Köprülüdür. Koca Ağazâde Hasan Ağa’nın mahdûmudur. Köprülü Mehmed Paşa’nın şâtırlığından yetişme olduğundan “Şâtır Ahmed Paşa” demekle meşhûrdur. 1081 senesi rebîülevvelinin üçüncü günü Amasya sancağı mutasarrıfı oldu.
Şâtır Ahmed Paşa selefi gibi harbe me’mûr olduğundan Kara Abdî Beyzâde Mehmed Ağa’yı Amasya mütesellimliğinde ibkâ ederek gitdi. Bundan birkaç gün sonra Tokat voyvodası ve Amasya beytü’l-mâl emîni Sevincerli Ömer Ağa da Karahisar-ı Şarkî beylerbeyi oldu.
Rebîülevvel evâhirinde Çevikçi Baba Tekkesi Şeyhi Süleyman Efendi vefât edib mahdûmu eş-Şeyh Ömer Efendi yerine geçti.
Rebîülâhirde Hamza Ağa’nın ref‘iyle a‘yândan Ziyareli Keçioğlu Mehmed Çelebi şehir kethüdâsı oldu.
Cumâdelûlâda kethüdâyeri Hasan Ağa’nın ve ba‘dehû Alaybeyi Hüseyin Bey’in ref‘lerinden Mehmed Ağa kethüdâyeri ve İbrâhim Beyzâde Mahmûd Bey alaybeyi oldu. Müteâkiben Mutasarrıf Ahmed Paşa da geldi.
Recebin ikinci günü İçerişehir’de Mahmûd Çelebi Tekkesi Şeyhi [155] Hamza Dedezâde sulehâdan eş-Şeyh Mahmûd Efendi vefât edib Bülbül Hâtun Vakfı’ndan aldığı on akçe vazifesi yerine ber-vech-i tekâüd tâyin edilen ulemâdan Mehmed Efendi’ye verildi.
Şa’bânın yirmisinde sadâret kethüdâlığından ma‘zûl Murâd Beyzâde Ahmed Ağa evkâf-ı Sultâniyye mütevellîsi olup İstanbul’dan geldi. Selefi Mehmed Ağa ve Hâtuniye Câmii hatîb ve vâizi Hattât-ı meşhûr Fazlullah Efendi bin Mustafa bu sene vefât etdi.⁶⁶⁹
1082 senesi muharreminde hey’et-i sâbıka yerinde kaldı. Cumâdelûlâ gurresinde Mahmûd Bey’in ref‘inden Kadızâde Hüseyin Bey Amasya alaybeyi oldu. Receb gurresinde Çavuşbaşı Süleyman Ağa’nın ağalarından Amasyalı Hacı Nebîzâde Mehmed Ağa bin Ahmed Ağa Sultân Bâyezîd evkâfı mütevellîsi olup fakat gelemediği cihetle el-Hâc Resûl Efendi Amasya’da vekil oldu.
Recebin on birinde kubbe vezîri Saatci Mehmed Paşa Sivas vâlisi ve şevvâlinde Mutasarrıf Ahmed Paşa da Karesi sancağı mutasarrıfı olduğundan Amasya sancağı sâbık Şehr-i Zor Beylerbeyi es-Seyyid Mehmed Paşa’ya tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Köprülüdür. Koca Ağazâde Hasan Ağa'nın oğludur. Köprülü Mehmed Paşa'nın şatırlığından yetiştiği için "Şâtır Ahmed Paşa" diye tanınır. 1081 yılı Rebîülevvel ayının üçüncü günü [Temmuz 1670] Amasya sancağı mutasarrıfı oldu.
Şâtır Ahmed Paşa da selefi gibi savaşa memur olduğundan Kara Abdî Beyzâde Mehmed Ağa'yı Amasya mütesellimliğinde bırakarak gitti. Bundan birkaç gün sonra Tokat voyvodası ve Amasya beytülmal emini Sevincerli Ömer Ağa da Karahisar-ı Şarkî beylerbeyi oldu.
Rebîülevvel sonlarında Çevikçi Baba Tekkesi şeyhi Süleyman Efendi vefat etti, yerine oğlu Şeyh Ömer Efendi geçti.
Rebîülâhir'de Hamza Ağa'nın görevden alınmasıyla ileri gelenlerden Ziyareli Keçioğlu Mehmed Çelebi şehir kethüdâsı oldu.
Cemâziyelevvel'de önce kethüdâyeri Hasan Ağa'nın, ardından Alaybeyi Hüseyin Bey'in görevden alınmasıyla Mehmed Ağa kethüdâyeri, İbrâhim Beyzâde Mahmûd Bey alaybeyi oldu. Bunun ardından Mutasarrıf Ahmed Paşa da geldi.
Recebin ikinci günü İçerişehir'deki Mahmûd Çelebi Tekkesi'nin şeyhi, salih kişilerden Hamza Dedezâde Şeyh Mahmûd Efendi vefat etti. Bülbül Hatun Vakfı'ndan aldığı on akçelik görev ödeneği, emeklilik karşılığı olarak bu göreve tayin edilen âlimlerden Mehmed Efendi'ye verildi.
Şaban'ın yirmisinde sadaret kethüdâlığından azledilmiş olan Murâd Beyzâde Ahmed Ağa, Sultan vakıflarının mütevellisi olarak İstanbul'dan geldi. Selefi Mehmed Ağa ile Hatuniye Camii hatibi ve vaizi, ünlü hattat Fazlullah Efendi bin Mustafa bu yıl vefat etti.
1082 yılı Muharreminde [Mayıs 1671] görevliler yerlerinde kaldı. Cemâziyelevvel başında Mahmûd Bey'in görevden alınmasıyla Kadızâde Hüseyin Bey Amasya alaybeyi oldu. Recep başında Çavuşbaşı Süleyman Ağa'nın ağalarından Amasyalı Hacı Nebîzâde Mehmed Ağa bin Ahmed Ağa Sultan Bayezid vakıflarının mütevellisi oldu; fakat gelemediği için el-Hâc Resûl Efendi Amasya'da onun vekili oldu.
Recebin on birinde kubbe veziri Saatçi Mehmed Paşa Sivas valisi oldu. Şevval'de Mutasarrıf Ahmed Paşa Karesi sancağı mutasarrıfı olduğundan Amasya sancağı, önceki Şehrizor Beylerbeyi es-Seyyid Mehmed Paşa'ya verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- şâtır: büyük devlet adamlarının atının önünde yürüyen, özel kıyafetli hizmetli
- ibkâ: görevinde bırakma
- beytü'l-mâl emîni: sahipsiz kalan mirasları ve devlete düşen malları yöneten görevli
- ref': görevden alma
- vazife: bir vakıftan görev karşılığı verilen ödenek
- ber-vech-i tekâüd: emeklilik maaşı yerine olmak üzere
- hattât: güzel yazı sanatçısı
- hey'et-i sâbıka: önceki görevliler
- kubbe vezîri: Divan'da kubbealtında oturan vezir
- cedd-i a'lâ: soyun en büyük atası
Çevikçe Tekkesi ve Bir Tarih Farkı
Maddede şeyhinin vefatı bildirilen Çevikçi Baba Tekkesi, Kadir Özköse'nin Amasya Halvetî tekkeleri üzerine çalışmasında Çevikçe Tekkesi adıyla geçer. Özköse'ye göre tekke, Mehmed Paşa mahallesindeki Pîrler Türbesi'nin yakınında, Çilehâne (Yakub Paşa) Tekkesi'nin batısında bulunuyordu. Değerli kâğıt yapımında usta olan ve "Çevikçe" diye tanınan Şemseddin Mehmed Kırtâsî tarafından 831 [1428] yılında yaptırılmış, şeyhliği Halvetîlere, idaresi kurucunun oğullarına bırakılmıştır.
Burada dikkat çekici bir uyumsuzluk vardır. Özköse, Hüsameddin'in kitabının birinci cildine ve başka bir araştırmaya dayanarak, tekkenin 1088 [1677] yılında harap durumdayken Şeyh Süleyman Efendi tarafından onarıldığını, Süleyman Efendi'nin şeyhliği üstlendiğini, 1099 [1688] yılındaki olaylara karıştığı gerekçesiyle görevden alınınca yerine Ömer Efendi'nin getirildiğini yazar. Oysa bu maddede Hüsameddin, Şeyh Süleyman Efendi'nin 1081 yılının Rebîülevvel sonunda [1670] vefat ettiğini ve oğlu Şeyh Ömer Efendi'nin yerine geçtiğini kaydeder. İki kayıt arasında hem tarih hem de Süleyman Efendi'nin akıbeti bakımından fark bulunmaktadır. Farkın Hüsameddin'in iki ayrı cildi arasında mı, yoksa sonraki aktarımda mı doğduğunu belirlemek için kitabın birinci cildindeki tekke bahsinin ayrıca karşılaştırılması gerekir.
Mahmûd Çelebi Tekkesi ve Bülbül Hatun Vakfı
Şeyh Mahmûd Efendi'nin bağlı olduğu Mahmûd Çelebi Tekkesi, Özköse'ye göre bugünkü Hatuniye mahallesindedir; 807 [1404] yılında Amasya kadılarından Ammâdzâde Bedreddin Mahmud Çelebi tarafından yaptırılmış ve Anadolu'nun ilk Nakşbendî tekkesi olarak anılmıştır. Tekkenin şeyhine Bülbül Hatun Vakfı'ndan ödenek bağlanmış olması, bu semtin vakıf düzeni açısından anlamlıdır. İ. Aydın Yüksel'in yazdığına göre Hatuniye Camii, Yeşilırmak'ın kuzey kıyısında, II. Bayezid'in hanımlarından Bülbül Hatun tarafından bir sıbyan mektebi ve bir imaretle birlikte yaptırılmıştır. Aynı mahalledeki tekkenin şeyhine bu vakıftan on akçe ödenek verilmesi, semtin dinî kurumlarının birbirine bağlı bir vakıf ağıyla yaşatıldığını gösterir.
Hattat Fazlullah Efendi ve Fazlîzâdeler
Maddenin sonunda vefatı bildirilen Hatuniye Camii hatibi ve vaizi Fazlullah Efendi, Hüsameddin'in dipnotuna göre Amasya'daki Fazlîzâdeler ailesinin atasıdır. Hüsameddin, kitabının Amasya'nın tanınmış kişilerini anlattığı bölümünde onun oğlu Fazlızâde Ahmed Efendi'ye de yer verir: Ahmed Efendi, babasından ve amcasından çeşitli yazı türlerini, Uzun Müderris Mehmed Efendi'den ilimleri öğrenmiş, ders-i âm ve mahkeme başkâtibi olmuş, amcası Ahmed Efendi'nin ölümüyle Kâsım Bey Medresesi'ne müderris, 1093 [1682] başlarında Amasya naibi olmuş ve 1094 dolaylarında vefat etmiştir. Hüsameddin onu "âlim, kâtip, hattat, özellikle ta'lîk yazıda usta" diye niteler. Hattatlığın baba-oğul ve amca arasında geçen bir aile mesleği olması, Amasya'da XVII. yüzyılda yerleşik bir hat geleneğinin varlığına işaret eder.
Şâtır Ahmed Paşa'nın kendisi hakkında, yapılan aramalarda Hüsameddin'in verdiğinden başka bilgiye rastlanmadı. "Şâtır" lakabı, Köprülü Mehmed Paşa'nın yanında atının önünde yürüyen hizmetkârlıktan yetiştiğini anlatır; Köprülü'nün memleketi olan Köprü'den gelmesi, Köprülü ailesinin kasabadan adamlarını yükselttiğini gösteren bir başka örnektir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
Akademik çalışmalar