İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

İdris Buhârî-Mevlânâ Kemaleddîn

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 272 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ

Özgün Metin

Abdüssamed bin Ali el-Buhârî mahdûmudur. Mevlânâ Kemaleddîn Ebü’l-mekârim İdris el-Buhârî diye ma’rûfdur. Sultân Mes’ûd-ı Selçukî hâcesi olup 540’da Amasya ve havâlîsini zabt ve istîlâ etdiği esnâda Amasya kadı’l-kudât’ı oldu.

Sultân Mes’ûd, merkez-i saltanat ittihâz etdiği Amasya Simresi’nde medrese ve hankâh binâ eyledikte bu zâtı müderris nasb edib Amasya’da ahkâm-ı şer’iyyeyi icrâ ve neşr-i ulûma himmet ederek 558 sâlinden sonra vefât etdi. Meşâhir-i ulemâdan idi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Abdüssamed bin Ali el-Buhârî'nin oğludur. Mevlânâ Kemaleddîn Ebü'l-mekârim İdris el-Buhârî adıyla tanınır. Selçuklu Sultanı Mesud'un hocası olup 540'ta [1145-46] Sultan'ın Amasya ve çevresini ele geçirip egemenliği altına aldığı sırada Amasya başkadısı (kadılkudât) oldu.

Sultan Mesud, saltanat merkezi edindiği Amasya Simresi'nde bir medrese ve hankah yaptırınca bu zatı müderris atadı. O da Amasya'da şer'î hükümleri uyguladı, ilmin yayılmasına gayret etti ve 558'den [1162-63] sonra öldü. Ünlü âlimlerdendi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • hâce: hoca, öğretmen; burada sultanın özel hocası
  • zabt ve istilâ: ele geçirme ve egemenlik altına alma
  • kadı'l-kudât: kadılar kadısı, başkadı
  • merkez-i saltanat ittihâz etmek: yönetim merkezi edinmek
  • hankâh: dervişlerin barındığı, sohbet ve ibadet edilen yapı
  • ahkâm-ı şer'iyye: dinî hukuka dayanan hükümler
  • neşr-i ulûm: ilimlerin yayılması

Amasya'nın Selçuklu ve Danişmendli Yılları

Amasya'ya Türk egemenliği, kaynakların çoğuna göre Danişmend Gazi'nin komutanlarından İltekin Gazi'nin 1075 yılında kaleyi alması ile gelmiştir. İltekin Gazi'nin esir aldığı Bizans valisi Şeddat'a kalenin kapısını açtırarak kaleyi aldığı anlatılır; fethin ardından Danişmend Ahmed Gazi'nin Amasya'ya ilk kadı olarak Celâleddin Abdurrahman el-Hârezmî'yi atadığı da aynı anlatıda geçer. Danişmendliler 1071'den 1178'e kadar Sivas, Tokat, Amasya, Kayseri ve Malatya çevresinde hüküm süren bir Türkmen hanedanıdır.

Hüsameddin'in 540 tarihli kaydı bu çizgiyle tam örtüşmez. Danişmendli tarihini anlatan ansiklopedi maddesine göre Sultan I. Mesud, 1152'de Sivas-Amasya meliki Yağıbasan'ı kendisine bağlamış; 1155'te Mesud'un ölümü üzerine yerine geçen II. Kılıçarslan'ın döneminde Yağıbasan'a Amasya, Ankara ve Kapadokya verilmiştir. Ardından II. Kılıçarslan, 1175 yazında Sivas, Niksar, Tokat ve diğer Danişmendli topraklarını almıştır. Yani Amasya'nın 1145-46'da Selçuklu başkenti haline geldiğine dair başka bir kaynakta kayıt görmedim; Hüsameddin'in "merkez-i saltanat" ifadesi ya yerel bir anlatıdan ya da geçici bir nüfuz döneminden kalma olabilir. "Amasya Simresi" adı ise sancak kayıtlarındaki Simre-i Lâdik kazasını akla getirir; ancak Hüsameddin'in bununla aynı yeri kastettiği doğrulanamadı. Hüsameddin'in kendi kitabının başka yerinde andığı Hankâh-ı Mesûdî'nin 540 (1145) dolaylarında yapıldığı "zannedilir"; yani yazarın kendisi bu tarihi kesin değil tahmin olarak verir.

Hankah ve Medrese Geleneği

Büyük Selçuklu Devleti'nin Orta Asya'da yaygınlaştırdığı hankah geleneği Anadolu'da da sürmüş, Amasya'nın ilk tekkesi Anadolu Selçukluları döneminde kurulmuştur. Bu yapılar Orta Asya'dan gelen dervişlerin yönetimine bırakılır, onlar halka sohbet verir, müritlerine tarikatın yolunu öğretirlerdi. Yani kitapta anlatılan medrese ile hankahın birlikte yaptırılması, dönemin kurum anlayışına aykırı değildir. Amasya'daki bu tür kuruluşların sonraki kuşaklarda da devam ettiği görülür; Hüsameddin'in bir sonraki maddelerde andığı Hankâh-ı Mes'ûdî de bunlardan biridir.

Amasya'daki Sultan Mesud Anıtı

Amasya Müzesi bahçesinde, eskiden Mumyalar Müzesi olarak kullanılan eyvan tipli bir Selçuklu türbesi vardır ve resmî tanıtımlarda Sultan Mesud Türbesi diye anılır; yapının 12. yüzyılda yapıldığı bilindiği belirtilir. Buna karşılık I. Mesud'un 1155'teki ölümünü anlatan ansiklopedi maddesi, onun türbesinin Amasya yakınında olduğu söylenirse de bunun doğru olmadığını, cenazesinin Konya'da Alâeddin Camii avlusundaki türbeye gömüldüğünü yazar. Yani Amasya'daki türbenin kime ait olduğu ve Hüsameddin'in "Sultan Mesud"unun hangi Mesud olduğu bu kaynaklarla kesinleşmez.

Bu Kişi Hakkında

İdris el-Buhârî'nin adı, Danişmendli ve Selçuklu dönemi Amasya'sını anlatan ansiklopedi maddelerinde ve makalelerde geçmiyor. Başka kaynaklarda bu kişiye dair bilgiye rastlanmadı; Sultan Mesud'un hocalığı, kadılkudâtlık görevi ve medresedeki müderrisliği bu nedenle yalnızca Hüsameddin'in anlatımına dayanıyor. Tarihleri (540 ve 558) doğrulayan ikinci bir kayıt da bulunamadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 272–272. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

  • Metin Hakverdioğlu, "Hüseyin Hüsameddin Yasar'ın Amasya Tarihi'nde Elvan Çelebi ve Soyu", Elvan Çelebi Sempozyumu bildirisi, 2020.
  • Tolga Aydın, Amasya Tekkeleri, yüksek lisans tezi, Bursa Uludağ Üniversitesi, 2019 (özet).

Resmî kaynaklar

  • I. Amasya Araştırmaları (13-15 Haziran 2007), 1. Kitap: Tarih İçinde Amasya, ed. Yavuz Bayram, Amasya Valiliği Yayınları, 2007.
  • "Sultan Mesut Türbesi", Kültür Portalı (Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü).

Kitaplar

  • "Mesud I", TDV İslâm Ansiklopedisi.

7. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.