İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Paşa-Hacı Hamza Beyzâde

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 125–126 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasyalıdır. Devâtdâr Ahmed Paşa evlâdından olup Amasya’da mescid-i şerîfi ve mahallesi olan el-Hâc Hamza Bey bin Ahmed Bey’in mahdûmudur. Amasya’da tahsîl-i ma’ârif edib Sultân Bâyezîd-i Sânî’ye intisâb etdi.

882’de Tâcî Bey’in Bağdâd’a firârında sultân-ı müşârün-ileyhe nişâncı olup 886’da Bâyezîd-i Sânî taht-ı Osmânîye cülûs etdikde İstanbul’a gidip ba’zı emânetlerde istihdâm edilerek 893’de Kara Dâvud Paşa’nın azlinde nişâncı olduğu evrâk-ı resmîyede görüldü.

898’de tanzîm edilen Sultân Bâyezîd’in Edirne vakfiyesinde nişâncı olarak görülüp 899’da vezîr ve kubbe-nişîn oldukta selefi kendisine halef oldu. 903’de Candarlızâde İbrâhim Paşa sadr-ı a’zam oldukta ma’zûl ve ba’dehû merhûm oldu.

Âlim, kâtip, hattât idi. Birâderleri el-Hâc [395] Îsâ, Kâsım, Mahmûd Beylerdir. 882’de bu birâderleri ile beraber müştereken pederlerinin vakfiyesini tanzîm ve evkâfını tesbît etdirdi. 903’de pederinin mescid-i mesâlihine kendi emlâkini vakfetmişdi. Vakfiyesinde “el-vezîrü’l-kebîr Ahmed Paşa bin Hamza et-Tevki’î” yazılıdır.

Şâyân-ı dikkatdir ki 903’de dîvân-ı hümâyûnda vezîr olan Fenârîzâde Ahmed Paşa da azledilerek Bursa’ya gönderilmiş ve yerine Hersekzâde Ahmed Paşa vezîr olmuş idi. Bunlar evrâk u kuyûd-ı resmîyeden anlaşıldı. Hacı Hamza Bey’le Ahmed Paşa’nın vakfiyeleri mütevellileri elinde görüldü. Bunlar kuyûd-ı vakfiye idâresinde müseccel değildir.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Devâtdâr Ahmed Paşa'nın soyundandır; Amasya'da adını taşıyan mescidi ve mahallesi bulunan, Ahmed Bey oğlu el-Hâc Hamza Bey'in oğludur. Amasya'da öğrenimini tamamladıktan sonra Sultan II. Bâyezîd'in hizmetine girdi.

882 [1477-78] yılında Tâcî Bey'in Bağdat'a kaçması üzerine, o sırada şehzade olan Bâyezîd'in nişancısı oldu. 886 [1481] yılında II. Bâyezîd Osmanlı tahtına çıkınca İstanbul'a gitti ve bazı görevlerde kullanıldı. Resmî belgelerden, 893 [1487-88] yılında Kara Dâvud Paşa'nın görevden alınması üzerine nişancı olduğu görülmüştür.

898 [1492-93] yılında düzenlenen Sultan Bâyezîd'in Edirne vakfiyesinde nişancı olarak görülür. 899 [1493-94] yılında vezir ve kubbe veziri olunca, kendisinden önce nişancı olan kişi yeniden onun yerine nişancı oldu. 903 [1497-98] yılında Candarlızâde İbrâhim Paşa sadrazam olunca görevden alındı ve bir süre sonra öldü.

Âlim, kâtip ve hattattı. Kardeşleri el-Hâc Îsâ, Kâsım ve Mahmûd Beylerdir. 882 yılında bu kardeşleriyle birlikte babalarının vakfiyesini ortaklaşa düzenletti ve vakıf mallarını kayda geçirtti. 903 yılında babasının yaptırdığı mescidin giderleri için kendi mülklerini vakfetmişti. Vakfiyesinde adı "el-vezîrü'l-kebîr Ahmed Paşa bin Hamza et-Tevkîî" (büyük vezir, nişancı Hamza oğlu Ahmed Paşa) diye yazılıdır.

Dikkate değer bir nokta şudur: 903 yılında Divân-ı Hümâyun'da vezir olan Fenârîzâde Ahmed Paşa da görevden alınarak Bursa'ya gönderilmiş, yerine Hersekzâde Ahmed Paşa vezir olmuştu. Bunlar resmî belge ve kayıtlardan anlaşıldı. Hacı Hamza Bey'in ve Ahmed Paşa'nın vakfiyeleri, vakıfların mütevellilerinin elinde görüldü. Bu vakfiyeler vakıf idaresinin kayıtlarında kayıtlı değildir.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • tahsîl-i ma'ârif: öğrenim görme
  • intisâb etmek: birinin hizmetine, maiyetine girmek
  • firâr: kaçma
  • sultân-ı müşârün-ileyh: adı geçen sultan
  • nişâncı: padişahın tuğrasını belgelere çeken, Divân-ı Hümâyun üyesi yüksek memur
  • tevkîî: nişancı; tuğra çeken
  • taht-ı Osmânî'ye cülûs: Osmanlı tahtına çıkış
  • emânet: burada bir göreve vekâleten bakma
  • azl: görevden alma; ma'zûl: görevden alınmış
  • kubbe-nişîn: Divân-ı Hümâyun'da kubbe altında oturan vezir, kubbe veziri
  • selef / halef: önceki / sonraki görevli
  • sadr-ı a'zam: sadrazam, vezîriâzam
  • ba'dehû: ondan sonra
  • merhûm olmak: ölmek
  • mescid-i mesâlih: mescidin bakım ve giderleri
  • evrâk u kuyûd-ı resmîye: resmî belge ve kayıtlar
  • müseccel: kayıtlı

Nişancılık Makamı

Nişancı, padişahın tuğrasını ferman, berat ve nâme gibi belgelerin üzerine çeken, Divân-ı Hümâyun'un aslî üyelerinden yüksek bir memurdu. Kaynaklarda tuğraî, muvakkı' ve tevkîî adlarıyla da anılır; Ahmed Paşa'nın vakfiyesindeki "et-Tevkîî" sıfatı bu görevi gösterir. Fâtih Kanunnâmesi'ne göre nişancılık, vezirlik, kazaskerlik ve başdefterdarlıktan sonra merkez teşkilâtının en büyük makamıydı. Erhan Afyoncu'nun belirttiğine göre XVI. yüzyılın başlarına kadar nişancılar profesyonel kâtipler arasından değil, inşâsı kuvvetli ilmiye mensuplarından seçilirdi. Hüsameddin'in Ahmed Paşa'yı Amasya'da okumuş bir "âlim, kâtip, hattat" olarak tanıtması bu genel tabloya uyar. Nişancılığın kubbe vezirliğiyle birleştirilip tek kişiye verildiği durumlar da vardı; Ahmed Paşa'nın nişancılıktan kubbe vezirliğine geçmesi böyle bir yükselişin örneğidir.

Tarihlerin Öteki Kaynaklarla Karşılaştırılması

Hüsameddin'in verdiği kronoloji başka kaynaklardaki bilgilerle büyük ölçüde örtüşür, ancak bazı noktalarda farklar bulunur. Kara Nişancı Dâvud Paşa'nın nişancılığı kimi kaynaklarda 1493 yılına konur. Hüsameddin'e göre Ahmed, 893'te Dâvud Paşa'nın yerine nişancı olmuş, 899'da vezirliğe yükselince "selefi" yeniden nişancılığa dönmüştür. 899 yılı 1493 sonbaharında başladığına göre, Dâvud Paşa'nın ikinci nişancılığı ile bu kaynaklardaki 1493 tarihi birbirini tutmaktadır. Dâvud Paşa daha sonra kaptan-ı deryalığa getirilmiş ve 1505'te ölmüştür.

Ahmed Paşa'nın azline yol açan sadrazam değişikliği ise TDV İslâm Ansiklopedisi'nde biraz farklı tarihlenir. Şerafettin Turan'a göre Hersekzâde Ahmed Paşa 902 Şevvalinde [Haziran 1497] Dâvud Paşa'nın yerine sadrazam olmuş, bu ilk sadrazamlığı bir yıl sürmüş ve 904 [1498] yılında yerine Çandarlı İbrâhim Paşa getirilmiştir. Hüsameddin bu değişikliği 903 yılına koyar; aradaki fark birkaç aydır. Aynı bilgiye göre Hersekzâde 1497'de zaten sadrazamdı. Bu durumda Hüsameddin'in "903'te Fenârîzâde Ahmed Paşa'nın yerine Hersekzâde vezir oldu" kaydı başka kaynaklarla doğrulanamamaktadır. Fenârîzâde Ahmed Paşa adını taşıyan ve bu yıllarda azledilip Bursa'ya gönderilen bir vezire de rastlanmadı. Bursa'ya gönderilen ünlü vezir, Fâtih devrinde gözden düşen şair Ahmed Paşa'dır; o da Veliyyüddin Efendi'nin oğludur, Fenârîzâde değildir ve 902 [1496-97] yılında Bursa'da ölmüştür.

Hüsameddin'in sözünü ettiği Tâcî Bey, Amasya'da Şehzade Bâyezîd'in defterdarlığını yapmış olan, şair ve hattat Tâcîzâde Câfer Çelebi'nin babası Tâcî Bey olmalıdır. Tezkirelere dayanan araştırmalar onun ölüm tarihini 890 [1485] olarak verir. Tâcî Bey'in 882'de Bağdat'a kaçtığı bilgisi başka kaynaklarda bulunamadı.

Aile ve Vakıflar

Ahmed Paşa'nın ceddi olarak anılan Devâtdâr Ahmed Paşa, Hüsameddin'in eserin başka yerlerinde "Hacı Şâdgeldi Paşazâde" diye andığı Amasya emiridir. Hacı Şâdgeldi 1359'dan 1381'deki ölümüne kadar Amasya'yı yönetmiş, yerine oğlu Fahreddin Ahmed geçmiştir; Devâtdâr Ahmed Paşa'nın bu Fahreddin Ahmed olduğu anlaşılmaktadır. Böylece nişancı Ahmed Paşa, Osmanlı öncesi Amasya emirlerinin soyundan gelip Osmanlı divanında vezirliğe yükselen ailelerin bir örneği olur.

Hüsameddin'in verdiği bilgilerin önemli bir kısmı, vakıf idaresinin kayıtlarına geçmemiş ve mütevellilerin elinde kalmış vakfiyelere dayanır. Babası Hacı Hamza Bey'in adıyla anılan mescit ve mahalle eserin başka ciltlerinde de geçer. Ahmed Paşa'ya dair başka kaynaklarda müstakil bir biyografiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Diğer kaynaklar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.