.

Hangi Hüseyin Ağa, Hangi Fîrûz Ağa

Hüsameddin vakıf sahiplerini yalnız adlarıyla anar. Bu iki ad, kitabın birinci cildinde bir arada geçer: II. Bayezid'in Amasya'daki şehzadelik sarayında kapıağası olan Büyük Hüseyin Ağa 890 (1485) yılında eski adı Kaya Paşa olan mahallede büyük bir bedesten yaptırmış, kızlarağası Fîrûz Ağa da aynı mahallede ikinci bir bedesten kurmuş, ikisi de bu yapılar için vakıf düzenlemiştir. Fîrûz Ağa ayrıca 900 (1494-95) yılında Kızlar Sarayı'nın altındaki Saray Mahallesi'nde bir mescit yaptırıp vakfını bağlamıştır. Hüseyin Ağa'nın bedesteni, Şamlular Mahallesi'nin kuzeydoğusunda 888 (1483) yılında tamamladığı medresenin geliri için vakfedilmişti; halk bu medreseye Büyük Ağa Medresesi der. Câbî'nin topladığı gelirlerin bu iki saray ağasının vakıflarına ait olması akla en yakın ihtimaldir; yine de Hüsameddin vakıf sahiplerini tanıtmadığı için bu eşleştirme kesin sayılamaz. Medresenin sonraki serüveni Kapıağası (Büyük Ağa) Medresesi başlıklı yazının konusudur.

Babası ve Kardeşi

Hüsameddin onuncu ciltte Tokatlı Mehmed'in oğlu Şeyh Hacı Resûl Efendi'ye ayrı bir madde ayırır. Bu Resûl Efendi Amasya'da okumuş, Hâce Sultan Tekkesi'nin şeyhi ve vakfının mütevellisi olmuş, 1017 (1608-09) yılında hesabında açık çıktığı için görevini bırakmak zorunda kalmış, sonra yeniden aynı tekkenin başına geçerek 1027 (1618) dolaylarında ölmüştür. Maddenin sonunda tek oğlu olarak İsmâ'îl Efendi, onun oğulları olarak da Mehmed ve Ahmed Efendiler sayılır; bu aileye "Hacı Resûlzâdeler" denmiştir.

Câbî'nin babası bu şeyh ise iki madde arasında bir uyumsuzluk vardır. Sekizinci cilt Ahmed'i Resûl Efendi'nin oğlu, Mehmed'i de kardeşi diye verir; onuncu cilt ise Mehmed ile Ahmed'i Resûl Efendi'nin torunları olarak sayar. Adların bu kadar örtüşmesi, Câbî Ahmed Çelebi ile kardeşi Mehmed Efendi'nin aslında İsmâ'îl Efendi'nin oğulları olabileceğini düşündürür. Kaynakta bu ikisini birleştiren bir cümle yoktur; Hüsameddin iki maddeyi birbirine bağlamamıştır ve hangisinin doğru olduğunu söylemek mümkün değildir. Şeyhin maddesinin tamamı Resûl Efendi-Tokatî eş-Şeyh el-Hâc başlığı altında ayrıca verilmiştir.

Şiiri

Câbî'nin şairliğini bildiren kaynak, kendisi kayıp bir kitaptır. Abdullah Paşa Dârülhadisi müderrisi Abdî Efendi, 1000-1081 yılları arasındaki Amasya şairlerini bir tezkirede toplamıştı; Hüsameddin'in elindeki nüsha yanmış, başka bir nüshası da bilinmemektedir. "Şâir, latîfe-gû, hoş-sohbet" nitelemesini oradan aldığını Hüsameddin kendisi söyler, fakat tezkireden tek beyit nakletmez. Câbî Ahmed Çelebi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Adının bu kitaba girmiş olması, XVII. yüzyıl ortasında şehrin şairleri arasında sayıldığını gösteren tek tanıklıktır; Metin Hakverdioğlu da Amasya Tarihi'ndeki şairleri cilt cilt sıralarken onu sekizinci cilde yerleştirir. Tezkirenin bilinen öteki şairleri Abdî Efendi'nin Amasya Tezkiresi yazısında bir arada anılır.

Kronoloji

890 (1485): Kapıağası Hüseyin Ağa ve kızlarağası Fîrûz Ağa, Amasya çarşısında aynı mahallede birer bedesten yaptırıp vakıflarını düzenler.

1017 (1608-09): Tokatlı Şeyh Resûl Efendi, Hâce Sultan Tekkesi'nin hesabında açık çıkınca görevinden ayrılır.

1027 (1618) dolayları: Resûl Efendi ölür.

1064 (1653-54): Câbî Ahmed Çelebi ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar