Merzifonludur. Devlet Hâtun Kethüdâsı Sinâneddîn Yûsuf Paşa’nın evlâdından Devlet Hâtun Vakfı Mütevellisi Mehmed Bey bin Şehsuvâr Bey bin İbrâhim Bey bin Mehmed Bey bin Sinâneddîn Yûsuf Paşa mahdûmudur.
Pederinin vefâtında vakf-ı mezkûra mütevelli oldu. Pederi hayatında züamâdan olup hayli muharebelerde bulundu. Şirvân Harbi’nde Amasya Alaybeyi iken mirlivâ olarak birkaç sancağa mutasarrıf ve 1008 senesinde Karayazıcı Abdülhalîm Bey’in tuğyânında vefât etdi. Mahdûmu Osmân Bey’den ahfâdı vardır.
Günümüz Türkçesiyle
Merzifonludur. Devlet Hatun'un kethüdası Sinaneddin Yusuf Paşa'nın soyundan, Devlet Hatun Vakfı mütevellisi Mehmed Bey bin Şehsuvar Bey bin İbrahim Bey bin Mehmed Bey bin Sinaneddin Yusuf Paşa'nın oğludur.
Babasının ölümü üzerine adı geçen vakfa mütevelli oldu. Babası hayattayken zeamet sahiplerinden olup birçok savaşta bulunmuştu. Şirvan savaşında Amasya alaybeyi iken sancak beyi olarak birkaç sancağı yönetti; 1008 [1599-1600] yılında Karayazıcı Abdülhalim Bey'in isyanı sırasında öldü. Oğlu Osman Bey'den torunları vardır.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- kethüdâ: bir büyüğün işlerini yürüten vekil, kâhya
- evlâd: burada soyundan gelenler
- vakf-ı mezkûr: adı geçen vakıf
- mütevellî: vakfı yöneten kişi
- züamâ: zeamet sahipleri
- alaybeyi: bir sancağın tımarlı sipahilerine savaşta komuta eden subay
- mutasarrıf olmak: bir sancağı yönetmek, ona sahip olmak
- tuğyân: isyan, azgınlık
- ahfâd: torunlar
Devlet Hatun ve Merzifon'daki Vakfı
Ahmed Bey'in ailesi, kuşaklar boyunca Merzifon'daki Devlet Hatun Vakfı'nın mütevelliliğini elinde tutmuştur. Devlet Hatun, Yıldırım Bayezid'in eşi ve Çelebi Sultan Mehmed'in annesidir. Uzun yıllar Germiyanoğlu Süleyman Şah ile Sultan Veled'in torunu Mutahhara Hatun'un kızı olduğu kabul edilmişse de vakfiyesindeki kayıtlardan Abdullah adında bir devşirmenin kızı olduğu, dolayısıyla Germiyan ve Mevlânâ soyuyla ilgisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Aralık 1413-Ocak 1414'te ölmüş, Bursa'da Yeşil Külliye'nin altındaki, halk arasında "Ak Türbe" de denen açık türbeye gömülmüştür. Türbedeki lahdin baş ucundaki kitabe onu "hatunların sultanı" ve "büyük Sultan Mehmed bin Bayezid Han'ın annesi" diye anar.
Hayırsever bir kadın olan Devlet Hatun'un Merzifon'da bir zaviye, Amasya'nın Geldinlen nahiyesine bağlı Sazdoğmuş (Saztoğmış) köyünde de bir cami yaptırıp bunlara vakıflar bağladığı arşiv belgeleriyle bilinir. Bir belgede bu vakıf, "Devlet Hatun mâder-i Sultan Mehmed Camii ve Şeyh Osman Zaviyesi Vakfı" diye anılır. Hüsameddin'in sözünü ettiği Devlet Hatun Vakfı, bu Merzifon ve Amasya kurumlarının vakfı olmalıdır. Ailenin "Yusuf Paşazâde" diye anılması da kurucu atanın, Devlet Hatun'un kethüdası Sinaneddin Yusuf Paşa'nın adından gelir. Bu kethüdaya dair Hüsameddin'in kitabı dışında bir bilgiye rastlanmadı; kendisi Orhan Gazi ve I. Murad'ın veziri olup 1364'te ölen Sinaneddin Fakih Yusuf Paşa ile karıştırılmamalıdır.
Hüsameddin'in başka maddelerine göre aynı soydan Zeynel Bey-Yusuf Paşazâde de babasının ölümünde vakfa mütevelli olmuş, 987 [1579] yılında beyler arasında görülmüş ve Merzifon'da "Zeyneliyye" denen bir medrese yaptırıp mülklerini ona vakfetmiştir. Böylece Yusuf Paşazâdeler, XV. yüzyıldan XVII. yüzyıla kadar Merzifon'un önde gelen, hem vakıf yöneten hem sancak beyliği yapan bir ailesi olarak görünür.
Karayazıcı İsyanı
Ahmed Bey'in ölümüne yol açan Karayazıcı Abdülhalim isyanı, Celâlî denilen grupların bir araya gelerek topluca hareket ettiği ilk büyük ayaklanmadır. Urfa bölgesindeki Kılıçlı aşiretinden olan Abdülhalim, Osmanlı-Avusturya savaşlarının Anadolu'da düzeni bozduğu yıllarda isyan etmiş, çoğu asker kaçaklarından oluşan 20.000 kadar sekbanı etrafında toplamıştı. Yanındaki Celâlî reisleri arasında Amasyalı Deli Zülfikar da vardı. Hükümet isyanı bastırmak için Sinan Paşazâde Mehmed Paşa'yı görevlendirmiş, Mehmed Paşa Muharrem 1008'de (Ağustos 1599) Üsküdar'dan yola çıkmıştır. Celâlîler aynı yılın sonbaharında Urfa kalesini ele geçirdiler; Karayazıcı burada kendini "Halim Şah" diye ilan edip fermanlar göndermeye başladı.
Urfa kuşatmasının ardından Karayazıcı'ya Amasya ya da Antep sancağının verileceği sözü verilmiş, bunun üzerine o da ortağı Hüseyin Paşa'yı hükümete teslim etmişti. Ne var ki Urfa'dan çıkıp sancağına giderken Mehmed Paşa'nın kuvvetleriyle çatıştı ve Şevval 1008 ortalarında (Nisan-Mayıs 1600) Divriği yakınındaki Cehennem deresinde yenilerek Sivas dağlarına çekildi. Bir araştırmaya göre Karayazıcı bundan sonra bir süre Amasya sancak beyliğine tayin edilmiş, ardından Çorum sancağı kendisine verilmiştir. Ahmed Bey'in 1008 yılında, yani isyanın bu ilk ve en karışık evresinde öldüğü anlaşılmaktadır. Hüsameddin, onun hangi çarpışmada öldüğünü belirtmez; Amasya alaybeyliği yapmış bir beyin Celâlîlere karşı toplanan Rum eyaleti kuvvetleri arasında bulunması akla yakındır, ancak bu bir tahmindir. Ahmed Bey'e dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 149–149. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, "Zeynel Bey-Yûsuf Paşazâde" maddesi, 9.-12. Ciltler.
Akademik çalışmalar
Kitaplar
Diğer kaynaklar