“Sarı Mehmed Paşa” demekle meşhûrdur. 1079 senesi muharreminin beşinde Amasya Mutasarrıfı olup sipâhi müteneffizânından Amasya Kethüdâyeri Geygellili Hasan Ağa Amasya mütesellimi ve rebîülevvel gurresinde Mehmed Efendi Amasya kadısı oldu.
Rebîülevvelin sekizinci cuma günü kaba kuşluk vakti Amasya ve mülhakâtında müthiş ve sürekli bir zelzele olup yerler yarıldı. Korkunç sesler işitildi. Halk meydanlara açık yerlere kaçtı. Kalenin duvarları, Sultân Bâyezîd Câmii’nin kubbeleri, meydan kapısı, kârgir hâneler, ekser câmiin kubbeleri, bedestenin çok yerleri yıkıldı.
Sultân Bâyezîd Câmii’nin sağındaki minaresi şimâle doğru devrildi. Solundaki minaresi kıbleye müteveccihen eğrildi. Pek çok hâneler çöktü. Zelzele fasılalarla günlerce devam etdiğinden ahâli meydanlara kurulan çadırlar altında kaldı. Hayli kimseler vefât etdi.
Rebîülevvelin onuncu günü lâkaydâne hareketten dolayı şehir kethüdâsı el-Hâc Mehmed Ağa’nın azliyle yerine Kâl’a-i Bâlâ Dizdârı Mûsâ oğlu Hamza Ağa şehir kethüdâsı oldu. Çünkü bir takım edânî, zelzeleden istifade etmeye kalkışıp çok kimseleri mutazarrır etmişlerdi.
Bundan dolayı hâdiseler, şikâyetler çoğaldı. Kadı Mehmed Efendi de azledilip şevvâlin gurresinde Abdülbâkî Efendi Amasya kadısı ve yedisinde Merzifonî İbrâhim Ağa Sultân Bâyezîd evkâfı mütevellîsi oldu.
Zilka’de evâilinde Mehmed Bey’in ref‘inden Kadızâde Hüseyin Bey alay [153] beyi oldu. Bu sene evâhirinde tatlı sadâsıyla halkı meftûn eden şâir mûsıkîşinâs Hâfız Mehmed Çelebi vefât etdi.⁶⁶⁸ Şâkirdi Bülbül Ahmed Çelebi yerini tutdu.
Senenin sonunda mutasarrıf Hacı Mehmed Paşa da gidip Amasya sancağı Kars Beylerbeyi Murtezâ Paşa’ya tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
"Sarı Mehmed Paşa" diye tanınır. 1079 yılı Muharreminin beşinde [Haziran 1668] Amasya mutasarrıfı oldu. Sipahilerin nüfuzlularından Amasya kethüdâyeri Geygellili Hasan Ağa Amasya mütesellimi, Rebîülevvel başında da Mehmed Efendi Amasya kadısı oldu.
Rebîülevvel ayının sekizinci günü, bir cuma, kuşluk vaktinin ilerlemiş saatlerinde Amasya'da ve çevresinde korkunç ve uzun süren bir deprem oldu. Yerler yarıldı, korkunç sesler işitildi. Halk meydanlara, açık yerlere kaçtı. Kalenin duvarları, Sultan Bayezid Camii'nin kubbeleri, meydan kapısı, kârgir (taş ve tuğla) evler, camilerin çoğunun kubbeleri ve bedestenin birçok yeri yıkıldı.
Sultan Bayezid Camii'nin sağdaki minaresi kuzeye doğru devrildi, soldaki minaresi kıbleye doğru eğildi. Pek çok ev çöktü. Deprem aralıklarla günlerce sürdüğünden halk meydanlara kurulan çadırlarda kaldı. Epeyce kişi öldü.
Rebîülevvel'in onuncu günü, gösterdiği umursamazlık yüzünden şehir kethüdâsı el-Hâc Mehmed Ağa görevden alındı; yerine Yukarı Kale dizdarı Mûsâoğlu Hamza Ağa şehir kethüdâsı oldu. Çünkü bir takım alçaklar depremden yararlanmaya kalkışıp birçok kişiye zarar vermişlerdi.
Bundan dolayı olaylar ve şikâyetler çoğaldı. Kadı Mehmed Efendi de görevden alındı; Şevval başında Abdülbâkî Efendi Amasya kadısı, ayın yedisinde de Merzifonlu İbrâhim Ağa Sultan Bayezid vakıflarının mütevellisi oldu.
Zilkade başlarında Mehmed Bey'in görevden alınmasıyla Kadızâde Hüseyin Bey alaybeyi oldu. Bu yılın sonlarında tatlı sesiyle halkı kendine hayran bırakan şair ve musikişinas Hâfız Mehmed Çelebi vefat etti; öğrencisi Bülbül Ahmed Çelebi onun yerini tuttu.
Yılın sonunda mutasarrıf Hacı Mehmed Paşa da gitti ve Amasya sancağı Kars Beylerbeyi Murtezâ Paşa'ya verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- müteneffizân: nüfuz sahipleri, sözü geçenler
- kaba kuşluk: kuşluk vaktinin ilerlemiş, öğleye yaklaşan saatleri
- mülhakât: bir merkeze bağlı yerler, çevre
- zelzele: deprem
- kârgir: taş ya da tuğladan yapılmış
- şimâl: kuzey
- müteveccihen: bir yöne doğru
- lâkaydâne: ilgisizce, umursamazca
- Kal'a-i Bâlâ dizdârı: Yukarı Kale'nin muhafız komutanı
- edânî: alçaklar, aşağılık kimseler
- mutazarrır: zarar görmüş
- meftûn: hayran, vurgun
- mûsıkîşinâs: musikiden anlayan, musikişinas
- ser-müezzin: başmüezzin
1668 Büyük Kuzey Anadolu Depremi
Hüsameddin'in birkaç cümleyle anlattığı deprem, Anadolu'nun yazılı tarihindeki en büyük depremlerden biridir. Kitapta verilen tarih, 1079 yılı Rebîülevvel ayının sekizinci günü, cuma, Miladî takvimde Ağustos 1668'in ortasına denk gelir. Bugünkü kaynaklar depremi 17 Ağustos 1668 tarihine koyar; o gün gerçekten de bir cumadır. Kimi yerli kaynaklarda tarih 16 Ağustos olarak geçer; Hicrî-Miladî çevirilerde bir günlük farkın olağan olduğu düşünülürse iki kayıt birbiriyle çelişmez. Depremin saati konusunda da tam bir uyum vardır: Hüsameddin "kaba kuşluk vakti" der, yani öğleye yaklaşan geç sabah saatleri; uluslararası kayıtlar da depremin "geç sabah" saatlerinde olduğunu belirtir.
Bugünkü tahminlere göre depremin büyüklüğü 7,8 ile 8,0 arasındadır ve Türkiye'de kaydedilmiş en güçlü deprem olduğu düşünülmektedir. Kuzey Anadolu Fayı'nın 380 ile 600 kilometre arasında tahmin edilen bir bölümü kırılmış, hasar batıda Bolu'dan doğuda Erzincan'a kadar uzanmıştır. Yaklaşık sekiz bin kişinin öldüğü, bunların bin sekiz yüzünün neredeyse tamamen yıkılan Bolu'da, altı bininin ise Merzifon ile Niksar arasındaki bölgede hayatını kaybettiği bildirilir. Depremden önce batı uçta öncü sarsıntılar hissedilmiş, Tokat'ta artçı sarsıntılar en az altı ay sürmüştür. Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün yayımladığı deprem tarihçesine göre bu depremde Niksar ile Bolu arasındaki fay hattının tamamı kırılmıştır.
Hüsameddin'in kaydı, bu büyük felaketin Amasya'daki yüzünü gösteren yerel bir tanıklıktır. "Deprem aralıklarla günlerce sürdü, halk meydanlara kurulan çadırlarda kaldı" cümlesi, bugünkü sismoloji dilinde uzun bir artçı sarsıntı dizisini anlatır. Şehrin en sağlam yapılarından olan kale duvarlarının, Sultan Bayezid Camii'nin kubbelerinin ve bedestenin yıkılması, sarsıntının şiddetini gösterir.
Sultan Bayezid Camii ve Onarımı
Semavi Eyice, Amasya Bayezid Külliyesi maddesinde Hüsameddin'in tespitlerine dayanarak caminin 999 (Kasım 1590) yılındaki depremde de zarar gördüğünü, kubbe ve kemerlerinin, imaretin kubbelerinin kısmen yıkılıp hemen onarıldığını yazar. Ona göre 1079 [1668-69] depreminde tahribat çok daha büyük olmuş, kubbeler yıkılmış, iki yandaki minareler eğrilmiş, imaret ve tabhânenin kubbeleri çökmüştür. Hüsameddin'in bu maddede sağdaki minarenin kuzeye doğru "devrildiğini", soldakinin ise kıbleye doğru eğildiğini söylemesi, Eyice'nin aktarımındaki "her iki minare eğrildi" ifadesinden biraz daha ağır bir tablo çizer.
Eyice'nin verdiği bir bilgi, maddedeki küçük bir atamayı anlamlı kılar: Caminin bütün zararları, mütevellisi Merzifonlu İbrâhim Ağa tarafından bir yıl içinde giderilmiştir. Hüsameddin, aynı İbrâhim Ağa'nın depremden yaklaşık iki ay sonra, Şevval'in yedisinde Sultan Bayezid vakıflarının mütevelliliğine getirildiğini kaydeder. Bu tayin, depremden harap olan külliyenin onarımı için yapılmış görünmektedir. İbrâhim Ağa'nın bu göreve ilk gelişi de değildir; Hüsameddin onu 1070 yılında da aynı vakfın mütevellisi olarak anmıştı. Bayezid Camii sonraki yüzyıllarda da depremlerden kurtulamamış, 1684 depreminde yeniden hasar görmüş, 1939'da Amasya'da büyük tahribat yapan depremde de son cemaat yerinin bazı kemer ve kubbeleri yıkılmıştır.
Depremin Ardından
Maddenin ikinci yarısı, felaketin toplumsal sonuçlarına dair kısa ama açık bir kayıttır. Bir takım kişilerin depremi fırsat bilip halka zarar vermesi, şehir kethüdâsının ilgisizlikle suçlanıp iki gün içinde görevden alınmasına, ardından şikâyetlerin çoğalmasıyla kadının da değiştirilmesine yol açmıştır. Yeni şehir kethüdâsının Yukarı Kale dizdarı olması, düzenin sağlanması için askerî bir kişiye ihtiyaç duyulduğunu düşündürür.
Maddenin sonunda anılan Hâfız Mehmed Çelebi, öğrencisi Bülbül Ahmed Çelebi ve Hüsameddin'in dipnotta "canlara can katan bir şair ve musikişinas" diye andığı, Sultan Bayezid Camii başmüezzini Hacı Mustafa Medhî Çelebi, XVII. yüzyıl Amasya'sında cami musikisinin canlı bir geleneğe sahip olduğunu gösterir. Bu üç kişiye dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Sarı Mehmed Paşa'nın kendisi hakkında da Hüsameddin'in verdiğinden fazlasına ulaşılamadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 591. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Resmî kaynaklar
Diğer kaynaklar