Gelgiras'ta başlayıp Köprü, Zile ve Merzifon üzerinden Çorum'a uzanan bir kadılık hayatı, Hâkî Ali Efendi'yi XVII. yüzyılın ortasında Amasya'nın çevresindeki kasabalardan pek uzaklaştırmadı. Kimi yerde kadı, kimi yerde naip olarak çalışan bu hukukçu şair 1058'de (1648) Çorum kadısı oldu, görevden alındıktan sonra memleketine döndü ve 1061'de (1650-51) Amasya'da öldü. Hüsameddin onu, adı övgüyle anılan kadılardan, "âlim, şâir, müstakîm", yani bilgili, şair ve dürüst bir kişi olarak anar. Babası İçerişehir'in ileri gelenlerinden bir gazzâz, yani ipekçiydi.
Hayatı
Hüsameddin'in dokuzuncu ciltte ona ayırdığı Hâkî Ali Efendi-Gazzâzoğlu maddesi, bir kadılık hayatının basamaklarını sırayla verir:
Amasyalıdır. İçeri şehirde Câmi-i Enderûn Mahallesi eşrâfından Gazzâz Abdulbâkî Çelebi mahdûmudur. Kâdızâde Hocâ Mehmed İlmî Efendi'den ulûm-ı edebiyye ve şer'iyyeyi ahz ve ikmâl-i tahsîl ederek mücâz ve ders-i âm oldu. Sonra silk-i kudâta girib Gelgirâs kâdısı olarak rü'yet ve istikâmetle iştihâr etdi. Ba'dehû kâh nâib ve kâh kâdı olarak Köprü, Zile, Merzifon gibi kazâları devr edib 1058 senesinde Çorum kâdısı oldu. Buradan ma'zûlen 1061'de Amasya'da vefât etdi. Kudât-ı sütûde-simâtdan âlim, şâir, müstakîm bir zât idi.
Günümüz diliyle: Amasyalıdır. İçerişehir'de Enderun Camii Mahallesi'nin ileri gelenlerinden Gazzâz Abdülbâkî Çelebi'nin oğludur. Kâdızâde Hoca Mehmed İlmî Efendi'den edebî ve şer'î ilimleri alıp öğrenimini tamamladı, icazet alarak ders-i âm oldu. Sonra kadılık mesleğine girdi; Gelgiras kadısıyken işleri görmedeki becerisi ve dürüstlüğüyle tanındı. Ardından kimi zaman naip, kimi zaman kadı olarak Köprü, Zile, Merzifon gibi kazaları dolaştı ve 1058 yılında Çorum kadısı oldu. Buradan azledildikten sonra 1061'de Amasya'da öldü. Övgüye değer kadılardan; âlim, şair ve dürüst bir kişiydi.
Köprü bugünkü Vezirköprü'dür; Gelgiras, Zile ve Merzifon da Amasya'nın yakın çevresindeki kazalardır. Hâkî'nin dolaştığı yerler, haritada memleketinin etrafında dar bir çember çizer. Naiplik, kadının yerine bakan vekil hâkimlik demektir. Taşranın küçük kazalarında süren bu yolun en yüksek basamağı Çorum kadılığı olmuştur; oradan azledildikten sonra yeni bir görev aldığına dair bilgi yoktur. Doğum tarihi gibi ailesine ve çocuklarına dair bilgiler de bu kısa maddeye girmemiştir.
Hocası
Edebî ve şer'î ilimleri okuduğu Kâdızâde Mehmed İlmî Efendi, Amasya'da "Küçük Hâce" diye anılırdı; ders halkasından müderrisler, kadılar ve şairler çıkmıştı. Hüsameddin'in kayıtlarına göre İbadullah Camii kürsü şeyhi Hayretî İbrâhim Efendi (ö. 1076) ile Müftüzâde Tekkesi şeyhi Hüdâyî Ahmed Efendi (ö. 1089) de bu halkada yetişmiştir; üçünden ilk ölen Hâkî olmuştur. Hocanın kendi evi de şiirden uzak değildi: oğulları Hocazâde Ahmed Efendi ve Remzî Abdullah Efendi şiir yazan müderrislerdi.
Gazzâzlar
"Gazzâz" ham ipek ve ipekli kumaş işleyen ya da satan esnafa verilen addır. Babası Gazzâz Abdülbâkî Çelebi'nin Hüsameddin tarafından "eşrâf" arasında sayılması, ailenin İçerişehir'de itibarlı bir esnaf evi olduğunu gösterir. Amasya Tarihi'nin dördüncü cildindeki yıllık olaylar arasında, aynı baba adını taşıyan bir Gazzâz Ahmed Ağa bin Abdülbâkî geçer: dergâh-ı âlî çavuşlarından olan bu Ahmed Ağa, 1047, 1053 ve 1054 yıllarında Sultan Bayezid vakıflarının mütevelliliğine getirilmiştir. Baba adının ve lakabın aynı olması, Ahmed Ağa'nın Hâkî Ali Efendi'nin kardeşi olabileceğini düşündürür; Hüsameddin iki kişiyi birbirine bağlamaz.
Sekizinci ciltteki Hasan Ağa-Gazzâzzâde maddesi de aynı adla anılan bir aileyi anlatır: silahdar ağalığına kadar yükselen Hasan Ağa, Hâtuniye Mahallesi'nin ileri gelenlerinden, 1058'de öldürülen Ahmed Bey'in kardeşi Sipahi Mehmed Ağa'nın oğludur ve babası da haksız yere idam edilmiştir. Bu Ahmed Bey, vakıf mütevellisi Gazzâz Ahmed ise ve vakıf mütevellisi de Hâkî'nin kardeşiyse, Hâkî'nin Çorum'a kadı olduğu 1058 yılı, kardeşinin öldürüldüğü yıl olur. Bu zincirin halkaları birer ihtimaldir: mahalle adları farklıdır (Enderun Camii ve Hâtuniye) ve kaynak hiçbir yerde üç kişiyi aynı aileden saymaz.
Şiiri
"Hâkî" mahlası "toprağa ait, topraktan" anlamına gelir ve tevazuu anlatan, tasavvuf şiirinde sık görülen mahlaslardandır. Hâkî Ali Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır; Hüsameddin bilgisini nereden edindiğini belirtmediği gibi maddeye örnek bir dize de almamıştır. Abdî Efendi'nin kayıp tezkiresi 1000 ile 1081 arasında yetişen Amasya şairlerini kapsadığından, 1061'de ölen Hâkî de onun dönemine girer; adının orada geçip geçmediği bilinmiyor. Hüsameddin'in eserini bir şairler tezkiresi gibi okuyan Metin Hakverdioğlu, onu dokuzuncu cildin biyografisi bulunan şairleri arasında gösterir. Aynı mahlas, dokuzuncu ciltte onun hemen yanındaki maddelerde XIX. yüzyılın iki Amasyalısında, Çay köylü müderris Hâkî Ahmed Efendi (ö. 1220) ile Çevikce Tekkesi şeyhi Hâkî Mehmed Efendi'de (ö. 1246) de görülür; Hüsameddin bu ikisini şair diye anmaz.
Kronoloji
1047, 1053, 1054: Gazzâz Ahmed Ağa bin Abdülbâkî, Sultan Bayezid vakıflarının mütevellisi olarak görülür.
1058 (1648): Hâkî Ali Efendi Çorum kadısı olur.
1061 (1650-51): Çorum kadılığından azledildikten sonra Amasya'da ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, s. 334-335 (e-kitap s. 106), "Hâkî Ali Efendi-Gazzâzoğlu" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page106.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 4, s. 79-91 (e-kitap s. 565-569), 1047, 1053 ve 1054 yılı olayları (Gazzâz Ahmed Ağa). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page565.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, s. 424-425 (e-kitap s. 606), "Hasan Ağa-Gazzâzzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page606.html
- Metin Hakverdioğlu, "Amasya Tarihi'nin Şairler Tezkiresi Yönü", Sosyal Bilimler Araştırmaları -11-, ed. Hasan Yerkazan, Önder Eryılmaz, Amasya: Amasya Üniversitesi Yayınları, 2024, s. 5-32 (dokuzuncu cildin şairleri: s. 27). https://amasya.edu.tr/media/4nvlf0bx/sosyal-bilimler-arastirmalari-11.pdf
Çevrimiçi kaynaklar
