Vanlıdır. “Kürt Mehmed Paşa” demekle meşhûrdur. 1070 senesi zilhiccesinin on üçüncü günü Amasya mutasarrıfı oldu. Vusûlüne kadar Deli Yûsuf Ağazâde Mehmed Ağa mütesellim olup Amasya’yı idâre etdi. Çünkü Mehmed Ağa, fitneyi oldukça teskîn ederek kendisini sevdirmişdi.
Vâlî aleyhinde şikâyetin başlıcası müsâdere edilen kimselerin emvâlinden hayli nefâyis ve Hızır Efendi’nin müzâyedeye çıkarılan eşyasının nevâdiri bilâbedel ahz etmesi, Sivas ve Amasya’da bir takım bîgünâh olanlara cerîmeler tarh ve tahsîl ederek halkı soyması idi.
Kıbleli Paşa halkın kendi aleyhindeki feverânından korkup Sivas’a avdet etmeye mecbûr kaldı. Çünkü maiyetindeki kuvvet azdı. Amasya Alaybeyi Hasan Bey’le yeniçeri serdârı Ahmed Ağa, hâssaten kethüdâyeri Ekşi Mehmed Ağa, halkı kırmak taraftârı değildi. [140]
1071 senesi gurre-i muharreminde Kadı Mustafa Efendi geldi. Müteâkiben mutasarrıf Mehmed Paşa da gelip güzel idâresiyle halkı tatmîn ve mevkûflardan çoklarını tahliye ederek mevkiini temin etdi. Bu esnada Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa, vezâretle Şam vâlisi oldu.
Cumâdelûlâ gurresinde Kadı Mustafa Efendi’nin yerine Canikli Sıyâmî Efendi Amasya kadısı olup geldi. Receb gurresinde Amasya Müftüsü Ebussu’ûd Efendi kadı olduğundan yerine birâderi Yeğenzâde Mehmed Efendi Amasya müftüsü ve meşhûr ders-i âm İsmâil Efendi Sultâniyye müderrisi oldu.
Receb evâilinde mutasarrıf Kürt Mehmed Paşa, harbe me’mûren gidip Amasya Kethüdâyeri Hakâlalı Ekşi Mehmed Ağa’yı mütesellim nasb etdi. Vâlî Kıbleli Paşa aleyhindeki şikâyetler tahkîk edildiği esnada Sivas a‘yânı da ağır şikâyetler dermeyân ederek Sadr-ı a’zam Köprülü Mehmed Paşa’nın vâlî hakkındaki îtimadını sarstılar.
Bu şikâyetlerden fena halde müteessir olan Vâlî Mustafa Paşa Köprü’ye müteveccihen Sivas’tan hareket ve Tokat’da yaptırdığı cesîm hanları muâyene etdikten sonra şevvâlin on dördüncü günü Amasya’ya vusûlünde bâ-fermân-ı âlî azl ve Amasya Kalesi zindanında haps ve ma‘hûd silahdârı Kaba Ali Ağa da i’dâm edildi. Amasyalı Kara Kadızâde Mehmed Paşa Sivas vâlisi oldu.
Şâyân-ı hayretdir ki Mumcuoğlu Seyyid Ahmed Ağa, Amasya’dan ihraç edildikte İstanbul’a gidip Köprülü Mehmed Paşa’ya sığınmışdı. [141] İkinci defa Amasya şehir kethüdâlığına fermân alıp Kıbleli Paşa’nın azl u haps ve Ali Ağa’nın i’dâm edildiği gün Amasya’ya geldi.
Kezâlik bu Seyyid Ahmed Ağa’nın mukaddemen Amasya’dan tard ve ihrâcında önayak olan a‘yândan Abdülcelîlzâde el-Hâc Hüseyin Ağa’nın da emri gelip Amasya Kalesi zindanında hapsedildi. Mumcuoğlu Seyyid Ahmed Ağa, üçüncü defa Amasya şehrinin ağası, ya’nî şehir kethüdâsı oldu.
Şevvâl evâilinde İstanbul’da Baş-bâkî kulu Amasyalı Darbhâneci Hüseyin Ağa Köprülü Paşa’nın himmet ve ibrâmı üzerine Rumeli Beylerbeyiliği pâyesiyle baş defterdâr ve Merzifonî Kara Mustafa Paşa da vezâretle Diyarbakır vâlîsi oldu.
Şevvâlin yirmisinde Seyyid Ahmed Ağa’nın ihrâcına seyreden Alaybeyi Hasan Bey’le serdâr Ahmed Ağa’nın ref‘lerinden Bâkî Paşazâde Hüseyin Bey Amasya alaybeyi ve menkûb olan Ya’kûb Ağa da Amasya serdârı oldu.
Zilka’dede esir-i firâş olan Mütesellim Ekşi Mehmed Ağa vefât eylediğinden yerine Sefer Ağazâde Osmân Ağa Amasya mütesellimi ve Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa Şam’dan gelip İstanbul kâ’im-makâmı oldu. Zilhiccede Kıbleli Mustafa Paşa afv ve ıtlâk edilerek İstanbul’a gitdi. Vusûlünde vezâretle kubbenişîn oldu. 1072 senesi muharreminin on sekizinci günü Nişancı Vezîr Mostarlı Mustafa Paşa vefât edib yerine Mirâlem Amasyalı Müeyyedzâde Ca’fer Ağa bin Ali [142] Çelebi bin Pîrî Ahmed Efendi⁶⁶⁵ Köprülü Paşa’nın himmetiyle nişancı oldu.
Safer gurresinde Müftü Yeğenzâde Hâfız Mehmed Efendi ve Nakîb es-Seyyid Mustafa Ağa da azledilip kibâr-ı ulemâdan Atâ Bey Müderrisi Çorumlu el-Hâc Ömer Efendi Amasya müftüsü ve ulemâ-yı sâdâttan es-Seyyid Ahmed Efendi de nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı oldu.
Safer evâilinde İstanbul kâ’im-makâmı Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa Edirne’ye celb edilip Rikâb-ı Hümâyûn kâ’im-makâmı ve rebîülevvelin yedinci gecesinde vefât eden pederi Köprülü Mehmed Paşa yerine yirmi yedi yaşında sadrâzam oldu.
Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa, sadrâzam oldukta Kıbrıs’a i‘zâm edilen sâbık Amasya Müftüsü Fâzıl Hızır Efendi ile evlâd ve dâmadı ve Amasya Kalesi’nde mahpus olan Abdülcelîlzâde el-Hâc Hüseyin Ağa afv u ıtlâk edildi. Amasyalı Kadızâde İbrâhim Ağa da Rumeli pâyesiyle Niğbolu muhâfızı oldu.
Recebin altısında Erzurum’dan ma‘zûl Vezîr Kenan Paşa Sivas Vâliliğine tâyin edilip evâhir-i şevvâlde Amasya sancağı da Sivas’tan ma‘zûl olan Mehmed Paşa’ya tevcîh edildi. [143]
Günümüz Türkçesiyle
Vanlıdır. "Kürt Mehmed Paşa" diye tanınır. 1070 yılı Zilhicce ayının on üçüncü günü [Ağustos 1660] Amasya mutasarrıfı oldu. Kendisi gelinceye kadar Deli Yûsuf Ağazâde Mehmed Ağa mütesellim olarak Amasya'yı yönetti; çünkü Mehmed Ağa kargaşayı epeyce yatıştırarak kendini sevdirmişti.
Vali aleyhindeki şikâyetlerin başlıcası şunlardı: malları müsadere edilen kişilerin varlığından pek çok değerli şeyi ve Hızır Efendi'nin açık artırmaya çıkarılan eşyasının nadir parçalarını bedelsiz alması, Sivas'ta ve Amasya'da bir takım suçsuz kimselere para cezaları kesip tahsil ederek halkı soyması.
Kıbleli Paşa, halkın kendisine karşı öfkesinden korkup Sivas'a dönmek zorunda kaldı. Çünkü maiyetindeki kuvvet azdı. Amasya Alaybeyi Hasan Bey ile yeniçeri serdarı Ahmed Ağa, özellikle de kethüdâyeri Ekşi Mehmed Ağa halkı ezme taraftarı değildi.
1071 yılı Muharrem ayının başında [Eylül 1660] Kadı Mustafa Efendi geldi. Ardından mutasarrıf Mehmed Paşa da gelip iyi yönetimiyle halkı memnun etti, tutuklulardan çoğunu serbest bırakarak yerini sağlamlaştırdı. Bu sırada Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa vezirlikle Şam valisi oldu.
Cemâziyelevvel başında Kadı Mustafa Efendi'nin yerine Canikli Sıyâmî Efendi Amasya kadısı olarak geldi. Recep başında Amasya Müftüsü Ebussuûd Efendi kadı olduğundan yerine kardeşi Yeğenzâde Mehmed Efendi Amasya müftüsü, ünlü ders-i âm İsmâil Efendi de Sultaniye müderrisi oldu.
Recep başlarında mutasarrıf Kürt Mehmed Paşa savaşa memur olarak gitti ve Amasya kethüdâyeri Hakâlalı Ekşi Mehmed Ağa'yı mütesellim tayin etti. Vali Kıbleli Paşa aleyhindeki şikâyetler soruşturulurken Sivas'ın ileri gelenleri de ağır şikâyetler ileri sürerek Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa'nın vali hakkındaki güvenini sarstılar.
Bu şikâyetlerden fena halde etkilenen Vali Mustafa Paşa, Köprü'ye gitmek üzere Sivas'tan yola çıktı; Tokat'ta yaptırdığı büyük hanları gözden geçirdikten sonra Şevval'in on dördüncü günü [Haziran 1661] Amasya'ya varınca padişah fermanıyla görevden alınıp Amasya Kalesi zindanına hapsedildi; adı bilinen silahdarı Kaba Ali Ağa da idam edildi. Amasyalı Kara Kadızâde Mehmed Paşa Sivas valisi oldu.
Şaşılacak şeydir ki Mumcuoğlu Seyyid Ahmed Ağa, Amasya'dan çıkarıldığında İstanbul'a gidip Köprülü Mehmed Paşa'ya sığınmıştı. İkinci defa Amasya şehir kethüdâlığı için ferman alarak Kıbleli Paşa'nın azledilip hapsedildiği ve Ali Ağa'nın idam edildiği gün Amasya'ya geldi.
Aynı şekilde, Seyyid Ahmed Ağa'nın daha önce Amasya'dan kovulmasında önayak olan ileri gelenlerden Abdülcelîlzâde el-Hâc Hüseyin Ağa hakkında da emir gelmiş, o da Amasya Kalesi zindanına hapsedilmişti. Mumcuoğlu Seyyid Ahmed Ağa üçüncü defa Amasya şehrinin ağası, yani şehir kethüdâsı oldu.
Şevval başlarında İstanbul'da başbâkîkulu olan Amasyalı Darphaneci Hüseyin Ağa, Köprülü Paşa'nın gayreti ve ısrarıyla Rumeli beylerbeyliği payesiyle başdefterdar, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa da vezirlikle Diyarbakır valisi oldu.
Şevval'in yirmisinde, Seyyid Ahmed Ağa'nın şehirden çıkarılmasına seyirci kalan Alaybeyi Hasan Bey ile serdar Ahmed Ağa görevden alınınca Bâkî Paşazâde Hüseyin Bey Amasya alaybeyi, gözden düşmüş olan Yakub Ağa da Amasya serdarı oldu.
Zilkade'de yatağa düşen Mütesellim Ekşi Mehmed Ağa vefat ettiğinden yerine Sefer Ağazâde Osman Ağa Amasya mütesellimi oldu; Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa da Şam'dan gelip İstanbul kaymakamı oldu. Zilhicce'de Kıbleli Mustafa Paşa affedilip serbest bırakıldı ve İstanbul'a gitti; oraya varınca vezirlikle kubbe veziri oldu. 1072 yılı Muharreminin on sekizinci günü [Eylül 1661] Nişancı Vezir Mostarlı Mustafa Paşa vefat edince yerine mîrâlem (sancak ağası) Amasyalı Müeyyedzâde Ca'fer Ağa bin Ali Çelebi bin Pîrî Ahmed Efendi, Köprülü Paşa'nın gayretiyle nişancı oldu.
Safer başında Müftü Yeğenzâde Hâfız Mehmed Efendi ile Nakîb es-Seyyid Mustafa Ağa da görevden alındı. Büyük âlimlerden Atâ Bey Müderrisi Çorumlu el-Hâc Ömer Efendi Amasya müftüsü, seyyid âlimlerden es-Seyyid Ahmed Efendi de nakîbüleşraf kaymakamı oldu.
Safer başlarında İstanbul kaymakamı Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa Edirne'ye çağrılarak Rikâb-ı Hümâyûn (padişahın yanındaki) kaymakam oldu ve Rebîülevvel'in yedinci gecesi vefat eden babası Köprülü Mehmed Paşa'nın yerine yirmi yedi yaşında sadrazam oldu.
Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa sadrazam olunca Kıbrıs'a sürülmüş olan eski Amasya Müftüsü Fâzıl Hızır Efendi ile çocukları ve damadı, Amasya Kalesi'nde hapsedilmiş olan Abdülcelîlzâde el-Hâc Hüseyin Ağa affedilip serbest bırakıldı. Amasyalı Kadızâde İbrâhim Ağa da Rumeli payesiyle Niğbolu muhafızı oldu.
Recebin altısında Erzurum'dan azledilmiş olan Vezir Kenan Paşa Sivas valiliğine tayin edildi; Şevval sonlarında Amasya sancağı da Sivas'tan azledilmiş olan Mehmed Paşa'ya verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- nefâyis: değerli, nadide şeyler
- nevâdir: nadir, eşsiz parçalar
- bilâbedel ahz: karşılığını ödemeden alma
- cerîme tarh ve tahsîl: para cezası kesip toplama
- feverân: öfkeyle kabarma, taşkınlık
- mevkûf: tutuklu
- ders-i âm: halka açık genel ders veren büyük müderris
- bâ-fermân-ı âlî: padişah fermanıyla
- ma'hûd: adı geçen, bilinen
- tard ve ihrâc: kovup çıkarma
- başbâkîkulu: hazinenin geciken alacaklarını takip eden görevlilerin başı
- esîr-i firâş: yatağa düşmüş hasta
- afv u ıtlâk: affedip serbest bırakma
- kubbenişîn: Divan'da kubbealtında oturan vezir
- nişancı: fermanlara padişahın tuğrasını çeken, divan kalemlerinin başı olan görevli
- mîrâlem: padişahın sancak ve mehter takımından sorumlu ağa
- kâ'im-makâm: vekil; sadrazam yokken onun yerini tutan vezir
Kıbleli Mustafa Paşa'nın Düşüşü
Bu madde, bir önceki maddede anlatılan Hızır Efendi davasının ardından gelen hesaplaşmayı içerir. Hüsameddin daha önceki bir dipnotunda, müftü aleyhine verilen hükmün ne kadıya, ne valiye, ne mübaşire, ne de davacılara yaradığını, hepsinin bir biçimde azle, hapse ya da ölüme uğradığını söylemişti. Burada bunun ilk örnekleri görülür: Sivas Valisi Kıbleli Mustafa Paşa, Hızır Efendi'nin eşyasından değerli parçaları bedelsiz almakla ve suçsuz kişilere ceza kesmekle suçlanır, Amasya'ya vardığı gün azledilip kale zindanına atılır; davayı yürüten silahdarı Kaba Ali Ağa ise idam edilir.
Olayların hızı, Köprülü Mehmed Paşa'nın sadaret anlayışıyla birlikte düşünüldüğünde daha anlaşılır olur. Mücteba İlgürel'in yazdığına göre Köprülü, sadareti kabul ederken padişaha ve Turhan Vâlide Sultan'a, en küçük rütbeden en büyüğüne kadar tayinlere karışılmaması ve kendisini sevmeyenlerin sözlerine önem verilmemesi gibi şartlar koşmuş, iktidarını sağlamlaştırmak için kendine bağlı bir casus teşkilâtı kurmuştu. Bir vezirin şikâyetler üzerine bir anda zindana atılabilmesi ve birkaç ay sonra affedilip kubbe veziri yapılabilmesi, bu dönemde bütün kariyerlerin sadrazamın tek bir kararına bağlı olduğunu gösterir. Aynı gün Mumcuoğlu'nun yeni bir fermanla şehre dönmesi de bu kudretin Amasya'daki yansımasıdır.
Kıbleli Mustafa Paşa hakkında Hüsameddin'in verdiğinden fazlasına ulaşmak güç olmuştur. Bir önceki maddede onun Köprü Müftüsü Tokatlı Şücâeddîn Efendi'nin oğlu olduğu kaydedilir. Tokat'ta yaptırdığı söylenen büyük hanların hangileri olduğu başka kaynaklarda tespit edilemedi. Dikkat çekici bir iz, Slovenya'daki Ptuj Ormož Bölge Müzesi'nde bulunan, 1670'lere tarihlenen bir yağlıboya portredir. Müze kaydına göre portre, Priorato'nun Historia di Leopoldo Cesare adlı eserindeki bir gravürü örnek almıştır ve gravürün altında "Cvbleli Mvstaffa Pascia di Aleppo", yani Halep paşası Kıbleli Mustafa Paşa yazmaktadır. Portredeki paşanın Amasya olaylarındaki Sivas valisiyle aynı kişi olup olmadığı belgelerle doğrulanamadı; ancak lakabın nadirliği ve tarihlerin yakınlığı bu ihtimali akla getirir.
Köprülü Mehmed Paşa'nın Ölümü ve Fâzıl Ahmed Paşa
Hüsameddin'in Köprülü Mehmed Paşa'nın Rebîülevvel'in yedinci gecesi öldüğüne dair kaydı, bugünkü araştırmalarla tam olarak örtüşür. Köprülü, padişahla birlikte bulunduğu Edirne'de 7 Rebîülevvel 1072 (31 Ekim 1661) tarihinde vefat etmiş, cenazesi İstanbul'a getirilerek Çemberlitaş'taki külliyesine defnedilmiştir. Yaşı ilerlediği için ölümünden önce padişaha oğlu Fâzıl Ahmed Paşa'yı halef olarak önermiş, bu teklif kabul edilmişti. Fâzıl Ahmed Paşa önce sadaret kaymakamı olmuş, babasının ölümü üzerine de 8 Rebîülevvel 1072 (1 Kasım 1661) tarihinde sadrazamlığa getirilmiştir.
Abdülkadir Özcan'ın aktardığına göre Fâzıl Ahmed Paşa 1069 [1659] yılından itibaren Erzurum ve Şam valiliklerinde bulunmuş, Şam'da yaptığı vergi indirimleriyle halkın sevgisini kazanmıştı. Daha sonra Halep beylerbeyliğine tayin edilmiş, fakat oraya gitmeden İstanbul kaymakamlığına çağrılmıştı. Hüsameddin'in "Şam'dan gelip İstanbul kaymakamı oldu" sözü bu sırayla uyuşur. Metindeki "yirmi yedi yaşında" ifadesi de ilk bakışta tutarsız görünse de aslında doğrudur: Fâzıl Ahmed Paşa 1045 [1635-36] yılında doğduğuna göre sadarete geldiğinde Hicrî takvimle yirmi yedi, Miladî takvimle yirmi beş-yirmi altı yaşındaydı.
Yeni sadrazamın ilk işlerinden birinin, babası döneminde sürgüne gönderilen Hızır Efendi'yi affetmek olması dikkate değer. Hüseyin Yazıcı da Fâzıl Ahmed Paşa'nın, ilim adamlarının hamisi olarak tanındığını ve Hızır Efendi'yi "izzet ve ikramla" Kıbrıs'tan getirttiğini kaydeder. Baba ile oğulun aynı Amasyalı âlime karşı farklı tutumları, Köprülüler devrinin tek renkli olmadığını gösteren küçük ama anlamlı bir ayrıntıdır.
Amasya ve Merzifon Çevresinden Yükselenler
Maddenin sonlarında birbiri ardına sıralanan atamalar, Köprülü ailesinin çevresindeki Amasyalı ve Merzifonlu adamların devlet kademelerinde nasıl yükseldiğini gösterir. Bunların en tanınmışı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'dır. Özcan'a göre 1036 [1626-27] yılında doğan, bir sipahinin oğlu olan Kara Mustafa, on sekiz yaşında Köprülü'nün himayesine girmiş, onun silahdarlığını ve telhisçiliğini yapmış, Silistre beylerbeyliğinden sonra vezirlik rütbesiyle Diyarbekir beylerbeyi olmuştur. Hüsameddin'in 1071 Şevval'ine koyduğu "vezirlikle Diyarbakır valisi oldu" kaydı bu bilgiyle uyuşur. Aynı yazara göre Kara Mustafa Paşa Fâzıl Ahmed Paşa'nın sadaretinde kaptan-ı deryâ olmuş ve 1676'da onun yerine sadrazam olacaktır.
Nişancılığa getirilen Müeyyedzâde Ca'fer Ağa hakkında Hüsameddin bir dipnotunda ek bilgi verir: Ca'fer Ağa, Enderun'da kilar kethüdâsı iken 1064 [1653-54] yılında Amasya'ya gelmiş, Pîrî Ahmed Efendi'nin torunu ve mütevelli Abdülvâsî Çelebi bin Habib Çelebi bin Ahmed Efendi'nin amcazadesi olduğunu ispat ederek Pervâne Bey Vakfı'na ortak mütevelli olmuştur. Ca'fer Paşa'nın sonraki hayatı izleyen maddelerde anlatılır; başka kaynaklarda kendisine dair bilgiye rastlanmadı. Darphaneci Hüseyin Ağa, Kara Kadızâde Mehmed Paşa ve Kürt Mehmed Paşa için de aynı durum geçerlidir; yaptığımız aramalarda Hüsameddin'in kayıtlarını tamamlayacak bir bilgi bulunamadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 586–587. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Mücteba İlgürel, "Köprülü Mehmed Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/koprulu-mehmed-pasa
- Abdülkadir Özcan, "Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2002, https://islamansiklopedisi.org.tr/kopruluzade-fazil-ahmed-pasa
- Abdülkadir Özcan, "Merzifonlu Kara Mustafa Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/merzifonlu-kara-mustafa-pasa
Diğer kaynaklar