İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Efendi-Sibekzâde

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 126–127 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasya şu’arâsının meşâhîrinden ma’dûd olan Fettâhî [397] Yahyâ Çelebi bin Abdulfettâh Neysârî mahdûmudur. 844’de Amasya’da doğdu. Tokatîzâde Yûsuf, Cündîzâde Rükneddîn Ahmed Çelebilerden ikmâl-i tahsîl edib aklâm-ı ma’rûfeyi bi’z-zât kıbletü’l-hattâtîn Amasyalı Şeyh Hamdullah Efendi’den temeşşuk ve ahzetdi.

Bir tarafdan tedrîs-i ulûm, diğer tarafdan ta’lîm-i hutût ederek iştihâr edib Amasya vâlisi Şehzâde Sultân Ahmed’e mu’allim-i hatt ve Câmîzâde Kutbî Ahmed Efendi’nin irtihâlinde şehzâde-i müşârün-ileyhin nişancısı oldu.

Uzûbet-i lisânı, fazîlet-i beyânı sâyesinde şehzâdenin teveccüh ve i’timâdını kazanıp ikbâline ilticâ eden hayli Â’câma vâsıta-i nüfûz ü ikbâl oldu. 910’da kemâl-i huzûr ve sa’âdet içinde vefât etdi.

Âlim, kâmil, edîb, hattât-ı meşhûr idi. Mahdûmu Abdulfettâh Efendi kibâr-ı ulemâ ve kudâtdandır. Mustakîmzâde Süleyman Sa’deddîn Efendi “Tezkiretü’l-Hattâtîn”de diyor ki: “Hatt 908 muharreminde itmâm ve Sultân Bâyezîd’e hediye edildikde hazz u kabûl edib mukâbelesinde in’âm [398] eylediği mushaf-ı şerîf sultân-ı mezbûrun intikâlinde türbesine vaz’ olundu.”

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya'nın ünlü şairlerinden sayılan, Abdülfettâh Neysârî oğlu Fettâhî Yahyâ Çelebi'nin oğludur. 844 [1440-41] yılında Amasya'da doğdu. Öğrenimini Tokatîzâde Yûsuf ve Cündîzâde Rükneddîn Ahmed Çelebilerden tamamladı; bilinen yazı çeşitlerini de bizzat hattatların önderi Amasyalı Şeyh Hamdullah Efendi'den meşk ederek öğrendi.

Bir yandan ilim okutup bir yandan güzel yazı öğreterek ün kazandı. Amasya valisi Şehzade Sultan Ahmed'in hat hocası oldu; Câmîzâde Kutbî Ahmed Efendi'nin ölümü üzerine de bu şehzadenin nişancılığına getirildi.

Dilinin tatlılığı ve sözünün güzelliği sayesinde şehzadenin teveccühünü ve güvenini kazandı; onun himayesine sığınan pek çok İranlının nüfuz ve itibar kazanmasına aracı oldu. 910 [1504-05] yılında büyük bir huzur ve mutluluk içinde öldü.

Âlim, olgun, edip ve meşhur bir hattattı. Oğlu Abdülfettâh Efendi büyük âlim ve kadılardandır. Müstakîmzâde Süleyman Sa'deddîn Efendi Tezkiretü'l-Hattâtîn adlı eserinde şöyle der: "Yazdığı mushaf 908 Muharreminde [Temmuz 1502] tamamlanıp Sultan Bâyezîd'e hediye edildiğinde, sultan onu beğenerek kabul etti ve karşılığında ihsanda bulundu; bu mushaf-ı şerif sultanın vefatında türbesine konuldu."

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • ma'dûd: sayılan
  • ikmâl-i tahsîl: öğrenimi tamamlama
  • aklâm-ı ma'rûfe: bilinen yazı çeşitleri (sülüs, nesih gibi altı temel hat)
  • kıbletü'l-hattâtîn: hattatların kıblesi, yönünü ona çevirdikleri üstat
  • temeşşuk ve ahz: hocanın örneğine bakarak yazı alıştırması yapıp öğrenme; meşk
  • tedrîs-i ulûm: ilim okutma
  • ta'lîm-i hutût: yazı öğretme
  • mu'allim-i hatt: hat hocası
  • irtihâl: göçme, ölüm
  • uzûbet-i lisân: dil tatlılığı
  • fazîlet-i beyân: söz güzelliği
  • teveccüh ve i'timâd: yakınlık ve güven
  • ikbâline ilticâ eden: himayesine sığınan
  • Â'câm: Acemler, İranlılar
  • vâsıta-i nüfûz ü ikbâl: nüfuz ve itibar kazanmasına aracı
  • hazz u kabûl: beğenip kabul etme
  • in'âm: ihsan, bağış
  • vaz' olunmak: konulmak

Babası Fettâhî

Sibekzâde lakabı, babasının "Sîbek" lakabından gelir. Bu lakabın sahibi, XV. yüzyılın ilk yarısında yaşamış İranlı şair ve hattat Fettâhî'dir. TDV İslâm Ansiklopedisi'nde Tahsin Yazıcı'nın verdiği bilgiye göre asıl adı Muhammed b. Yahyâ Sîbek olup Nişabur'da doğmuştur. Farsçada "elma" anlamına gelen sîbek lakabı, Arapça karşılığı olan tüffâh kelimesinin harfleri yer değiştirilerek Fettâhî mahlasına dönüştürülmüştür; şair zaman zaman Tüffâhî mahlasını da kullanmıştır. 852 [1448] ya da 853 [1449] yılında öldüğü rivayet edilir. Timurlu hükümdarı Şâhruh'un sarayında yetişen Fettâhî'nin asıl şöhreti, Gönül ile Güzellik'in aşkını anlatan alegorik eseri Hüsn ü Dil'e dayanır; bu eser Osmanlı edebiyatında da çok sevilmiş, nesir şekli Lâmiî Çelebi tarafından Türkçeye aktarılmış ve birçok taklidi yazılmıştır.

Fettâhî'nin Amasya ile bağını Müstakîmzâde'nin Tuhfe-i Hattâtîn'i kurar: buna göre şair, son yıllarında Osmanlılara sığınarak Amasya'ya yerleşmiş, ilim okuturken 852 dolaylarında orada ölmüştür. Hüsameddin'in verdiği bilgi bu kayıtla örtüşür. Sibekzâde Ahmed'in 844'te Amasya'da doğduğu düşünülürse, babasının ölümünde sekiz yaşlarında olduğu anlaşılır. Buna karşılık Hüsameddin'in babanın adını "Yahyâ Çelebi bin Abdülfettâh Neysârî" şeklinde vermesi öteki kaynaklarla uyuşmaz. Bu kaynaklarda Yahyâ şairin babasının adıdır, kendi adı Muhammed'dir; "Neysârî" nisbesi de Nişaburlu anlamındaki "Nîşâbûrî" nisbesinin bozulmuş bir okunuşu olmalıdır.

Şeyh Hamdullah'ın Öğrencisi

Sibekzâde'nin hocası Şeyh Hamdullah, Osmanlı hat sanatının kurucusu sayılan Amasyalı hattattır. Amasya'da Hayreddin Mar'aşî'den aklâm-ı sitteyi öğrenmiş, Şehzade Bayezid'in hat hocası olmuş, Bayezid 1481'de tahta çıkınca onunla birlikte İstanbul'a gitmiş ve 926 [1520] yılında ölmüştür. Tezkirelerde adı geçen kırk üç öğrencisi arasında sultanlar, şehzadeler ve devlet adamları bulunur. Sibekzâde'nin onun derslerine Amasya'da, yani 1481'den önce katılmış olması gerekir.

Hüsameddin'in eserin başka bir cildinde verdiği bilgi bu maddeyi tamamlar. Şeyh Hamdullah'ın yeğeni ve Amasya'da "Hamdullah-ı Sânî" diye anılan Hamdullah Çelebi'nin biyografisinde, onun Şehzade Ahmed'in hat hocası ve nişancısı olan Sibekzâde Ahmed Efendi'nin ölümü üzerine şehzadenin hat hocalığına getirildiği yazılır. Ancak orada bu ölüm 912 [1506-07] yılına konur. Bu maddede ve Şehzade Ahmed maddesinde ise Sibekzâde'nin ölümü 910 yılında gösterilir; Şehzade Ahmed maddesine göre onun yerine nişancılığa Münîrî Mehmed Çelebi getirilmiştir.

Nişancılığa Geliş

Bu maddede Sibekzâde'nin nişancılığa Kutbî Ahmed Çelebi'nin ölümü üzerine geldiği söylenir. Şehzade Ahmed maddesinde ise Kutbî Ahmed Çelebi'nin 905 [1499-1500] yılında azledildiği ve yerine kadılardan Sibekzâde Ahmed Efendi'nin nişancı olduğu anlatılır. İki kayıt arasındaki bu fark, eserin kendi içinde giderilmemiştir. Sibekzâde'nin şehzadenin çevresindeki İranlıların nüfuz kazanmasına aracı olduğu yolundaki not da önemlidir; Hüsameddin, şehzadenin İranlılara aşırı meyletmesini onun zaaflarından biri olarak kaydeder ve Safevî propagandasının Anadolu'da yayıldığı bu yıllarda Amasya'daki İranlı çevreyi kuşkuyla anlatır.

Müstakîmzâde'nin naklettiği mushaf kaydı, Sibekzâde'nin hattının II. Bayezid'in de beğenisini kazandığını gösterir. Bu mushafın bugün nerede bulunduğuna dair bir bilgiye rastlanmadı. Oğlu Abdülfettâh Efendi hakkında da başka kaynaklarda bilgi bulunamadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.