Özgün Metin

Vezin: fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün

Başa varmaz kimsenüñ işi dilâ tedbîr ile
Ol muvâfıḳ ola evvelde meger taḳdîr ile

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül, hiç kimsenin işi yalnız tedbirle sonuca ulaşmaz; meğer ki o tedbir en baştan, ezelde takdir edilmiş olana uygun düşmüş olsun. ("Başa varmak" bir işin sonuna ermesi, muradına ulaşması demektir. Tedbir insanın aldığı önlem ve kurduğu plan, takdir ise Allah'ın ezelde verdiği hükümdür.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu beyit, Edip Tâcî'nin (Tâcî Bey) bir gazelinin açılış beyti, yani matlaıdır; iki mısraı da "tedbîr ile / taḳdîr ile" sözleriyle kafiyelenir. Redif "ile", kafiye "-dîr" sesidir. Gazelin geri kalanı bilinmemektedir. Tezkire vezin vermez; beyit aruzun remel bahrinden "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla okunur. Matla yalnız Latîfî'nin tezkiresinde, Tâcî maddesinde, Göz yaşlu göñül beyitlerinden hemen sonra yer alır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Latîfî beyti tanıtırken bir ihtiyat kaydı düşer: "Bu mefhûmı müş‘ir bu maṭla‘ aña isnâd olunur", yani bu anlamı bildiren matla ona nispet edilir. Tezkire yazarı başka yerlerde beyitleri doğrudan "anuñdur" diye verirken burada "isnâd olunur" demeyi seçmiştir. Bu ifade beytin Tâcî'ye ait olmadığını göstermez, ama Latîfî'nin onu kendi gözüyle görmüş bir divandan değil, dilden dile dolaşan bir rivayetten aldığını düşündürür.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyit, İslâm düşüncesinin en çok tartışılan konularından birini, insanın çabası ile ilâhî takdir arasındaki ilişkiyi iki mısraa sığdırır. Latîfî de beyti bu çerçevede sunar ve önce Arapça bir söz aktarır: "Kul tedbir eder, Allah takdir eder." Ardından şöyle açıklar: her bilgenin de güçsüzün de güzel tedbiri, takdirin ölçüsüne ve kaza ile kaderin uygunluğuna denk düşmelidir ki tedbiri sonuç versin, görüşü fayda getirsin. Tezkireci, beyti bu düşüncenin şiirdeki karşılığı olarak görür.

Sanat bakımından beyit sade bir yapıdadır; gücünü kelime oyunlarından çok, karşıtlıkları dengeli biçimde yan yana koymasından alır. "Tedbîr" ile "taḳdîr" arasında hem ses benzerliği hem anlam karşıtlığı vardır ve bu iki kelime kafiye yerinde karşılaştırıldığı için beytin bütün yükünü taşır. "Başa varmak" deyimi ile "evvelde" (en başta, ezelde) kelimesi arasında da ince bir bağ kurulur: işin sonu, ancak başlangıcı ezelde doğru konmuşsa gelir. Birinci mısradaki "dilâ" (ey gönül) hitabı, öğüdü okura değil şairin kendi gönlüne yöneltir; bu, divan şiirinde hikmet söyleyen beyitlerin sık kullandığı bir yoldur.

Beyit âşıkane bir gazelin matlaı olabileceği gibi, baştan sona hikmet söyleyen bir şiirin başlangıcı da olabilir. Gazelin bütünü bilinmediği için bu sorunun cevabı verilemez. Latîfî'nin beyti aşk bağlamından ayırıp doğrudan tedbir ve takdir meselesine bağlaması, onun da beyti bağımsız bir hikmet sözü gibi okuduğunu gösterir.

Tarihî Bağlam

Latîfî, Tâcî'yi Nişancı Câfer Çelebi'nin babası, Sultan Bayezid Amasya sancağında "çelebi sultan" iken onun defterdarı olarak tanıtır ve nesri hakkında bir not düşer: Tâcî düz nesri, secili süslü nesirden daha iyi yazardı. Tâcî'nin hayatı bir devlet adamının iniş çıkışlarıyla doludur. Hüseyin Hüsameddin'e göre 883 (1478) olaylarında Bağdat'a kaçarak canını kurtarmış, Bayezid'in tahta çıkışından sonra yeniden göreve dönmüştür. Ancak tezkireler ve diğer kaynaklar bu matlaı Tâcî'nin hayatındaki belirli bir olayla ilişkilendirmez. Beytin konusunu şairin yaşadıklarına bağlamak bu yüzden yalnız bir tahmin olur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Latîfî, Tezkiretü'ş-Şuarâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, hzl. Rıdvan Canım, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 158-159, Tâcî maddesi. ekitap.ktb.gov.tr
  • Hüseyin Hüsameddin, Amasya Tarihi, c. 8, s. 12-18, Tâceddin İbrahim Paşa (Tâcî Bey) maddesi.

Kitaplar

  • İsmail E. Erünsal, "Tâcîzâde Câfer Çelebi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 39, İstanbul 2010, s. 353-356. islamansiklopedisi.org.tr