Merzifonludur. 1157 cemâziyelevvelinin yirmi beşinci günü ikinci def'a Amasya mutasarrıfı ve Mîrzâ Ağa da Amasya mütesellimi olup geldi. Cemâziyelâhir gurresinde mevâlîden Şeyhzâde Ahmed Efendi Amasya kadısı ve Yûnus Efendi nâ'ibi oldu.
Şa'bânda aylardan beri Köprü kadısı Sâlih ve müftüsü Hacı Mustafâ Efendiler'le a'yân Cârullâhoğlu Hacı Hüseyin Ağa arasında devâm eden münâferet dolayısıyla Köprü mahkemesi ansızın basılıp bîçâre kadı acıklı bir sûretde şehîd edildi. Kâtibi yaralandı. [73]
Bunu haber alan Amasya alaybeyi Sarı Beyzâde Mehmed Bey derhâl Köprü'ye gitdi. Kateleden beş adamla berâber müftü ve a'yânı Amasya'ya getirip tevkîf ederek mahkemeye verdi. Ramazânda takdîm edilen mebâliğ-i mühimme ile Cevher Paşa tarafından bilâ-muhâkeme mevkûflar salıverildi. Bu yüzden şevvâlde azl edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Merzifonludur. 1157 [1744] yılı cemaziyelevvel ayının yirmi beşinci günü ikinci defa Amasya mutasarrıfı oldu; Mirza Ağa da Amasya mütesellimi olarak geldi. Cemaziyelahir ayının ilk günü, büyük kadılık rütbesindeki ulemadan (mevâlî) Şeyhzade Ahmed Efendi Amasya kadısı, Yunus Efendi de onun naibi oldu.
Şaban ayında, Köprü kadısı Salih Efendi, Köprü müftüsü Hacı Mustafa Efendi ve ayandan Carullahoğlu Hacı Hüseyin Ağa arasında aylardır süren düşmanlık yüzünden Köprü mahkemesi ansızın basıldı ve zavallı kadı acıklı bir şekilde öldürüldü. Kâtibi de yaralandı.
Bunu haber alan Amasya alaybeyi Sarı Beyzade Mehmed Bey hemen Köprü'ye gitti. Katillerden beş kişiyle birlikte müftüyü ve ayanı Amasya'ya getirip tutukladı ve mahkemeye teslim etti. Ramazan ayında sunulan yüklü miktarda para karşılığında Cevher Paşa tutukluları yargılamadan serbest bıraktı. Bu yüzden şevval ayında görevden alındı.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mutasarrıf: sancağı elinde tutan, gelirini alan yönetici paşa
- mütesellim: mutasarrıf sancağa gelmediğinde onun adına yönetimi yürüten vekil
- mevâlî: büyük şehir kadılığı derecesine yükselmiş ulema
- nâ'ib: kadının vekili, onun adına davalara bakan yardımcı yargıç
- gurre: Arap ayının ilk günü
- münâferet: birbirinden nefret etme, geçimsizlik, düşmanlık
- a'yân: kasabanın ileri gelenleri; burada Köprü'nün seçilmiş ayanı
- bîçâre: zavallı, çaresiz
- katele: katiller
- tevkîf: tutuklama
- mebâliğ-i mühimme: büyük miktarda para
- bilâ-muhâkeme: yargılamadan
- mevkûf: tutuklu
- azl: görevden alma
Cevher Mehmed Paşa'nın İkinci Gelişi
Hüsameddin'in önceki maddelerde anlattığına göre Cevher Mehmed Paşa, Merzifon'un Zoğu nahiyesinden sipahi Osman bin Mehmed'in oğludur ve Teymur Süleyman Paşa'nın kardeşidir. Ağabeyi 1154 şabanında [Ekim 1741] Sivas valisi olunca, o sırada Çorum beyi olan Cevher Bey'e beylerbeyi rütbesiyle Amasya sancağı verilmişti. Bu madde onun ikinci Amasya mutasarrıflığıdır ve yalnızca beş ay kadar sürmüştür: 25 Cemaziyelevvel 1157 Temmuz 1744'ün ilk günlerine, azledildiği şevval ayı da aynı yılın kasımına denk gelir. Bu tarihler Nâdir Şah'ın Kars'ı kuşattığı aylardır; sancak yöneticilerinin dikkati doğu cephesine çevrilmişken taşradaki asayişin ne kadar kolay bozulabildiğini bu madde açıkça gösterir. Başka kaynaklarda Cevher Mehmed Paşa'nın hayatına dair ayrıntılı bir bilgiye rastlanmadı.
Köprü Kazası
Metinde adı geçen Köprü, bugün Samsun'a bağlı olan Vezirköprü'dür. Kasaba Osmanlı yönetimine geçtikten sonra Sivas'a bağlı Amasya sancağının bir kazası olmuş ve bu durumunu Cumhuriyet dönemine kadar korumuştur. 1647'de buraya gelen Evliya Çelebi, Köprü'yü Amasya livasına bağlı 140 köylü bir kaza olarak tanıtır; yirmi kadar mahallede kırka yakın mescit ve camiden, irili ufaklı yetmiş kadar konaktan söz eder. Kasabanın asıl yükselişi Köprülü Mehmed Paşa ile başlamıştır. Paşa gençliğinde buraya yerleşip evlenmiş, "Köprülü" lakabını da bu kasabadan almıştır; onun ve eşi Ayşe Hatun'un yaptırdığı cami, bedesten, hamam ve namazgâh kasabanın bugünkü tarihî dokusunun çekirdeğini oluşturur. Köprü'nün "Vezirköprü" adıyla anılması da bu vezire nispetledir. Hüsameddin'in anlattığı olay, Köprülüler'in parlak devrinden yaklaşık seksen yıl sonra kasabada ayanla kadı arasındaki çekişmenin ne kadar sertleşebildiğini gösteren nadir bir yerel kayıttır.
Mahkemede Öldürülen Kadı
Osmanlı taşrasında kadı, yalnızca davalara bakan bir yargıç değildi; kazanın hem hukuk hem de idare işlerinden sorumlu temsilcisiydi. Ayan ise kasaba halkının devlet karşısındaki sözcüsü olarak seçilen, çoğu zaman iltizam ve mâlikâne yoluyla zenginleşmiş yerli bir ileri gelendi. XVII. yüzyıldan itibaren ayan iktisadî, sosyal ve askerî bakımdan güçlenmiş, XVIII. yüzyılda bölgelerinin merkezle ilişkilerinde en etkili kişiler haline gelmeye başlamıştı. Bu güç dengesinde bir kadının ayanla ve müftüyle aylarca süren bir çekişmeye girmesi, sonunda mahkemenin basılıp kadının öldürülmesiyle sonuçlanmıştır. Metin, müftünün kadının yanında mı yoksa karşısında mı olduğunu açıkça söylemez; ancak hem bu maddede hem de bir sonraki maddede müftünün ayanla birlikte tutuklanması, onun kadının karşısındaki tarafta yer aldığını düşündürmektedir.
Aynı yıllarda Anadolu'nun başka yerlerinde de benzer kanunsuzlukların sık görüldüğü bilinmektedir. 1742'den itibaren tutulan Anadolu Ahkâm defterleri üzerine yapılan çalışmalar, İznik, Yalakabad ve Görele gibi kazalarda 1742-1743 yıllarında devlet görevlilerinin ve yerli güçlerin halka zulmüne dair pek çok şikâyetin İstanbul'a ulaştığını, bunlara kaza naiplerine gönderilen emirlerle çözüm arandığını gösterir. Araştırmacılar bu tür olayları XVIII. yüzyılda taşra düzeninde görülen bozulmanın bir sonucu olarak değerlendirir. Hüsameddin'in kaydı, bu genel tabloya Amasya sancağından somut bir örnek ekler.
Alaybeyi Sarı Beyzade Mehmed Bey
Alaybeyi, sancaktaki tımarlı sipahilerin komutanı ve askerî işlerde sancakbeyinin en önemli yardımcısıydı; terfi ettiğinde sancakbeyi de olabilirdi. Olay yerine ilk koşan ve suçluları yakalayan kişinin alaybeyi olması, sancakta asayişi sağlama görevinin bu sırada fiilen onun omuzlarında bulunduğunu gösterir. Hüsameddin, 1128 [1716] yılında Mora seferinde gösterdiği yararlılıklar üzerine "sâbık alaybeyi Sarı Beyzade Mehmed Bey"e Çorum beyliği verildiğini de kaydeder. Aradan yirmi sekiz yıl geçtiği için bu iki Mehmed Bey'in aynı kişi mi, yoksa aynı aileden iki ayrı kuşak mı olduğu kesin değildir; ancak Sarı Beyzadelerin alaybeyliği kuşaktan kuşağa sürdüren bir Amasya ailesi olduğu anlaşılmaktadır.
Maddenin sonu, dönemin yönetim anlayışına dair dikkat çekici bir ayrıntı içerir: Alaybeyinin yakalayıp mahkemeye teslim ettiği tutuklular, mutasarrıfa sunulan yüklü bir para karşılığında yargılanmadan serbest bırakılmıştır. Paşanın kısa süre sonra azledilmesi, olayın İstanbul'a yansıdığını ve rüşvetle kapatılmak istenen bir kadı cinayetinin merkezce hoş görülmediğini düşündürür. Dava bununla kapanmamış, bir sonraki mutasarrıf döneminde yeniden ele alınmıştır. Maddede adı geçen Şeyhzade Ahmed Efendi, Yunus Efendi, Mirza Ağa ve Carullahoğlu Hacı Hüseyin Ağa hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 649–649. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 1-4. Cilt, Amasya Belediyesi e-kitap, s. 633, https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page633.html
Akademik çalışmalar
- Özcan Mert, "Âyan", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ayan
- Ziya Kazıcı, "Alay", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/alay--osmanli
- Mustafa Kaya, "18. Yüzyılın Ortalarında Osmanlı Taşrasında Görülen Kanunsuzluklar ve Şikâyetler: İznik, Yalakabad ve Görele Kazaları Örnekleri", Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi, 5/16, 2018, s. 137-151, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/536404
Kitaplar