İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Efendi-Rûmî

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 148 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasyalıdır. Züamâdan Bektemur oğlu Şeyhî Beyzâde İskender Bey’in mahdûmudur. Pederi Kazasker Amasyalı Seydî Alizâde Abdurrahman Efendi’nin sadâretinde kethüdâsı olmuşdu. [464] Biraderi mevâlîden Abdurrahim Efendi ve amcası da el-Hâc Abdurrahman Bey’dir.

Amasya’da “Hamdullah-i sânî” demekle meşhûr olan Şehyzâde Hamdullah Efendi bin Mahmûd Çelebi’den ve İstanbul’da Amasyalı Hamdullah-ı evvel zâde Pir Mehmed Dede bin Mustafa Dede’den temeşşuk ve hutût-ı mütenevvia’yı ahzederek Bostanzâde Mehmed Efendi ile Hicâz’a gitdi.

Hicâz’dan avdetinde Şam’da ikâmet edib füdalâ-yı Şâmiyyeden eş-Şeyh Hasan el-Bûrînî’den ulûm-ı şer’iyye ve edebiyyeyi ahz u ikmâl edib tedrîse mücâz ve ders-i âm oldu. Câmi-i Benî Ümeyye’de yıllarca tedrîs-i ulûm edib ba’zı medârise müderris oldu. Bin senesi zilhiccesinde meflûcen vefât etdi.

Fâzıl, müteşerri’, hattât-ı meşhûr idi. Müstakîmzâde Süleyman Sadeddîn Efendi “Tuhfetü’l-hattâtîn” adlı eser-i matbû’ında diyor ki: “Lütfu’s-semer ve hülâsatü’l-eserde mukarrer olduğu üzere ahvâl-i sûfiyye-i kirâma gücenik olması sebebiyle⁵¹ mübtelâ-yı nâzile-i felc olup (tekmîl-i sohbet-i 1000) târihinden sonra belde-i mezbûrede rihlet etdi. [465]

Dipnotlar

  • 51 Bu sebep her halde zayıf olmalıdır. Çünkü çok münkirler hatta mürtedle vardır ki tendüristâna dünyadan giderler. Çok meşayih-i kiram ve muhibb-i sufiyye zevatta vardır ki dâr-ı na’ime meflucen intikal ederler. Nâzile-i felç bir ârıza-i vücûdiyyedir. Buna inkâr ve teslimin sebep olması itibarîdir.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Zeamet sahiplerinden Bektemür oğlu Şeyhî Beyzâde İskender Bey'in oğludur. Babası, Amasyalı Kazasker Seydî Alizâde Abdurrahman Efendi'nin kazaskerliği sırasında onun kethüdası olmuştu. Kardeşi büyük kadılardan Abdurrahim Efendi, amcası da el-Hac Abdurrahman Bey'dir.

Amasya'da "İkinci Hamdullah" diye tanınan Şeyhzâde Hamdullah Efendi bin Mahmud Çelebi'den, İstanbul'da da Amasyalı Birinci Hamdullah'ın soyundan Pîr Mehmed Dede bin Mustafa Dede'den yazı meşk ederek çeşitli hat türlerini öğrendi; sonra Bostanzâde Mehmed Efendi ile birlikte Hicaz'a gitti.

Hicaz'dan dönüşünde Şam'da yerleşti; Şam âlimlerinden Şeyh Hasan el-Bûrînî'den şer'î ilimleri ve edebiyat ilimlerini öğrenip tamamladı, ders vermeye izin alarak müderrislik basamağına yükseldi. Emevî Camii'nde yıllarca ders okuttu, bazı medreselerde müderris oldu. 1000 yılı zilhiccesinde [Eylül 1592] felç olarak öldü.

Erdemli, dinin hükümlerine sıkı bağlı, tanınmış bir hattattı. Müstakimzâde Süleyman Sadeddin Efendi, basılmış eseri Tuhfetü'l-hattâtîn'de şöyle der: "Lutfü's-semer ve Hulâsatü'l-eser'de kaydedildiği üzere, sûfîlerin hâllerine karşı kırgın ve inkârcı olması yüzünden felç illetine uğradı ve 'tekmîl-i sohbet' sözünün ebcedle gösterdiği 1000 yılından sonra o şehirde vefat etti."

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • sadâret: burada kazaskerlik makamı
  • kethüdâ: bir büyük görevlinin işlerini yürüten vekil, kâhya
  • mevâlî: büyük kadılık ve müderrislik derecesindeki âlimler
  • temeşşuk: hocanın verdiği örneğe bakarak yazı meşk etmek
  • hutût-ı mütenevvia: çeşitli yazı türleri
  • füdalâ: erdemli âlimler
  • ulûm-ı şer'iyye ve edebiyye: din ilimleri ile dil ve edebiyat ilimleri
  • ahz u ikmâl: öğrenip tamamlamak
  • tedrîse mücâz: ders okutmaya izinli, icazetli
  • ders-i âm: medresede ders okutma yetkisine ulaşmış âlim
  • Câmi-i Benî Ümeyye: Şam'daki Emevî Camii
  • meflûcen: felçli olarak
  • müteşerri': şeriatın hükümlerine sıkı bağlı
  • mukarrer: kaydedilmiş, belirtilmiş
  • nâzile-i felc: felç illeti
  • rihlet etmek: göçmek, ölmek

Hocaları: Şeyh Hamdullah'ın Ailesi

Ahmed Efendi'nin yazı hocaları, Osmanlı hat sanatının kurucusu sayılan Amasyalı Şeyh Hamdullah'ın (ö. 926/1520) ailesinden gelir. Şeyh Hamdullah Amasya'nın Eslem Hatun mahallesinde doğmuş, Sühreverdî şeyhi Mustafa Dede'nin oğludur; II. Bayezid'in şehzadeliğinde ona hat hocalığı yapmış, sonra İstanbul'a gitmiştir. Kaynaklar, yetiştirdiği talebeler arasında oğlu Mustafa Dede ile damadı Şükrullah Halife'yi Şeyh Hamdullah mektebinin en önemli temsilcileri olarak anar. Hüsameddin'in "İkinci Hamdullah" diye andığı Şeyhzâde Hamdullah Efendi ise kitabın başka bir maddesine göre Şeyh Hamdullah'ın kardeşi Mahmud Çelebi'nin oğludur ve hattı amcasından öğrenmiştir. Hüsameddin aynı maddede onun 896 yılında amcası İstanbul'a giderken Amasya'da kaldığını, 912 yılında Şehzade Ahmed'in hat muallimi olduğunu ve 931 [1524-25] dolaylarında öldüğünü yazar. Böylece Ahmed Efendi'nin Amasya'daki hocası, ailenin memlekette kalan kolunu temsil eder.

İstanbul'daki hocası Pîr Mehmed Dede hakkında bugünkü kaynaklar biraz farklı bir soy verir. Müstakimzâde'ye dayanan hattat biyografilerine göre Pîr Mehmed Dede, Şeyh Hamdullah'ın damadı Şükrullah Çelebi'nin oğlu, yani Şeyh Hamdullah'ın kız tarafından torunudur; Mustafa Dede ise babası değil dayısıdır. Hattı önce babasından meşk edip icazet almış, sonra dayısı Mustafa Dede'den de faydalanmıştır. Babası ile dayısının temsil ettiği iki kolu birleştiren kendine özgü bir üslubu olduğu, Kanunî'ye sunduğu 964 (1556) tarihli bir mushafın Süleymaniye Camii'ne vakfedildiği belirtilir. Ölümü yaklaşık 988 (1580) yılına konur. Hüsameddin'in "bin Mustafa Dede" kaydı bu bakımdan düzeltilmeye muhtaçtır. Ahmed Efendi'nin ondan ders alışı da 1580'den, dolayısıyla Şam yıllarından önceye düşmelidir.

Bu tarihler maddede bir zaman güçlüğü doğurur. Amasya'daki hocası 931 dolaylarında öldüğüne göre Ahmed Efendi'nin 1520'li yıllardan önce yazı meşk etmeye başlamış olması gerekir; Şam'daki hocası Bûrînî ise aşağıda görüleceği gibi ancak 1580'de bu şehirde ders okutmaya başlamıştır. Ahmed Efendi'nin 1592'de öldüğü düşünülürse, Bûrînî'den okuduğunda çok ileri bir yaşta olması gerekir. Bu imkânsız değildir, ama Hüsameddin'in hocalardan birinin adını ya da kimliğini karıştırmış olması da ihtimal dahilindedir.

Şam'daki Hocası Hasan el-Bûrînî

Ahmed Efendi'nin Şam'da okuduğu Hasan el-Bûrînî, devrin tanınmış Şamlı tarihçi, fakih ve şairidir. 963 (1556) yılında Filistin'de Saffûriye'de doğmuş, Dımaşk'ta okumuş, 1580'de bu şehre dönerek Emevî Camii'nde Şâfiî fıkhı okutmaya ve birçok medresede ders vermeye başlamıştır. Derslerindeki yöntem ve güzel konuşmasıyla büyük şöhret kazanmış, Farsça ve Türkçe de bilmiştir; 1024 (1615) yılında Dımaşk'ta ölmüştür. En bilinen eseri, kendi çağında yaşamış 205 kişinin biyografisini içeren Terâcimü'l-a'yân min ebnâi'z-zamân'dır. Bu tarihler, Ahmed Efendi'nin Bûrînî'den 1580 ile 1592 arasında okumuş olabileceğini gösterir; hocası kendisinden genç olmalıdır. Amasyalı bir hattatın Şam'a yerleşip Emevî Camii'nde ders okutacak kadar oranın ilim muhitine girmesi dikkat çekicidir.

Müstakimzâde'nin Aktardığı Rivayet

Müstakimzâde Süleyman Sadeddin Efendi'nin Tuhfe-i Hattâtîn'i, 1173 (1759-60) yılında yazılmaya başlanmış, binlerce hattatın hayatını veren ve hat tarihinde ilk başvurulan kaynak sayılan eserdir. Müellif tarihleri sık sık ebcedle gösterir; Ahmed Efendi için kullandığı "tekmîl-i sohbet" (sohbetin tamamlanması) sözü de 1000 sayısını verir ve ömrün sona erişini zarif bir biçimde anlatır. Müstakimzâde'nin dayandığı iki eserden Lutfü's-semer, Şamlı Necmeddin el-Gazzî'nin (ö. 1061/1651) XI. (XVII.) yüzyılın önde gelen kişileri ve Suriye'nin meşhur simaları hakkında yazdığı biyografi kitabıdır; Hulâsatü'l-eser ise Muhibbî'nin biyografi eseridir ve Gazzî'nin hayatı için de başvurulan kaynaklar arasındadır. Ahmed Efendi'nin bu Arapça kaynaklarda yer alması, Şam'da tanınan bir âlim olduğunu gösterir.

Felcin sûfîlere karşı tutumunun cezası olduğu rivayetine Hüsameddin dipnotta itiraz eder. Ona göre bu sebep zayıftır: nice inkârcı ve dinden dönen kimse sapasağlam ölüp gider, nice şeyh ve sûfî dostu ise felçli olarak ahirete göçer; felç bedene ait bir rahatsızlıktır ve onu inkâra ya da teslimiyete bağlamak itibarî bir yorumdan ibarettir. Bu itiraz, Hüsameddin'in kaynaklarını eleştirel bir gözle okuduğunu gösterir. Ahmed Efendi'nin bugüne ulaşmış bir hat eserine dair bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 148–148. amasya.bel.tr
  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, "Hamdullah Çelebi-Şeyhzâde, Sânî" maddesi, 9.-12. Ciltler.

Akademik çalışmalar

Kitaplar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.