İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahî Ali Çelebi-Mevlânâ Alâeddîn

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 267 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ

Özgün Metin

Amasyalıdır. Kibâr-ı fuzalâdan Mevlânâ Hüsâmeddîn Hasan Çelebizâde Mevlânâ Fazlullah Çelebi mahdûmudur. Halk arasında “Huylu Oğlu” demekle meşhûrdur. Zamanı fuzalâsından tahsîl-i ulûm ederek ders-i âm, müderris, kadı olup 865 hudûdunda vefât etdi. Meşâhîr-i ulemâdan idi. Mahdûmları Fatih Sultân devrinde reîsülküttâb olan Amasyalı Pîr Ahmed Çelebi erkân-ı devletten idi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Büyük âlimlerden Mevlânâ Hüsâmeddîn Hasan Çelebi'nin oğlu Mevlânâ Fazlullah Çelebi'nin oğludur. Halk arasında "Huylu Oğlu" adıyla bilinir. Zamanının âlimlerinden ilim öğrenip herkese açık ders verdi; müderris ve kadı oldu ve 865 [1460-61] dolaylarında vefat etti. Ünlü âlimlerdendi. Oğulları arasında, Fâtih Sultan Mehmed devrinde reîsülküttâb (divan kâtiplerinin başı) olan Amasyalı Pîr Ahmed Çelebi devlet ileri gelenlerindendi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • kibâr-ı fuzalâ: büyük âlimler
  • mahdûm: oğul
  • tahsîl-i ulûm: ilim öğrenme
  • ders-i âm: herkese açık ders veren, ders verme yetkisi olan kimse
  • müderris: medrese hocası
  • hudûd: dolayları, yaklaşık
  • meşâhîr-i ulemâ: ünlü âlimler
  • reîsülküttâb: divan kâtiplerinin başı
  • erkân-ı devlet: devletin ileri gelenleri

Reîsülküttâb Makamı

Madde, Ahî Ali Çelebi'nin oğullarından Pîr Ahmed Çelebi'nin Fâtih Sultan Mehmed devrinde reîsülküttâb olduğunu söyler. Reîsülküttâb, Dîvân-ı Hümâyun'un maliye dışındaki yazışmalarını yürüten kâtiplerin başıydı ve nişancıya bağlı çalışırdı. Kurum hakkındaki en eski bilgi Fâtih'in Teşkilât Kanunnâmesi'nde yer alır; buna dayanılarak kurumun Fâtih'ten önce de var olduğu kabul edilir. Ancak bazı araştırmacılar bu kanunnâmenin geç bir tarihte oluşturulduğunu veya reîsülküttaplıkla ilgili bölümlerin sonradan eklendiğini ileri sürer. Bu maddelerin açık uygulaması ancak XVI. yüzyıl kaynaklarında görüldüğü için kuşku bulunmaktadır. En geç Yavuz Sultan Selim zamanında (1515) makamın var olduğuna dair bir kayıt vardır. Bu yüzden Hüsameddin'in "Fâtih devrinde reîsülküttâb" kaydı ancak kaynağıyla birlikte değerlendirilebilir. Pîr Ahmed Çelebi'nin bu makama gerçekten getirildiğini doğrulayan bir kaynağa rastlanmadı. Yapılan aramalarda onun hayatına ilişkin bir kayıt da bulunamadı.

Aynı Adı Taşıyan Başka Bir Âlim

Aynı ciltteki Ahî Yûsuf Çelebi maddesinde, 893'te [1487-88] Mısır'a elçi gönderilen "İmâm-ı Sultânî Amasyalı Mevlânâ Alâeddîn Ali Çelebi"den söz edilir. Bu madde ise Mevlânâ Alâeddîn Ahî Ali Çelebi'nin 865 dolaylarında öldüğünü yazar. Aradaki yaklaşık otuz yıllık fark, bu iki kişinin farklı kimseler olduğunu gösterir. Adı ve memleketi aynı olan bu iki Amasyalı âlimin birbirine karıştırılmaması gerekir.

"Huylu Oğlu" Lakabı

Metin, "Huylu Oğlu" lakabının nedenini açıklamaz. Lakabın nereden geldiğini gösteren bir kaynağa rastlanmadı; bu yüzden bu konuda yorum yapılmamıştır. Ayrıca özgün metinde "mahdûmları" (oğulları) denmesine karşın yalnızca Pîr Ahmed Çelebi'nin adı verilir; diğer oğullar hakkında kayıt yoktur.

Başka Kaynaklardaki Durum

Ahî Ali Çelebi, babası Fazlullah Çelebi, dedesi Hüsâmeddîn Hasan Çelebi ve oğlu Pîr Ahmed Çelebi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Bu yüzden maddedeki bilgi, şimdilik Hüsameddin'in tek kaydına dayanmaktadır.

Kaynakça

7. Cilt içindekiler