Amasyalıdır. Sâhibü’t-terceme es-Seyyid Abdâl Mehmed Çelebi mahdûmudur. Amasya’da “Mazlûm Melîkzâde” ve İstanbul’da “Mazlûm Melîk” demekle meşhûrdur. 925’de Dâru’s-selâm Mahallesi’nde doğdu. Yörgüç Paşa Medresesi Müderrisi İskilipli Ca’fer, Hakala’da Kâsım Bey Medresesi Müderrisi es-Seyyid Muhyiddîn Mehmed Efendilerden ikmâl-i tahsîl ederek ders-i âm ve Ayas Ağa Müderrisi oldu.
958’de üstâdı Ca’fer Efendi Anadolu Kazaskeri oldukta İstanbul’a gidip ondan mülâzım ve 961’den [460] itibâren sırasıyla İbrâhim Paşa, Papas oğlu, Bursa’da Emîr Sultân, İstanbul’da Kızıl Maslak demekle meşhûr Osmân Şâh vâlidesi Medreselerine müderris oldu.
975 cumâdelûlâsının başında Amasya’dan gelen yirmiden ziyâde şâhidlerle nakîbü’l-eşrâf es-Seyyid Tâceddîn bin es-Seyyid Ali el-Hüseynî huzûrunda isbât-ı siyâdet edib 979 zilka’desinde Ca’fer Ağa Müderrisi ve 982 muharreminde “Kemâl-i salâh ve diyâneti ve iffet ve sıyâneti olmağın” Sultân Selîm-i Sânî Şehzâdelerinin muallimi oldu.
Sene-i mezbûre ramazânında Sultân Murâd Hân-ı Sâlisin cülûsunda ta’lîmine me’mûr olduğu şehzâdeler bir gece içinde dünyaya veda etdiklerinden fevkalâde müte’essir olup 983 senesi zilhiccesinin gurresinde Kudüs-i şerîf kadısı ve 985 senesi cumâdelâhiresinde Merzifonî Nişancızâde Ahmed Efendi yerine Medîne-i münevvere mollası oldu.
988 senesi rebîülevvelinde Mekke Kadısı Abdülbâkî Efendi’nin azlinde Mekke-i Mükerreme kadısı olarak Kadı’l-haremeyn olduysa da Medîne kazâsına ta’yîn edilen zevâtın isti’fâ [461] ve istiğnasına binâ’en her ikisi de yerlerinde ibkâ eyledi. Lâkin sene-i mezbûre şa’bânında Taybe ahâlisinin şikâyetleri üzerine bin altın terakkî ile Mekke Kadısı Abdülbaki Efendi Medîne-i münevvere’ye nakledildiğinden ma’zûlen İstanbul’a geldi. Emsâl ve akrânına verilen vazîfe-i tekâ’üd ile müreffehü’l-hâl iken 989 senesi cumâdelûlâsında dâr-ı naîme intikâl etdi.
Atâyî Efendi “Zeyl-i Şakâyık”ında Molla-yı mûmâ ileyhin tarafından zam u telhîs edilen şu tercemesi sonunda diyor ki, “Merhûm merkûm-ı bâl-güşâ-yı me’âric-i ulûm, sâhib-i ahlâk-ı hamîde, fasîhu’l-lisân, sahîhu’l-akîde, sâhib-i sekîne ve vakâr, dîde-dûz-i sahâif-i itti’âz ve i’tibâr, terk ü tecerrüde tâlip, âlem-i envâra müncezip, giriftâr-ı nefs-i zalûm olduğundan ma’mûm, mir’at-ı hâlî sûret-nümâ-yı inkisâr-ı mazlûm idi.” Mahdûmu es-Seyyid Mahmûd Efendi’dir.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Biyografisi daha önce verilen es-Seyyid Abdal Mehmed Çelebi'nin oğludur. Amasya'da "Mazlum Melikzâde", İstanbul'da "Mazlum Melik" diye tanınır. 925 [1519] yılında Dârüsselam Mahallesi'nde doğdu. Yörgüç Paşa Medresesi müderrisi İskilipli Ca'fer Efendi ile Hakala'daki Kasım Bey Medresesi müderrisi es-Seyyid Muhyiddin Mehmed Efendi'den tahsilini tamamlayarak herkese açık ders veren bir hoca ve Ayas Ağa Medresesi müderrisi oldu.
958 [1551] yılında hocası Ca'fer Efendi Anadolu kazaskeri olunca İstanbul'a gidip ondan mülazım oldu. 961 [1553-54] yılından itibaren sırasıyla İbrahim Paşa, Papasoğlu, Bursa'da Emir Sultan ve İstanbul'da "Kızıl Maslak" diye bilinen Osman Şah'ın annesinin medreselerine müderris oldu.
975 yılı cemaziyelevvelinin başında [Kasım 1567] Amasya'dan gelen yirmiden fazla şahitle nakîbüleşraf es-Seyyid Tâceddin bin es-Seyyid Ali el-Hüseynî'nin huzurunda seyyidliğini ispat etti. 979 yılı zilkadesinde [Mart-Nisan 1572] Ca'fer Ağa Medresesi müderrisi, 982 yılı muharreminde [Nisan-Mayıs 1574] ise "salahının ve dindarlığının mükemmel, iffetinin ve kendini korumasının yerinde olması sebebiyle" İkinci Sultan Selim'in şehzadelerinin hocası oldu.
Aynı yılın ramazanında Üçüncü Sultan Murad Han tahta çıkınca, eğitimiyle görevlendirildiği şehzadeler bir gece içinde dünyaya veda ettiklerinden son derece müteessir oldu. 983 yılı zilhiccesinin ilk gününde [Mart 1576] Kudüs-i Şerif kadısı, 985 yılı cemaziyelahiresinde [Ağustos-Eylül 1577] Merzifonlu Nişancızâde Ahmed Efendi'nin yerine Medine-i Münevvere mollası oldu.
988 yılı rebiülevvelinde [Nisan-Mayıs 1580] Mekke kadısı Abdülbâki Efendi azledilince Mekke-i Mükerreme kadısı olarak Haremeyn kadısı oldu; ancak Medine kadılığına tayin edilen kişilerin görevi istememesi ve geri çevirmesi üzerine her ikisi de yerlerinde bırakıldı. Ne var ki aynı yılın şabanında Medine halkının şikâyetleri üzerine Mekke kadısı Abdülbâki Efendi bin altın artırımla Medine'ye nakledilince, kendisi görevden alınarak İstanbul'a geldi. Emsallerine ve akranlarına verilen emeklilik maaşıyla refah içinde yaşarken 989 yılı cemaziyelevvelinde [Mayıs-Haziran 1581] ebedî âleme göç etti.
Atâyî Efendi "Zeyl-i Şakâyık"ında, adı geçen mollanın kendisi tarafından genişletilip özetlenen biyografisinin sonunda şöyle der: "Merhum, ilimlerin yüksek basamaklarında kanat açan, övülmüş ahlak sahibi, dili düzgün, inancı sağlam, sükûnet ve vakar sahibi, gözünü ibret ve öğüt sayfalarından ayırmayan, dünyayı terk edip yalnızlığı arayan, nurlar âlemine yönelmiş bir kimseydi. Zalim nefsin elinde tutsak olmaktan kederliydi; hâlinin aynası, bir mazlumun kırgınlığını yansıtıyordu." Oğlu es-Seyyid Mahmud Efendi'dir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- sâhibü't-terceme: biyografisi yazılan kişi; burada daha önce biyografisi verilen kişi
- ikmâl-i tahsîl: öğrenimini tamamlama
- mülâzım: ilmiye mesleğine giriş için bir büyük âlimin yanında sıra bekleyen aday
- nakîbü'l-eşrâf: Hz. Peygamber soyundan gelenlerin (seyyid ve şeriflerin) kayıtlarını tutan ve işlerine bakan görevli
- isbât-ı siyâdet: seyyidliğini ispat etme
- gurre: ayın ilk günü
- molla: büyük şehirlerin yüksek dereceli kadısı
- Kâdı'l-haremeyn: Mekke ve Medine'nin kadısı
- isti'fâ ve istiğnâ: görevden çekilme ve görevi istememe
- Taybe: Medine'nin adlarından biri
- terakkî: maaşa yapılan artırım
- vazîfe-i tekâ'üd: emeklilik maaşı
- müreffehü'l-hâl: refah içinde
- zam u telhîs: ekleme yapıp özetleme
Hocaları ve Amasya Medreseleri
Ahmed Efendi'nin ilk hocası İskilipli Ca'fer Efendi, Kanuni devri kazaskerlerindendir; dört kez şeyhülislamlık yapan Sun'ullah Efendi onun oğludur. Hüsameddin'in verdiği 958 kazaskerlik tarihi, Ahmed Efendi'nin İstanbul'a gidişinin de tarihidir. İkinci hocası es-Seyyid Muhyiddin Mehmed Efendi'nin müderrisi olduğu Hakala Kasım Bey Medresesi, Şehzade Bayezid'in beylerinden Kasım Bey tarafından 1464'te yaptırılmış ve 1827'ye kadar eğitim vermiştir. Hakala bugün Suluova'ya bağlı Yolpınar köyüdür. Ahmed Efendi'nin ilk müderrislik yeri olan Ayas Ağa Medresesi ise, kapıağası Ayas Ağa'nın 1495'te yaptırdığı ve Küçük Ağa Medresesi diye de anılan yapıdır. Bir önceki maddede, Gümüşlüzâde Ahmed Efendi'nin şeyhi olarak geçen "Hakalalı es-Seyyid eş-Şeyh Muhyiddin Mehmed Çelebi" ile buradaki hocanın aynı kişi olması kuvvetle muhtemeldir; Hüsameddin her iki maddede de aynı nisbe ve unvanları kullanır.
Seyyidliğin İspatı
Ahmed Efendi'nin hayatındaki ilginç ayrıntılardan biri, elli yaşına yaklaşmışken Amasya'dan getirdiği yirmiden fazla şahitle seyyidliğini ispat etmesidir. Osmanlı Devleti'nde nakîbüleşraflık kurumu, II. Bayezid'in 900 (1494) yılında hocası Seyyid Abdullah'ın oğlu Seyyid Mahmud'u bu unvanla, seyyid ve şeriflerin işlerine bakmakla görevlendirmesiyle kurumlaşmıştır. Hz. Peygamber soyundan geldiğini şahitler huzurunda ispatlayan kişiye nakîbüleşraf tarafından "siyâdet hücceti" denilen bir belge verilir, seyyidlere tanınan ayrıcalıklardan yararlanabilmek için bu belgenin bulunması şart sayılırdı. Ahmed Efendi'nin babasının "es-Seyyid Abdal Mehmed Çelebi" diye anılmasına rağmen böyle bir ispata ihtiyaç duyması, ailenin seyyidliğinin o güne kadar resmî bir belgeye bağlanmamış olabileceğini düşündürür.
Şehzadelerin Hocası ve 982 Faciası
Maddenin en dramatik bölümü, Ahmed Efendi'nin eğitimlerini üstlendiği şehzadelerin ölümüdür. Manisa'dan gelen III. Murad gece yarısı saraya girmiş, ertesi gün, 8 Ramazan 982'de (22 Aralık 1574) II. Selim'in ölümü ile yeni padişahın cülusu resmen ilan edilmiştir. O gece saltanat geleneği gereği beş kardeşi boğdurulmuş, bu beş şehzade ile II. Selim'in cenaze törenleri aynı güne denk gelmiştir. Muharremde hocalığa getirilen Ahmed Efendi'nin öğrencileri, sekiz ay sonra bu olayda hayatını kaybetmiştir. Hüsameddin'in "son derece müteessir oldu" ifadesi ve Atâyî'nin onu "mazlumun kırgınlığını yansıtan" biri olarak anlatması bu acı hatıranın izini taşır; "Mazlum" lakabının bu olaydan önce mi sonra mı kullanılmaya başlandığı ise belli değildir.
Ahmed Efendi'nin Atâyî'nin Zeyl-i Şakâyık'ındaki biyografisi doğrudan görülemedi; yukarıdaki alıntı Hüsameddin'in aktarımına dayanmaktadır. Başka kaynaklarda Mazlum Melikzâde Ahmed Efendi'ye dair bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 146–147. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Mehmet İpşirli, "Sun'ullah Efendi", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sunullah-efendi
- Kadir Özköse, "Amasya'da Bulunan Halvetiyye Tekkeleri", Akademiar Dergisi, 5 (Aralık 2018), s. 91-118, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/606666
- Ayhan Işık, "Osmanlı Devleti'nde Nakîbü'l-Eşrâflık", Alevilik Araştırmaları Dergisi, 8 (2014), https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2014_8/2014_8_ISIKA.pdf
- Bekir Kütükoğlu, "Murad III", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/murad-iii
Resmî kaynaklar
Kitaplar