İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Şemseddîn Çelebi-İmâmzâde

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 125 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasya’nın İçerişehir’inde Câmi-i enderûn imâmı Mahmûd Çelebi bin Mehmed mahdûmudur. Merzifon Sultâniyyesi müderrisi olan Seydî Ahmed Kırımî, Amasya’da Mevlânâ Ahmed Cündî ve Tokâdîzâde Cemâleddîn Yûsuf Çelebilerden ikmâl ederek ders-i âm oldu.

Ba’dehû Halvetiyye şeyhi Pîr Bahâ’eddîn Mehmed Çelebi’ye intisâb ederek tasfiyye-i bâtın edib sûfiyye mesleğine girdi. Terk-i tedrîs ederek Gümüşlüzâde Pîr Hayreddîn Hızır Çelebi sohbetinde tefeyyüz etdi. Bu esnâda İçerişehir’de Mahmûd Çelebi Zâviyesi şeyhi olup 894’de vefât etdi. Fâzıl, vâ’iz, mazınne-i kerâmet, ta’bîr-i menâmda [393] yegâne-i rûzgâr idi. “Çelebi Halîfe” demekle meşhûr Pîr Cemâleddîn Mehmed Çelebi bu zâtı âsârında çok senâ etmişdi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya'nın İçerişehir'indeki Câmi-i Enderûn'un (İç Kale Camii'nin) imamı Mahmûd Çelebi bin Mehmed'in oğludur. Merzifon Sultâniyesi müderrisi Seydî Ahmed Kırımî'den, Amasya'da Mevlânâ Ahmed Cündî'den ve Tokâdîzâde Cemâleddîn Yûsuf Çelebi'den okuyarak öğrenimini tamamladı ve dersiâm oldu.

Sonra Halvetiye şeyhi Pîr Bahâeddîn Mehmed Çelebi'ye intisap ederek iç dünyasını arıttı ve sûfîler yoluna girdi. Ders okutmayı bırakarak Gümüşlüzâde Pîr Hayreddîn Hızır Çelebi'nin sohbetlerinde manevî feyz aldı. Bu sırada İçerişehir'deki Mahmûd Çelebi Zaviyesi'nin şeyhi oldu ve 894 [1488-89] yılında öldü. Faziletli, vaiz, kerametine inanılan ve rüya yorumunda zamanının eşsizi bir zattı. "Çelebi Halîfe" diye tanınan Pîr Cemâleddîn Mehmed Çelebi eserlerinde bu zatı çokça övmüştür.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • Câmi-i enderûn: iç kaledeki cami
  • ikmâl etmek: (öğrenimi) tamamlamak
  • ders-i âm: dersiâm, herkese açık ders okutan müderris
  • intisâb: bir şeyhe bağlanma, mürid olma
  • tasfiye-i bâtın: iç dünyayı, gönlü arıtma
  • sûfiyye mesleği: tasavvuf yolu
  • terk-i tedrîs: ders okutmayı bırakma
  • tefeyyüz etmek: manevî feyz almak, ilim ve irfan kazanmak
  • mazınne-i kerâmet: kendisinde keramet bulunduğu düşünülen kişi
  • ta'bîr-i menâm: rüya yorumu
  • yegâne-i rûzgâr: zamanının tek, eşsiz kişisi
  • senâ etmek: övmek

Hocaları ve Merzifon Sultâniyesi

Madde sahibinin ilk hocası olarak anılan Seydî Ahmed Kırımî, Merzifon'daki Çelebi Sultan Mehmed Medresesi'nin tanınmış müderrislerindendir. Bu medrese Çelebi Sultan Mehmed tarafından 817-820 [1414-1417] yılları arasında yaptırılmış, halk arasında "Merzifon Sultâniyesi" diye anılmıştır. Kuruluşunun ardından burada Ferîdüddîn-i Dîvânî, Seydî Şemseddin Ahmed-i Kırîmî, Amasyalı Rükneddin Abdülkerim ve Nizâmeddin Abdurrahman-ı Âftâbî gibi âlimler ders vermiştir. Merzifon'da yetişen âlimleri inceleyen Ahmed Subhi Furat, İlyas er-Rûmî'den sonra medresedeki öğretimin başına Kırımlı Seyyid Ahmed b. Abdullah'ın geçtiğini belirtir. Medrese, 1844'ten sonra müderrisliğin babadan oğula geçmeye başlamasıyla ilmî işlevini yitirmiş, bir süre silah deposu olarak kullanılmış, Cumhuriyet döneminde onarılarak kültür faaliyetlerine ayrılmıştır. Mevlânâ Ahmed Cündî ile Tokâdîzâde Cemâleddîn Yûsuf Çelebi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Pîr Bahâeddîn Mehmed Çelebi Kimdir

Madde sahibinin intisap ettiği "Halvetiye şeyhi Pîr Bahâeddîn Mehmed Çelebi" adı iki ayrı kişiye işaret edebilir. Birincisi, Halvetiyye'nin ikinci piri Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî'nin halifesi, kaynaklarda Pîr Muhammed Erzincânî, Şeyh Pîrî ya da Molla Pîrî diye geçen Muhammed Erzincânî'dir. Adına "Bahâeddin" sözü ancak XX. yüzyıl başında yazılan eserlerde eklenmiştir. Çelebi Halîfe de icazetini ondan almıştır. Ancak bu şeyhin Akkoyunlu ülkesindeki Erzincan'dan dışarı çıkmadığı, Halvetiyye'nin Anadolu'da yayılmasını halifeleri aracılığıyla sağladığı belirtilir; ölüm tarihi de 873 [1468-69] ile 879 [1474] arasında tartışmalıdır. Ahmed Çelebi'nin ona intisap etmesi, Erzincan'a gitmiş olmasını gerektirir.

İkinci ihtimal Amasya'nın kendi Halvetî şeyhleri arasındadır. Hüsameddin birinci ciltte, Amasya Kalesi'nin yukarı kısmında "eş-Şeyh Bahâeddîn Muhammed Halvetî"nin 847 [1443-44] yılında bir Halvetî zaviyesi kurduğunu yazar; başka maddelerinde de yukarı kalede bir "Bahâeddîn Tekkesi" bulunduğu geçer. Madde sahibinin kalenin eteğindeki İçerişehir'de, babasının imam olduğu iç kale camii çevresinde yetiştiği düşünülürse, Hüsameddin'in kastettiği şeyhin bu yakın çevredeki Bahâeddîn Muhammed Halvetî olması da mümkündür. Elimizdeki bilgilerle iki ihtimalden biri kesin olarak seçilemez.

Gümüşlüzâde Pîr Hayreddîn Hızır Çelebi

Madde sahibinin sohbetlerine katıldığı Pîr Hayreddîn Hızır Çelebi, Amasya'da Halvetiyye'ye mahsus kurulan ilk tekke olan Gümüşlüoğlu Tekkesi'nin şeyhlerindendir. Bu tekke, Timur'un ölümünden sonra 1406'da Amasya'ya dönen Pîr Şücâeddin İlyâs'ın akrabası Hâce Celâl Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Pîr İlyâs'tan sonra tekkenin şeyhliğine sırasıyla Abdurrahman Çelebi, Gümüşlüzâde Celâl Çelebi ve Pîr Hayreddin Hızır Çelebi geçmiştir. Hüsameddin de 881 [1476-77] yılı dolaylarında şehzade Bâyezîd'in Amasya'daki çevresini sayarken "şeyhü'l-meşâyih Gümüşlüzâde Pîr Hayreddîn Hızır Çelebi"yi anar.

Mahmûd Çelebi Zaviyesi

Madde sahibinin şeyhlik yaptığı Mahmûd Çelebi Zaviyesi, bugünkü Hatuniye Mahallesi'ndedir. Amasya'nın meşhur kadılarından Ammâdzâde Bedreddin Mahmud Çelebi tarafından 807 [1404] yılında yaptırılmıştır. Anadolu'daki ilk Nakşbendî tekkesi olarak anılan yapı, Şâh-ı Nakşbend Muhammed Bahâeddin'in halifelerinden olup Amasya'ya gelen Rükneddin Mahmud Buhârî adına kurulmuş ve şeyhliği ona verilmiştir. Sultan II. Bayezid devrinde tekkede Halvetîler şeyhlik yapmış, Nakşbendî geleneğinden gelen hatm-i hâcegân duasını okutmayı burada bir Halvetî âdeti haline getirmişlerdir. Ahmed Çelebi'nin bu tekkede şeyhlik etmesi, Nakşbendî bir kuruluşun Halvetî şeyhlerinin eline geçtiği bu dönemin ilk örneklerinden biri olarak görülebilir. Sonraki yıllarda burada Cemâl-i Halvetî'nin halifelerinden Hayreddin Hızır Tokadî de şeyhlik yapmıştır.

Çelebi Halîfe'nin Övgüsü

Çelebi Halîfe, yani Cemâl-i Halvetî, Osmanlı döneminde en çok eser veren sûfîlerden biridir ve eserlerinin hemen hepsi Arapçadır. Ahmed Çelebi'yi övdüğü eser ya da eserler Hüsameddin tarafından adıyla belirtilmemiştir; bu övgünün hangi eserde geçtiğine dair bir kayda rastlanmadı. Her iki şeyhin aynı yıllarda Amasya'da bulunduğu, Çelebi Halîfe'nin de 880'den itibaren Hoca Sultan Zaviyesi'nin şeyhi olduğu düşünülürse aralarındaki yakınlık anlaşılır bir durumdur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 125. amasya.bel.tr
  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 1. Cilt, Mukaddime (kale içindeki yapılar); 3. Cilt ("Sultân Bâyezîd Hân-ı Sânî" maddesi); 7. Cilt ("Pîr Mehmed Efendi-Mu'allim Hâfız" maddesi).

Akademik çalışmalar

  • Ahmed Subhi Furat, "XV. ve XVI. Yüzyıllarda Merzifon'da Yetişmiş İlim Adamları", İslam Tetkikleri Dergisi, 10/1, 2020, s. 27-41.

Kitaplar

  • M. Baha Tanman, "Mehmed I Medresesi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 28, 2003, s. 394-395.
  • Zaur Şükürov, "Muhammed Bahâeddin Erzincânî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 30, 2020, s. 502-503.
  • Mehmet Serhan Tayşi, "Cemâl-i Halvetî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 7, 1993, s. 302-303.
  • Kadir Özköse, "Amasya'da Bulunan Halvetiyye Tekkeleri", Akademiar, 5, 2018, s. 91-118.

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.