İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Altunbaş Gâzi-Sultân Tâceddîn

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 23–24 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasyalıdır. Selâtîn-i Selçukîyeden olup Sultân Fâtih kütübhânesinde (4519) numarada mukayyed “Veled-i Şefîk” adlı eserin 302. sayfasında yazıldığı üzere 702 senesi şevvâlinin birinci günü Kayseriye’de taht-ı Selçuk’a cülûs ve 708 senesinde orada vefât ederek hemşîresinin sâkin olduğu Simre (Amasya) şehrine cenâzesi nakledilen İkinci Sultân Gıyâseddîn Mes’ûd’un şehzâdesidir. ⁴

Pederinin vefâtından sonra Sultân Mehmed Olcaytu Hân’ın emriyle İşboğa Noyin’in nezâreti altında 712 senesinde birinci defa Simre hükümdârı olup Amasya’da ikâmet etdi. [42] Dört yıl kadar hükûmet edib 716 senesi şevvâlinde Sultân Mehmed Olcaytu Hân’ın vefâtı üzerine nâzır İşboğa Noyin tarafından hal’ edilerek Havza’da kâin çiftliğine gönderildi. Oraya da Simre-i Havza dendi.

718 senesinde vâlî-i Sivas olan Emîr Timûrtaş Bey tarafından Âl-i Selçuk’un kahr u istî’âlinde birâderi Sultânşâh ile ihtifâ etdi. İbtidâ Taşan Bey’in yanında Taşan Dağında kaldı. Lâkin Argunbay’ın ta’kibâtına tesâdüf eylediğinden birâderi Karahisâr-ı Şarkî Emîri Behramşah Bey’in nezdine firâr ve kendisi de Amasya’nın cenûp nevâhisi emîri Kayı oğlu Kürt Bey’in çiftliğine ilticâ etdi.

Burada uzun bir müddet oturdu. Kızını Kürt Bey’e verdi. Nihâyet 727’de Emîr Timurtâş’ın Mısır’a firâr ve katlinde Sultân Ebû Sa’id Bahadır Hân’ın afvına mazhar olup Havza civârından kendisine temlik edilen cesîm çiftiliğinde müsterihâne ikâmet eyledi. Evlâdını burada barındırdı. 739 senesi evâhirinde Amasya beylerinin ihtilâfından dolayı hâsıl olan herc ü merce hitâm vermek fikriyle dâmâdı [43] Kürt ve Taşan Beyler tarafından Simre hükümdârı i’lân edilerek ikinci def’a Amasya’ya gelip padişâh-i Âl-i Selçuk oldu.

Lâkin on dört ay kadar hükûmet edebildi. Sivas Emîri Ertana Bey’in teşvikâtıyla Niksâr Bey’i Sir’aceddîn Doğanşâh 741 senesi evâ’ilinde Amasya’yı istilâ etdi. Bu esnâda zarurî Havza’daki çiftliğine çekildi.

755 senesi evâsıtında torunu Hacı Kutluşâh tarafından üçüncü def’a Simre hükümdârı i’lân edildikde Amasya’ya gelip merâsimle taht-ı hükûmete cülûs etdi. Hacı Kutluşâhzâde Emîr Seyfeddîn Şâdgeldi Paşa da beylerbeyi oldu. Bu def’asında iki yıl kadar hükûmet edebildi.

Fakat Hacı Kutluşâh, 757 senesinde Karamânîlere mağlûb olduğundan Halfetzâde Emîr Sücâ’eddîn Süleyman Bey Amasya’yı istilâ eylediği esnâda nâ-çâr taht-ı hükûmetden çekilip çiftliğine gitdi. Orada kemâl-i gammından ve pîrliğinden hastalanıp 758 senesi evâ’ilinde vefât etdi. Şeyh Savcı karyesinde medfûndur.

Müşârün-ileyh “Gâzi Çelebi” demekle meşhûr olup mükerreren [44] kabrini ziyâret ve tetkîk etdim. Baş tarafında dikilmiş olan uzun ve müstatîl taşında vesa’ir mevâki’inde kitâbeye dâ’ir bir nesne göremedim. Ancak halk arasında bu kabrin Sultân Altunbaş Gâzi Çelebi’ye âid olduğu meşhûr ve mütevâtirdir.

Müşârün-ileyhin şehzâdegânından Mes’ûd, Alparslan, Keykubâd, Keyhüsrev şâhid-i meşhûrdur. Mes’ûd şâhzâde Kılıçarslan Şah, Emîr-i Sivas iken 781’de Kadı Burhan elinde maktûl oldu. Bunun hafîdi olup Amasya’da Hoca Sultân zâviyesi önünde medfûn ve 888’de merhûm olan Hoca Sultân Şemseddîn Ahmed Çelebi bin Sa’id bin Mahmûd Şah bin Kılıçarslan Şah meşhûrdur.

Alparslan Şah, târîhen “İlarslan” demekle meşhûr olup Amasya’nın şimâlinde vaki’ çiftliği İlarslan Karyesi demekle meşhûrdur. Keykubâd Şah, Simre-i Lâdik Emîri olup evlâdı “Kubâdoğulları” diye meşhûrdur. Keyhüsrev Şah da Sivas’da birâderzâdesiyle maktûl oldu. Evlâdı “Hüsrevşâh oğulları” diye ma’rûfdur. Bunun hafîdi İskender Bey bin Nâsıreddîn Şah bin Hüsrev Şah’dır. [45] Sultân-ı müşârün-ileyhin ikinci cülûsunda emlâkinin bir kısmını, üçüncü cülûsunda bakiyye-i emlâkini evlâdına vakfedib üç kıt’a vakfiyesini Havza kazâsı eşrâfından Hacı Mahmûd Ağazâde Bayram Efendi’nin elinde mutâla’a etmişdim. Kuyûd-ı Vakfiye idâresine me’mûr oldukta bunları getirtip dest ü ma’rifet-i acizânemle kayd u tescîl edildi.

Dipnotlar

  • 4 “Veled-i Şefîk” müellifi 685’te tevellüd ve 741’de vefât eden kudâttan Kâdı Hatenîzâde (Hasan bin Musa) olduğu kitâb-ı mezkûrun mütâla’asından anlaşıldı.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Selçuklu sultanlarındandır. Fâtih Kütüphanesi'nde 4519 numarada kayıtlı "Veled-i Şefîk" adlı eserin 302. sayfasında yazıldığına göre, 702 yılı şevvalinin birinci günü [1302] Kayseri'de Selçuk tahtına oturan, 708'de [1308-09] orada ölen ve cenazesi kız kardeşinin oturduğu Simre (Amasya) şehrine nakledilen İkinci Sultan Gıyâseddîn Mes'ûd'un oğludur.

Babasının ölümünden sonra Sultan Mehmed Olcaytu Han'ın emriyle ve İşboğa Noyin'in gözetiminde 712'de [1312-13] birinci defa Simre hükümdarı olup Amasya'da oturdu. Dört yıl kadar hüküm sürdü; 716 şevvalinde [1316] Sultan Mehmed Olcaytu Han'ın ölümü üzerine gözetmen İşboğa Noyin tarafından görevden alınıp Havza'daki çiftliğine gönderildi. Oraya da "Simre-i Havza" denildi.

718'de [1318-19] Sivas valisi Emîr Timûrtaş Bey'in Selçuk hanedanını ezme ve ortadan kaldırma girişimi sırasında kardeşi Sultânşâh ile saklandı. Önce Taşan Bey'in yanında Taşan Dağı'nda kaldı. Fakat Argunbay'ın takibine rastladığından kardeşi Karahisâr-ı Şarkî Emîri Behramşah Bey'in yanına kaçtı; kendisi de Amasya'nın güney çevresi emîri Kayıoğlu Kürt Bey'in çiftliğine sığındı.

Burada uzun süre oturdu. Kızını Kürt Bey'e verdi. Sonunda 727'de [1326-27] Emîr Timurtaş'ın Mısır'a kaçması ve öldürülmesi üzerine Sultan Ebû Saîd Bahadır Han'ın affına uğrayıp Havza çevresinde kendisine temlik edilen büyük çiftliğinde rahat yaşadı. Çocuklarını burada barındırdı. 739 yılı sonlarında [1339] Amasya beylerinin anlaşmazlığından doğan karışıklığa son vermek düşüncesiyle damadı Kürt ve Taşan Beyler tarafından Simre hükümdarı ilan edilerek ikinci defa Amasya'ya gelip Selçuk hanedanından padişah oldu.

Fakat on dört ay kadar hüküm sürebildi. Sivas Emîri Ertana Bey'in kışkırtmasıyla Niksar Beyi Sirâceddîn Doğanşah 741 yılı başlarında [1340-41] Amasya'yı ele geçirdi. Bu sırada zorunlu olarak Havza'daki çiftliğine çekildi.

755 yılı ortalarında [1354] torunu Hacı Kutluşah tarafından üçüncü defa Simre hükümdarı ilan edilince Amasya'ya gelip törenle hükümet tahtına oturdu. Hacı Kutluşahzâde Emîr Seyfeddîn Şâdgeldi Paşa da beylerbeyi oldu. Bu defasında iki yıl kadar hüküm sürebildi.

Fakat Hacı Kutluşah 757'de [1356] Karamanlılara yenildiğinden Halfetzâde Emîr Sücâeddîn Süleyman Bey Amasya'yı ele geçirirken çaresiz olarak hükümet tahtından çekilip çiftliğine gitti. Orada büyük üzüntüsünden ve yaşlılığından hastalanıp 758 yılı başlarında [1357] öldü. Şeyh Savcı köyünde gömülüdür.

Kendisi "Gâzi Çelebi" diye tanınır. Kabrini birçok kez ziyaret edip inceledim. Baş tarafına dikilmiş uzun ve dikdörtgen biçimli taşta ve başka yerlerinde kitabeye dair bir şey göremedim. Ancak halk arasında bu kabrin Sultan Altunbaş Gazi Çelebi'ye ait olduğu yaygın ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir bilgidir.

Oğullarından Mes'ûd, Alparslan, Keykubâd ve Keyhüsrev bilinmektedir. Mes'ûd Şehzade Kılıçarslan Şah, Sivas Emîri iken 781'de [1379-80] Kadı Burhaneddin'in elinde öldürüldü. Bunun torunu olup Amasya'da Hoca Sultan Zâviyesi önünde gömülü bulunan ve 888'de [1483] ölen Hoca Sultan Şemseddîn Ahmed Çelebi bin Saîd bin Mahmûd Şah bin Kılıçarslan Şah tanınmıştır.

Alparslan Şah, tarihte "İlarslan" diye anılır; Amasya'nın kuzeyindeki çiftlik İlarslan Köyü diye bilinir. Keykubâd Şah, Simre-i Lâdik Emîri olup çocukları "Kubâdoğulları" diye tanınır. Keyhüsrev Şah da Sivas'ta yeğeniyle birlikte öldürüldü. Çocukları "Hüsrevşahoğulları" diye bilinir. Bunun torunu İskender Bey bin Nâsıreddîn Şah bin Hüsrev Şah'tır.

Sultan, ikinci tahta çıkışında mallarının bir kısmını, üçüncü tahta çıkışında malların geri kalanını çocuklarına vakfetti. Üç parça vakfiyesini Havza kazası ileri gelenlerinden Hacı Mahmûd Ağazâde Bayram Efendi'nin elinde okumuştum. Vakıf Kayıtları İdaresi'ne memur edildiğimde bunları getirtip kendi acizane gayretimle kaydettim ve tescil ettirdim.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • cülûs: tahta çıkma
  • nâzır: gözetmen; burada Moğol hanının görevlendirdiği denetçi vali
  • Noyin: Moğollarda komutan, bey
  • hal': görevden alma, tahttan indirme
  • ihtifâ: gizlenme
  • temlik: mülk olarak verme
  • hafîd: torun
  • vakfiye: vakıf kuran kişinin mal ve şartlarını yazdığı belge
  • Kuyûd-ı Vakfiye İdâresi: vakıf kayıtlarının tutulduğu idare
  • mütevâtir: kuşaktan kuşağa, birçok kişi tarafından aktarılan

Altunbaş Kimdir

Taceddin Altunbaş, "Gazi Çelebi" lakabıyla anılan, Anadolu Selçuklu Devleti'nin son hükümdarı II. Gıyaseddin Mesud'un oğludur. Babası II. Mesud ikinci hükümdarlık döneminde (1302-1308) Kayseri'de öldü. Altunbaş'ın Amasya merkezli yönetimi, Selçuklu hanedanının İlhanlı gözetiminde yaşadığı son dönemin yerel bir uzantısıdır. Hüsameddin'in sıraladığı üç hükümdarlık, kısa ve kesintili yönetimlerin iç içe geçtiği bir tablo çizer: 1312-1316 arası birinci, 1339 sonunda başlayıp yaklaşık on dört ay süren ikinci, 1354 civarında başlayıp iki yıl süren üçüncü dönem. Metindeki yılları, kaynaklarda ortaya çıkan başka tarihlerle karşılaştıran bir çalışma bulunamadı; bu nedenle rakamlar Hüsameddin'in aktardığı biçimiyle verilmiştir.

Mezarı ve Türbesi

Hüsameddin'in "Şeyh Savcı karyesi" dediği yer Havza'da, eski adıyla Umurbey köyüdür. Kültür ve Turizm Bakanlığı kaydında yapı "Şeyh Savcı ve Sultan Altunbaş Türbesi" olarak geçer. Türbenin kitabesi yoktur. Vakıf kayıtlarındaki 1344 tarihli belgeye göre yapı XIV. yüzyılın ikinci yarısında yapılmış olmalıdır. Mezarın üstü Selçuklu dönemine ait eski kesme taşlarla kaplıdır ve süslü bir baş taşı vardır. Bu tarif, Hüsameddin'in "uzun ve dikdörtgen taş" ve "kitabe yok" gözlemiyle uyuşur. Sultanın Şeyh Savcı'ya (kimi kaynaklarda Şeyh Safi) saygı duyduğu, Selçuklu hâkimiyetinin sona ermesine çok üzüldüğü ve ölünce oraya gömülmek istediği anlatılır. Altunbaş'ın ölüm yılı kaynaklarda 1356-57 verilir, Hüsameddin'in 758'i [1357] ile örtüşür. Türbe bugün ziyaret edilen bir yerdir.

Altunbaş'ın Amasya'daki medresesi ve türbesi üzerine ayrıca bir akademik çalışma yazılmıştır; bu çalışmanın tam metnine ulaşılamadığından içeriği buraya alınmamıştır.

Hüsameddin'in Vakıf Belgeleri

Hüsameddin metnin sonunda üç parça vakfiyeyi Havza eşrafından Bayram Efendi'nin elinde gördüğünü, Kuyûd-ı Vakfiye İdaresi'ndeki görevi sırasında bunları getirtip kaydettiğini söyler. Bu, yazarın hem tarihçi hem de vakıf kayıtları memuru olarak çalıştığını gösteren önemli bir ayrıntıdır; bilgilerinin bir bölümü doğrudan belgeye dayanır. Torun Hacı Kutluşah ile Şâdgeldi Paşa'nın adı da bu metinde geçer; Şâdgeldi Paşa Amasya tarihinde ayrıca anılan bir kişidir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.