İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · İKİNCİ FASIL

Bâlî Çelebi-Yeni Beyzâde

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 393 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ

Özgün Metin

Lâdiklidir. Hasan Çelebi mahdûmudur. Amasya vâlisi Şehzâde Sultân Ahmed ricâlinden olup ümenâdan oldu. Hayli zaman cizye muhasebecisi olup servet ü sâmân edinmişti. Lâdik’de yaptırdığı mescid-i şerîf mesâlihine 918’de Karacavirân karyesini vakf etdi.

Şehzâde Sultân Ahmed’in ihnâkından sonra Lâdik’e çekilip on yıl kadar menkûbâne yaşadı. 935’de Amasya Mukâta’ât emîni olup 940 sâline doğru vefât etdi. Sadr-ı esbak Tayyar Mehmed Paşa bunun hafîdidir.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Lâdiklidir. Hasan Çelebi'nin oğludur. Amasya valisi Şehzâde Sultan Ahmed'in adamlarından olup eminlerden oldu. Uzun süre cizye muhasebecisi olarak çalışıp servet ve eşya edinmişti. Lâdik'te yaptırdığı mescidin giderleri için 918'de [1512-13] Karacavirân köyünü vakfetti.

Şehzâde Sultan Ahmed'in boğdurulmasından sonra Lâdik'e çekilip on yıl kadar sıkıntı içinde yaşadı. 935'te [1528-29] Amasya Mukâta'ât emîni olup 940 [1533-34] yıllarına doğru öldü. Eski sadrazam Tayyar Mehmed Paşa bunun torunudur.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • ricâl: adamlar, devlet adamları
  • ümenâ: eminler, bir işe güvenilerek atanan görevliler
  • cizye muhasebecisi: cizye hesaplarını tutan görevli
  • servet ü sâmân: mal ve eşya
  • mescid-i şerîf: mescit
  • mesâlih: işler, giderler
  • karye: köy
  • ihnâk: boğma
  • menkûbâne: felâkete uğramış gibi, sıkıntılı
  • mukâta'ât emîni: devlet gelirlerinin mukataa olarak işletilmesine bakan görevli
  • sadr-ı esbak: eski sadrazam
  • hafîd: torun

Tayyar Mehmed Paşa

Metinde adı geçen sadrazam, IV. Murad'ın Bağdat seferinde sadrazamlığa getirilen Tayyar Mehmed Paşa'dır. Abdülkadir Özcan'ın yazdığına göre Paşa, 1034'te (1625) şehit olan eski Bağdat valisi Uçar Mustafa Paşa'nın oğludur ve "Lâdikli Yeni Bey sülâlesinden geldiği nakledilir"; bu bilgi için Hüsameddin'in kitabı gösterilir. Yani sülâle bağlantısı bir başka kaynakta da yer alır, ancak kaynağı yine Hüsameddin'dir. Hüsameddin'in "hafîd" sözünü Bâlî Çelebi'nin doğrudan torunu olarak mı, soyundan gelen biri olarak mı kullandığı belirsizdir; Paşa'nın Bâlî Çelebi ile bağı başka bir kaynakta doğrulanamadı.

Aynı maddeye göre Tayyar Mehmed Paşa 1027'de (1618) Urfa sancakbeyi, 1030'da (1621) Halep valisi, 1622'de Sivas beylerbeyi oldu. Sivas'ta Abaza Paşa ile karşılaştı; sonra Kayseri yakınında yapılan savaşta (5 Eylül 1624) hükûmet kuvvetlerinin üstün gelmesini sağladı. Sonraki yıllarda Şam, Erzurum ve Diyarbekir beylerbeyiliklerinde bulundu. 27 Ağustos 1638'de (16 Rebîülâhir 1048) Bağdat seferi sırasında sadrazamlığa getirildi, kuşatmada 23 Aralık 1638'de (16 Şâban 1048) şehit oldu. Mezarı Bağdat'ta İmâm-ı Âzam hazîresindedir; babası Uçar Mustafa Paşa'nın mezarının ayak ucundadır. Oğulları Mustafa, Ahmed ve Hüseyin paşalar da beylerbeyiliklerde bulunmuştur.

Şehzade Ahmed'in Sonu

Bâlî Çelebi'nin Karacavirân vakfı 918 tarihlidir. Şehzade Ahmed'in boğdurulması ise Emecen'e göre Yenişehir ovasındaki savaşın (8 Safer 919 / 15 Nisan 1513) sonrasındadır; yani vakıf, Ahmed'in sonundan kısa süre önce yapılmıştır.

Hasan Çelebi, Bâlî Çelebi'nin Lâdik'teki mescidi ve Karacavirân köyü hakkında okunan kaynaklarda bilgi bulunamadı. Bâlî Çelebi'nin 935'teki Amasya mukâta'ât eminliği de doğrulanamadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 393. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

7. Cilt içindekiler