Amasyalıdır. Hızır bin Abdullah’ın mahdûmudur. Amasya [458] fuzalâsından Molla Bahşi ve Karabâğî Muhyiddîn Efendilerden ve ba’dehû İstanbul’a gidip Şeyhülislam Kemal Paşazâde Ahmed Şâh ve Muhaşşi-i Beyzâvî Sa’dî Efendilerden ulûm-ı akliyye ve nakliyyeyi ahz u ikmâl edib avdetle Amasya’da ders-i âm oldu.
Sultân Bâyezîd Câmii’nde yıllarca tedrîs-i ulûma himmet edib pek çok talebeye icâzet verdi. Ba’dehû Halfet Gâzi, Atabeg, Hüseyniyye, Mehmed Paşa Medreselerine müderris ve 975’de Yörgüç Paşa Medresesiyle mütekâid olup kendisine teklif edilen iftâ ve kazâdan ictinâb etdi.
Bu esnada Sultân Bâyezîd Câmii kürsü şeyhliğini kabûl ve Tefsîr-i Beyzâvî tedrîsine hasr-ı himmet edib sâhib-i Keşşâf ile Beyzâvî arasında münâza’un fîh olan mesâ’ilin hal ve îzâhına çalıştı. Tefsîr okuturken câmi-i şerîf dolardı.
Bir taraftan vaz ve nasihati, diğer tarafdan tedrîs-i hadîs ve tefsîre himmet edib bütün halkı müstefîd ederek 985 senesi rebîulevvelinde seksen yaşını mütecâviz [459] bir halde dâr-ı na’îme irtihal etdi.
Gayet fâzıl, muhakkik, ulûm-ı şer’iyye ve usûlde mütebahhir, tefsîr ve hadîste mâhir, müteşerri, âbid, müttakî’ bir zât-ı sütude-sîmât idi. Avâm ve havâs arasında “Müfessir Ahmed Efendi” demekle meşhûr idi. Te’lîfâtından “Hayru’n-nühâ fî Tefsîr-i sûret-i Tâhâ” adlı bir eseri vardır. Sâhib-i “Tebyînü’l-mehârim” Amasyalı Sinan Efendi’nin üstâdıdır. Mahdûmu Fahreddîn Mehmed Efendi de fuzalâdandır.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Hızır bin Abdullah'ın oğludur. Amasya'nın faziletli âlimlerinden Molla Bahşî ve Karabâğî Muhyiddin efendilerden, ardından İstanbul'a giderek Şeyhülislam Kemalpaşazâde Ahmed Şah ve Beyzâvî tefsirine haşiye yazan Sâdî efendilerden akli ve nakli ilimleri alıp tamamladı; dönüşünde Amasya'da herkese açık ders veren hoca oldu.
Sultan Bayezid Camii'nde yıllarca ilim okutmaya emek verip pek çok öğrenciye icazet verdi. Daha sonra Halfet Gazi, Atabeg, Hüseyniyye ve Mehmed Paşa medreselerine müderris oldu; 975 [1567-68] yılında Yörgüç Paşa Medresesi'nden emekliye ayrıldı ve kendisine teklif edilen müftülük ile kadılıktan kaçındı.
Bu sırada Sultan Bayezid Camii'nin kürsü şeyhliğini kabul etti ve kendini Beyzâvî tefsirinin okutulmasına verdi; Keşşâf'ın yazarı ile Beyzâvî arasında tartışmalı olan meseleleri çözmeye ve açıklamaya çalıştı. Tefsir okuturken cami dolardı.
Bir yandan vaaz ve nasihat, öbür yandan hadis ve tefsir öğretimiyle bütün halkı faydalandırarak 985 yılı rebiülevvelinde [Mayıs-Haziran 1577] seksen yaşını aşmış olarak ebedî âleme göç etti.
Son derece faziletli, araştırıcı, şer'î ilimlerde ve usulde derin bilgili, tefsir ve hadiste usta, şeriata bağlı, ibadete düşkün, takva sahibi, övülmeye değer bir zattı. Halk arasında da ileri gelenler arasında da "Müfessir Ahmed Efendi" diye tanınırdı. Eserlerinden "Hayru'n-nühâ fî tefsîr-i sûret-i Tâhâ" adlı bir kitabı vardır. "Tebyînü'l-mehârim" sahibi Amasyalı Sinan Efendi'nin hocasıdır. Oğlu Fahreddin Mehmed Efendi de âlimlerdendir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- fuzalâ: faziletli âlimler
- ulûm-ı akliyye ve nakliyye: akla dayanan ilimler (mantık, kelam vb.) ile nakle dayanan ilimler (tefsir, hadis, fıkıh)
- muhaşşî: bir esere haşiye, yani açıklama notları yazan
- ders-i âm: camide herkese açık ders veren hoca
- tedrîs: ders okutma
- mütekâid: emekli
- iftâ ve kazâ: müftülük ve kadılık
- ictinâb: kaçınma
- kürsü şeyhi: camide kürsüde vaaz ve tefsir dersi veren görevli
- münâza'un fîh: tartışmalı, üzerinde anlaşmazlık bulunan
- dâr-ı na'îm: nimet yurdu, cennet; ölümü anlatan bir deyiş
- mütebahhir: bilgisi derya gibi geniş olan
- müteşerri': dinin emirlerine sıkı bağlı
- sütûde-sîmât: huyu ve hâli övülmeye değer
- avâm ve havâs: halk ve ileri gelenler
Hocaları
Müfessir Ahmed Efendi'nin hocaları, XVI. yüzyıl Osmanlı ilim dünyasının önde gelen adlarıdır. Molla Bahşî, "Akbilek" diye de tanınan, Amasya'nın Kızılca köyünde doğmuş, Hicaz'da Süyûtî ve Zekeriyyâ el-Ensârî gibi âlimlerden okuduktan sonra kırk yıla yakın Amasya'da ders vermiş bir tefsir âlimidir; Kemalpaşazâde de tefsir ve hadisi ondan okumuştur. 930 (1524) yılında ölmüştür. Böylece Ahmed Efendi, aynı hocadan önce Amasya'da kendisi, ardından İstanbul'da hocasının öğrencisi Kemalpaşazâde'den ders almış olur.
Kemalpaşazâde, Şâban 932'de (Mayıs 1526) şeyhülislam olmuş ve bu makamda iken 2 Şevval 940'ta (16 Nisan 1534) ölmüştür. Kastamonu Daday doğumlu Sâdî Çelebi ise on yıl İstanbul kadılığı yaptıktan sonra Kemalpaşazâde'nin yerine şeyhülislam olmuş, 2 Şevval 945'te (21 Şubat 1539) ölmüştür. Onun Beyzâvî tefsirine yazdığı haşiye, pek çok nüshası bulunan ve özellikle İstanbul medreselerinde tefsir derslerinde yardımcı kitap olarak takip edilen bir eserdir. Ahmed Efendi'nin 985'te seksenini aşmış olarak öldüğü düşünülürse 900'lerin başında doğmuş olmalıdır; İstanbul'daki tahsili de bu iki şeyhülislamın en etkili olduğu 1520'li ve 1530'lu yıllara düşer.
Metinde Amasya âlimleri arasında sayılan Karabâğî Muhyiddin Efendi'nin kimliği ise tartışmaya açıktır. Bu adla bilinen Muhyiddin Muhammed b. Ali el-Karabâğî, Azerbaycan'ın Karabağ bölgesinde doğmuş, İstanbul'a yerleşip burada ve İznik'teki medreselerde ders vermiş, 942 (1535) yılında ölmüş felsefe ve akli ilimler âlimidir. Hayatını anlatan kaynaklarda onun Amasya'da ders verdiğine dair bir kayıt bulunmaz. Ahmed Efendi'nin ondan İstanbul döneminde okumuş olması ya da Hüsameddin'in kastettiği kişinin aynı adı taşıyan başka bir Amasya âlimi olması mümkündür.
Hangi Sinan Efendi
Hüsameddin'in Ahmed Efendi'yi "Tebyînü'l-mehârim sahibi Amasyalı Sinan Efendi'nin hocası" olarak tanıtması önemli bir ayrıntıdır, çünkü Amasya aynı adı taşıyan iki ünlü âlim yetiştirmiştir. Bunlardan ilki, Beyzâvî haşiyesiyle "Muhaşşî" lakabını alan Sinâneddin Yusuf Efendi'dir; 893 (1488) yılında doğmuş, Anadolu kazaskerliğine yükselmiş ve 986 (1578) yılında İstanbul'da ölmüştür. Ahmed Efendi'den yaşça büyük olan bu zatın onun öğrencisi olması mümkün görünmez. Tebyînü'l-mehârim'in yazarı ise 1000 (1592) yılında ölen Yûsuf Sinânüddîn el-Amâsî'dir. Kur'an'daki haramları doksan sekiz başlık altında, gerçek hayattan örneklerle anlatan bu eseri Mekke'de otururken yazmıştır. Amasya'da Halvetiyye üzerine yapılan araştırmalara göre kabri Üçler Mahallesi'nde, Amasya Müzesi'nin arka tarafındaki türbededir. Hüsameddin'in kaydı bu ikinci Sinan Efendi'ye işaret eder ve kronoloji bakımından da tutarlıdır.
Tefsir Dersleri ve Eseri
Ahmed Efendi'nin kürsü şeyhi olarak tefsir okuttuğu Sultan Bayezid Camii, 1481'de yapımına başlanıp 1486'da tamamlanan II. Bayezid Külliyesi'nin camisidir. Beyzâvî tefsiri üzerine hocası Sâdî Çelebi'nin ve hemşehrisi Muhaşşî Sinan Efendi'nin yazdığı haşiyeler, bu tefsirin devrin medreselerinde ne kadar okunduğunu gösterir; Ahmed Efendi'nin Keşşâf ile Beyzâvî'yi karşılaştıran dersleri de aynı ilgi alanına aittir. Ahmed Efendi'nin Tâhâ suresine yazdığı tefsir olan Hayru'n-nühâ'ya dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 146–146. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Kadir Özköse, "Amasya'da Bulunan Halvetiyye Tekkeleri", Akademiar Dergisi, 5 (Aralık 2018), s. 91-118, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/606666
- Şerafettin Turan v.dğr., "Kemalpaşazâde", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kemalpasazade
- Mehmet İpşirli – Ziya Demir, "Sâdî Çelebi", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sadi-celebi
- Ömer Mahir Alper, "Karabâğî", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/karabagi
- Eyyüp Said Kaya, "Sinan Efendi", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sinan-efendi
- "Yûsuf Sinânüddîn el-Amâsî (1000/1592) ve 'Tebyînü'l-Mehârim' Adlı Eseri", Usul İslam Araştırmaları, https://dergipark.org.tr/tr/pub/usul/issue/16709/173730
Kitaplar