Amasyalıdır. Meşâhîr-i fuzalâdan Hâfızeddîn Mehmed bin Ahmed bin Âdil el-Berda’î mahdûmudur. Pederi Amasya’da Hüseyniyye müderrisi iken doğdu. Sonra pederiyle beraber İstanbul’a gidip orada tahsîl-i ulûm etdi. Pederinden mülâzım ve ders-i âm ve müderris oldu. [252]
957’de pederinin vefâtı üzerine Amasya’da Hüseyniyye müderrisi olup geldi. Amasya vâlisi Şehzâde Sultân Mustafa’ya tekarrub ederek cülûsunu dört gözle beklerken 960 şevvâlinde şehîden vefât etdiğini görüp müte’ellim oldu.
Ba’dehû kazaya rızâ verip hayli bilâda kadı olarak 983’de Filibe kadısı oldu. 985’de ma’zûlen İstanbul’a gelip 990’da vefât etdi. Ulemâ-yı kudâtdan olup Amasya kadısı da olmuş, Şehzâde Sultân Mustafa’nın vefâtı bütün ümitlerini kırmıştı.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Tanınmış faziletli âlimlerden Hâfızeddîn Mehmed bin Ahmed bin Âdil el-Berda'î'nin oğludur. Babası Amasya'da Hüseyniyye Medresesi müderrisi iken doğdu. Sonra babasıyla birlikte İstanbul'a gidip orada öğrenim gördü. Babasının yanından mülazım (atanmayı bekleyen medrese mezunu) olarak çıktı; ardından ders-i âm ve müderris oldu.
957'de [1550] babasının ölümü üzerine Hüseyniyye müderrisi olarak Amasya'ya geldi. Amasya valisi Şehzade Sultan Mustafa'ya yakınlık kurarak onun tahta çıkışını dört gözle beklerken, şehzadenin 960 yılı şevvalinde [Ekim 1553] şehit edildiğini görüp derin bir acıya düştü.
Bundan sonra kadere razı olup birçok şehirde kadılık yaptı ve 983'te [1575-76] Filibe kadısı oldu. 985'te [1577-78] görevden alınmış olarak İstanbul'a geldi ve 990'da [1582] öldü. Kadılık yapan âlimlerdendi; Amasya kadılığında da bulunmuştu. Şehzade Sultan Mustafa'nın ölümü bütün umutlarını kırmıştı.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- meşâhîr-i fuzalâ: tanınmış faziletli âlimler
- tahsîl-i ulûm: ilim öğrenme
- mülâzım: medreseyi bitirip bir büyük âlimin kaydıyla müderrislik ya da kadılık sırasına giren aday
- tekarrub: yakınlaşma, gözüne girme
- cülûs: tahta çıkış
- müte'ellim: acı duyan, kederli
- ba'dehû: bundan sonra
- bilâd: şehirler, memleketler
- ma'zûlen: görevden alınmış olarak
- ulemâ-yı kudât: kadılık yolunu tutan âlimler
Babası Hâfız-ı Acem
Maddenin "Acemzâde" lakabı babasından gelir. Hâfızüddin Muhammed b. Ahmed b. Âdil Paşa, kaynaklarda en çok Hâfız-ı Acem adıyla anılır; Kafkasya'da Arrân'ın Berdaa şehrinde doğduğu için Berdaî nisbesini taşır. Tebriz'de yetişmiş, Şah İsmâil'in Şiîliği yayma yolundaki baskıları yüzünden kardeşi Abdülfettah ile birlikte Osmanlı ülkesine geçmiş, 907'de (1501) Amasya'ya gelmiştir. Burada Amasyalı Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi'nin çevresine girmiş, yine Amasyalı hattat Şeyh Hamdullah'tan icazet almıştır. Ankara, Merzifon, İstanbul ve İznik medreselerinden geçerek Ayasofya müderrisliğine yükselmiş, 948'de (1541-42) emekliye ayrılmış, fıkıh, kelâm ve belâgat üzerine çok sayıda Arapça eser yazmıştır. Devrin müellifleri onu çağının en bilgili müderrisi sayar.
Hüsameddin babanın ölümünü 957 olarak verir. Bu tarih Taşköprizâde ile Mecdî'nin verdiği tarihtir; ancak dönemin tarihî takvim kaydına göre Hâfız-ı Acem 23 Muharrem 958'de (31 Ocak 1551) ölmüştür ve bugünkü araştırmalar bu ikinci tarihi daha kesin kabul eder. Babanın Amasya'da Hüseyniyye müderrisliği yaptığı bilgisi ise başka biyografilerde geçmez; onlar Hâfız-ı Acem'in ilk görev yerini Ankara Medresesi olarak verir.
Oğlunun Hayatı Başka Kaynaklarda
Hâfız-ı Acem'in oğullarından biri Hâfızzâde lakabıyla tanınan Ebü'l-Meâlî'dir. Babasının Risâle fî tasvîri'l-heyûlâ adlı eserinin bir nüshası üzerinde bulunan sahiplik kaydından, onun Ürgüp'te kadılık yaptığı, daha sonra Filibe kadılığından azledildiği ve 990'da (1582) İstanbul'da öldüğü anlaşılır. Atâî ile Sicill-i Osmânî'nin verdiği bu bilgiler Hüsameddin'in anlattığı Filibe kadılığı, azil ve ölüm tarihiyle tam olarak örtüşür. Hâfız-ı Acem'in bazı ansiklopedik eserlerini oğullarına ders kitabı gibi okuttuğu da kaydedilir.
Hüseyniyye Medresesi
Medrese-i Hüseyniyye, Amasya'da Büyük Ağa ya da Kapı Ağası Medresesi adlarıyla bilinen yapıdır. Kitabesine göre II. Bayezid'in kapı ağası Hüseyin Ağa tarafından 894 (1489) yılında Şamlar Mahallesi'nde, Yeşilırmak kıyısında yaptırılmıştır. Osmanlı medreseleri arasında benzeri hemen hiç olmayan sekizgen planıyla tanınır. 1940'tan sonra terk edilip harap olmuş, 1980'li yıllarda Vakıflar İdaresi'nce yenilenmiş, bugün Kur'an kursu olarak kullanılmaktadır.
Şehzade Mustafa'ya Bağlanan Umutlar
Hüsameddin'in bu kısa maddede en çok vurguladığı nokta, Ebü'l-Meâlî'nin geleceğini Şehzade Mustafa'ya bağlamış olmasıdır. Kanuni'nin büyük oğlu Mustafa 16 Haziran 1541'den ölümüne kadar Amasya sancakbeyiydi ve burada şiire ve ilme destek veren, adaletiyle tanınan bir şehzade olarak ün kazanmıştı. 6 Ekim 1553'te, hicrî tarihle 960 yılı şevvalinin sonlarında, Konya Ereğlisi yakınındaki ordugâhta babasının çadırında boğduruldu. Hüsameddin'in verdiği "960 şevvali" tarihi bu kayıtlarla uyuşur. Şehzadenin Amasya'da kurduğu çevreye yakın duran bir müderris için bu ölüm, kariyerinin yönünü değiştiren bir kırılma olmuştur; Ebü'l-Meâlî'nin sonraki yıllarını müderrislik yerine taşra kadılıklarında geçirmesi bu açıdan anlamlıdır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 85–85. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Kitaplar
Diğer kaynaklar