İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ebu’l-Kâsım Mehmed Efendi-Kassâm

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 84 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasyalı Ahmed oğludur. Müfessir Hızır Efendi’den ahz-ı ulûm edib ders-i âm, 1091’de Havza’da Firuz Ağa, 1094’de Amasya’da Ayas Ağa Medreselerine müderris, 1096’da Havza kadısı, 1098’de Amasya kassâmı olup 1108 hudûdunda vefât etdi. Ulemâdan idi. [251]

Mahdûmu Abdullah Bedrî Efendi “Kassâmzâdelikle” ma’rûf-ı şu’arâdandır.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalı Ahmed'in oğludur. Müfessir Hızır Efendi'den ilim alarak ders-i âm oldu; 1091'de [1680] Havza'da Firuz Ağa, 1094'te [1683] Amasya'da Ayas Ağa medreselerine müderris, 1096'da [1684-85] Havza kadısı, 1098'de [1686-87] Amasya kassamı oldu ve 1108 [1696-97] civarında vefat etti. Âlimlerdendi.

Oğlu Abdullah Bedrî Efendi, "Kassâmzâde" lakabıyla tanınmış şairlerdendir.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • müfessir: Kur'an tefsircisi
  • kassâm: miras davalarına bakıp terekeyi mirasçılar arasında bölüştüren şer'î görevli
  • hudûdunda: civarında, sularında
  • ma'rûf: tanınmış, bilinen
  • şu'arâ: şairler

Hocası Müfessir Hızır Efendi

Ebu'l-Kâsım Mehmed Efendi'nin hocası, XVII. yüzyıl Amasya'sının önde gelen âlimlerinden müfessir Hacı Hızır Efendi'dir. Hüsameddin'in dokuzuncu cildindeki uzun biyografisine göre Hızır Efendi 1006'da Amasya'nın Hacı İlyas Mahallesi'nde doğmuş, 1030'da Sultan Bayezid Medresesi muidi, 1041'de Yörgüç Paşa müderrisi olmuş ve 1043'te Amasya kassamlığına getirilmiştir. Böylece öğrencisinin yaklaşık yarım asır sonra üstleneceği görevi kendisi de yapmıştır. Dört kez Amasya müftüsü olan Hızır Efendi, Amasya mutasarrıfı Köprülü Mehmed Paşa'ya bazı şer'î meselelerde karşı çıktığı için 1060'ta azledilmiş, 1070'te şehir kethüdası Mumcuzâde Seyyid Ahmed Ağa'nın düzenlediği şikâyetler ve yalancı şahitlikler sonucunda mahkûm edilip Kıbrıs'a gönderilmiş, Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa'nın sadaretinde itibarı iade edilerek Amasya'ya dönmüştür. 8 Zilhicce 1084'te vefat etmiş ve Halfet Gazi mezarlığına gömülmüştür. En'âm suresine kadar ulaşan bir tefsiri, fıkıh usulünde Gusûnü'l-usûl ve onun şerhi, belâgatte Unbûbü'l-belâğa, ferâizde Lübbü'l-ferâiz gibi eserleri vardır.

Hüsameddin, Hızır Efendi'nin tefsir ve hadis okuttuğu günlerde Sultan Bayezid Camii'nin dolup taştığını, öğrencilerinden pek çok kadı, müderris ve müftü çıktığını yazar. Ebu'l-Kâsım Mehmed Efendi'nin yolu da bu halkanın tipik bir örneğidir: Amasya ve çevresindeki medreselerde müderrislik, ardından Havza gibi bir kasabada kadılık, sonra Amasya'da kassamlık. Hızır Efendi'nin dış kaynaklarda ayrıntılı bir biyografisine rastlanmadı; yukarıdaki bilgiler Hüsameddin'in kaydına dayanır.

Havza'daki Firuz Ağa Medresesi

Mehmed Efendi'nin ilk müderrislik yeri olan Havza'daki medrese, İstanbul'da Sultanahmet'teki Firuz Ağa Camii'nin banisi Firuz Ağa'nın eseridir. İstanbul camisinin kapısındaki kitabeye göre Firuz Ağa, II. Bayezid'in başhazinedarıydı ve camiyi 896'da (1490-91) yaptırmıştı. 918'de (1512-13) ölerek cami hazîresindeki türbesine gömülmüştür. 953 (1546) tarihli İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri'ne göre Firuz Ağa b. Abdülhayy'ın camisi yanında bir muallimhanesi, Havza'da bir medresesi, Semendire Kalesi ile Saray kasabasında çeşmeleri vardı ve bu eserler için çok sayıda vakıf yapılmıştı.

Hüsameddin birinci ciltte Havza'yı anlatırken medreseyi 900 yılında "Kızlar Ağası diye meşhur Firuz Ağa"nın kasabanın ortasında, dağ tarafında kârgir ve sağlam olarak yaptırdığını yazar. Aynı Firuz Ağa'nın ünvanı bir kaynakta başhazinedar, Hüsameddin'de ise kızlar ağası olarak geçer; Havza medresesinin vakıf defterinde aynı kişiye bağlanması, ikisinin aynı Firuz Ağa olduğunu gösterir. Hüsameddin, dört yüz yıl ilim yuvası olan Firuz Ağa Medresesi'nin 1300 [1882-83] yılında hükümet konağı yapıldığını, dershanesinin hapishaneye, cephesinin alt katının zabıta koğuşuna çevrildiğini ve kocaman kasabada çocuklara ders verecek yer kalmadığını acı bir dille anlatır.

Ayas Ağa (Küçük Ağa) Medresesi

Mehmed Efendi'nin 1094'te müderris olduğu Ayas Ağa Medresesi, Amasya'da "Küçük Ağa Medresesi" adıyla da bilinir. Hüsameddin'e göre Şamlılar Mahallesi'nde Ayas Ağa Camii'nin önündedir ve "Küçük Kapı Ağası" diye tanınan Ayas Ağa tarafından 900'de yaptırılmıştır; medreseler sıralamasında "hamsîn", yani elli akçelik dereceden sayılmış, Hüsameddin'in zamanına kadar mamur kalmıştır. İlk müderrisi Şamlızâde Tâceddin İbrahim Efendi, ondan sonra Emir Kulu Şemseddin Ahmed Efendi'dir. Muhaşşî Sinan Efendi'nin gençliğinde bu medresenin hocası Emîr Kulu Şemseddin Efendi'den ders aldığı başka kaynaklarda da yazılıdır. Hüsameddin'in birinci ciltte medresenin müderrislerini sıraladığı listede 1086'da Pîrî Efendizâde Hâfız Hüseyin Efendi, arada Hâfız Ali Efendi, 1101'de ise İbrahim Efendi anılır; Ebu'l-Kâsım Mehmed Efendi'nin 1094'teki müderrisliği bu listede yer almaz. Başka biyografilerde 1099'da bu medreseye müderris olan Çorumlu Ahmed Efendi gibi adlar da geçtiğinden, listenin eksiksiz olmadığı anlaşılır.

Kassamlık

Mehmed Efendi'nin 1098'de getirildiği kassamlık, Osmanlı yargı teşkilâtının ikinci derecedeki görevlerinden biridir. Kelime "bölmek" anlamındaki kısmet kökünden gelir. Osmanlı uygulamasında kassam, miras davalarında araştırma yapıp anlaşmazlığı karara bağlayan ve terekeyi mirasçılar arasında paylaştıran şer'î memurdu. Yönetici sınıfın mirasını kazasker adına paylaştıran askerî kassam ile reayanın terekesini vilayet ve sancak kadıları adına bölüştüren beledî ya da şehrî kassam diye ikiye ayrılırdı. Hüsameddin, Mehmed Efendi'nin bu iki türden hangisinde görev yaptığını belirtmez. Hızır Efendi'nin de bir zamanlar kassamlık yapmış olması, görevin Amasya'da ilmiye mensuplarının kariyerinde olağan bir basamak sayıldığını düşündürür.

Mehmed Efendi'nin kassamlığa getirildiği 1098 yılı, Hüsameddin'in "1098 vak'a-i hâilesi" ve "1099 vak'ası" diye andığı, Amasya'daki ilmî kurumları sarsan karışıklıkların hemen öncesine ya da başına rastlar.

Kassâmzâde Bedrî

Oğlu Abdullah Bedrî Efendi'nin "Kassâmzâde" diye tanınması, babasının görevinden kalan bir lakaptır. Başka kaynaklarda bu şaire dair bilgiye rastlanmadı; aynı mahlası kullanan başka şairlerle karıştırılmaması için "Kassâmzâde" lakabı ayırt edici bir ipucudur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 84–84. amasya.bel.tr
  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 1. Cilt, Mukaddime (medreseler; Havza), s. 155–160, 174–178 ve 194–198; 6. Cilt, "Ahmed Efendi-Müftü el-Hâc" maddesi, s. 185; 9. Cilt, "Hızır Efendi-Müfessîr el-Hâc" maddesi, s. 117–118.

Akademik çalışmalar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.