İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahî Mehmed Çelebi-Ahi Dede

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 267 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ

Özgün Metin

Zile kazâsı dâhilinde Kazankayalıdır. Amasya’da Saraçlar Şeyhi “Mevlânâ Pîr Sun’ullah Halvetî” ye hizmet ve sohbetinde tahsîl-i maârif edib hâdim ve mürîd-i hâssı oldu. Pîr müşârün-ileyhin irtihâlinde İnepazar nâhiyesine gidip orada ikâmet ve halkı tarîk-i müstakîme da’vet ederek zikir ve ibâdete koyuldu.

Amasya Vâlisi iken Sultân Bâyezîd-i Sânî kendisine mikdâr-ı kâfî arâzî ihsân edib onu zirâatle ihyâ ve mahsûlünü [11] fukarâya bezl ve it’âm eder. Kimseden nesne almazdı. Orada bir tekke yaptırdı. Evâhir-i ömründe bu arâzi-i memlûkesini tekkesine vakfedip, 910 senesi hilâlinde pîr-i fânî iken vefât etdi.

Ârif, sâlih, müttakî, ehl-i keşf idi. Zâviyesine muahharan Habîb-i Karamânî hulefâsından İnepazarlı Şeyh Musliheddîn Mustafa Efendi şeyh olup nâhiyeyi şenletdi. Bunun irtihâlinde mahdûmu “eş-Şeyh İsâmeddîn İbrâhim Efendi” iştihâr etdi. Şemseddîn Sivasî’nin pederi olan eş-Şeyh Ebü’l-Berekât Mehmed ez-Zilevî, bu Şeyh Musliheddîn Efendi’nin halîfesidir.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Zile kazasına bağlı Kazankayalıdır. Amasya'da Saraçlar Şeyhi "Mevlânâ Pîr Sun'ullah Halvetî"ye hizmet edip sohbetinde ilim ve irfan öğrenerek onun hizmetçisi ve özel müridi oldu. Adı geçen pîr vefat edince İnepazarı nahiyesine gidip orada yerleşti; halkı doğru yola çağırarak zikir ve ibadete koyuldu.

Sultan II. Bayezid, Amasya Valisi iken ona yeterli miktarda arazi bağışladı; o da araziyi ekip canlandırıyor, ürününü yoksullara dağıtıp yediriyordu. Kimseden bir şey almazdı. Orada bir tekke yaptırdı. Ömrünün sonlarında kendi mülkü olan bu araziyi tekkesine vakfedip 910 [1504-05] yılı başında, çok yaşlı bir ihtiyar iken vefat etti.

Ârif, dindar, Allah'tan sakınan, keşif sahibi biriydi. Zaviyesine sonradan Habîb-i Karamânî'nin halifelerinden İnepazarlı Şeyh Musliheddîn Mustafa Efendi şeyh olup nahiyeyi şenlendirdi. Onun ölümünde oğlu "eş-Şeyh İsâmeddîn İbrahim Efendi" tanındı. Şemseddîn Sivâsî'nin babası olan eş-Şeyh Ebü'l-Berekât Mehmed ez-Zilevî, bu Şeyh Musliheddîn Efendi'nin halifesidir.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • tahsîl-i maârif: bilgi ve irfan öğrenme
  • hâdim ve mürîd-i hâss: hizmet eden, şeyhe en yakın öğrenci
  • irtihâl: göçme, ölme
  • tarîk-i müstakîm: doğru yol
  • ihsân: bağışlama
  • zirâat: ziraat, tarım
  • bezl ve it'âm: dağıtma ve yedirme
  • arâzi-i memlûke: kendi mülkü olan arazi
  • pîr-i fânî: çok yaşlı, ihtiyar
  • ehl-i keşf: manevi sezgi sahibi kimse
  • muahharan: sonradan
  • halîfe: şeyhin yetki verdiği ve yerine bırakabileceği öğrenci

Halvetî Silsilesi ve Şemseddin Sivâsî

Metnin son cümlesi, Halvetiyye'nin Anadolu'daki gelişimi bakımından dikkat çekicidir. Şemseddin Sivâsî 926'da [1520] Zile'de doğmuştur ve araştırmalara göre babası Ebü'l-Berekât Muhammed Efendi, Horasan'dan Zile'ye göç etmiş biridir. Anadolu'da faaliyet gösteren ilk Halvetî şeyhlerinden Habîb Karamânî'nin halifelerinden Amasyalı Hacı Hızır'dan hilâfet almıştır. Şemseddin Sivâsî'nin kendi tarikat silsilesi ise Muslihuddin Efendi, Hacı Hızır Amâsî ve Habîb Karamânî üzerinden Halvetiyye'nin ikinci pîri Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî'ye ulaşır. Bu bilgiler, Hüsameddin'in metnindeki "Musliheddîn Mustafa Efendi" ve "Ebü'l-Berekât Mehmed ez-Zilevî" adlarıyla örtüşür. Yalnız zincirin biçimi farklıdır. Hüsameddin Musliheddîn'i doğrudan Habîb Karamânî'nin halifelerinden sayar ve Ebü'l-Berekât'ı Musliheddîn'in halifesi yapar. Araştırmalarda ise Ebü'l-Berekât'ın hilâfeti doğrudan Hacı Hızır'dan aldığı, Muslihuddin Efendi'nin ise oğlu Şemseddin'in silsilesinde Hacı Hızır'ın halifesi olarak yer aldığı yazılır. Aradaki fark, Hüsameddin'in sadeleştirdiği bir anlatıma ya da farklı bir kaynağa dayanıyor olabilir; bunu kesinleştirecek bir belge bulunamamıştır.

Şemseddin Sivâsî'nin eserlerinden biri 1560'ta Zile'de, bir diğeri 1567'de Sivas'ta yazılmıştır. Yeğeni Abdülmecid Sivâsî'nin İstanbul'a gelmesinden sonra Şemsiyye kolu Sivâsiyye adıyla anılmaya başlamıştır. Böylece İnepazarı, Zile ve Sivas arasındaki bu bağ, Halvetî silsilesinin Amasya merkezli ilerleyişini gösterir.

Amasya'nın Halvetî Tekkeleri

Amasya zaviyeleri üzerine yapılan bir araştırma, XVII. ve XVIII. yüzyıllarda Amasya'da özellikle Rufaî, Halvetî ve Nakşî şeyhlerinin başında bulunduğu zaviyelere vakıf gelirlerinin aktığını, ilk dönemdeki Bektaşî etkisinin yerini bu tarikatların aldığını bildirir (çalışma, bunun Amasya havalisinin XIII. yüzyıldaki Sünnî olmayan havasının zayıflamasıyla ilgili olduğunu belirtir). Şeyh Elek Dede Zaviyesi'nin Halvetiyye şeyhlerince yönetildiği de aynı çalışmada geçer. Bu çerçeve, İnepazarı tekkesinin ve onun Halvetî şeyhlerinin Amasya'daki genel gelişmeye uyduğunu gösterir. İnepazarı'ndaki tekkenin bugün ayakta olup olmadığı, arazinin vakıf gelirlerinin sonraki durumu hakkında kaynaklarda bilgi bulunamadı.

Bilgi Bulunamayanlar

Ahî Mehmed Çelebi'nin hocası Pîr Sun'ullah Halvetî ve "Saraçlar Şeyhi" olarak anılan zaviye hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. İsâmeddîn İbrahim Efendi ve Musliheddîn Mustafa Efendi'nin yaşadığı tarihler de doğrulanamamıştır.

Kaynakça

7. Cilt içindekiler